T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/429 Esas KARAR NO : 2025/1598 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 14/12/2021 NUMARASI : 2019/893 Esas, 2021/977 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 04/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incel…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/429 Esas KARAR NO : 2025/1598 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 14/12/2021 NUMARASI : 2019/893 Esas, 2021/977 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 04/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında imzalanan 01.05.2019 ve 06.05.2019 tarihli "Dokümantasyon ve Baskı Hizmetleri Operasyonel Servis Sözleşmesi" ve 10.06.2019 tarihli "Bilgisayar ve Ekipmanları Operasyonel Kiralama Sözleşmesi" uyarınca müvekkilinin kendisine ait bir kısım sözleşmeye konu yazıcı, bilgisayar ve sair ürünlerin teslimi, kurulumu ve ürünlerle ilgili eğitim, donanım, bakım ve destek hizmeti verdiğini ve ilgili ürünlerin kullanım hakkının davalıya devredildiğini, sözleşmelere konu hizmetlerin müvekkili tarafından gereği gibi yerine getirildiğini ve bu hizmetler karşılığında davalı, müvekkiline aylık donanım sağlama ve hizmet bedeli, kira bedeli, baskı bedeli ve sarf malzeme bedeli ödemekle yükümlü ise de bu alacaklara ilişkin kesilen faturaların davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibinin de davalının itirazı üzerine durduğunu, faturalara itiraz edilmediği gibi hizmete ilişkin herhangi bir ayıp veya eksikliğe ilişkin bildirimde de bulunulmadığını belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile yapıldığı iddia edilen 01.05.2019 ve 06.05.2019 tarihli Dokümantasyon ve Baskı Hizmetleri Operasyonel Servis Sözleşmelerinde yalnızca müvekkilinin imzası olup davacı tarafın imzasının bulunmadığını ve müvekkilinde bir suretinin mevcut olmadığını, bu nedenle bu sözleşmelerin bir bağlayıcılığı bulunmayıp kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere sözleşmelerin geçerli olduğu varsayıldığında elinde davacının imzasını taşıyan bir sözleşme bulunmadığından müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı herhangi bir hak talebinde bulunamayacağını, davacı 10.06.2019 tarihinde akdedilen Bilgisayar ve Ekipmanları Operasyonel Sözleşmesi uyarınca bir kısım malların teslim edilmesi ile hak kazanılan ücretlere ilişkin kesilen faturaların süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleştiğini iddia etmiş ise de, davacı tarafından müvekkiline teslim edilen malların ayıplı ve kullanılamaz olması sebebiyle defaatle davacı tarafa birçok kez bildirim yapılarak tamir ve onarım yapılması istendiğini, ancak davacının çalışanlarının uğraşmasına rağmen teslime konu malların elverişli şekilde kullanıma hazır bulundurulmasının sağlanamadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından, teslim edilen malların aynen davacıya iade edildiğini, iade tarihinden itibaren de, müvekkili uhdesinde davacıya ait herhangi bir eşya olmadığı gibi davacıdan servis, bakım, onarım gibi servis hizmetleri de alınmadığından dolayı herhangi bir borcun doğmadığını, faturaların müvekkiline teslim veya tebliğ edildiğine dair hiçbir kayıt, bildirim veya imza içermediğini, bu sebeple müvekkiline teslim veya tebliğ edilmeyen faturalara itiraz edilmediği gibi bu halde faturaların içeriğinin kabul edilmiş sayılmasının da mümkün olmadığını, ayrıca 10.06.2019 tarihli sözleşme ve hatta taraflarınca kabul edilmeyen diğer iki sözleşmeden önceki tarihli olan 8.999,92 TL tutarındaki 26.04.2019 tarihli faturanın hangi sebeple doğduğu belli olmadığı gibi davacı tarafından ispatı gerektiğini, cari hesap ekstresinde talep edilen 11.649,86 TL tutarındaki 09.09.2019 tarihli borç kaleminin kabulünün de mümkün olmadığını, zira dosyaya delil olarak sunulan 10 adet faturanın içeriğinde bu borç kalemine karşılık gelen bir fatura bulunmadığını, her ne kadar sözleşme konusu malların kullanımı mümkün olmasa da tamamen iyi niyetli olarak teslime konu malların uhdesinde kalması sebebiyle ticari etki açısından müvekkili tarafından 11.09.2019 tarihinde davacı tarafa ödeme yapıldığını, ayrıca