TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/09/2024 NUMARASI: 2023/328 Esas, 2024/647 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1993 KARAR NO : 2025/1427 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/09/2024 NUMARASI: 2023/328 Esas, 2024/647 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasında düzenlenen eksik ve ayıplı iş nedeniyle uğranılan zararın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında 21/06/2016 tarihinde imzalanan sözleşme ile, davalının yüklenici olarak müvekkiline ait sitede bulunan çocuk oyun parkı sahası zemini yapım işini anahtar teslim olarak üstlendiğini, davalı yanca park zemini için kauçuk uygulamasının yapılması ancak öncesinde demir hasır beton dökülmesi gerektiğinin beyan edilmesi üzerine müvekkilince bu teklifin kabul edilerek iş bedelinden 10.000,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili site yetkilisinin siteyi gezerken davalı yanın çalışmalarının sözleşemeye uygun olmadığını görmesi üzerine işin durdurulmasını talep ettiğini, akabinde de Sarıyer 1. Noterliği'nin 05/08/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya işin dürüstlük kuralına göre düzeltilerek bitirilmesi gerektiği, aksi takdirde sözleşmeden dönülerek zararların talep edileceğinin ihtar edildiğini, davalının ihtarnameye cevaben tesviye işinin (park zeminin kaldırımla veya çevredeki zemin ile eşit yükseklikte olması için yapılması gereken inşaat) sözleşmede yer almadığının bildirildiğini, boşa giden zemin kaplama işi için işçilik bedeli, zayi olan beton parası ve ekstra olarak yeniden beton ücretinin yatırılması halinde işe devam edeceklerinin ihtar edildiğini, zeminin kaldırım ile eş değer olmasının zorunlu ve işin doğası gereği olduğundan bu durumun sözleşmede belirtilmesinin gerekli olmadığını, davalının ihtarnameye rağmen işi düzeltmemesi üzerine müvekkili tarafından İstanbul 6. Sulh hukuk Mahkemesi'nin 2016/124 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, alınan bilirkişi raporunda inşaatın sökülüp eski haline getirilmesi için gereken maliyetin 45.000,00 TL olduğun belirlendiğini, bilirkişi tespit raporunun davalıya tebliğ edildiğini ve uzlaşmaya varılmak istendiğinin belirtildiğini, alınan olumsuz cevap üzerine bu kez müvekkilince zararlarının ödenmesi için Beşiktaş 25. Noterliği'nin 26/02/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak zararlarının ödenmediğini, müvekkilinc yarım bırakılan işin eski haline getirilmesi için dava dışı başka bir yüklenici ile anlaşıldığını, dava dışı şirket ile çalıştırılan işçilerin ücretleri, çıkan hafriyatın kamyona yerleştirilmesi için 10.000,00 TL ve tüm çocuk parkının yapımı için de 25.370,00 TL ödenmesi konusunda mutabık kalındığını, akabinde de müvekkili tarafından davalı hakkında İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 20.500,00 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığını ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile 375 m2 lik zemine önce 10 cm kalınlığında demir hasır beton atılması ve ardından 40x40x2 cm ebatlarında karo kauçuk zemin ile kaplanması hususunda 34.969,30 TL karşılığında anlaşmaya vardığını ve sözleşmeye göre işin bedelinin %30'unun peşin, kalan iş bedelinin de teslimde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin peşinatı aldıktan sonra 16/07/2016 tarihinde işe başladığını, sözleşmede belirtilen ilk olarak 10 cm kalınlığındaki demir hasırlı betonu attığını, müvekkilinin çalışması devam ederken davacı tarafın zeminin 40 cm daha alçaltılması gerektiğinden bahisle çalışmanın durdurulmasını