T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/756 - 2025/1788 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/756 KARAR NO : 2025/1788 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2024 NUMARASI : 2023/233 Esas - 2024/115 Karar DAVACI : NETYAP PROJE HAFRİYAT İNŞAAT TAAHHÜT …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/756 - 2025/1788 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/756 KARAR NO : 2025/1788 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2024 NUMARASI : 2023/233 Esas - 2024/115 Karar DAVACI : NETYAP PROJE HAFRİYAT İNŞAAT TAAHHÜT TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : KOCAELİ NAKLİYAT BETON MADENCİLİK SANAYİİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/05/2023 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı firma arasında akdedilen 28/01/2022 tarihli Hazır Beton Satış Sözleşmesi imzalandığını, betonun birim fiyatının 610,00-TL'den toplam 244.000,00-TL davalı firmaya peşin ödendiğini, sözleşmeye göre davalının 400 metre küp hazır betonu teslim edeceğini, davalının hazır betonun sadece 250 metre küpünü teslim ettiğini, teslim edilmeyen 150 metre küp hazır betonun teslimi istenildiğinde hazır betonun fiyatının zamlandığını, teslim edilmesi halinde 28/01/2022 tarihli sözleşmede kararlaştırılan fiyattan değilde zamlı fiyattan teslim edeceklerini ve aradaki fiyat farkını peşin ödemesini istediğini, davalı firmanın aradan geçen zamanda hazır betonu sözleşmede kararlaştırılan fiyattan teslim etmediğini, aradaki fiyat farkını ödemediğini, müvekkilce Kocaeli 6. Noterliği'nin 27/10/2022 tarihli ve 26606 yevmiye numaralı ihtarname ile davalı firmadan teslim edilmeyen 150 metre küp hazır betonun bedelinin 01/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödemesi gerektiği husunun ihtar edildiğini, ihtarnameye cevap olarak hazır betonun bir kısmının dökümünün yapıldığını, kalan beton için öngörülen sürede talepte bulunulmadığından yeni fiyat üzerinden fatura kesildiğini, 08/09/2022 tarihli faturaya herhangi bir itiraz edilmediği ve yeni fiyat üzerinden kesilen faturanın sözleşmeye uygun olduğunu, ülke genelinde ki ekonomik koşullar ve inşaat sektöründe meydana gelen öngörülemez fiyat artışları nedeniyle betonun eski fiyattan dökülmesi talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunun taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve kabul etmediklerini belirterek, açılan davanın kabulü ile müvekkili ile davalı firma arasında imzalanan 28/01/2022 tarihli Beton Satış Sözleşmesi gereğince müvekkili tarafından ödenen beton bedellerinin fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 91.500,00-TL'nin 01/04/2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davacıdan tahsiline, hüküm altına alınacak alacağın tahsil edilememe riskine karşılık davalının taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerde ki ve bankalarda ki hak ve alacakları üzerine cebri icra yoluyla satışı ve 3. Şahıslara devri engelleyici nitelikte "İhtiyati Tedbir" şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketten talep etmiş olduğu alacakları zaman aşımına uğradığından, davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, dava ikame edilirken avans faizi talep edilmişse de faiz talebini kabul etmediklerini, belirlenen tarihlerin üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra Eylül/2022 tarihinde davacı şirket tarafından hazır beton dökülmesi talep edildiği, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından yükselen fiyatla ilgili bilgi verilerek 256 metre küp betonun dökümünün yapıldığını, sözleşmeye uyun olarak yeni fiyat tarifesi üzerinden fatura kesildiğini, ülke genelinde ki ekonomik koşulların, her geçen gün yükselen enflasyon ve inşaat sektöründe meydana gelen öngörülemez fiyat artışları gözetildiğinde müvekkili şirketten çok