alacak kalemleri likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine dava konusu tutarın %20'sinden aşağı olamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; her iki tarafça vergi dairesine bildirilen faturalar yönünden Yargıtay 19 H.D.'nin 2018/2293 Esas 20194962 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere davalının malları/hizmeti teslim almış sayılacağı, tarafların BA/BS formlarının bir adet fatura dışında uyumlu olduğu, 26/04/2019 tarihli, A/... nolu, 8.999,92 TL bedelli faturanın davalı tarafından vergi dairesine bildirilmediği, buna göre her iki tarafın da vergi dairesine bildirdiği 12 adet fatura yönünden davalının sözleşme konusu malları/hizmeti teslim aldığı ve teslim aldığı malların ve hizmetin de bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerektiği, 26/04/2019 tarihli, A/... nolu, 8.999,92 TL bedelli fatura yönünden davalı şirket yetkilisinin isticvap edilerek alınan beyanında, davacı şirket ile ticari ilişkide bulunduklarını, isticvaba konu A153690 seri numaralı sevk irsaliyesinde bulunan malları ve faturayı teslim almadıklarını, ...'in çalışanı olmadığını, zaman zaman kendisi ile iş yaptıklarını, davaya konu malları taşıması için... ile bir anlaşması olmadığını beyan ettiği, buna göre söz konusu faturada yer alan mal-hizmet tesliminin yapılmadığı, bu nedenle bu fatura yönünden davacının alacaklı olmadığı kanaatine varıldığı, davalı sözleşmenin davacının imzası bulunmadığından geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de, sözleşmede davalının imzasının bulunduğu, kendi imzasına yönelik bir inkarının olmadığı, sözleşme kapsamında kesilen faturaları vergi dairesine bildirdiği yani sözleşmesel ilişkiyi kabul ettiği, bu durumda sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan davalının bu yöndeki itirazlarının kabul görmediği, dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmadığından takibe kadar işlemiş faiz tutarının reddine karar verildiği, ayrıca alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptali ile, takibin 40.585,45 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; usulüne uygun ara karar ve ihtarata rağmen davalının sadece yevmiye defterini sunarak defteri kebir ve envanter defterlerini sunmadığını, bu nedenle davalı defterleri sunmaktan kaçındığı için müvekkiline ait defterlerin lehe delil olduğunun kabulü gerekirken bu husus gözden kaçırılarak davalı defterlerinde işlenmeyen 8.999,92 TL tutarlı faturanın alacak tutarı dışında tutulmasının hukuka aykırı olduğu, ayrıca bu fatura üzerinde davalının isticvabında ara ara çalıştığını ikrar ettiği dava dışı Nufer isimli kişinin imzasının da bulunduğunu, ... tarafından teslim alınarak davalıya götürülen ürünlerin daha sonra müvekkili şirkete iadesi gerçekleştiğinden ürünlerin teslim alınmadığı yönündeki beyanın gerçeği yansıtmadığını, zira teslim alınmayan ürünün iadesinin yapılamayacağını, ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğinin dosyadaki deliller ile sabit olduğunu, kararda davalı şirketin ihtarname ile temerrüde düşürülmesi gerektiği kabul edilmiş ise de, davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca ödeme günleri belirlenmiş olup TTK m. 1530/2 ile TBK md. 117/2 uyarınca ayrıca bir ihtarnameye gerek bulunmadığını, ödeme gününde ödeme yapmayan tacirin temerrüde düştüğünün açık olduğunu, bu nedenlerle kısmen red kararının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili şirkete teslim edilen ürünlerin ayıplı çıktığını, bu sebeple yapılan bildirimlere davacının kayıtsız kalması nedeniyle de sonunda malların davacıya iade edildiğini, ancak bu hususa yönelik savunmalarının dikkate alınmadığını, müvekkili tarafından davacıya yapılan 3.250,00 TL ödeme yönünden herhangi bir incelemenin yapılmadığını, bilirkişi raporunda müvekkil şirket ticari defterlerinin ancak müvekkili şirket aleyhine delil olarak değerlendirilebileceği yönünde yapılan tespitin yerinde olmadığını, zira raporda müvekkili şirket ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapıldığının da tespit edildiğini, aleyhte delil olarak dikkate alınabilmesi için defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapılmamış olması gerektiğini, ayrıca kötüniyet tazminatı talepleri yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasının da hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında 49.786,39 TL asıl alacak ve 212,79 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 49.999,18 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 01/02/2021 tarihli raporda; davacı tarafından takip dosyasına sunulan muavin hesap ekstresinde davalı tarafından davacıya gönderilen 3.250,00 TL'nin yer aldığı ve bu tutarın davalının fatura borçlarından mahsup edilerek kaydedildiği, bu kayıtlara göre davacının, davalıdan 49. 585,37 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin 2019 yılı BS formu ile 11 adet fatura karşılığında KDV hariç 41.108,00 TL satış gerçekleştirdiğini beyan ettiği, buna karşılık davalının ise 2019 Yılı BA formu ile, davacıdan 13 adet fatura karşılığında KDV hariç 38.922,00 TL alım gerçekleştirdiğini beyan ettiği bildirilmiştir. Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 22/07/2021 tarihli ek raporda; davacının 2019 yılı ticari defterlerinin elektronik ortamda ve usulüne uygun olarak tutulduğu, incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan faturalara dayalı açık C/H bakiyesinden kaynaklanan 49.585,37 TL asıl alacağının bulunduğu, davalının ise ibraz edilen 2019 yılı yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usul ve yasaya uygun bir şekilde yasal sürelerinde yaptırıldığı, 2019 yılı defteri kebir ve envanter defterinin ise ibraz edilmediği, peşin nitelikli olmayan açık alış faturalarının peşin fatura gibi kasa hesabıyla karşılaştırılarak kaydedilmiş olmaları sebebiyle ticari defter kayıtlarının dayanak belgeleriyle uyum içinde bulunmadığı, keza BA formu beyanlarının ticari defter kayıtlarıyla örtüşmediği, bu haliyle davalı şirket ticari defter kayıtlarının ancak sahipleri aleyhine delil olarak değerlendirilebileceği, davacı şirket tarafından düzenlenen 12 adet olmak üzere toplam 43.835,45 TL tutarlı faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kapalı fatura şeklinde kaydedildiği, açık fatura niteliğinde olan bu faturaların peşin ödendiklerini ispata elverişli herhangi bir belgenin sunulamadığı, dolayısıyla bu faturaların peşin ödenmiş olduklarının kanıtlanamadığı, davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı bulunmayan tek faturanın 26.04.2019 tarihli, A/... nolu, KDV dahil 8.999,92 TL tutarlı fatura olduğu, bu faturanın kabulü halinde davacının alacak tutarının 49.585,37 TL olduğu, aksi halde 40.585,45 TL olduğu bildirilmiştir.Somut olayda, taraflar arasında 01/05/2019 ve 06/05/2019 tarihli Dökümantasyon ve Baskı Hizmetleri Operasyonel Servis Sözleşmeleri ile 10/06/2019 tarihli Bilgisayar ve Ekipmanları Operasyonel Kiralama Sözleşmesi imzalanmış olup bu sözleşmelere konu ürünlerin maliki olan davacı, sözleşme süresi boyunca sadece kullanım hakkını davalıya devretmiş olup bunun karşılığında davalı aylık olarak düzenlenecek faturalar ile hizmet bedelini ödemeyi yükümlenmiştir. Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmayıp davacı da takipte ticari defterlerinde yer alan bakiye alacağına dayanarak takip başlatmış ve takibin dayanağı olarak cari hesap sözleşmesini göstermemiştir. Buna göre davacının, kendi ticari defter ve belgelerine göre davalıdan 49.585,37 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup davalı tarafından davacıya yapılan 3.250,00 TL'lik ödemenin de ticari defterlerinde kayıt altına alındığı anlaşılmıştır.Davalı taraf bilirkişi incelemesine sadece yevmiye defterlerini sunmuş olup defteri kebir ve envanter defterlerini sunmamıştır. Yapılan incelemede, davacı tarafından düzenlenen ve kendi defterlerinde kayıtlı olan 13 adet faturadan 26/04/2019 tarihli, A/... nolu, 8.999,92 TL bedelli fatura hariç diğer 12 adet faturanın davalıya ait ticari defterde kayıtlı olduğu, toplam bedelinin ise 43.835,45 TL olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu icra takibi 18/09/2019 tarihinde başlatılmıştır. Her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı 12 adet faturadan 30/09/2019 tarihli