talep ettiğini, müvekkilince betonun zayi olacağı belirtilmesine rağmen davacı yanca çalışma durdurulduğundan atılan betonun zayi olduğunu, davacının sözleşmeyi ihlal ederek müvekkilini işi tamamlamaktan alıkoyması ve bakiye iş bedelini ödemekten kaçınması nedeniyle müvekkili tarafından davacı hakkında bakiye iş bedeli alacağı ve zayi olan beton bedelinin tahsili için İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/25946 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, ancak müvekkili tarafından itirazın iptali davası açılmadığını, müvekkilinin işe başladığında 7 kişilik ekibini beton pompası ve yan malzemeler ile birlikte iş sahasına göndererek mesai yaptırarak beton döktürdüğü gibi, karo zemin parçaları üreterek kullanıma hazır hale getirdiğini, davacı yanca tespitin 10/10/2016 tarihinde ihbar süresinden çok sonra yaptırıldığını, raporda bahsedilen ayıp ve eksiklikler gerçekten mevcut olsa bile sadece bu alanda eksik ve hataların tespit edilmiş olmasının bunlardan müvekkilinin sorumlu olduğunu göstermeyeceğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 12/07/2019 tarihli karar ile, davacı ile davalı arasında 21/06/2016 tarihinde imzalan sözleşmede yapılacak işin ...Vilları adresinde bulunan çocuk oyun spor sahası zemini toplam 375 m2 alana önce 10 cm'lik beton atılması ve betonun kurumasından sonra da 40x40x2 cm'lik karo kauçuk uygulaması işi olduğu, yapılacak olan çocuk parkına 10 cm beton dökülerek helikopter şapla düzeltilip üzerine kauçuk zemin kaplaması işinin projesi yapılıp davalı yükleniciye verilmediği yani projesi olmadığı, sözleşmede projenin yüklenici tarafından yapılacağının da belirtilmediği, ayrıca çocuk parkı yapımı teknik şartnamesine uyulacağı veya zeminin 40 cm kazılıp tesviye edilerek dökülecek betonun kaldırımla aynı seviyede yapılacağı yönünde bir madde veya açıklama da bulunmadığı, yapılacak işler bölümünde zeminin 40 cm kazılarak toprağın harf edileceği gibi bir iş kalemi ve fiyatı da olmadığı, davalı yükleniciden istenen zeminin 40 cm kazılarak toprağın harf edilmesi ve dökülecek betonunun kaldırımla aynı seviyede olmasının sağlanması başlı başına ayrı bir iş kalemi olup, ayrıca bir maliyet bedeli bulunduğu, davacı iş verenin bedel ödemeksizin böyle bir talepte bulunması ve bunun teknik bir zorunluluk olarak sözleşme kapsamında yapılmasını istemesinin uygun düşmediği, buna dayanarak işin durdurularak sözleşmenin fesih edilmesinin de haksız nedenle fesih olduğu sonucu çıkacağı, davalı yüklenicinin davacının zeminin 40 cm kazılarak düşürülmesi talebi karşısında işi yapabileceğini, ancak bu aşamaya kadar dökülen betonun zayi olacağını ve zayi olan beton bedelinin kendisine ödenmesi halinde işe devam edebileceğini cevabi ihtarnamede belirttiği, davalı yüklenicinin sözleşeme kapsamında yaptığı işin bedelinin; dosyadaki resimlerden ve davacı-davalı beyanlarından anlaşıldığı üzere yapılan işin, 10 cm demirli kafes beton + helikopter perdah +civa şap 35 TL/m2 pozu olup, bedelinin de 350 x 35 TL = 12.250,00 TL olduğu, ancak helikopter perdah yapılmadığın bunun bedeli düşüleceği, bu bedelin de 350 x 5 TL = 1.750,00 TL olarak hesaplandığı, davalı yüklenicinin sahada yapmış olduğu işin hakkediş bedelinin 12.250,00- 1.750,00 = 10.500,00 TL olarak belirlendiği, dosyadaki sözleşme şartları ve ihtarnamelerden de anlaşıldığı üzere işin başında davalı yükleniciye toplam iş bedelinin %30 olan 10.500,00 TL'nin avans olarak verildiği, bunun da yapılan işe denk geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı iş sahibi tarafından