T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 20/04/2022 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 04/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. EGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 20/04/2022 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 04/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. EGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; ... Halinde komisyoncu olarak çalışan müvekkili şirket ile Antalya ilinde meyve-sebze üreticisi olarak faaliyet gösteren davalı arasında cari hesap/mal alım satım sözleşmesi ilişkisi üzerinden meyve-sebze alım satımı ticareti yapılmak üzere anlaşma yapıldığını ve bu kapsamda dava konusu keşidecisinin müvekkili, lehtarının ise davalı olduğu 07.09.2021 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli çek ile 10.10.2021 keşide tarihli 25.000,00 TL miktarlı .... avans olarak davalıya teslim edildiğini, taraflar arasındaki meyve-sebze alım satımı ticareti anlaşması kapsamında davalıya teslim edilen avansın çekler karşılığında davalının müvekkiline çengelköy salatalığı teslim etme borcu altına girdiğini, ancak müvekkilinin tüm talep ve ısrarlarına rağmen davalı tarafın bugüne kadar avans çeklere konu hiçbir ürün teslim etmediğini, bu suretle üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, nitekim davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinin ziyadesiyle zarara uğradığını, aynı cins ve nitelikteki ürünleri daha pahalıya başka yerden satın almak zorunda kaldığını, ayrıca siparişlerde aksaklık yaşaması sebebiyle piyasada prestij kaybı yaşadığını, davalının ifayı gerçekleştirmemesi sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi konusunda davalı aleyhinde yasal yollara başvurma haklarının saklı olduğunu, davalının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi ve bu suretle müvekkilini mağdur etmesi sebebiyle davalıya keşide edilen Bakırköy 14. Noterliği'nin 17.08.2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeden dönüldüğünü ve avans olarak verilen mezkur çeklerin iadesi istenilmiş olmasına rağmen davalı tarafın iade etmekle yükümlü olduğu avans çekleri bugüne kadar iade etmediği gibi ihtarnameye de herhangi bir cevap vermediğini beyan ederek, müvekkilinin davalı ile olan cari hesap/mal alım satımı sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile mezkur ticari ilişki dolayısıyla davalıya avans olarak verilen, müvekkilinin keşideci, davalı tarafın lehtar olduğu ... Şubesi, keşide yeri: ... , tarih: ... , miktar: 25.000,00 TL, çek seri no: ... ve ... Şubesi, keşide yeri: ... , tarih: ... miktar: 25.000,00 TL, çek seri no: ... numaralı çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptali ve keşideci müvekkile iadesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı ... Tarım tarafından çeklere konu ürünlerin teslim edilmediği iddia edilmiş ise de bahse konu çeklerin avans olmadığı, 2020 yılı içinde gönderilen ürünlerin gecikmiş ödemeleri olduğu, davacının da bilgisi dahilinde bulunduğunu, davacı tarafın maddi gerçekliği bir tarafa bırakarak çekle yapmış olduğu ödemenin tahsilini engellemek amacıyla huzurdaki davayı açtığı kanaatinde olduklarını, şöyle ki; davalının nakliyat işleri yapan, tanık olarak da yargılama sırasında dinlenecek olan dava dışı ... vasıtasıyla davacı ... Tarım adına hareket eden şirket çalışanı dava dışı ... ile tanıştığını ve 2020 Ağustos ayında salatalık alım satımı konusunda anlaştıklarını, anlaşmaya konu salatalıkların sevkiyatının nakliyeci ... tarafından sağlandığını ve tahta kasalarda muhafaza edilen salatalıkların davacı tarafa teslim edildiğini, farklı tarihlerde farklı sayıdaki salatalık kasalarının anlaşmaya uygun şekilde davacı tarafa gönderildiğini, tarafların salatalık alım satımı konusunda bir anlaşmaya varırlarken hangi miktarda, kaç kasa salatalık temin edileceği ya da salatalıkların kilosunun ne kadar olacağı hususunda bir konuşma gerçekleştirmemiş olduklarını, örf ve adet gereği alıcı tarafından istenen salatalık miktarının satıcı tarafından hazırlanacağı ve satışa hazır olduğu tarih itibarıyla değerinin (bir kilosunun kaç TL olduğu) tespit edildiğini, davalının da üretici ile alıcı arasında mevcut olan, yerleşmiş alım satım hususundaki örf ve adete uygun hareket ederek ürünlerini kasalayıp alıcı davacıya ulaştırdığını, müvekkili tarafından 2020 yılı alım satımı anlaşmasına uygun olarak ürünlerin davacı tarafa eksiksiz gönderildiği halde davacı ...Tarım tarafından teslim alınan ürünlerin bedellerinin eksik ödendiğini, davalının bakiye kısım için defalarca şirket çalışanı ile görüşmesine rağmen ödemenin sürekli olarak ertelendiğini, yeni dönem ve yeni anlaşma zamanı bakiyenin kapatılacağı bilgisinin müvekkile iletildiğini, sezonun açıldığı 2021 Temmuz