TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/07/2023 NUMARASI: 2020/58 Esas, 2023/621 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 12/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/438 KARAR NO : 2025/1292 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/07/2023 NUMARASI: 2020/58 Esas, 2023/621 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 12/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, davacı şirketin, proje sahibi olarak 2010 ve 2016 yılları arasında davalı şirket ile yapılan sözleşmeler kapsamında bir kısmı da sözleşmesiz işler olmak üzere davalı şirketlerden hizmet aldığını, davalı şirketin düzenlemiş olduğu faturalar karşılığında hak ediş niteliğinde olmak üzere ödemeler yapıldığını ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılı itibariyle sonlandırıldığını; davacı şirketin iç denetimi için bir YMM vasıtası ile inceleme yaptırılmış olduğunu, davacı şirkete ait kayıtlarda bir kısım mükerrer kayıtların, onaysız ödemelerin, mahsubu gereken avansların, mükerrer faturalanan KDV ile proje sahibine yansıtılması gerekirken yansıtılmayan fatura indirimlerinin, belgesiz harcamaların, proje sahibine ait olan harcamaların, proje sahibine yansıtılmayan stopajların, otel projeleri için yapılan harcamaların, yüklenici firma tarafından ödenmesi gerekirken ödenmeyen harcamaların davacı şirketten tahsil edildiğini , bu tutarlar kadar davacı şirketi zarara uğrattığının ortaya çıktığını; davalı şirkete hiçbir belgesi olmadığı halde zuhulen ödemesi yapılan meblağların miktarının yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı belirtilerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasında yapılan 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı sonrasında 12.10.2016 tarihli Sulh Protokolü imzalanarak İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1556 Esas sayısına kayıtlı olduğunu, hakem kararına karşı itiraz olmadığı ve kararın kesinleştiğini, kesinleşmiş hakem kararı olan bir konuda açılan davanın reddi gerektiğini, tahkim itirazında bulunduklarını, derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının kabulü gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, eksik harcın tamamlanması gerektiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasında ihtilaf bulunması halinde hakeme gidileceği hususunda tahkim sözleşmesi yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli bulunduğu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, taraflar arasındaki dava konusu ihtilafın anılan sözleşmeye dahil olduğu ve hakemde görülmesi gerektiği, dava konusu uyuşmazlığı da kapsar şekilde tahkim yargılamasının devam ettiği, hakemce verilen kararın henüz kesinleşmediği, derdest olduğu gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin yerel mahkeme kararını istinaf ettiği anlaşılmıştır. Dairemizin 2019/1902 Esas ,2020/52 Karar sayılı ilamıyla , HMK 412/4.maddesinde; Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamayacağı; 413.maddesinde ise; tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı tarafın tahkim ilk itirazında bulunabileceği, bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız değilse mahkemenin tahkim itirazını kabul edeceği ve davayı usulden reddedeceği hususu düzenlendiği ,HMK 114/1-ı maddesinde aynı davanın daha önceden açılmamış ve halen görülmemekte olması dava şartı olarak öngörülmüş, 115/2 maddesinde de mahkemece dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddedileceğinin düzenlendiği ,Dosya kapsamına göre; ... Yatırım A.Ş. ile ... Geliştirme ve Yapı A.