biri 712,58 TL diğeri ise 2.336,40 TL bedelli iki adet fatura takip tarihinden sonra düzenlenmiştir. İcra takibi ile asıl alacak olarak 49.786,39 TL'nin tahsilini talep ettiğine göre davacının icra takibini bu 2 adet fatura dahil edilmeden ve davalı tarafından yapılan 3.250,00 TL ödeme mahsup edilmeden başlattığı anlaşılmıştır. Buna rağmen Mahkemece icra takip tarihinden sonra düzenlenen 2 adet fatura da dahil olmak üzere toplam 12 adet fatura yönünden davalının hizmet aldığı ve bu nedenle borçlu olduğu kabul edilmesi yerinde olmamıştır. Zira takip tarihi dikkate alındığında sonraki tarihte düzenlenen bahsi geçen iki fatura asıl alacak tutarı içinde değerlendirilemez. Bu durum itirazın iptali davasının niteliğine uygun düşmemektedir. 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/991 Esas 2018/5119 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, hizmetin ayıplı olarak verildiği iddiası ile ilgili davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin bir delil sunamayan davalının, açık hesap alacağını doğuran faturaları süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydettiği dikkate alındığında davacının alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerekir. Ancak, yukarıda belirtilen davacının defterlerinde kayıtlı 1 adet fatura dışında kalan diğer 12 adet faturanın taraflara ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de, bu faturalardan biri 712,58 TL diğeri ise 2.336,40 TL bedelli 30/09/2019 tarihli iki adet fatura takip tarihinden sonra düzenlendiğinden 10 adet fatura sebebiyle davacının alacaklı olduğunun kabulü ile ayrıca 10 adet faturadan kaynaklı alacak bedelinden de davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan davalı tarafından yapılan 3.250,00 TL'lik ödemenin mahsubu gerekir. Bu yönden davalı taraf istinaf başvurusunda haklıdır. Öte yandan bilirkişi raporunda, peşin nitelikli olmayan açık alış faturalarının peşin fatura gibi kasa hesabıyla karşılaştırılarak kaydedilmiş olmaları sebebiyle ticari defter kayıtlarının dayanak belgeleriyle uyum içinde bulunmadığı, bu nedenle kayıtların davalı aleyhine değerlendirilebileceği belirtilmiş olup davalı bu tespitin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de, kayıtlar zaten davalı aleyhine olup lehine bir tespit de içermediğinden buna yönelik savunması sonuca etkili görülmemiştir.Yukarıda açıklandığı üzere davacının bahsi geçen 10 adet faturadan kaynaklı açık hesap alacağının bulunduğu sabit olup Mahkemece davacının ticari defterinde kayıtlı olup davalının ticari defterinde kayıtlı olmayan 26/04/2019 tarihli, A/... nolu, 8.999,92 TL bedelli irsaliyeli fatura yönünden davacının alacaklı olmadığı kabul edilmiş, hüküm bu yönden davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı söz konusu faturaya konu ürünlerin teslim edildiğini iddia etmiş ise de, bu iddia davalı tarafından kabul edilmemiştir. Bu faturanın üzerinde ... plakası ile... isim ve soyisminin yazılı olduğu şekilde imzalandığı görülmüş olup bu fatura ile ilgili isticvap edilen davalı şirket yetkilisi duruşmada alınan beyanında, sevk irsaliyesinde bulunan malları ve faturayı teslim almadıklarını, ...'in çalışanının olmadığını, ancak zaman zaman kendisiyle iş yaptıklarını, ancak davaya konu malların taşınması için... ile bir anlaşmalarının olmadığını beyan etmiştir. Davalı şirketin 2019 yılı Nisan ayı çalışan listesinin celbi için yazılan müzekkereye verilen cevapta, davalının 2019 yılı Nisan ayı çalışan listesi vermediği belirtilmiş olup cevap ekinde gösterilen davalının 2020/2-2021/1 arası çalışanlarına ait listede... ismi geçmemektedir. Buna göre... faturayıalı şirketin kaşesi olmadan imzaladığı gibi ayrıca adı geçenin davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğu da ispat edilemediğinden bu fatura ile ilgili davacının alacaklı olarak kabul edilmemesi yerindedir. Bu hususa yönelik davacının istinaf sebebi yerinde değildir.Mahkemece, davalının temerrüt ihtarı ile temerrüde düşürülmediğinden bahisle işlemiş faiz talebi reddedilmiştir. Davacı ise sözleşmelerde ödeme günleri belirlendiğinden ihtara gerek olmayıp ödeme gününde ödeme yapılmaması