aylarında bahsi geçen şirket çalışanı ile tekrardan irtibata geçildiğini ve salatalık temini konusunda anlaşma sağlandığını, ancak bu anlaşma içeriğinin geçmiş sezon için ödenmeyen bakiye kısmın kapatılmasını da kapsadığını ve taraflar arasında bu konuda herhangi bir uyuşmazlık söz konusu olmadığını, bu kapsamda davalı müvekkilinin öncelikle geçmiş dönem ödenmeyen bedelin tahsilatını talep ettiğini ve bu talep üzerine bakiye kısmın ödenmesi amacıyla davacı tarafından 07.09.2021 ve 10.10.2021 tarihli 25.000 TL bedelli, yargılamaya konu çeklerin gönderildiğini, müvekkilince çeklerin teslim alınması akabinde yapılan yeni anlaşma uyarınca gönderilecek ürünler karşılığı avans olarak davacı taraftan nakit para da alındığını ve bedel karşılığı ürünlerin eksiksiz olarak davacı tarafa gönderildiğini, her ne kadar davacının çek bedellerine konu ürünlerin gönderilmediğini iddia etmiş ise de işbu çeklerin 2020 dönemi teslim edilen ürünlerin gecikmiş ödemesi olduğundan huzurdaki davanın kabulünün mümkün olmadığını, öyle ki davalı müvekkili tarafından gönderilen ürün miktarlarının hem tanık beyanları hem de kantar fiş kayıtları ile sabit olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...davalının beyanları vasıflı ikrardır yani davalı çeklerin verildiğini kabul etmekte ancak özetle bunların önceden kalan borç için verildiğini ileri sürmektedir. Vasıflı ikrar bölünemediği için burada ispat külfeti mahkememiz kabulüne göre halen daha davacıdadır. Dosya kapsamına göre, senetle ispat kuralı gereği davacı iddiasını ispata yarar bir delil dosyaya sunmamıştır. Çeklerin iddiası gereği avans çeki olduğunu, karşılığının olmadığını ispat edememiştir. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) Davacı taraf, dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayanmıştır. Aşamalarda, davacı vekiline tebligat yapılarak, "yemin" deliline başvurup başvurmayacakları hususu sorulmuş ve davacı vekili, 24/03/2022 tarihli dilekçesinde "yemin" deliline başvurmadıklarını beyan etmiştir. Burada önemle belirtmek gerekir ki; yemin deliline dayanıp dayanmadığının vekile sorulması HMK'ya uygundur. "Eski HMUK m. 63/cümle 2, yeminin kabulü veya iadesinin beyanı için (özel) yetkinin ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunacak konuyu öğrendikten sonra verilebileceğini düzenlemekte idi. Bu düzenleme, vekilin bu konuda talimat almadan hareket edemeyeceği ve zaten uygulamasının da yarar sağlamadığı gerekçeleriyle, HMK m. 74 metnine alınmamıştır. Dolayısıyla, vekile önceden yetki verilebilmesi, olanak dahiline sokulmuştur" (Yılmaz, Ejder., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2013, 2. Baskı, s.645) Bu nedenle, vekile hatırlatma yapılmıştır ve vekil de yemin deliline dayanmadıklarını beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının iddialarını ispat edemediği anlaşılmakla; davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda çeklerin avans çeki olduğu ve davalının bu avans çeklerinin karşılığında davacıya ürün teslim etmediği hususlarının yazılı delillerle de ispatlanmış olup, mahkemece tüm bu hususlar gözden kaçırılarak bilirkişi incelemesi dahi yapılmadan haksız ve hukuka aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini, davaları sübuta erdiğinden karşı tarafa yemin teklif edilmemiş olup yerel mahkemece bu hususun hatalı değerlendirilerek hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, zira dosya kapsamında sabit olduğu üzere davalının savunmasında dava konusu çekler karşılığında ürün teslim iddiasına dayanmamış olup müvekkilinin kendisine 2020 yılı carisi dolayısıyla borçlu olduğunu, çeklerin de bu borca karşılık ödeme aracı olarak verildiğini iddia ettiğini, bu halde ispat yükünün yer değiştirdiğini ve davalının artık müvekkilinin 2020 yılı carisinden dolayı kendisine borçlu olduğunu, çeklerin de bu borca karşılık verildiğini yazılı delillerle ispat külfeti altına girdiğini, ancak davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediğini, diğer bir ifade ile müvekkilinin 2020 yılı carisinden dolayı kendisine borçlu olduğunu, çeklerin de bu borca karşılık verildiğini ispatlayamadığını, dava konusu çeklerin 2021 carisine esas avans olarak verildiğini belirttiklerini, davalının ise müvekkilinin kendisine 2020 yılı carisi dolayısıyla borçlu olduğunu, çeklerin de bu borca karşılık ödeme aracı olarak verildiğini iddia ettiğini, bu halde ispat külfetinin davalıya geçtiği ve artık davalının iddia ettiği bu alacağı ispatla yükümlü olduğunun açık olduğunu, ancak davalının ispat külfetini yerine getirmediğini, hatta davalının müvekkilinin kendisine 2020 yılı carisi dolayısıyla borçlu olduğunu, çeklerin de bu borca karşılık ödeme aracı olarak verildiğini iddia ederek esasında 2021 yılı carisinde peşin satış olmadığını ve