T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/361 Esas KARAR NO : 2025/1709 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2022 NUMARASI : 2018/968 Esas, 2022/39 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı veki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/361 Esas KARAR NO : 2025/1709 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2022 NUMARASI : 2018/968 Esas, 2022/39 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 10.10.2017 ve 13.03.2018 tarihinde Reklamveren- Reklam Ajansı Hizmet ve İşbirliği, Medya Planlama Satın alma sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasındaki sözleşme ve şifahi görüşmeler, kabuller doğrultusunda taraflarca anlaşılan sayı-içerik-zaman diliminde reklamların yayınlaması hususunda anlaşmaya varmalarına rağmen, davalının TV reklam kuşağında verilmesi gereken reklamları eksik süre ve adette yayınladığını, ayrıca en geniş müşteri kitlesinin TV izleme saati olan Prime time ve belli yayın içerikleri dahilinde yayınlanması gereken reklamları farklı saat ve farklı yayın içeriği dahilinde yayınlayarak bu şekilde sözleşmelerin koşullarına davalı tarafından uyulmaması nedeniyle müvekkiline zarar verildiğini, gerçekleşen reklamların yayınlanması taahhüt edilen sayıdan az, taahhüt edilen süreden az ve taahhüt edilen zaman dilimi dışında gerçekleşmesi sonucunda davalının sözleşmeye aykırı davrandığını ve edimini eksik ifa ettiğini, davalının söz konusu sözleşmeler kapsamında yerine getirmediği/eksik yerine getirdiği yükümlülüğü sebebi ile oluşan maddi zararının şimdilik 5.000,00TL sinin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, manevi tazminat talep haklarının saklı tutulduğunu, taahhüt edilen ancak eksik yayınlanan reklamlar olduğu hususunun davalının da kabulünde olduğunu(eksik reklamlar nedeniyle 44500 TL +KDV zararın kabul edildiğini) , ancak müvekkilinin zararının bu miktarın çok daha üzerinde olduğunu, taraflar arasındaki her iki sözleşmede de, sözleşmeye aykırı hareket edilmesi ve tarafların edimlerini yerine getirmemesi halinde cezai şart belirlendiğini, buna göre davalının sözleşme bedelinin % 50 sinin cezai şart olarak ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin reklam işiyle uğraştığını, davacı ile iki adet sözleşme imzalandığını, müvekkilinin reklam ajansı olarak davacı ile tam bir işbirliği içinde çalışmayı, planlamanın kanallar tarafından eksiksiz yayınlanmasını, takibini ve raporlamasının eksiksiz gerçekleştirmek için her türlü çabayı gösterdiğini, müvekkilinin bu yükümlülüğünü her zaman eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 2017 yılında yapılan sözleşmenin içeriği ve koşulları müvekkili tarafından yerine getirildiğinden ve 2017 yılı sözleşmesinin 6. Maddesine konulan % 50 cezai şart koşulunun, iş ilişkisindeki memnuniyet nedeniyle 2018 yılındaki sözleşmede yazılma gereği dahi duyulmadığını, davacının cezai şart talebinin yersiz olduğunu, çünkü 2018 yılında sözleşmede böyle bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle cezai şart talebinin reddi gerektiğini, müvekkilinin 13.03.2018 tarihli reklam sözleşmesi uyarınca taahhüt edilen fakat eksik yayınlanan reklam bedeli olan 47.034,00TL +KDV yi aralarında bulunan borç ilişkisine mutakıp çekle mahsup ettiklerini, bu konuda uzlaşma sağlandığını, bu sebeple eksik yayımlanma ile ilgili de bir zarar kalmadığını, bu iddianın konusuz kaldığını, davacının sayı ve süre yönünden ayrıca taahhüt edilen zaman dilimi dışında yayın yaptığına dair iddialarının tamamen asılsız olduğunu, prime time süreleri içinde reklamların yayınlandığını, davacının her iki yıla ait sözleşmede de iddia edilen zararının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davalının imza edilen her iki sözleşmede ile belirlenen medya planlamasına