haksız yere fesih edildiğine kanaat edildiği, davalının atölyesinde hazırlattığı kauçuk zemin kaplama malzemesi sahaya getirilmeyip, iş sahibine teslim edilmediğinden ve montaj işçiliği de yapılmadığından, davalının bir kaybının olmadığı, bu nedenle bu malzemenin bedelinin davalı yanca talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı veya davalının birbirinden bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine, şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, dava dosyasında iki ayrı teknik bilirkişi raporu mevcut olup, bu raporlarda yer alan tespit ve görüşler arasında çelişki bulunduğunu, dava dosyasındaki birinci raporun inşaat mühendisi teknik bilirkişi tarafından düzenlenen ve İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/124 D. İş sayılı tespit dosyasına sunulan rapor olduğunu, diğer raporun ise, mahkemece görevlendirilen inşaat mühendisi teknik bilirkişinin yer aldığı heyet tarafından düzenlenen 13/05/2019 tarihli raporu olduğunu, söz konusu raporlarda, inşaat mühendisi teknik bilirkişiler tarafından belirtilen tespitler ve teknik görüşlerin birbirinden farklı ve çelişkili olduğunu, bu durum karşısında, teknik bilirkişi görüşleri arasındaki çelişkilerin giderilmesi için yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, tarafımızdan 11/07/2019 tarihinde dosyaya sunulan dilekçede, teknik bilirkişi görüşleri arasındaki çelişkiyi gidermek üzere dosya üzerinde inceleme ve gerektiğinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasının talep edildiğini, mahkemece bu haklı taleplerinin kabul edilmediğini, dosyanın mevcut haliyle ve eksik inceleme ile karar oluşturulduğunu, bilirkişi heyeti tarafından sunulan_13/05/20l9 tarihli raporda sözleşmede yazılı helikopter perdah işinin davalı yüklenici şirket tarafından yapılmadığının açıkça belirtildiğini, davalı yüklenicinin, işi sözleşmede kararlaştırılan şekilde yapmadığı gibi, yaptığı imalatın eksik olup, fen ve tekniğe uygun olmadığını, bu durumun İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/124 D. İş sayılı tespit dosyasına sunulan 10/10/2016 tarihli bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede “helikopter perdah” işlemi yapılacağının açıkça belirtilmesine rağmen davalı yüklenicinin bu işi yapmadığını, mahkemece görevlendirilen heyet tarafından dosyaya sunulan 13/05/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunun “Teknik İnceleme ve Değerlendirmeler” başlıklı bölümünde, davalı şirketin bu işlemi yapmamış olduğu tespitinin yer aldığını, böylece, taraflar arasında imzalanan sözleşmede “helikopter perdah” işlemi yapılacağı açıkça kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalı şirketin bu işi yapmadığının sübuta erdiğini, bu işin, betonun daha sağlam ve daha kaliteli olmasını sağlayan bir zemin yüzey uygulaması olup, davalı şirketçe yapılmadığını, davalı şirketin eksik yaptığı işin bu haliyle müvekkili kooperatif tarafından kabul edilmesinin beklenemeyeceğini, müvekkili Kooaperatifin davalı yüklenicinin eksik ve kötü yaptığı işi kabul etmek zorunda olmadığını, bu nedenle hatalı yapılan işin fark edilerek durdurulmasının haklı ve yerinde olduğunu, bilirkişi heyetinin sunduğu raporunda davalı şirketin eksik iş yaptığının tespitinden sonra “taraflar arasındaki sözleşme davacı iş veren tarafından haksız yere fesh edildiğine kanaat edildiği' şeklinde görüşe yer verilmesinin açık bir hata olduğunu, mahkemece de, bilirkişi raporundaki bu sübjektif görüşe itibar edilerek haksız ve hukuka aykırı karar oluşturulduğunu,çocuk parkının zemininin çevresi