uzun bir süre sonra aynı fiyat üzerinden hazır beton temin edilmesinin beklenmesinin mümkün oladığı gibi aynı zamanda bu durumun hakkın da kötüye kullanılması olduğunu belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davacının açmış olduğu davanın REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından sözleşme imzalanırken betonun tamamının talep edildiğini, davalı şirket tarafından bu hususa aykırı davranılarak eksik beton teslim edildiğini, davalı tarafın savunmalarını dayandırdığı sözleşme hükümlerini içeren metinler üzerinde davacının imzasının bulunmadığını, işbu sözleşme hükümlerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yeni fiyat üzerinden kesilen faturanın sözleşmeye aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından sözleşmeye aykırı olarak düzenlenen faturaya göre davacının borcu olduğuna kanaat getirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmında yer verilen tespitleri ile davacı şirketin, davalı şirketten herhangi bir alacağının olmadığı aksine davacının, davalı şirkete borçlu olduğu hususlarının ispat edildiğini, davalı şirket tarafından kesilen 08.09.2022 tarihli faturanın taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun olduğunu, davacı şirket tarafından irsaliyeli fatura içeriğine itiraz edilmediğinden, fatura içeriği ve 256 metre küp beton tesliminin davacıya yapıldığı hususunun davacı tarafından da kabul edilmiş olduğu, beton tesliminin gerçekleştiğinin ispatlandığını, taraflar arasında yer alan sözleşmenin davacı şirket tarafından da imzalanmış olduğu, tarafların bu sözleşmeye göre ticaret yürüttüklerini, bu hususun tarafların ticari defterleri ile ispatlanmış olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2024 tarih, 2023/233 Esas - 2024/115 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava alacak talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında 28.01.2022 tarihli hazır beton satış sözleşmesinin imzalandığı, buna göre 610 TL/m3 birim fiyatından toplam 400 m3 hazır beton alındığı, davalının 250 m3 teslim etmesine rağmen bakiye 150m3 betonu teslim etmediği, bakiye kısmın beton fiyatlarındaki artış sebep gösterilerek teslim edilmediği, teslim için fiyat farkı talep edildiği, bu nedenle davacının teslim edilmeyen kısmın bedelinin iadesine karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça davacının süresi içinde beton talep etmediği, süresi içinde talep edilmediğinden beton için yeni fiyattan fatura düzenlendiği, davacının fatura içeriğine itiraz da etmediğinden davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19'uncu maddesinin birinci fıkrası; ''Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.'' 6098 Sayılı Kanun'un 26'ncı maddesi; ''Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.'' şeklindedir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'un 20'nci maddesinde; "Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez. Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır." şeklinde genel işlem koşulları düzenlenmiştir. Yine, tarafların tacir olduğu durumlarda tarafların sorumluluğunun takdir ve tayininde alıcının ticaretine ilişkin bütün faaliyetlerinde basiretli davranmak zorunda olduğu da göz ardı edilemez [6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı TTK) m. 20/2, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) m. 18/2]. Tacir, ticarî işletmesini ilgilendiren hususlarda sözleşme yaparken ve bu sözleşmeler gereğince meydana gelen borçlarını ifa ederken, bu yükümlülüğe uygun davranması gerekmektedir. Tacir, tacir olmayan kişilerin ileri sürebileceği savunmalardan yararlanamayacak ve gelişi güzel bir şekilde, haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken, bazı hususları bilmediğini iddia edemeyecek ya da gerekli tüm özeni gösterseydi bile, farkına varamayacağını ileri süremeyecektir. Basiretli davranma yükümlülüğü, tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerine inhisar eder. