T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1125 - 2025/2269 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1125 KARAR NO : 2025/2269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : 2025/40 Esas - 2025/213 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : BUFALA…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1125 - 2025/2269 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1125 KARAR NO : 2025/2269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : 2025/40 Esas - 2025/213 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : BUFALA SÜT ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 22/01/2025 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 20/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/430 Esas sayılı dosyası ile davalı şirket pay sahibi ve Yönetim Kurulu Üyesi müvekkili ... tarafından 29/03/2019 tarihli genel kurulda gerçekleştirilen usulsüz sermaye artış işlemlerine dayanak olan Yönetim Kurulu Beyanı ve sicile sunulmak üzere hazırlanan Yönetim Kurulu İştirak Taahhütnamesi belgelerinin sahte imzayla düzenlenmesi sebebiyle bu belgeler ve bu belgelere dayalı artırım işlemi ile yine bu belgelere dayalı olarak daha sonrasında yapılan tüm işlemlerin butlanının ve yokluğunun tespitine ilişkin dava ikame edildiğini, bu dava dosyasının 22/01/2025 tarihli celsesinde "Davacının davalı şirkette yönetici olması nedeniyle davalı şirkete temsil kayyımı atanması hususunda dava açılması ve mahkememize bilgi verilmesi amacıyla davacı vekilini 2 haftalık yetki ve süre verilmesine (...)" şeklinde ifadelerle davalı şirketin yönetim kurulu tarafından temsil edilmesinin menfaat çatışması sebebiyle mümkün olmaması sebebiyle mahkemece bu hususta dava açılması için süre ve yetki verildiğini belirterek Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/430 Esas sayılı dava dosyası ile taraflarına verilen yetki gereğince söz konusu dava dosyası ile sınırlı olmak üzere davalı şirkete temsil kayyımı atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemede açılan davanın dayanağının Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/430 Esas sayılı dosyasında verilen ara karar olduğunu, ara kararın gerekçesinin davacının hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirkete karşı dava açmış olması ve dava dilekçesinin yine davacının bizzat kendisi tarafından alınmış olması olduğunu, bu durumun tespit edilip davalı şirkete kayyım vekil atanmasına dair davacı vekiline ara kararı ile süre verildiğini, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/430 Esas sayılı dava dosyasında bu yönde ara karar verilmesinin ardından anılan dava dosyasına şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkan vekili sıfatı ile ve bu yönde yetkili olduğunu gösterir belgelere dayanak yapılmak suretiyle davalı Bufala A.Ş adına hazırlanan savunma dilekçesi dosyaya sunulduğunu, anılan dava dosyasında taraf teşkili tamamlanmış olduğu, davalı firma adına vekil tayinine gerek bulunmadığını, davalı şirketin temsil ve ilzamını münferiden şirket ortağı şirket yönetim kurulu başkanı sıfatını taşıyan davacı ... ve yönetim kurulu başkanı vekil sıfatını taşıyan ...'a ait olduğunu belirterek kayyım tayini isteminin kayyım tayinine gerekçe yapılan dava dosyasında taraf teşkilinin tamamlanmış olması ve davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin davaya davalı olarak katıldığı gözetilmek suretiyle reddine dair hüküm olunmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın, davalı şirketin ortaklarından ...'ın oğlu olduğu, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların mevcut olduğu tartışmasız iken, ...'ın şirketi temsile yetkili olduğunun kabulü yönündeki mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesi uyarınca davalı şirket ile ortaklar arasında menfaat çatışmasının mevcut olduğu durumlarda şirkete temsil kayyımı atanması gerektiğinin yerleşmiş Yargıtay kararları ile tartışmasız hale geldiğini, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davalı şirkete kayyım atanması gerektiğinin isabetli bir şekilde tespit edildiği ve bu yönde ara kararlar kurularak taraf teşkilinin sağlanmasının amaçlandığını; mahkeme tarafından menfaat çatışmasının aleni olduğu göz ardı edilerek verilen kararın dosya kapsamı ile bağdaşmadığını, taraflarınca davalı şirket ortağı ...'