ile aynı seviyede (eşit yükseklikte) imal edilmesi gerektiğini, davalı şirketin, çocuk parkının yapılacağı alanı gördüğünü, incelediğini ve teklif sunduğunu, davalının tacir olup, konunun uzmanı olarak teklif sunup işi üstlendiğini, çocuk oyun sahası zemininin çevresi ile eşit seviyede eşdeğer yüzeyde olmasının işin doğası gereği olduğunu, dolayısıyla, “eşit seviye” ibaresinin sözleşmede yazılı olmamasının davalı yüklenici lehine durum yaratmayacağını, zemin yapım işinde, üstelik çocukların oynayacağı zeminde, farklı yükseklik yapılmasının kabul edilir durum olmadığını, davalı şirketin, zemini aynı seviyede yapmadığını, bu hususun da 10/10/2016 tarihli tespit bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, seviyenin eşit olmadığının davalı tarafın da kabulünde olduğunu, böyle bir işin kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece bu noktanın değerlendirilmediğini, davalı hatalı ve eksik iş yapmış olduğundan sözleşmenin feshinin haklı olduğunu, davalının hatalı ve eksik iş yaptığının sabit olduğunu, bu nedenlerle, müvekkili kooperatifin yapılan işi kabul etmemesinin ve sözleşmeyi fesh etmesinin haklı olduğunu, hatalı imalatın sökülüp ve işin başka bir inşaat şirketine yaptırılmış olduğundan zarar oluştuğunu, mahkemenin bu noktayı değerlendirirken de yanılgıya düştüğünü belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizin 05/04/2023 tarihli 2020/287 E ve 2023/429 K sayılı kararı ile özetle, "...aynı bilirkişiden ek rapor aldırılıp davalının yapımını üstlendiği çocuk oyun parkı zeminin standart eserler gözetilerek ve teknik şartname kapsamında kaldırımdan ne kadar aşağıda olması gerektiğinin belirlenmesi, davalı yüklenicinin, üstlendiği edimi iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa edip etmediği, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranıp davranmadığının ve mahallinde yapılan ölçümler neticesinde eserin şartname, fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, davalı tarafından ifa edilen işin ayıplı olup olmadığı, ayıplı imalat var ise ayıbın iş sahibini kabule icbar edilemeyecek derecede olup olmadığı, ayıbın bu derecede olmaması halinde TBK'nın 474-478 maddeleri gereğince bedel tenzilini gerektirip gerektirmediği, ayıpların düzeltme yapılarak giderilmesinin mümkün olup olmadığı ve bunların bedelinin belirlenmesi ve davalı yüklenicinin, davacı iş sahibinin sözleşmeye ve teknik şartnameye aykırı olduğu iddia edilen talepleri karşısında davacıyı uyarma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve nihayetinde sözleşmenin davacı iş sahibi tarafından feshedilmesinin haklı olup olmadığının ve bu itibarla davacı iş sahibinin eksik ve ayıplı işin dava dışı yükleniciye yaptırılmış olmasından kaynaklı zararını talep etmesinde haklı olup olmadığının ve zarar miktarının tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir" şeklindeki gerekçe ile kaldırma kararı vermiştir.Mahkemece 27/09/2024 tarihli karar ile, davalı ... ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin yapımını üstlendiği 21.06.2016 tarihli sözleşmeye konu Çocuk Oyun Parkı alanı zemin yapım işi bünyesinde yapılan 10 cm’lik demir hasır beton imalatının Çocuk Oyun Sahası zemini kaldırımının üstüne çıktığı gerekçesiyle, dökülen betonun bir başka firma tarafından söküldüğü ve kaldırım seviyesinde yeniden beton döküldüğü beyan edildiği, taraflar arasında imzalanan 21.06.2016 tarihli Sözleşmede; 375,00 m2 alana sahip Çocuk Oyun Spor Sahası zeminine önce 10 cm’lik demir hasır beton atılacağı, kuruması ardından 40x40x2 cm’lik 2 renk