9. Hukuk Dairesi 2026/1265 E. , 2026/1313 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/226 E., 2025/528 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili …
9. Hukuk Dairesi 2026/1265 E. , 2026/1313 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/226 E., 2025/528 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum nezdinde 03.03.1997 tarihinde alt işveren işçisi olarak çalışmaya başladığını, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) gereği kadroya geçtiğini ve hâlen çalışmakta olduğunu, kadroya geçtiği esnada davalının üyesi olduğu ... ve ... ... Sendikası ile ... Sendikası (Sendika) arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin yürürlükte olduğunu, bir işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi varken ikinci bir toplu iş sözleşmesinin yapılamayacağını, davalı Üniversiteye yürürlükteki toplu iş sözleşmesinin uygulanması için Sendika tarafından yazı yazıldığını, ancak bu talebinin reddedildiğini, 07.30-17.30 saatleri arasında çalışan davacının 2017, 20 18... yıllarında 2 vardiya olarak 15.30-08.30 ya da 20.00-08.00 saatleri arasında çalıştığını, gece çalışması yaptığından dolayı hak kazandığı gece zammı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ödenmediğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ancak ücretinin ödenmediğini, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, ücret zammı farkı alacağı, ikramiye farkı ücreti, ilave tediye alacağı, görev tazminatı alacağı, sosyal yardım alacağı, denge ödeneği, vasıta yardımı alacağı, fazla çalışma ücreti, gece zammı alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi sürecinde tüm haklarından feragat ettiğine dair yazılı sulh sözleşmesinin yapıldığını, kadroya geçmesi karşılığında birtakım haklarından feragat ettiğinden bu alacakların yok sayılması gerektiğini, davacının üç vardiya hâlinde çalıştığını ve fazla çalışma yapmadığını, işçinin yazılı onayı ile gece 7,5 saati aşan çalışma yaptırılabildiğini, haftalık 40 saati aşmayan çalışmalar sebebiyle daha sonradan fazla çalışma talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili İdareye bağlı Hastanede 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/D maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosunda istihdam edilen davacıya, hâlen yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin imzalanma süreci olan 01.07.2021-18.10.2021 tarihleri arasında geçen süreler için ödeme yapıldığını ve dava konusu yapılan taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2024 tarihli kararı ile; 2019 yılı sonrası toplu iş sözleşmeleri nazara alındığında, davacının fark ücret alacağının oluştuğu, davacının talebi ile bağlı kalınarak ücret, ikramiye, ilave tediye, görev tazminatı ve sosyal yardım alacağının hüküm altına alındığı, dosyada mevcut toplu iş sözleşmelerinde denge tazminatı şeklinde bir düzenleme olmadığı tespit edilmekle denge tazminatı talebinin yerinde görülmediği, tanık beyanları ile gece çalışılan günler somut olarak tespit edilemediğinden gece zammı alacağı talebi yerinde görülmediği, yapılan ödemeler nazara alındığında davacının vasıta yardımı ücreti alacağının olmadığı, tanık beyanlarıyla sübut bulan fazla çalışma ücretinin talep edilebilir olduğu, yine tanık beyanları dikkate alınarak ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı yapılan ödemenin de mahsubu ile bakiye ulusal bayram ve genel tatil ücretinin talep edilebilir olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 20.03.2025 tarihli kararı ile; Dairece istinaf incelemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapıldığı, dosya kapsamına göre davacının davalı nezdinde 03.03.1997 tarihinden bu yana hâlen hasta bakıcı olarak çalıştığı, 2019 yılı ve sonrası toplu iş sözleşmeleri nazara alındığında; fark ücret alacağı oluştuğu ve davacının talebi ile bağlı kalınarak ücret, ikramiye, ilave tediye, görev tazminatı ve sosyal yardım alacaklarının hüküm altına alındığı, teknik bilirkişi ek raporundaki hesaplamaların denetime elverişli olduğu, ödemelerin usulüne uygun mahsup edildiğinin belirlendiği, davalı tarafça yazılı belge sunulmadığından davacı tanık beyanlarına göre hesaplanan fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacak kalemleri koşullarının oluştuğu, aksinin davalı tarafça yazılı belge veya ödeme