uygun yayın sağlamış olduğu, davacıya yapılamayan yayınların, davalının rapor yükümlülüğü kapsamında bildirilerek bedel iadesinin sağlandığı, bu durumun sözleşmenin ifası ve bilgi ve rapor verme taahhüdünün gereği olduğu, bedel iadesi yerine misli reklam kullanma seçeneğini tarafların ortak mutabakatla işletmediklerinin anlaşıldığı, hal böyleyken sözleşme ihlaline meydan veren bir durumun söz konusu olmadığı, yapılamayan ve raporu verilen yayınların yalnızca 8 adet olduğu, davacının talebi ile bu yayınların da muadil çerçevede yapılması fiziken mümkünken taraflarca bu yolun işletilmediğinin anlaşıldığı, diğer yayınların süresinde, uygun uzunlukta ve ilgili mecralarda yayınlandığı, yekun reklam yayını içerisinde raporlanan ve mutabık kalınan 8 adet reklamın bedel iadesinin yapıldığı da dikkate alınarak bir sözleşmesel yükümlülük ihlaline meydan verilemeyeceği, sözleşme ihlalinin esaslı ihlal niteliğinde olması gerektiği, 10.10.2017 tarihli sözleşmeden ve devam eden 2018 dönemi sözleşmesinden ötürü yayınlanan tüm reklamlar değerlendirildiğinde, davacının sözleşmenin aynen ifasının elde edilmesinden beklediği menfaati birebir sağlamış olduğu, davacının iş kaybı gibi zarar kalemleri bahsinde dava dosyasına sunmuş olduğu bir bilgi ve belge olmadığından iş kaybı dolayısıyla bir tespitin de yapılamadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece bilirkişi raporlarına itirazları değerlendirilmeden müvekkili kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın alınan bilirkişi raporları üzerinden karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, son bilirkişi raporunun objektif veri ve kriterlere uygun hazırlanmadığını, bilirkişilerin şahsi düşüncelerinin bilirkişi raporu formatında delil olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin objektif olarak eldeki veriler doğrultusunda bilimsel bir rapor hazırlaması beklenirken" ben düşünmekteyim" şeklinde hazırladığı raporu bilirkişilik mevzuatına aykırı olduğunu, bilirkişinin şahsi düşüncesinden yola çıkarak hiç bir şekilde müvekkilinin zararını ve sözleşme üzerinden cezai şart miktarını hesaplamamasının hukuka aykırı olduğunu, raporun hükme esas alınamayacağını, kaldı ki bu sözleşmeye aykırılık kapsamında müvekkiline davalı tarafça tek kuruş ödeme yapılmadığını, ikinci sözleşmede herhangi bir cezai şart maddesi olmadığından bahsedilse dahi, ikinci sözleşmenin ilk sözleşmenin devam ve eki niteliğinde olduğunu, dolayısıyla ilk sözleşmede bilirkişi tarafından tespit edilen hususların bu sözleşme için de geçerli olduğu göz ardı edilerek zara ve cezai şartın hesaplanmamasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin onayı alındığının düşünüldüğünden bahsedilmekte ise de böyle bir onayın olmadığını, fatura tarihleri baz alındığında, davaya konu hususların belirtilen tarihlerde halihazırda ortada olmadığını ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu ve çok sonra ortaya çıktığını, fatura içeriğinde yayın akışlarına ve yayınların detaylarına hiç bir şekilde yer verilmediğini, dolayısıyla sözleşmede belirtilen koşulların müvekkilinden hiç bir şekilde onay alınmaksızın davalı tarafça yerine getirilmediği açıkken itirazlarının bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, özel bir uzmanlık alanına sahip tacir olan davalı karşısında müvekkilinin menfaat dengesinde özellikle bu denli haklı olduğu durumda üstün tutulması ve değerlendirmenin müvekkilinin bir kooperatif olduğu, sözleşmenin işleyişinde davalının kendi edimlerine uygun davranmadığı gibi sözleşmenin kurulumundaki aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğüne de aykırı davrandığı, sözleşmeyi hakkaniyete aykırı olarak kazanca çevirmeye gayret ettiği dikkate alınması ve yapılacak yorumların da bu şekilde yapılması gerekirken