karo kauçuk uygulaması yapılacağı hükme bağlandığı, ancak yapım işini üstlenen şirketlerin işin ehli olduğu ve yapacakları imalatları Fen ve Sanat Kurallarına göre yapmakla sorumlu olduğu, davalı şirketin işe başlamadan önce Çocuk Oyun Spor Sahası zeminine 10 cm’lik betonu dökmesi halinde, beton seviyesinin kaldırımın üstüne çıkacağını öngörmesi ve bu durumu işveren davacı ... ... Site İşletme Kooperatifi yetkililerine haber vererek uyarması gerektiği, uyarmadığı takdirde yaşanabilecek olumsuzluklardan sorumlu olacağını, dosya kapsamında davalı şirketin böyle bir uyarıyı yapmadığı, standart eserler gözetilerek ve teknik şartname kapsamında dökülecek beton üst seviyesinin her ne kadar kaldırımdan 10 – 15 cm aşağıda olması gerekse de, sözleşmeye konu işin Çocuk Oyun Parkı olması nedeniyle, çocukların güvenliği gözetilerek zemine dökülecek beton üst seviyesinin kaldırım ile aynı seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği, netice olarak 2016/124 D. İş Sayılı dosyasından aldırılan Bilirkişi Tespit raporu açıklanan nedenler birlikte değerlendirildiğinde, sözleşme kapsamında zemine 10 cm olarak beton dökülmesi hükme bağlanan beton seviyesinin bu haliyle kaldırımın üstüne çıkacağını öngörmesi ve bu durumu işveren davacı ... ... Site İşletme Kooperatifi yetkililerine haber vererek uyarması gerektiği ancak uyarmadığı, yapılan işin fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yapılmadığı ve işin ayıplı yapıldığı, ayıpların düzeltme yapılarak giderilmesinin mümkün olmadığı, yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranmadığı, iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmediği ve sonuçta döktüğü betonun kaldırımın üstüne çıkmasından dolayı sonradan dökülen beton imalatından ve söküm işlemlerinden sorumlu olduğu, bu durumda davalı yükleniciye ödenen ve tarafların kabulünde olan 10.500.-TL ile, başka bir firmaya söktürülen ve yeni dökülen beton bedeli için ödenen 10.000.-TL’nin toplamı olan 20.500.-TL’ nin davalı şirket tarafından davacı Kooperatife ödenmesi gerektiği hususunun tespit ve rapor edildiği gerekçeleriyle 13/07/2024 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davacının davasının kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, sözleşmede beton atılacak zeminin alçaltılmasına ilişkin bir yükümlülük bulunmadığını, zeminin beton atılmaya uygun bir halde müvekkil şirkete teslim edilmesi gerektiğini, nitekim müvekkil şirketin bir inşaat firması da olmadığını, zemin alçaltmak gibi inşai faaliyetler yürütmediğini, müvekkilinden bu işlerin beklenemeyeceğini, yerel mahkeme kararında müvekkil şirketin zeminin alçaltılması gerektiğine dair uyarı yapması gerektiği kanaatine varıldığını, oysa müvekkilinin kauçuk zemin kaplama işi yapan bir firma olduğunu, zemin yüksekliklerini hesaplamak, planlamak, toprağı kazarak alçaltmak işlerinin zemin kaplama firmasından beklenebilecek işler olmadığını, bu hususun orayı inşa eden müteahhitin ve planlamaları yapan mimarın düşünmesi gereken konular olduğunu, kaldı ki müvekkilin uyarı yapabilecek bir fırsatı da olmadığını, müvekkil şirkete zemin kaplama yapılacak alanın hazır olduğu ve gelip işe başlanmasının söylendiğini, bunun üzerine müvekkilinin 16.07.2016 günü beton dökümü için 7 kişilik ekibi, beton pompası ve yan malzemelerle birlikte iş sahasına götürdüğünü, müvekkilin alanı gördüğü günün de aynı gün olduğunu, çimento dolu beton pompası ile geldikten sonra müvekkilinin uyarı yapmış olsa da olmasa da müvekkilin getirdiği çimento ve o günkü mesainin zayi olacağını, karara dayanak olan 13.