Ş. arasında Tahkim Sözleşmesinin akdedildiği, sözleşme ile; ...Yapı tarafından (ortak ve bağlı grup şirketler tarafından) ... adına (ortak ve bağlı grup şirketler adına) yapılan işlerin maliyet tutarına %15 ilave edilerek bulunacak tutarın, ... tarafından ...Yapı'ya ödeneceği hususunda taraflar arasında anlaşma bulunduğu ve aralarındaki ihtilafların hakem usulüyle çözülmesine karar verdikleri, hakem tarafından yapılan yargılama sonunda 22/09/2016 tarihli hakem kararı verildiğinin anlaşıldığı, tarafların hakem kararı sonrasında 12/10/2016 tarihli Tahkim Sulh Protokolü düzenlediği taraflar arasında imzalanan tahkim sulh protokolü ile "22/09/2016 tarihli tahkim yargılaması hakem kararı kapsamında belirlenen taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini sona erdirmek, hakem kararını icra takibine konu etmeden borcun tasfiyesini sağlamak, ...Grup alacağının ödenmesi şartlarını ve işbu protokol tarihi itibariyle taraflar arasındaki her türlü ticari ilişkiden dolayı oluşan hak ve yükümlülüklerden taraflardan birini ibra etme şartlarını düzenlemek" amaçlandığı ,Mahkemece, davacı tarafın dava konusu ettiği yeminli mali müşavir raporunda tespit edildiği ileri sürülen hususların sulh protokolü kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilerek, sonuca göre esas hakkında karar verilmesi gerekirken, bu hususlar değerlendirilmeksizin hakem şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olduğu belirtilerek yerel mahkeme kararını kaldırılmıştır.Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra , bilirkişi heyetine tevdii edilerek, rapor alınmıştır. 11/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda : ... Grup Şirketleri ile ...Grup şirketleri arasındaki “istisnasız her türlü ticari ilişkiden kaynaklanan bütün alacak ve borçlar” konusunda olduğu gibi, işbu davanın tarafları arasındaki ticari ilişkilerden dolayı Tahkim Kararında tespit edilmiş olan bütün alacak ve borçlar konusunda da, işbu Sulh Protokolü ile tarafların sulh ve ibralaşma yoluna gittikleri bu nedenle de davacının bu davadaki alacak talebinin yerinde olmadığı, bu davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın 12.10.2016 tarihli Sulh Protokolü kapsamında kaldığı; davacının davalılardan iddia ve talep ettiği gibi bir alacağının bulunmadığı, gizli ayıp iddialarının ise ancak yerinde inceleme yapılarak anlaşılacağı, tespitinde bulunduğu ,15/11/2021 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda: sözleşmesinde hataya düştüğünü iddia edenin bu iddiası her zaman göz önüne alınmaz; tarafların ancak ihtilaflı olmadıkları hususta hata iddiası dinlenir; buna karşılık ihtilaflı (tereddütlü) hususlara ait hata iddiası dinlenmez; zira sulh zaten bu husustaki şüpheye dayanır; şüphe ise hatayı bertaraf eder (Bakınız: Prof. Dr. Haluk TANDOĞAN, Özel Borç İlişkileri, Cilt (/1, Altıncı Basım, İstanbul 1990, s.14 vd.). Şu halde, doktrinde de haklı olarak belirtildiği üzere; tarafların ihtilaflı oldukları ve fakat Sulh Sözleşmesi ile bu ihtilafı çözdükleri ve anlaştıkları hususlara ilişkin hatta iddiası dikkate alınmayacağı , protokolde sözü edilen “gizli ayıplar”, davacı şirket (ve grup şirketleri) ile davalı şirket (ve grup şirketleri) arasında akdedilmiş olan eser sözleşmelerine istinaden yapılmış olan inşaat işlerindeki gizli ayıplar olduğu, yoksa Sulh Protokolünden kaynaklanan borçların ifasındaki gizli ayıplar olmadığı , zaten taraflar arasındaki Sulh Protokolü'nde, davalı şirketin (ve grup şirketlerinin) davacı şirketten (ve grup şirketlerinden), taraflar arasında akdedilmiş olan eser sözleşmelerinden ve bu sözleşmelere dayalı akdi ilişkiden (cari hesap ilişkisinden) dolayı bir kısım alacaklarının olduğu ve bu alacaklarının davalı şirkete (ve grup şirketlerine) ödeneceği hususunda anlaşmaya varılmış olduğu , anlaşmaya varılan bu alacakların da ödenmiş olduğunun anlaşıldığı , ne var ki davacı şirket, eser sözleşmelerine istinaden davalı şirket (ve grup şirketleri) tarafından yapılmış olan inşaat işlerinde ne gibi “gizli ayıplar” bulunduğunu açıklamadığı gibi, bu “gizli ayıpların” varlığına ilişkin herhangi bir delil de sunmadığı , bu nedenle, herhangi bir gizli ayıplı işin yapılmış olduğu, davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın 12.10.2016 tarihli Sulh Protokolü kapsamında kaldığı; Sulh Protokolünün geçerli ve bağlayıcı olduğu; davacının davalılardan iddia ve talep ettiği gibi bir alacağının bulunmadığı; Sulh protokolünün 3.1.3 nolu hükmüne göre: Hakem Kararı ile işbu dava nın davalısı ...'nin, işbu davanın davacısı/... Motorlu Araçlar ve Turizm A.Ş. den 336.315,43 TL alacaklı olduğunun tespiti ve bu tutarın 15.2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğinden ... Motorlu Araçlar ve Turizm A.