Mahkemece bu hususa hükümde hiç dayanılmadığını, Mahkemece müvekkilinin zarar kalemlerine dair dosyada bir bilgi ve belge olmadığını belirtmiş ise de, müvekkilinin delilleri arasında müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının yer aldığının göz ardı edilerek usulüne uygun bir inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davalı tarafından eksik reklam hizmeti verilmesinden kaynaklı zararının doğduğu iddiasıyla maddi zarar ve cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık, davacının sözleşme kapsamında davalıdan maddi zarar talebinin yerinde olup olmadığı ve cezai şart talebinin koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.Mahkemece uyuşmazlık konusunda bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkemece Reklamcı bilirkişiden alınan 27/11/2019 tarihli bilirkişi raporu özetle; "10.10.2017 tarihli sözleşme, ordino ve yayın raporlarına göre ... Kanallarda yayınlanan reklamların sürelerinde ve yayınlarında herhangi bir eksikliğe rastlanmamış reklam sürelerin tam olarak ve zamanında yayınlandığı,10.10.2017 tarihli sözleşme, ordino ve yayın raporlarına göre Tematik Kanallardan ... Haber kanalındaki I adet (12 sn). ... Radyodaki 1 adet (12 sn) ve ... Nostalji Radyodaki 5 adet (60 sn) eksik yayınlanan reklamın sözleşmedeki 6. Maddeye göre "eksik olan saniyelerin ödemesini alamayacağı" ibaresine göre davalı tarafından gen ödemesinin yapılabileceği %50 cezai şartı oluşturacak şekilde davacıya daha az iş yaptıracak ve daha az kar yaptıracak şekilde zarara uğratacak bir ihlalin ve eksik yayınlamanın oluşmadığı, 13.03.2018 tarihli sözleşme, ordino ve yayın raporlarına göre ... Kanallarda yayınlanan reklamların sürelerinde ve yayınlarında herhangi bir eksikliğe rastlanmamış reklam sürelerin tam olarak ve zamanında yayımlandığı, 13.03.2018 tarihli sözleşme ordino ve yayın raporlarına göre Tematik Kanallardan ... Haber kanalındaki OlT Prime Time Saatinde 1 adet (8 sn) reklamın eksik yayınlandığı bu sözleşmenin 6. Maddesinde herhangi bir cezai şartın bulunmadığı lakin taraflar arasında 01.06.2018 tarihindeki eksik yayınlan reklamlar için yapılan mutabakat dikkate alındığında davalı tarafından eksik yayınlanan reklamın geri ödemesinin yapılabileceği bunun haricinde Tematik Kanallarda diğer yayınlanan reklamların sürelerinde ve yayınlarında herhangi bir eksikliğe rastlanmamış reklam sürelerin lam olarak ve zamanında yayınlandığı" görüş ve kanaatine varıldığını belirtmiştir. Mahkemece alınan 25/12/2020 tarihli bilirkişi heyet raporu özetle; " ibraz olunan ticari defterlerinin noter tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, e-defter Beratlarının süresinde oluşturulduğu olduğu, bu itibarla 2017 - 2018 yılı ticari defterlerin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davalının ticari defter ibrazın bulunmadığı, davacının ticari defterlerine göre; davacının davalıdan borç/alacağı olmadığı, taraflar arasındaki her iki sözleşme içeriğine uygun olarak düzenlenen davalı faturalarının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yasal süresi içerisinde itiraza uğramayan faturaların davacı aleyhine borç doğurduğu, Kaldı ki yine davacının ticari defterlerine göre davalı faturalarının kayıtlara alınmasının akabinde 01.06.2018 tarihli 8397 madde numarası ile davacı defterlerine kayıtlı 55.000,00TL tutarlı davacı faturasına göre taraflar arasında bir borç/alacak mutabakatı sağlandığı kanaatine varılmış olmakla davacının alacak iddiasının ispata muhtaç olduğu, davalı yanın imza edilen her iki sözleşmede ile belirlenen medya planlamasına uygun yayın sağlamış olduğu, davacı yana yapılamayan yayınların, davalının rapor yükümlülüğü kapsamında bildirilerek bedel iadesinin sağlandığı, bu durumun sözleşmenin ifası ve bilgi ve rapor verme taahhüdünün