ile temerrüdün oluştuğunu ileri sürerek hükmü istinaf etmiştir. Taraflar arasındaki her üç sözleşmede de, davacı tarafından her ayın son iş günü kesilen hizmet bedeli faturasının davalıya gönderileceği, davalının fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde fatura bedelini ödemekle yükümlü olduğu, ödeme yapılmaması halinde hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın davalının temerrüde düşeceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda TBK'nun 117/1 maddesinde, muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceği belirtilmiş ise de, aynı maddenin 2. fıkrası gereği, borcun ödeneceği zaman taraflar arasındaki sözleşmeler ile belirlendiğinden davalının temerrüde düşmesi için ihtara gerek olmayıp borcun belirlenen zamanda ödenmemesi ile temerrüt hali gerçekleşir. Mahkemenin bu durumun aksine kabulü yerinde olmayıp davacı bu yönden istinaf başvurusunda haklıdır. Buna göre, davacı alacaklı olduğunun kabul edildiği 10 adet fatura yönünden takip öncesi işlemiş faiz talep edebilecek ise de, yapılan faiz hesabı uyarınca bulunan bedel, davacının icra takibi ile talep ettiği 212,79 TL'yi aştığından taleple bağlılık ilkesi gereğince işlemiş faiz yönünden 212,79 TL'ye hükmedilmesi gerekir. Davalı vekili istinafında, kötüniyet tazminatı talepleri yönünden değerlendirme yapılmadığını ileri sürmüştür. İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması gerektiği, davacının icra takibinde kısmen haksız olmasının, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmadığı, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre kötüniyet tazminatına ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davanın kısmen kabulü ile, itirazın iptaline, takibin 37.536,47 TL asıl alacak ve 212,79 TL işlemiş faiz yönünden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesi gerekir.Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının yukarıda belirtilen nedenlerle ayrı ayrı KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/893 Esas, 2021/977 Karar sayılı ve 14/12/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyasında yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 37.536,47 TL asıl alacak ve 212,79 TL işlemiş faiz üzerinden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, b)Asıl alacak olan 37.536,47 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan TAHSİLİNE,c)Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 2.578,65 TL harçtan davacı tarafından başlangıçta peşin olarak yatırılan 603,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.974,78 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,e)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ve 603,87 TL peşin harç olmak üzere toplam 648,27 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,f)Davacı tarafından yapılan 2.350,00 TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre (%75,50 kabul - %24,50 ret) hesaplanan 1.774,25 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,g)Davalı tarafından yapılan 18,35 TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre (%75,50 kabul - %24,50 ret) hesaplanan 4,50 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,ğ)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 37.749,26 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, h)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 12.249,92 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, ı)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul-ret oranına göre (%75,50 kabul - %24,50 ret) hesaplanan 323,40 TL'sinin davacıdan; 996,60 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,İstinaf Giderleri Yönünden3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından karşılanan 301,40 TL istinaf başvuru ve karar harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 693,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye 77,70 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,6-Davalı tarafından karşılanan 77,50 TL istinaf yargılama giderleri ile 836,10 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 913,60 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.04/12/2025