T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/440 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : / Esas - /..... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Kasko sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR Y…
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/440 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : / Esas - /..... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Kasko sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen "davanın dava şartı yokluğundan usûlden reddine" dair karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ: Davacı vekili .......... tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; Davacının müvekkili sigorta şirketi nezdinde .......... tarihlerini kapsar .......... Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, .......... günü, ......... Tatil sitesinde bulunan sigortalı konutun bulunduğu sokakta davalıya ait rögarın geri tepmesi neticesinde yoğun bir şekilde akan suların konutun zeminine dolarak bina içerisinde yer alan sabit kıymetlerine ve eşyalarına sirayet etmesi sonucunda evin bir çok yerine zarara neden olduğunu, davalıların sigortalının konutundaki hasarın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunduğunu, ekspertiz raporuyla hasarın miktarı ve boyutu tespit ettirildiğini, hasarın teminat kapsamında kaldığını ve hasar bedelinin ............... TL olarak tespit edildiğini ve bu tutarın müvekkili sigorta şirketince sigortalıya ödendiğini, ödenen tutarın rücuen iadesi için davalılara yazılı başvuru yapıldı ise de, başvurunun davalı tarafça kabul edilmediğini, TTK 1472 md gereği sigortalının haklarına halef olan davalının zararın öeydana gelmesindeki kusuru ve sorumluluğu bulunan davalılar aleyhine ........ İcra Müdürlüğünün ...../..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığının, takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edilemsi üzerine .......... Arabuluculuk Bürosunun ...../...... nolu dosyasında arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, bu başvurunun da anlaşamama ile sonuçlandığını, ..... nin tacir sıfatını taşıdığını, ......'ye karşı açılacak davalarda görevli yargı yerinin adli yargı olduğunu ileri sürerek, davalıların ........... İcra Müdürlüğünün ...../..... Esas sayılı icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalıların takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir . B) DAVALININ SAVUNMASI: - Davalı Belediye vekili cevabında; Davacı tarafından rücu yoluyla talep edilen sel basması nedeniyle oluşan hasar bedelinin davalı kurum sorumluluğu bulunmadığını, Teskinin sorumlu olduğunu, davalı kuruma yöneltilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usûlden reddi gerektiğini, mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın hizmet kusuruna dayandığını, davanın idari yargıda tam yargı davası olarak açılması gerektiğini, adli yargı yerinde görülmesi kanaatine varılması hâlinde dahi davalı kurum tacir sıfatına haiz bulunmadığından davanın ticaret mahkemesinde görülmesinin hukuka aykırı olduğunu, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, davanın zamanaşımından da gerektiğini, davacının davalı belediyenin sorumlu olduğuna ilişkin iddiada bulunmadığı herhangi bir delil sunmadığını, alacak likit olmadığından kusur ve hasar durumunun tespiti yargılamayı gerektirdiğini dava kabul edilse dahi icra inkar tazminat talebi hukuk kurallarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ekspertiz raporu ile tespit edilen hasarın fahiş olduğunu, icra dosyaısnda talep edilen faiz oranının yasaya aykırı olduğunu, hizmet kusuruna dayalı hasar nedeniyle ticari faiz talebinde bulunulmasının hukuk ve yasalara aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ..... vekili cevabında; Yetkisiz icra müdürlüğünde açıldığını, davalı teskinin yerleşim yeri .......... olduğundan yetkili icra müdürlüğünün ...... icra müdürlüğü olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davanın aslen idare mahkemesinde açılması gerektiğini, görevsizlik itirazında bulunduklarını, iddia edilen zararın hizmet kusuru olgusuna dayandırıldığını, uyuşmazlığın idrai yargı nezdinde görülmesi gerektiğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davaya karşı görev bakımından husumet itirazlarını tekrarladıklarını, davaya konu hasarın .................. tarihinde gerçekleştiği zamanaşımına uğradığını, ekspertiz raporunda her delilin toplanmadığı ve yeterli inceleme yapılmadığını, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, söz konusu binanın fen ve sanat kuralları ile Teski atıksuların kanalizasyon deşarj yönetmeliğine uygun olmadığını, bina atıksu hattının şebeke hattına bağlantısının usûlüne uygun yapılmaması hâlinde meydana gelebilecek zararlardan davalı idarenin sorumlu olmadığını, imar yolları üzerindeki bulunan kanazilasyon ana şebeke