çekler karşılığında mal teslim etmediğini de açıkça ikrar ve kabul etmiş bulunduğunu, davalı tarafın savunmasının hiçbir yerinde çekler karşılığında mal teslim ettiği yönünde hiçbir iddia ve savunmada bulunmadığını, açıklanan nedenler de gözetildiğinde dava konusu çeklerin 2021 cari hesabına ilişkin avans çeki olarak verildiği, dolayısıyla davalarının sübuta erdiğinin açık olduğunu, yerel mahkemenin hatalı değerlendirme ile ispat yükünün yer değiştirerek davalıya geçtiğini ve davalının ispat yükünü yerine getiremediğini gözden kaçırdığı ve ispat külfetinin hâlâ davacıdaymış gibi davalıya yemin teklif edip etmeyeceklerini sorarak sonuca ulaşmaya çalıştığını, müvekkilinin 2020 yılı carisi sebebiyle kendisine borçlu olduğunu, dava konusu çekleri de bu borca istinaden verdiğini iddia ettiğini, dolayısıyla davalının burada çekleri bambaşka bir sebeple verdiğini iddia ettiğini, bu durumda davacının iddiasını ispat etme külfeti altına girdiğinin açık olduğunu, ancak davalının bu iddiasını ispatlayıcı hiçbir delil sunamadığını, davalının bu iddiasına karşılık bir ihtar, bir mutabakat metni dahi sunamadığını, kendilerinin dosyaya sundukları delillerle çeklerin avans çeki olduğunu ispatladıklarını, açıklanan nedenler gözetildiğinde davalının iddiasını ispatlayamadığını, dolayısıyla dava konusu çeklerin 2021 yılı cari hesabına istinaden avans olarak verildiğinin açık olduğunu, nitekim tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olsaydı işbu maddi gerçeğin bir kez daha ortaya konulacağını, ancak mahkemenin eksik ve hatalı inceleme ile delilleri dahi toplamadan ve tüm taleplerine rağmen bilirkişi incelemesi dahi yapmadan haksız ve hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verdiğini, mahkemece hukuka aykırı değerlendirmelerle dava konusu çeklerin avans olup olmadığı ve karşılıklarının bulunup bulunmadığının ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olup, yerel mahkeme kararının istinafen incelenerek kaldırılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle tüm dosya kapsamına göre müvekkilinin dava konusu çekleri 2021 yılı cari hesap ilişkisine istinaden avans olarak davalıya teslim ettiğini ancak davalının işbu çeklere karşılık mal teslimi yapmadığının sabit olduğunu, açıklanan hususlar gözetildiğinde dava konusu avans çeklerin karşılığında davalının müvekkiline mal teslim etmediği, dolayısıyla müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının sabit olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, alım–satım ilişkisi kapsamında avans çeki olarak verildiği iddia olunan çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilerek yapılmıştır. 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10/1 maddesine göre, Kanun’un uygulanmasından doğan ve uyuşmazlığın tarafı üreticiler ile meslek mensupları veya her iki tarafı da meslek mensubu olan kişiler arasındaki uyuşmazlıkları çözmeye hal hakem heyeti yetkilidir. Aynı Kanun’un 10/7 maddesi uyarınca, 14. madde (idari para cezalarına ilişkin düzenleme) dışındaki tüm uyuşmazlıklar hal hakem heyetinin görev ve yetkisi kapsamındadır. 5957 sayılı Kanun’un 10/5 maddesi (Yönetmelik m. 11/2) gereğince, uyuşmazlık değeri dava tarihi olan 2021 yılı itibarıyla 128.088,99 TL’nin altında ise taraflar hal hakem heyetine başvurmak zorundadır. Bu miktarın altındaki uyuşmazlıklarda hal hakem heyetine başvuru dava şartıdır. Taraflar, hal hakem heyetinin kararlarına karşı 15 gün içinde heyetin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesine itiraz edebilir. Somut olayda, dava değeri 50.000,00 TL olup yasal sınırın altındadır. Bu nedenle davacının öncelikle hal hakem heyetine başvurması gerekirken doğrudan dava açması yasaya aykırıdır. İlk derece mahkemesince, uyuşmazlığın zorunlu olarak İl Hal Hakem Heyetine götürülmesi gerektiği gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, “ispatlanamayan davanın reddi” gerekçesiyle hüküm kurulması usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK m. 353/1-b.2 gereğince ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilmesine, uyuşmazlığın zorunlu olarak İl Hal Hakem Heyetine götürülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.04.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 853,88 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 238,48 TL harcın davacıya iadesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf edenin sıfatı ve kazanılmış hak ilkesi nazara alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 7.300,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilgili tarafa iadesine, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 32,50 TL tebligat gideri, 78,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 111,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.04/11/2025 ...