9. Hukuk Dairesi 2014/489 E. , 2014/13452 K. "" MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2013 NUMARASI : 2013/270-2013/664 DAVA :Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla,…
**9. Hukuk Dairesi 2014/489 E. , 2014/13452 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2013 NUMARASI : 2013/270-2013/664 DAVA :Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davalı şirketin yurt dışı işyerinde çalışan davacının iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı tarafından feshedildiğini belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren vekili, husumet itirazında bulunarak, davacının müvekkili şirketin hissedarı olduğu ve KKTC sınırları dahilinde faaliyet gösterin ve farklı bir tüzel kişili olan T.Alkollü İçki ve Şarap Endüstrisi Ltd Şti nin bir çalışanı olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında bulunan hizmet akdinin 19/08/2009 itibari ile tasfiye edildiği, davacıya tüm haklarının ödendiği ve davacının 20/08/2009 tarihli yazılı hizmet sözleşmesi gereğince KKTC varlığını sürdüren şirket işverenliğinde çalıştığı, daha önce davalı şirket işverenliğinde çalışmış olsa bile hizmet sözleşmesinin tasfiye edildiği, Kıbrıs’ta varlığını sürdüren şirket işverenliğinde geçen hizmet akdinin önceki akdin devamı niteliğinde görülmesi mümkün olmadığı gibi davalı şirket ile dava dışı Kıbrıs şirketinin birlikte işverenliğinin söz konusu olduğu gibi bir iddianın ileri sürülmediği ve ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle usule yönelik değerlendirme yapıldığında, davalının taraf sıfatı bulunmamakta ise davanın esastan değil, 6100 sayılı HMK.’un 114/d ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerekirdi. İşin esasına gelince ise, 5718 sayılı Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’’un maddesinin 1. fıkrasında hâkimin Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygulayacağı belirtildikten sonra 4. fıkrasında uygulanacak hukuku seçme imkânı verilen hallerde taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun maddi hukuk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Kanunun “kamu düzenine aykırılık” başlıklı 5.maddesinde “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz gerekli görülen hâllerde Türk hukuku uygulanır” hükmü düzenlenmiştir.