Ş. tarafından ,...'ne 336.315,43 TL ana para ve 9.965,00 TL faiz olmak üzere toplam 346.280,50 TL ödeneceği , ... tarafından, ... Motorlu Araçlar ve Turizm Anonim Şirketi adına KDV dahil 346.280,50 TL tutarlı fatura düzenlenerek cari hesap sıfırlanacağı , Sulh Protokolü'nün 3.11 nolu maddesinde; 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı ile belirlenen yükümlülükler kaldırılmamak kaydıyla, kararın uygulanmasına yönelik olmak üzere düzenlenen işbu Sulh Protokolü ile taraflar arasındaki alacak/borç ilişkisinin sona ermekte olduğu, tarafların, Sulh Protokolü'nde belirlenen edimlerin yerine getirilmesi kayıt ve şartı ile aralarındaki her türlü ticari ilişkiden kaynaklanan alacak-borçlardan, gizli ayıplar dışındaki her türlü yapılan, yapılmayan işlerden, kira bedeli, ecrimisil bedeli ve benzeri alacak kalemleri ile diğer tüm konularda tarafların birbirlerini en geniş anlamda gayrikabili rücu ibra ettikleri, taraflar arasında düzenlenen Sulh Protokolü'ndeki borç-alacak hesaplarında kapsam dışı birakılan gizli ayıplar ile ilgili olarak dosyada herhangi bir ihtilaf, tespit veya bildirim bulunmadığından herhangi bir teknik değerlendirme yapılmadığı , davacı tarafından yapılan işlerdeki gizli ayıpların yerleri ve ayrıntıları konusunda yazılı beyanda bulunulması ve Sayın Mahkeme'nin de onayı doğrultusunda inceleme yapılabileceği, aksi takdirde bu konuda sağlıklı ve doğru bir tespit yapılamayacağı, tespitinde bulunulduğu , 17/03/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda kök rapordaki tespitlerle bağlı kalındığı, ... ile davalı ... Geliştirme ve Yapı A.Ş. ve ...Yapı ... arasındaki düzenlenmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığından kar hakkı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığından, birim fiyatları gösteren onaylı keşif listesi olmadığından ve ayrıca miktarların projeye bağlı metraj hesapları bulunmadığından sunulan hakedişlerin teknik yönden incelenmesi ve kontrolünün mümkün olmadığı, bildirildiği, Bilirkişi raporlarının denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyette olduğu , Sulh Protokolü'nün 3.11 nolu maddesinde; 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı ile belirlenen yükümlülükler kaldırılmamak kaydıyla, kararın uygulanmasına yönelik olmak üzere düzenlenen işbu Sulh Protokolü ile taraflar arasındaki alacak/borç ilişkisinin sona ermekte olduğu, tarafların, Sulh Protokolü'nde belirlenen edimlerin yerine getirilmesi kayıt ve şartı ile aralarındaki her türlü ticari ilişkiden kaynaklanan alacak-borçlardan, gizli ayıplar dışındaki her türlü yapılan, yapılmayan işlerden, kira bedeli, ecrimisil bedeli ve benzeri alacak kalemleri ile diğer tüm konularda tarafların birbirlerini en geniş anlamda gayrikabili rücu ibra ettiklerinin belirtildiği , Davacı tarafın sulh görüşmelerini yürüten ...'un davalılarla el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacı tarafı zarara uğrattığı, davalıların davacı tarafın aldattığı iddiasının ispatlanamadığı, Mahkemece 06/11/2018 tarihli ön inceleme duruşmasında 1 ve 2 nolu ara kararda delillerini bildirmek üzere taraflara süre verildiği, ancak davacı vekili tarafından tanık listesi sunulmadığı, kaldı ki uyuşmazlık konusunun tanıkla ispat edilecek nitelikte olmadığı gözetilerek tanık dineltme talebinin reddine, davacı vekilinin dilekçesinin ve talep sonucunun içeriğinden ayıplı ifa ile ilgili bir talebinin olmadığı, gizli ayıplı işin bedeline istinaden fazla hakediş ödemesinin yapılmış olduğu hususunun ispat edilemediği de nazara alınmış, dava konusu hususların tahkim kararı ve 12/10/2016 tarihli sulh protokolü kapsamında kaldığı gerekçesiyle , davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , müvekkilinin sulh olma iradesinin aldatma yoluyla sakatlanmış olduğunu , sulh protokolü ile bağlı kalınmadığının dikkate alınması gerektiğini, 19.