belgesi ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının davalı işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmelerinden en erken 01.11.2020 tarihinde yararlanabileceği, bu tarihten önce 02.04.2018 tarihinde 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nin uygulanması gerektiği, 01.11.2020 tarihinden itibaren davacının işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinden yararlanabilmesinin ise 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 39. maddesindeki koşullarının bulunmasına bağlı olduğu dikkate alınarak davacının işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmelerinin tarafı Sendikaya üyelik tarihi, üyeliğin toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden sonra gerçekleşmiş olması durumunda sendika üyeliğinin işverene bildirim tarihi ve/veya dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma talebi bulunmakta ise talep tarihi belirlenerek denetime elverişli rapor alındıktan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda haftalık yasal çalışma süresini geçmeyecek şekilde ve işçinin yazılı onayı alınarak gece çalışmalarındaki yedi buçuk saatlik günlük çalışma süresi sınırlamasına tâbi olmamasının amaçlandığını, haftalık çalışma sınırını aşmamak koşuluyla, gece çalışma süresinin işçilerle anlaşmak suretiyle belirlendiğini, bu değişikliği her hâlde fazla çalışma ücreti ödenmesi gerektiği şeklinde yorumlamanın düzenlemenin amacını ortadan kaldıracak nitelikte olacağını, ayrıca beyanına itibar edilen tanıkların davalı aleyhine aynı hususta dava açmış olmaları nedeniyle beyanlarına itibar edilemeyeceğini, resmî kayıtlara göre fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, 2. 696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23 ve geçici 24. maddelerinin uygulanma esaslarına göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücret artışlarının ... tarafından karara bağlanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, 3. Davacının 01.07.2017-30.06.2019 tarihlerini kapsayan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanması gerektiği belirtilerek ikame olunan eldeki davada, davacının talep etmediği ve dava dilekçesinde bahsi geçmeyen kamu çerçeve protokollerine göre hüküm kurulmasının da hakkaniyete ve mevzuat kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, 4. 01.01.2018-31.10.2020 dönemi için 375 sayılı KHK'nın geçici 23 ve geçici 24. maddelerinin uygulanmasına dair usule göre ... tarafından karara bağlanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan toplu iş sözleşmesi kapsamında ücret artışlarının yapıldığını, bu tarihten sonraki dönemler için de müvekkili İdarenin de üyesi bulunduğu Sendikalarla imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinde belirtilen artış oranı üzerinden ücret zammının uygulandığını, davacının alacağı bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, davalı işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanma koşullarının oluşup oluşmadığı ile varsa hangi tarihten itibaren yararlanabileceği, hüküm altına alınan alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bozmadan önce verilen İlk Derece Mahkemesi kararı Dairece, dava konusu dönemde davacının yararlanabileceği toplu iş sözleşmelerinin, yararlanma koşulları da gözetilerek belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre dava konusu talepler hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına rağmen davacının sendika üyelik tarihi araştırılmadan dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve düzenlenen rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. Öte yandan, bilirkişi raporundan hangi dönem hangi yürürlük süreli toplu iş sözleşmelerinin hangi gerekçe ile uygulandığı, uygulanan toplu iş sözleşmelerinin içerikleri, davacı bakımından uygulanabilir olup olmadığı, doğru şekilde uygulanıp uygulanmadığı ve davacının ücretinin tespit yöntemi anlaşılamadığından, bu hâliyle rapor denetime elverişli olmadığı gibi bozmaya uygun olarak da düzenlenmemiştir. Belirtilen sebeple; İlk Derece Mahkemesince Dairenin bozma kararında yer alan araştırma yapılıp davacının yararlanabileceği toplu iş sözleşmeleri belirlendikten sonra, dava konusu alacakların hesabı için denetime elverişli net tespitler içeren yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.