İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafın icra takipleri üzerine müvekkili şirketin adresinde haciz işlemi uygulandığını, haciz işlemi sonucunda müvekkili şirketin demirbaş malları haczedilmiş ve muhafaza altına alındığını, müvekkili şirketin adresine haciz tatbik amacıyla gelen İ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2636 KARAR NO : 2025/4481 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafın icra takipleri üzerine müvekkili şirketin adresinde haciz işlemi uygulandığını, haciz işlemi sonucunda müvekkili şirketin demirbaş malları haczedilmiş ve muhafaza altına alındığını, müvekkili şirketin adresine haciz tatbik amacıyla gelen İstanbul 1. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyanın alacaklısına, müvekkili şirketin icra dosyasının borçlusu olmadığını dosya borçluları ile de ticari ve organik bir bağı olmadığı haksız fiil teşkil eden haciz işleminin öncesinde izah edilmesine rağmen alacaklı tarafça haciz ve muhafaza işlemine devam edildiğini, taraflarınca haciz işlemlerine haciz esnasında itirazda bulunulduğunu, akabinde İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde istihkak talepli dava açıldığını, davalı tarafça haciz ve muhafaza esnasında sökülmek istenen cihazın yerinden sökülmesi işlemi sırasında zarar görmesi halinde tamir masrafları yüksek bir meblağa tekabül edecek olması dolayısıyla, davalı tarafta ısrarla cihazı sökmek istediğinden, muhafaza altına almak istediğinden davalı tarafa cihazın sökülmemesi adına haciz mahallinin hemen yanında ki gayrimenkulde faaliyet gösteren ortakları aynı olan grup şirket ... Tic. A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı .. hesabından 50.000.- TL ödemenin davalı tarafa banka kanalıyla İst. 1 İcra .... dosya borcu ödemesi açıklaması ile Gönderildiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemeden kaynaklı olarak maddi zararı bulunmakta olup, hukuka aykırı haciz işlemi sebebiyle şirket aktif mal varlığında meydana gelen eksilmenin, yani maddi zararlarının giderilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket binasında 16/12/2019 tarihinde yapılan haksız haciz ve muhafaza sonucunda şirket demirbaş malları yediemin deposunda muhafaza altına alınmış olduğundan malların teminat karşılığında 24/12/2019 tarihinde geri alınmasına kadar müvekkili şirketin çalışma kaybı yaşamış olduğunu, 16/12/2019-/24/12/2019 tarihleri arasında bazı personellerin işe gelmediğini, muhafaza altına alınan mallar 41.100,00 TL teminat yatırılarak taraflarınca teslim alınması sonucu müvekkili şirketin ödemiş olduğu yediemin depo ve nakliye ücreti olduğunu, Davalı tarafın haksız haciz ve muhafaza işlemi sonucunda müvekkili şirketin yukarıda izah edilen çalışma ve kazanç kaybını en aza indirmek, maddi zararının artmasını engellemek adına en kısa sürede teminatı icra dosyasına yatırdıktan sonra haczedilen malların yediemin deposundan müvekkil şirkete geri getirilmiş olması dolayısıyla ekte faturasını sunmuş oldukları 2.360,00 TL bedelinde müvekkili şirketin maddi zararı bulunmakta olduğunu, Davalı tarafın 18.11.2021 T. müvekkil şirket binasında yapmış olduğu haciz ve 16.12.2019 T. yapmış olduğu haciz ve muhafaza işlemi hukuka aykırı olup gerek yargı içtihatları ile gerekse doktrinde kabul gördüğü üzere TBK. 49. madde kapsamında haksız fiil olduğunu, yapılan haksız haciz o dönem medyaya da yansımış, farklı farklı haber sitelerinde haksız haciz işlemine yer verilmiş ve nihayetinde müvekkili şirketin haksız haciz sebebiyle ticari itibarının zarar görmüş olduğunu, müvekkil şirketin ekonomik durumu iyi olmasına rağmen davalı tarafından yapılan haksız haciz ve muhafaza işlemi sonucunda medyaya yapılan haberler müvekkil şirketin ekonomik durumunun kötü ve borca batık olarak algılanmasına sebebiyet vermiş olduğunu, 17/12/2021 tarihinde sabah saatlerinde haciz tutanağı daha daireye dahi ulaşmadan basında Müvekkili şirketin binasında haciz ve muhafaza yapıldığına dair haberler yapılmaya başlanmış ve haber içeriklerinde ekte sunmuş oldukları üzere haciz tutanağı yayınlanmış, Henüz daha icra dairesine ulaşmayan, UYAP sistemine taranmayan haciz tutanağının basına servis edilmesinin davalı taraf eliyle gerçekleştiğinin şüpheden uzak olduğunu, Bu durumdan mütevellit davalının manevi tazminat talebi ile sorumluluğu cihetine gitmek, Manevi zararlarının tazminin talep etmenin müvekkili şirket adına zaruri bir hal almış olup, Müvekkili şirketin haksız fiil sonucu zarar gören marka itibarı ve tüzel kişilik haklarının ancak huzurdaki manevi tazminat davası yoluyla giderilebileceğini tüm bu sebeplerle açılan davanın kabulüne, 76.766,08 TL Maddi ve 300.000,00 TL Manevi tazminatın, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı haksız haciz sebebiyle iddia ettiğin zararın tazmini talepli manevi tazminat davası açmış olup davaya konu haciz işlemi 18.11.2019 tarihinde gerçekleştirildiğini, huzurdaki davayı 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra haciz işleminden 2 yıl, 1 ay ve 12 gün sonra 30.12.2021 tarihinde açtığını, davanın süresinde açılmadığını, Borçlunun mal ve haklarının gerek borçlunun elinde, gerek borçlu ile 3. Kişinin birlikte ellerinde ve gerek ise 3. Kişinin elinde haczedilebileceği İİK m. 96 vd. Hükümleri öngörüldüğünü, Somut olayda İcra ve İflas Kanunu'nda öngörüldüğü gibi haciz ve muhafaza işlemi uygulanmış, üçüncü kişinin istihkak iddiası tutanağa geçirildiğini, müvekkil şirket alacağına ilişkin olarak borçlular ...nut İnş. A.