(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/5808 E. , 2010/5958 K. MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 114 ada 5 parsel sayılı 258,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit e…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/5808 E. , 2010/5958 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 114 ada 5 parsel sayılı 258,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde, kendine ait taşınmazın bir bölümünün dava konusu taşınmaz içinde ölçüldüğü iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, davacı tarafından keşif giderinin yatırılmadığı, keşif talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve dosyada mevcut delillere göre davanın ispat edilemediği kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Yargılama sırasında taraflara ilk duruşmada delillerini bildirmek üzere süre verilmiş, ancak taraflarca delillerini içeren dilekçe sunulmamış, taşınmaz başında 12.09.2008 tarihinde mahalli bilirkişi de hazır olmadığı halde keşif yapılmıştır. Keşiften sonraki tarihte davacı tarafından dosyaya tanık isimlerini bildiren dilekçe sunulmuş ve mahkemece tanıklar çağrılarak duruşmada dinlenmiştir. Davacı da duruşmada yeni keşif yaptıracak imkanı olmadığını, duruşmada dinlenen tanık beyanlarına göre karar verilmesini talep etmiş, keşif yaptırmayacağını bildirmiştir. Mahkeme davacının bu beyanı üzerine keşfin gerekli olduğu; ancak, davacı tarafından masraf yatırılmadığı ve davanın ispatlanamadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar vermiştir. Olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözümlenebilmesi için dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olduğu, tanıkların özellikle de taraflara taşınmazı satan tanık ... ...'un taşınmaz başında dinlenerek her iki tarafa satılan yerlerin tespitinin gerekli olduğu; ancak, davacının keşif giderlerini yatırmaktan kaçındığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Yine dosya içeriğinden daha önce taşınmaz başında iddia ve savunmanın değerlendirilmesi yönünden keşif yapıldığı da anlaşılmaktadır. Bu nedenle olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmünün uygulama olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca mahkemece yapılan keşif ve uygulama yetersiz görüldüğü takdirde re'sen keşif kararı verilerek, önceki günlü yetersiz keşfi tamamlayıcı nitelikte dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmalı, gerekli keşif giderlerinin ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek koşuluyla Hazineden karşılanacağı düşünülmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar göz önünde bulundurulmaksızın yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 14.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.