9. Hukuk Dairesi 2025/9850 E. , 2026/1048 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1211 E., 2025/1606 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/431 E., 2020/660 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan…
9. Hukuk Dairesi 2025/9850 E. , 2026/1048 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1211 E., 2025/1606 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/431 E., 2020/660 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aralarında organik bağ bulunan davalılar nezdinde 01.03.1998-25.04.2019 tarihleri arasında muhasebe biriminde çalıştığını, iş sözleşmesine işverenlerce haklı bir sebep olmaksızın son verildiğini, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, dinî bayramlar dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışılmaya devam edildiğini ancak söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini savunarak kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Gıda İnş. Tur. Tic. AŞ (... Gıda Şirketi) yetkilisi cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının çalışma süresinin ... Kurumu (...) esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, diğer davalı Şirketler ile aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davacının iş sözleşmesini kendisinin sona erdirdiğini, imzalı bordrolara göre de davacının ödenmeyen fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Pazarlama ve Petrol AŞ (... Pazarlama Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, diğer davalı Şirketler ile aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davacının hiçbir zaman müvekkili Şirket çalışanı olmadığı gibi davacının çalıştığı Şirket olan davalı ... Gıda Şirketinin sahibi olan şahsın müvekkili Şirket nezdindeki ortaklığının 2004 yılından önce sona erdiğini, müvekkili Şirketin işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı .... ve Tic. AŞ (... Gıda Şirketi) yetkilisi cevap dilekçesinde; davacının çalışma süresinin ... kayıtları esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, diğer davalı Şirketler ile aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının 20 yıl önce işyerinden ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; SGK kayıtları incelendiğinde davacının 01.03.1998-25.04.2019 tarihleri arasında davalı Şirketler nezdinde kesintisiz bir biçimde çalıştığı, tanıkların davacının davalı ... Gıda Şirketinde çalışırken diğer davalı Şirket olan ... Gıda Şirketinin kira takiplerini ve sair işlerini yaptığını beyan ettiği, davalı ... A.M'nin beyanları dikkate alındığında Şirketler değişse dahi yapılan işin, ünvanın ve işyerinin değişmediğinin, davacının aynı yerde aynı işi yapmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, davalı Şirketlerin kardeşlere ait olduğu, davalı tanığının ayrıldığı sırada ... Pazarlama Şirketinin kapatıldığı ve çalışanların davacı da dâhil ... Gıda Şirketine geçirildiğinin beyan edildiği, diğer tanıkların da benzer yönde beyanda bulundukları, buna göre dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarına göre davalılar arasında organik ve fiilî bağ bulunduğu, davacının ara vermeksizin sigorta kayıtlarında geçen sürede her üç Şirkete hizmet verdiği, talep konusu alacaklardan davalıların müteselsilen sorumlu bulundukları; iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiği, tanık beyanlarına göre davacının, işyerinde fazla çalışma yaptığı hususu ispatlanamamış ise de davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı anlaşıldığından davacının fazla çalışma ücreti alacağının reddine, diğer taleplerin kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanları, ... ve ticaret sicil kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, davacının aralarında organik bağ bulunan davalı Şirketler tarafından birlikte istihdam edildiği ispat edildiğinden davacının dava konusu alacaklarından davalıların müştereken müteselsilen sorumlu bulunduğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, talep edilen alacakların zamanaşımına uğramadığı, sözleşmenin devamı sırasında yapılan kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının hesaplanan alacaklardan mahsup edildiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Gıda Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının, müvekkili Şirket nezdindeki hizmet süresinin SGK kayıtları esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, diğer davalı Şirketler ile aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığını, b. Davacının Mahkemenin 2019/42 Esas sayılı dosyasında vermiş olduğu beyanına göre ... Gıda Şirketinden istifa ederek ayrıldığı, ... Pazarlama Şirketinden ise tüm alacaklarını aldığı sabit olup faaliyet alanları, işyerleri ayrı olan farklı tüzel kişilikler nezdindeki çalışmasının birleştirilmesinin hatalı olduğunu, c. Davacının yıllık ücretli izin alacağı talebinin reddi gerektiğini, d. Alacakların zamanaşımına uğradığını, e. Müvekkili Şirketin ... Bakanlığına bağlı okullara yemek vermekte olup okulların resmî tatillerde kapalı olması nedeni ile çalışmayı gerektirir bir durum söz konusu olmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Pazarlama Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının, müvekkili Şirket nezdinde yıllar önce kısa bir süre ile çalıştığını, bu çalışmasına ilişkin tüm haklarını aldığını ve istifa ederek ayrıldığını beyan etmesi nedeni ile davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, bu durumun dosyaya sunulan ibraname ile de sabit olduğunu, b. Davalı diğer Şirket ortaklarının müvekkili Şirketteki ortaklıklarının 2004 yılından önce sona erdiğini, yıllar önce sona eren bu ortaklığa ve ortakların akraba olmasına dayanarak davalı Şirketler arasında organik bağ olduğu iddiasının ticaret hayatının ve olağan hayatın akışına aykırı olduğunu, zira davalı Şirketlerin faaliyet konularının, ortaklarının, adreslerinin tamamen farklı olduğunu, c. Zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verildiğini ileri sürmüştür. 3. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının müvekkili Şirket nezdindeki hizmet süresinin SGK kayıtları esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, diğer davalı Şirketler ile aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığını, b. Davacının Mahkemenin 2019/42 Esas sayılı dosyasında vermiş olduğu beyanında işyerinden istifa ederek ayrıldığını belirtmesi sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanamadığını, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, c. Davacının tüm alacaklarının zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların davacının işçilik alacaklarından sorumluluklarının belirlenmesi, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile zamanaşımına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 Esas, 2021/1075 Karar sayılı kararında organik bağ kavramı şu şekilde açıklanmıştır: "... Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (Baycık, G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06... ), Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, ... 2019, s. 20). Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. ..." Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir. Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir. Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalı Şirketlerin aynı işkolunda faaliyet göstermeleri, adreslerinin aynı olmaları, Şirket ortaklarının akraba olmaları gibi sebeplerle davalılar arasındaki organik bağ bulunduğu gerekçesiyle işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiğini ileri sürmüş olup davalılarca aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı savunulmuştur. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmede, davacının davalı Şirketler tarafından birlikte istihdam edilmesi sebebiyle işçilik alacaklarından birlikte sorumlu oldukları kabul edilmiş ise de söz konusu kabulün dosya kapsamına kısmen uygun düşmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki SGK kayıtlarına göre davacının 1.3.1998-31.08.1999 ... Gıda Şirketinde, 01.09.1999-31.12.2002 ... Pazarlama Şirketinde, 01.01.2003-25.04.2019 ... Gıda Şirketi nezinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına sunulan vekâletnameler, vergi beyannameleri ve tanık beyanları ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde davacının ... Gıda Şirketi nezdinde çalıştığı dönemde de ... Gıda Şirketinin işlerini yaptığı sabittir. Bu nedenle her iki Şirketin davacının işçilik alacaklarından birlikte istihdam kuralları uyarınca sorumlu tutulması yerindedir. Ancak davacının SGK kayıtlarına göre 01.09.1999-31.12.2002 tarihleri arasında çalışmasının bildirildiği ... Pazarlama Şirketinin, davacıyı tüm çalışma dönemi boyunca diğer davalılar ile birlikte istihdam ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Tanık anlatımlarından hareketle, söz konusu Şirketin işyeri devri hükümlerine göre işçilik alacaklarından sorumlu tutulması gerekmektedir. Devir hükümlerine göre ise feshe bağlı diğer haklardan olan kullanılmayan izin ücretlerinden ve ihbar tazminatından son işveren sorumlu olup devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 120. maddesi hükmüne göre mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi hâlen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli hâlinde, işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden sorumluluk ise son işverene ait olmakla devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Devralan işveren ihbar tazminatı ile kullandırılmayan izin ücretlerinden tek başına sorumludur. İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle ... sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumludur. Söz konusu ilkeler gözetilmek suretiyle davalı ... Pazarlama Şirketinin işçilik alacaklarından sorumluluğunun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksinin kabulü ile davacının söz konusu Şirketler tarafından birlikte istihdam edildiği gerekçesiyle davalı ... Pazarlama Şirketinin işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Diğer yandan, davalılarca bilirkişi rapora itiraz dilekçelerinde, davacının ve davalı tanığının Mahkemenin 2019/412 Esas sayılı dosyasındaki beyanlarından hareketle davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığı belirtilmiştir. Söz konusu beyan dosya kapsamında yer almamaktadır. Ancak söz konusu duruşma tutanağında, davacının borcu sona erdiren ifadelerinin bulunduğu iddia edildiğinden, ilgili duruşma tutanağı da kapsama alınarak gerekirse davacı asılın isticvabı ve davalı tanığının yeniden dinlenmesi suretiyle davacının talep konusu işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.