hatlarının periyodik olarak temizlendiğini, binalardaki kanalizasyon hattındaki tıkanma ve geri tepmeden kaynaklanan arıza ihbarlarının büyük çoğunluğunun vatandaşların kanalizasyona cisim atmasından kaynaklandığını, bu tür olan tıkanmalarda davalının sorumluluğu bulunmadığını, dolayısıyla dava konusu hasara sebep olan kısmın sigortalı konutun bulunduğu binanın parsel sınırları içeresinde mi yoksa idarenin sorumluluk bölgesinde mi olduğunu davacının ispatlaması gerektiğini, ekspertiz raporunda nasıl olduğunun net olarak bilinmediğini, ev sahibince çekvalf takılmadığını, söz konusu olayın yaşanmaması adına gerekli önlemleri almadığının ortada olduğunu, yargıtay kararlarında söz konusu olay ile davalı idare arasındaki illiyet bağını kesen durumların olduğunu, aksi durumda dahi sigortalının kusurunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, sigortalı dava konusu hasarı idareye biledirmediğini herhangi bir istek şikayet başvurusunda bulunmadığını, kuruma ihbar etmeyerek söz konusu zararın oluşumunda ağır kusurlu davrandığını, icra takibinin sorumluluğun kime ait olduğuna bakılmadan davalı idare aleyhine başlatılmasının kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: ........ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........ tarih ve E ...../....., K..../.... sayılı kararı ile; "Dava, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuya dayalı alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda davacı tarafın, dava dışı ....... ile konut sigorta sözleşmesi yaptığını, ...... tarihinde sigortalının konutunun bulunduğu ............ adresindeki sokakta rögarın geri tepmesi sonucu sigortalının konutunda birtakım hasarın meydana geldiğini, bu sebeple sigortalısına 108.729,00 TL ödeme yaptığı iddiası ile TTK'nın 1472. maddesi uyarınca halefiyet hakkına dayalı olarak davalılar aleyhine icra takibi başlattığı, davalıların itirazı üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, davalıların davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır. Dava şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre "yargı yolunun caiz olması" ve "mahkemenin görevli olması" hususları dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Davalı ............... yönünden dosya kapsamı incelendiğinde; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/4201 esas ve 2018/8857 karar sayılı ilamında, "Davacı, temyiz isteminde bulunan davalı ....... Büyükşehir Belediyesi'ni hizmet kusuru nedeniyle dava etmiştir. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idareler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzelkişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar, niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 04/11/2015 tarih 2015/17-86 Esas, 2015/2364 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur. O halde mahkemece, davanın HMK 114/1-b. maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde karar ile idari yargının görevli olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2008/13648 esas ve 2009/8671 karar sayılı ilamında da aynı yönde değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda davalı .......... Belediye Başkanlığı yönünden tüm dosya kapsamı, bu yasal düzenlemeler ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları bir arada değerlendirildiğinde; davanın konusunu oluşturan olayda davalı ......... Belediye Başkanlığı'nın hizmet kusurunun bulunup bulunmadığını araştırma görevinin, idari yargının görev alanında bulunduğu kanaatine varılarak yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davalı ............ Genel Müdürlüğü yönünden dosya kapsamı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nın 16/1 bendinde; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre ......'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı açıktır. 6102 sayılı TTK'nun 4/1-(a) maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre, sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra, hukuken sigortalının yerine geçerek, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilecektir. Bu durumda da görevli mahkeme, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki içeriğine göre belirlenecektir. Somut olayda dava dışı sigortalı ......... ile davacı sigorta şirketi arasında kanunda belirtilen mutlak ticari davalardan biri bulunmamaktadır. Nispi ticari davanın olup olmadığının araştırılması için dava dışı sigortalı ..........'in tacir olup olmadığının araştırılması amacıyla ilgili vergi dairesine, ticaret sicil müdürlüğüne, esnaf ve sanatkarlar odasına müzekkere yazılmış ve gelen cevaplar dosya kapsamına alınmıştır. Buna göre, dava dışı sigortalının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla; taraflar arasında nispi ticari davanın da olmadığı, dolayısıyla uyuşmazlığa bakmakla mahkememizin görevli olmadığı, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılarak davalı ................ Genel Müdürlüğü yönünden Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "A-1-) Davalı .......... Belediye Başkanlığı yönünden; HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddine, B.)1-Davalı ............. Genel Müdürlüğü yönünden; Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nin 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usûlden reddine" karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında; davalı belediye yönünden yargı yolunun caiz olmadığı idare mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, diğer yandan kamu tüzel kişilerinin kamu hizmetlerine ilişkin olmakla beraber özel huku kuralları altında, özel hukuk tüzel kişisi gibi yaptığı eylem ve işlemlerin özel hukuk alanına ilişkin olduğundan bunların idari eylem ve işlem olarak nitelendirilemeyeceğini, davalı ....... yönünden de, görevli mahkemenin Ticaret mahkemesi olduğunu, davalı ........İ'nin tacir sıfatını haiz olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir E) DELİLLER: .......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E....../......., K..../... sayılı dosyası kapsamı F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, konut sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi vekili, müvvekili sigorta nezdinde ..........sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı .......'in ............ Tatil sitesindeki konutunun bulunduğu sokakta davalıya ait rögarın yoğun yağışlara bağlı olarak geri tepmesi sonucu oluşan su basmasından sigortalının konutunda zarar meydana geldiğini ve bu kapsamda sigortalıya 108.729 TL ödeme yapıldığını, söz konusu zarardan sorumlu olan davalılar hakkında ......... İcra Müdürlüğünün ....../..... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazları üzerine durduğunu ileri sürerek, davalıların icra takibine vaki itirazlarının iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmelerini talep etmiş; avalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davalı belediye yönünden görevli yargı kolunun idari yargı olduğu, davalı ........ yönünden de görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile, her iki davalı yönünden davanın ayrı ayrı dava şartı yokluğundan usûlden reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; tarafların vergi numaraları ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir. Dava konusu iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalı belediye hakkındaki iddia, özel hukuk ilişkisinden değil, kamu hizmetinin yerine getirilirken hizmet kusurundan kaynaklanan zararın tazmini istemidir. Bu itibarla, davalı belediye aleyhine adli yargıda dava açılması mümkün olmayıp, belediye hakkındaki davanın tam yargı davası olarak idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesinde ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşların da tacir sayılacakları hüküm altına alınmıştır. 2560 sayılı ...... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. maddesinde bu kanunun diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Belediyeler tarafından özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek ve ticari şekilde işletilmek amacıyla 2560 sayılı Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek için kurulan kurum ve kuruluşlar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesi gereğince tacir sayılırlar. Davalı .........Su ve Kanalizasyon İdaresi tacir sayıldığından ve davacı tarafından halefiyet yoluyla davalıya yöneltilen uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından davacı ile davalı ...... arasındaki uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı kolu adli yargıdır. Nitekim Yargıtay kararlarında da bu durum benimsenmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E.2022/14220, K.2022/17067 sayılı kararı da bu yöndedir.). Rücuen tazminat konulu davada görevli mahkemenin belirlenmesinde davacı sigorta şirketinin halef olduğu dava dışı ........... ile ....... arasındaki ilişkinin nazara alınacağı kuşkusuz olup, davalı ......'ye yöneltilen davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlidir. Buna göre inceleme konusu kararda usûl ve yasaya uygun olmayan bir hâl bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.a. Maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-) Davacı sigorta şirketi vekilinin inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) Alınması gereken karar ilam harcı peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-) İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına 5-) Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nin 333.maddesi uyarınca ilgisine iadesine, 6-) Kararın Dairemiz tarafından tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-İmza Üye E-İmza Üye E-İmza Katip E-İmza * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*