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafın değişik iş dosyasından aldığı 10.10.2016 tarihli tespit raporunun esas alındığını, oysa söz konusu raporun kendilerinin yokluğunda, savunma ve iddialarımı alınmaksızın, davacı tarafın gösterdiği eksikliklerin nedeni ve sorumlusu araştırılmadan hazırlandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında 21/06/2016 tarihinde sözleşme imzalanmış olup, davalı yüklenici sıfatıyla davacıya ait sitede bulunan çocuk oyun parkı sahası zemini yapım işini anahtar teslimi olarak üstlenmiştir. Davacı iş sahibi tarafından davalı yüklenici hakkında 21/06/2016 tarihli sözleşmeye istinaden İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 20.500,00 TL tazminat ve 258,58 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 20.758,58 TL alacağın tahsili için 08/03/2018 tarihinde ilamsız takip yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu olaya ilişkin temel uyuşmazlık; davalı yüklenicinin yapımını üstlendiği çocuk oyun parkını ayıpsız yapıp yapmadığı, sözleşmenin davacı iş sahibince feshinin haklı olup olmadığı, buna göre iş bedelinden indirim yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince alınan 13/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, üstlendiği işi Fen ve Sanat Kurallarına uygun olarak yapmakla sorumlu olan ve işin ehli kabul edilen davalı şirketin, işe başlamadan önce Çocuk Oyun Spor Sahası zeminine 10 cm’lik betonun dökülmesi halinde, beton seviyesinin kaldırımın üstüne çıkacağını öngörmesi ve bu durumu işveren davacı ... Villa Site İşletme Kooperatifi yetkilisine haber vererek uyarması gerektiği, dosya kapsamında davalı şirketin böyle bir uyarıyı yapmadığı, bu nedenle de döktüğü betonun kaldırımın üstüne çıkmasından dolayı sorumlu olduğu, yapılan işin fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yapılmadığı ve işin ayıplı yapıldığı, ayıpların düzeltme yapılarak giderilmesinin mümkün olmadığı, yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranmadığı, iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmediği, bu nedenle de davalı yükleniciye ödenen ve tarafların kabulünde olan 10.500.-TL ile, başka bir firmaya söktürülen ve yeni dökülen beton bedeli için ödenen 10.000.-TL’nin toplamı olan 20.500.-TL’nin, davalı şirket tarafından davacı Kooperatife ödenmesi gerektiği tespit ve rapor edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede çocuk oyun parkı zeminin ne kadar kazılacağı belirtilmemiş ise de, davalı yüklenici parkın zeminini standart ölçülere ve teknik şartnameye uygun olarak yapmakla yükümlüdür. Davalı vekili her ne kadar istinaf dilekçesinde sözleşmede beton atılacak zeminin alçaltılmasına ilişkin bir yükümlülük bulunmadığını ileri sürmüş ise de, yüklenicinin borçları TBK'nın 471. maddesinde düzenlenmiş olup, “Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır” şeklindedir. Yüklenici olan davacının da bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır (bkz. Yargıtay (Kapatılan) 15 HD 09.11.2020 gün, 2020/1808 Esas, 2020/2925 Karar sayılı kararı). Nitekim Yargıtay HGK'nın 10.06.2021 gün, 2017/15-2331 Esas, 2021/739 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Dolayısıyla, söz konusu yasa hükümleri ile Yargıtay kararlarından yüklenicinin işe başlamadan önce Çocuk Oyun Spor Sahası zeminine 10 cm’lik betonun dökülmesi halinde, beton seviyesinin kaldırımın üstüne çıkacağını öngörmesi ve bu durumu işveren davacı ... Villa Site İşletme Kooperatifi yetkilisine haber vererek uyarması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Diğer