Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketlere ait hastanelerde radyoloji doktoru olarak 22.10.2011 tarihinden iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiği 16.10.2018 tarihine kadar çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde bizzat radyasyon ve radyoaktif ışınlara maruz kalacak ortamlarda çalıştığını, haftalık çalışma süresinin 35 saat olmasına rağmen tam zamanlı olarak çalıştırıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, prim, yıllık ücretli izin ve şua izni
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketlere ait hastanelerde radyoloji doktoru olarak 22.10.2011 tarihinden iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiği 16.10.2018 tarihine kadar çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde bizzat radyasyon ve radyoaktif ışınlara maruz kalacak ortamlarda çalıştığını, haftalık çalışma süresinin 35 saat olmasına rağmen tam zamanlı olarak çalıştırıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, prim, yıllık ücretli izin ve şua izni alacaklarının ve iş sözleşmesinde yer alan 150.000,00 USD tutarında cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının şua iznine hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.