ın oğlu ... tarafından vekil tayin edilen Av. ...'in avukatlık kanununa aykırı şekilde hareket etmesi sebebiyle hakkında İstanbul Barosuna şikayette bulunulmuş olunduğunu, soruşturmanın halihazırda devam ettiğini, tehir-i icra taleplerinin kabulünü belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davada davacı ile davalı şirket arasında menfaat çatışmasının bulunmadığının Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesince tespit edildiğini, istinaf dilekçesinde yer verilen Yargıtay kararlarının eldeki dava ile örtüşmediğini, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından açılmış olan dava dosyalarına beyanda bulunmama ve duruşmalara katılmama yönünde tarafına azilden önce yazılı ve/veya sözlü herhangi bir bildirimin yapılmadığını, şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili YK üyesi tarafından verilen vekaletnameyi dava dosyasına sunup, gerekçeli kararın tebliğini talep etmesinin ne Avukatlık Kanunu’na ne de davalı şirketin ne de davacının menfaatine aykırılık teşkil etmediğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2025 tarih, 2025/40 Esas - 2025/213 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı şirketin ortaklarından ve yetkililerinden olduğu, davacının Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/430 esas sayılı dosyası ile davalı şirketin 29.03.2019 tarihli genel kurulda gerçekleştirilen usulsüz sermaye artış işlemlerine dayanak olan yönetim kurulu beyanı ve yönetim kurulu iştirak taahhütnamesi belgelerinin sahte imzayla düzenlenmesi iddiasıyla bu belgelere dayalı işlemlerin butlanı veya yokluğunun tespiti için açılan davada 22.01.2025 tarihinde davacıya davalı şirkete temsil kayyımı atanması için süre verildiği, bu nedenle eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK'da kayyıma ilişkin düzenlemeler 235, 412 ve 441. maddelerde yer almakta olup, TTK'da yapılan düzenlemelere göre asıl olan şirketin genel kurul veya yetkili olan organlar tarafından atanan temsilciler aracılığıyla yönetilmesi olup, zorunlu bazı hallerde mahkemece kayyım atanabilecek ve bu tür durumlarda da pay sahipleri tarafından kayyım tayini talebinde bulunulabilecektir. 6102 sayılı TTK'nın 1.maddesinin atıfta bulunduğu 4721 sayılı TMK'nın 426. maddesinde de; ''Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar: 1. Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse 2. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, 3. Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.'' hükmü yer almaktadır. Her ne kadar maddenin lafzından ancak gerçek kişilere uygulanabilir olduğu anlaşılsa da TMK 426 da bahsedilen, “Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa” ve “Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa” hallerinin tüzel kişiler bakımından da söz konusu olabilmesi mümkündür. (KEÇECİOĞLU, Burak: Anonim Şirkette Kayyımlık, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2024, s.87) Somut olayda; Davacının davalı şirketin ortaklarından ve yetkililerinden olduğu, davacının Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/430 esas sayılı dosyası ile davalı şirketin 29.03.2019 tarihli genel kurulda gerçekleştirilen usulsüz sermaye artış işlemlerine dayanak olan yönetim kurulu beyanı ve yönetim kurulu iştirak taahhütnamesi belgelerinin sahte imzayla düzenlenmesi iddiasıyla bu belgelere dayalı işlemlerin butlanı veya yokluğunun tespiti için açılan davada 22.01.2025 tarihinde davacıya davalı şirkete temsil kayyımı atanması için süre verildiği görülmüştür. Dosyaya sunulan Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre davacının davalı şirketin yetkililerinden olduğu, şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, yine dava dışı ...’ın da davalı şirketin yetkililerinden olduğu ve şirketi münferiden temsile yetkili olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere asıl olan şirketi yetkililerinin temsili olup, yetkili ile şirket arasında menfaat çatışması oluştuğunda şirketin menfaatlerinin korunması için 6102 sayılı yasanın 1.maddesinin atfıyla 4721 sayılı yasanın 426. maddesi gereği şirkete kayyım tayini gerekebilecek ise de, eldeki olayda davalı şirketin davacı dışında şirketi münferiden temsile yetkili başka temsilcisinin de bulunduğu, bu nedenle Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/430 esas sayılı dosyasında davalı şirketin temsilinde bir boşluk olmadığı, gerçekten de davacı ile davalı şirketin benzer nitelikteki Dairemizin 2024/636 Esas 2024/857 Karar sayılı ilamına konu birleşen davada da davalı şirketin kayyım tayini olmaksızın temsil edildiği, Yargıtay tarafından kayyım tayini gerektiğine dair bir tespitin de yapılmadığı da nazara alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*