yandan davalı vekili, müvekkili şirketin bir inşaat firması olmadığını belirtmiş ise de, yukarıda değindiğimiz uyarı yükümlülüğü yüklenicinin iştigal konusundan kaynaklanmakta olup, inşaat şirketi olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Öte taraftan iş alanına hazır beton getirdiğini, kullanmaması halinde zayi olacağını ifade etmiş ise de, yüklenicinin sözleşmeye göre edimini ifa edeceği yeri önceden görmesi, gerekli uyarıları yapması ve ancak bundan sonra beton siparişini vermesi gerekmekte olup, iş sahasını görmeden beton siparişi vermesi kendi kusurlu davranışıdır. Dolayısıyla yüklenicinin kendi kusurlu davranışı yasada öngörülen uyarı yükümlülüğünün yerine getirilmemesi için bir gerekçe olamayacağı açıktır. Ayrıca, her ne kadar yüklenici vekili tarafından bilirkişi raporuna da itiraz edilmiş ise de, raporun içerik itibariyle usul ve yasaya uygun olduğu, denetlenebilir mahiyette bulunduğu görülmekle davalı vekilinin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekili tarafından davalı ile akdettiği sözleşme davalının kusuru nedeniyle geriye etkili olarak feshedilmiş olup, kural olarak davacı menfi zarar kapsamındaki alacaklarını isteyebilir. Davacı, icra takibi ile davalıya ödediği iş bedeli ile davalının kaldırımdan 10 cm daha yüksek yaptığı betonun sökülmesi ve eski hale getirilmesi için yaptığı giderleri talep etmiştir. Davacının bu talepleri menfi zarar kapsamında kalan talepler olup, istenilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Davacı ile davalı arasında düzenlenen yazılı sözleşme gereğince davacının davalıya 10.500 TL avans ödemesi yaptığı hususunda davalı tarafın bir itirazı olmadığı gibi, Dairemizin kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda bu tutarda yapılan ödemenin davalının ticari defterlerine kaydedildiği anlaşılmıştır.Davacı, davalının kusurlu yaptığı işin düzeltilmesi ve yeniden yapımı için dava dışı Dalmış İnşaat ile anlaşmaya varıldığını, toplam tutarın 25.370 TL olarak kararlaştırıldığını, bu tutarın 10.000 TL'sinin davalının yaptığı kusurlu işin düzeltilmesi ve yeniden eski hale getirilmesi için, kalan kısımın da çocuk parkı yapımı için verildiğini belirtmiştir. Nitekim dosyada mevcut ödeme belgelerinden davacının dava dışı Dalmış İnşaata 25.370 TL'yi ödediği anlaşılmaktadır.Yukarıda değinilen nedenlerle, davacının davalıya ödediği avans iş bedelinin 10.500 TL, davalının betonun sökülmesi ve eski hale getirmek için yeni beton dökülmesi için dava dışı Dalmış İnşaata ödenen bedelin 10.000 TL olduğu, menfi zarar kapsamında bulunan toplam 20.500 TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği anlaşılmıştır.Diğer yandan, her ne kadar hükme esas alınan son bilirkişi raporunda eserin ayıplı olarak da olsa davacı tarafından kabulünün gerekip gerekmediği hususunda değerlendirme yapılmamış ise de, bilirkişi raporlarından ve fotoğraflardan davacının kaldırım seviyesinin 10 cm üzerinde beton döktüğü, bu haliyle çocuk parkını kullanacak olan kişiler ve özellikle çocuklar için güvenli olmadığı anlaşıldığından eserin ayıplı haliyle kabulünün mümkün bulunmadığı açıkça görülmektedir. Dolayısıyla bu hususta raporda değerlendirme olmaması esasa etkili görülmemiştir.Tüm bu nedenlertle toplam 20.500 TL üzerinden takibin devamına yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/09/2024 tarih ve 2023/328 Esas, 2024/647 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.400,35 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 972,75 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.