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/8019 esas 2023/907 karar sayılı ilamı) Somut olayda; taraflar arasında 28.01.2022 tarihli hazır beton satış sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmede 610,00 TL birim fiyat üzerinden toplam 400 m3 hazır beton satışı yapılmış, sözleşmenin 3.1. maddesine göre betonun 01.02.2022-01.04.2022 arasında alınacağı yazılmıştır. Yine anılan sözleşmenin 3.3 maddesine göre “Alıcı talep ettiği beton cins ve miktarlarını, betonu alacağı günden en az 1(bir) hafta önce şantiye şefliğine yazılı olarak bildirecektir.’’ Hükmünde olup aynı sözleşmenin 3.5 Maddesi ise “Belirlenen fiyat sabit olmayıp yeni zamlar yukarıdaki fiyatlara ilave edilerek müşteriye bildirilecektir. Sözleşme tarihinde alıcı sözleşmede anlaşmış olduğu beton miktarının tamamının ödemesini yaparsa ödeme yaptığı miktar kadar betonu 4 (dört) ay içinde dökmek kaydıyla aynı fiyattan alma hakkına sahiptir. Alıcı tarafından 4 (dört) ay içinde dökülmeyen betonlara gelen zamlar ilave edilip, yeni fiyattan alıcıya fatura edilecektir. Alıcı bunu peşinen kabul eder.” Hükmündedir. Anılan sözleşme hükümlerine göre; sözleşmede belirlenen birim fiyat sözleşme tarihinden itibaren 4 ay süre ile geçerli olup, 4 aydan sonra yeni fiyattan hazır beton dökümü yapılacağı sözleşmede açıkça kararlaştırılmıştır. Davacı taraf sözleşmenin 3.3 maddesine göre süresinde beton talep ettiğini yemin delili dahil dosya kapsamıyla ispat edemediği gibi, davalı tarafından düzenlenen faturayı da 6102 sayılı yasanın 21. maddesindeki süresi içinde itiraz etmeden 10.10.2022 tarihinde defterlerine kaydetmiş ve BA olarak da bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiğinden, yine tarafların defter kayıtlarına göre de davalının davacıdan alacaklı olarak göründüğünden mahkemece davanın reddine karara verilmesi isabetlidir. Davacı taraf sözleşmenin 1. ve 6. Sayfalarında imza olduğu, aradaki sayfalarda imza olmadığı ve sözleşmenin maddelerinin genel işlem koşulu olduğunu iddia etmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere; tüzel kişi tacir olan davacının 6102 sayılı yasanın 18.maddesi gereği bütün faaliyetlerinde basiretli davranmak zorunda olduğu, tacir, tacir olmayan kişilerin ileri sürebileceği savunmalardan yararlanamayacak ve gelişi güzel bir şekilde, haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken, bazı hususları bilmediğini iddia edemeyecek ya da gerekli tüm özeni gösterseydi bile, farkına varamayacağını ileri süremeyecek olup, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/8019 esas 2023/907 karar sayılı ilamı) davacının sözleşmenin maddelerinin genel işlem koşulu olduğu yönündeki istinaf istemi yerinde değildir. Yine Yargıtay uygulaması ve öğretide, tacirler arasında düzenlenmiş olsa bile birden çok sayfadan oluşan yazılı sözleşmelerin devam eden sayfalarının taraflarca imzalanması veya paraf edilmesi zorunluluğu kabul edilmemektedir. Ancak, sözleşme metninin birden çok sayfadan oluşması halinde her sayfanın imzalanması zorunlu değil ise de, metin içerik, anlam ve devam eden maddeler ile başlıkları bakımından mantıksal sıralama (silsile) ve bir bütünlük arz etmesi gerekmektedir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/273 esas 2021/12613 karar sayılı ilamı)Davacının dayandığı 28.01.2022 tarihli sözleşme de (6) sayfadan ibaret olup, maddelerin başlığı, sırası, içeriği ve imzalı olan son sayfadaki “işbu sözleşme 10 madde ve 6 sayfadan ibaret olup devamında beton dökümü öncesi ve sonrasında uyulması gereken teknik kurallar mevcuttur. ” ifadesi, sözleşmenin 6 sayfasının da birbiri ile bağlantılı olduğunu ve bir bütünlük taşıdığını göstermektedir. Bu nedenle davacının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*