Ş.,...oje İnşaat Ticaret Anonim Şirketi, ...ş., ... aleyhine İstanbul 1. İcra Müdürlüğü' nün ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlu... 'un menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası için 18.11.2019 tarihinde "K...lemi sırasında...lm Sinema Televizyon Prodüksiyon San. Ve Tic. A.ş tarafından istihkak iddia edildiğini, taraflarınca istihkak iddiasına itiraz edilmiş, İcra Müdürlüğünce dosya İİK mad. 97 mucibinde İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/1476 E. , 2019/1224 K. sayılı kararı ile takibin devamına karar verildiğini, mezkur kararlar haciz işleminin ve İİK m. 97 gereğince işlem yapılmasının hukuka uygun olduğunu tevsik etmekte ve kesin nitelikte bulunduğunu, maddi tazminat adı altında istenen miktarın bir kısmı borcun üstenilmesi ile dosya borcu için yapılan ödeme niteliğinde olduğunu, işbu borç üstlenilmesi ile yapılan ödemenin iade edilmesi bu davanın konu olmayıp tazminat adı altında istenmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının fahiş maddi manevi tazminat talepleri hukuki mesnetten yoksun olduğunu, gerçekleştirilen haciz işlemleri icra iflas kanununa uygun bulunduğunu, davacının iş bu davaya dayanak yaptığı dava konu haciz işlemini tatbik eden merci icra müdürlüğü olup, icra müdürlüğünün bu işleminin de yasal dayanağı İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/1476 E. , 2019/1224 K. sayılı dosyadan verilen "takibin devamına" ilişkin kararıdır. Dolayısı ile yapılan haciz işleminin hukuka uygun olduğunu, dava dilekçesinde (ekinde personelin 7 günlük ücretli izin listesini sunarak) muhafaza işlemi yapılamamasından dolayı 24.406,08 tl maddi zararın tanzimi talep edilmişse de, söz konusu muhafaza işlemi yerel mahkeme tarafından verilmiş olan .... sayılı takibin devamına binaen yapıldığını, tazminat için gerekli koşullar oluşmadığını, davacının dava konusu haciz işlemlerine ilişkin olarak açmış olduğu İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/1538 E. , 2020/1483 K. Sayılı dosyasında müvekkil aleyhine tazminata hükmetmemiştir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, hukuka aykırı olan istinaf iddiasının kabulüne ilişkin karar istinaf edilmiş, istihkak davası kesinleşmediğini, haciz mahallinde pana film yapım sinema televizyon rek. org. san ve tic. ltd. şti'ne ait ticari ve muhasebesel nitelikli evraklar bulunmuş olup bu şirketin tek ortak ve yetkilisi dosyamız borçlusu tayyar raci şaşmaz olduğunu, borçlular gelinen adreste ticari faaliyetlerini sözde 3.kişi şirket üzerinden sürdürmeye devam ettirdiğini, sözde 3.kişi şirket yetkilisi ile borçlu tayyar raci şaşmaz arasında yakın akrabalık gereği organik bağ bulunduğunu, borçlu ... ile istihkak iddia eden şirket ... Sinema ... San. ve Tic. A.ş'nin ortak ve yetkilisi ... kardeş olduğunu,. Borçlu ve sözde 3. kişi şirket yetkilisi arasındaki organik bağ nedeni ile mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, borçlu ile sözde 3.kişinin iştigal konuları aynı olduğunu, kişi tarafından mülkiyeti ispata elverişli belge sunulmadığını, haciz işleminde iik mad. 97 uygulandığını, davacının haciz tutanağının taraflarınca basına ulaştırıldığı yönündeki iddiaları mesnetsiz olduğunu, haciz işlemi ve devamında tüm süreç İİK ve hukuka uygun olarak yürütüldüğünü, tüm bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... davacı şirket binasında yapılan haciz ve muhafaza işlemine davacı tarafından İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/ 1538 e. sayılı dosyası ile istihkak talepli dava açılmış olduğu dosyada mübrez tescil kayıtları incelenmekle icra dosyası borçlusu ile davacı şirket arasında organik bağ tespit edilemediğinden açılan istihkak davasının kabulüne karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği celp edilen mahkeme dosyasından ve uyap sistemde başka birimdeki dosya ayrıntı bilgileri sistem sorgusundan anlaşılmakla kararın kesinleşme tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının maddi tazminat bakımından kusursuz sorumluluk ilkesi dikkate alınarak davacının ticari defterleri de incelenerek ve davacı şirketin iş yerinde tatbik edilen davaya konu haciz sebebiyle 17 Personelinin ücretli izinli sayıldığı 7 günlük süre için yükümlenmiş olduğu brüt ücret maliyetinin, sunulan ücret hesap pusulaları ve ücret bordroları kapsamında 24.406,08 TL ücretin uygun olduğu ayrıca faturalandırılan nakliye ücreti 2.360,00 TL dikkate alınarak toplam 26.766,08 TL maddi zararından İİK m 