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edildiğini , davalıya fazladan 215.174,87 TL. ödendiğini , ... ... un davalılar ile el ve işbirliği içerisinde hareket ettiğini , bu hususun incelenmediğini , genel müdürü ...'un müvekkilinden ayrılıp davalı ile ortak şirket kurduğunu , aldatmaya dair delillerin ilk derece mahkemesince incelenmediğini , yerel mahkemece kök ve ek protokole itibar edilerek sulh protokolü ile bağlı kaldığını , yerel mahkemenin tanık dinletme talebini reddettiğini ,kök ve ek raporun çelişkili olduğunu , gizli ayıp konusunda bilirkişinin kanaatinin doğru olmadığını , yerel mahkemenin kararında yeterli gerekçe olmadığını , davalı lehine vekalet ücreti hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olup , davacı iş sahibi , davalı yüklenicidir.Davacı vekili , pek çok projenin inşaatlarının davalılar tarafından yapıldığını , taraflar arasında 22.09.2016 tarihli tahkim yargılaması yapıldığını , 12.10.2016 tarihli sulh protokol yapıldığını, ancak YMM raporundan sonra , mükerrer kayıtlar onaysız ödemeler mahsubu gereken avanslar , mükerrer faturalanan KDV ile proje sahibine yansıtılmayan stopajların , otel projeleri için yapılan harcamaların , yüklenicinin ödemesi gerekirken ödenmeyen harcamalar sebebiyle , davalıdan alacak talebinde bulunmuştur.Dairemiz mahkemenin kararını YMM tarafından tespit edilen kalemlerin , 12.10.2016 tarihli sulh protokolünde kalıp kalmadığını tespit ederek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırmıştır. Yerel mahkeme ise Heyet Bilirkişiden aldığı kök ve ek raporlara istinaden dava konusu edilen alacakların 12.10.2016 tarihli Sulh Protokolü kapsamında kaldığın tespit ederek ,dava konusu hususların tahkim kararı ve 12.10.2016 tarihli Suh Protokolü kapsamında kaldığını belirterek usulden reddine karar vermiştir.22.09.2016 tarihli tahkim kararı , alacak borç mahsup işleminin yapılarak taraflar arasındaki alacak borç durumunun netleştirilmesidir. Taraflar arasındaki 11.10.2016 tarihli Sulh Protokolünde 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı ile belirlenen yükümlülükler kaldırılmamak kaydıyla , kararın uygulanmasına yönelik olmak üzere düzenlenen sulh protokolü ile taraflar arasındaki alacak ,borç ilişkisinin sona ermekte olduğu ,taraflar sulh protokolünde belirlenen edimleri yerine getirilmesi kayıt ve şartı ile aralarındaki her türlü ticari ilişkiden kaynaklanan alacak ve borçlardan gizli ayıplar dışındaki her türlü yapılan ,yapılmayan işlerden ,kira bedeli , ecri misil bedeli ve benzeri alacak kalemleri ile diğer tüm konularda en geniş anlamda gayrikabili rucu ibra etmişlerdir.Davacı bu sulh protokolünün Genel Müdürleri ... ve mali işler direktörü ...'nin davalı taraf ile anlaştığını ,müvekkilinin aldatıldığını ileri sürmüştür. Sulh protokolü davacıyı temsilen ... ile , davalı ... adına ... arasında düzenlenmiştir. Bu haliyle davacı , sulh sözleşmesinin tarafı olan davalıların müvekkilini aldattığını ispat ile yükümlüdür. Ancak dosyada davacı sulh sözleşmesinde imzası olmayan çalışanlarının davalılar ile birlikte hareket ederek aldattığını iddia etmekte olup , bu husus dosya kapsamı itibariyle ispatlanmış durumda değildir. Davacı tacir olup , sulh sözleşmesini imzalarken gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Bu sebeple davacının aldatılmaya dair istinaf talebi yerinde değildir.Yerel mahkeme Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda 11.3.2021 tarihli kök rapor , 15.11.2021 tarihili ek rapor ve 17.3.2023 tarihli ek rapor almıştır. Söz konusu raporların tamamında , dava konusu yapılan alacak kalemlerinin , sulh sözleşmesi kapsamında kaldığı bildirilmiştir. Raporlar arasında çelişki olmadığı gibi , denetime açıktır.Davacının gizli ayıp iddiaları açısından ise , gizii ayıp iddiaları defi olarak layihalar aşamasında ileri sürülmelidir. dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde gizli ayıp iddiasının davacı tarafından ileri sürülmediği ve de bu hususa dair dosya kapsamında bir ispat olmadığı anlaşıldığından gizli ayıp iddiası bu davada dinlenemez. Davalı lehine verilen 9.200,00 TL. vekalet ücretinde yasaya ve tarifeye aykırılık olmadığı anlaşıldığından , yerel mahkemenin kararı , dosya kapsamına , bilirkişi raporuna , hukuka ve usule uygun olduğundan , davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih ve 2020/58 Esas, 2023/621 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 12/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.