259/1 gereğince davalının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu kanaatine varılmakla celp edilen dava dışı ...A,ş nın tescil kayıtları ile davacı şirket arasında doğrudan organik bir bağ tespit edilemediğinden davalı şirket avukatına ödenen 50.000 TL bedel yönünden ödemeyi yapanın dava dışı şirket çalışanı olduğu hususu da dikkate alınarak bu miktar yönünden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesi ekinde bulunan haber içeriklerinde yapılan haksız haczin tüm detaylarına yer verildiği dikkate alınarak davacının iş yerinde yapılan haciz ve muhafaza işlemlerinin hukuka aykırılığı ve bu işlemlere konu malların davacıya ait olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile saptandığından bu aşamada davalı şirketin kusurlu olduğu anlaşılmakla ,davacının hak ve nesafet kuralları gereğince manevi olarak zarara uğradığı ve 75.000 TL manevi tazminatın uygun olacağı kanaatine varılarak belinlenen maddi ve manevi tazminatın haksız haciz tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 1-Davacının Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 26.766,08 TL 'nin 16/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik maddi tazminat talebi yönünden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından usulden reddine, 2-Davacının Manevi Tazminat Talebinin kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın 16/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, maddi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesinin haksız olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin bulunmadığını, somut olayda tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz hukuki sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Maddi tazminat yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Dosya içeriğinden; Davalı şirkete yapılan avukatlık ücreti ödemesinin, davacı şirket tarafından yapılmadığı, buna göre davacının bu hususta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/ 1538 Esas sayılı dosyasında davacının istihkak iddiası davanın kabulü ile sonuçlanmış ve verilen karar kesinleşmiştir. Bu haliyle, mahcuz malların davacı tarafa ait olduğu tartışmasızdır.Somut olayda, yapılan haciz işlemlerinin hukuka aykırılığı ve bu işlemlere konu malların davacıya ait olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile saptandığına ve iadeye yönelik işlemler sonuçsuz kaldığına göre davacının mali haklarının zarar gördüğü (Aynı doğrultuda Yargıtay 4. Hukuk dairesinin 2016/9728 esas- 2018/7567 karar sayılı ilamı) ve davalının ağır kusuru sonucunda vuku bulan haksız eylemiyle maddi olarak zarara uğratıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, hükme esas alınan maddi zararın tespitine yönelik bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin maddi tazminatın miktarına yönelik istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.(Yargıtay 4 HD'nin 2024/5213 E. -2024/10707 K. Sayılı emsal ilamı).Somut olayda; Her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de davacı şirket ile takip borçlusu şirketin iştigal konularının aynı olduğu, ortakları akrabalık ilişkisi bulunduğu, haciz mahallinde takip borçlusu şirkete ait bir kısım belgelerin bulunduğu, bu doğrultuda davalının icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerindedir.Buna göre; Yukarıdaki ilkeler nazara alındığında şartları oluşmayan manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu sebeplerle davalı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davalı tarafın istinaf talebi kabul edildiğinden davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf talebinin incelenmesine hukuken gerek duyulmamıştır.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 26.766,08 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 16/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/839 Esas 2024/124 Karar sayılı 16/02/2024 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 3-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 26.766,08 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 16/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.828,39 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan 6.434,23 TL'den mahsubuyla fazla alınan 4.605,84 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 5/b-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 1.828,39 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 4.660,75 TL olmak üzere toplam 6.559,94 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 466,02 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(1-2). maddelerine göre kabul edilen maddi tazminat yönünden 26.766,08 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(2-3). maddelerine göre reddedilen maddi tazminat yönünden 26.766,08 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/(3) maddesine göre reddedilen manevi tazminat yönünden 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 8-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 03/12/2025