gereği olduğu, bedel iadesi yerine misli reklam kullanma seçeneğini tarafların ortak mutabakatla işletmediklerinin anlaşıldığıü hal böyleyken sözleşme ihlaline meydan veren bir durumun söz konusu olmadığı, yapılamayan ve raporu verilen yayınların yalnızca 8 adet olduğu, davacının talebi ile bu yayınların da muadil çerçevede yapıması fiziken mümkünken taraflarca bu yolun işletilmediğinin anlaşıldığı, diğer yayınların süresinde, uygun uzunlukta ve ilgili mecralarda yayınladığı, yekun reklam yayını içerisinde raporlanan ve mutabık kalınan 8 adet reklamın bedel iadesinin yapıldığı da dikkate alınarak bir sözleşmesel yükümlülük ihlaline meydan verilemeyeceği, sözleşme ihlalinin esaslı ihlal niteliğinde olması gerektiği,10.10.2017 tarihli sözleşmeden ve devam eden 2018 dönemi sözleşmesinden ötürü yayınlanan tüm reklamlar değerlendirildiğinde, davacının sözleşmenin aynen ifasının elde edilmesinden beklediği menfaati birebir sağlamış olduğunun kabulü gereği, davacının iş kaybı gibi zarar kalemleri bahsinde dava dosyasına sunmuş olduğu bir bilgi ve belge olmadığından iş kaybı dolayısıyla bir tespitin yapılamadığı, davalının edimlerini uygun ifasını sağladığından bahisle iş kaybı ile davalı edimleri arasında illiyet bağının da kurulamayacağı, sözleşmesel cezai şartın tarafları bağladığı ve geçerli olduğunun kabulü ancak her iki dönemsel sözleşme için de, yukarıdaki açıklamalarımız gereği sözleşmesel cezai şart bedeli olan sözleşme bedelinin %50'si oranında cezai şart bedelinin ise davalıdan tahsili yoluna gidilmesinin bu durumda mümkün görülemeyeceği," sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkemece davacı tarafın itirazları nazara alınarak dosyanın yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 12/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "dosyada bulunan 10.10.2017 tarihli sözleşme, ordinolar, yayın raporları ve diğer delillerin incelenmesi neticesinde, reklamların yayınlanması gereken zaman dilimlerine ( Off Prime Time ve Prime Time ) ve aynı sürelere uyulduğu, dosyada bulunan 10.10.2017 tarihli sözleşme, ordinolar, yayın raporları ve diğer delillerin incelenmesi neticesinde, ... Kanallar, Tematik Kanallar ve Radyolarda ... Haber kanalında yayınlanması gereken 1 adet eksik reklamın, ... Nostalji ve ... Radyo kanallarında yayınlanması gereken toplam 6 adet eksik reklam, ... Kanalında yayınlanması gereken 20 adet eksik reklam görüldüğü, buna keza TGRT Haber kanalında 110 adet medya planlamasında olmayan reklam yayınlandığı, Ordinodaki medya planlamasına uyulmadığının görüldüğü, bundan çıkarılan sonuç ’da “reklam yayınları devam ederken medya planlamasında değişikliğe gidildiği” kanaatine varıldığı,10.10.2017 tarihli sözleşmenin 6. Maddesinde “Ajans Planlamada belirtilen kanalları ve belirtilen saniyelerin eksiksiz yayınlanacağını, kanalların yayın akışından kaynaklanan program değişikliğini ve program değişikliği durumundaki o gün ve o saatte yer alan programda yayınlayacağını aksi halde eksik olan saniyelerin ödemesini alamayacağını kabul eder.” İfadesinin yer aldığı, 2017 yılındaki sözleşmeye aykırılık iddiası ile ne bir yazışma nede bir dava açılmadığı, hatta 4 ay sonra davacı ve davalı arasında yeni bir reklam kampanyası anlaşması imzalandığı, sonuç olarak medya planlamasındaki değişiklikten davacı şirketin haberdar olduğu ve onay verdiği sonucuna ulaşıldığı, dosyada bulunan 13.03.2018 tarihli sözleşme, ordinolar, yayın raporları ve diğer delillerin incelenmesi neticesinde, reklamların yayınlanması gereken zaman dilimlerine ( Off Prime Time ve Prime Time ) ve aynı sürelere uyulduğu, dosyada bulunan 13.03.2018 tarihli sözleşme, ordinolar, yayın raporları ve diğer delillerin incelenmesi neticesinde, ... Kanallar, Tematik Kanallarda yayınlanması gereken reklamların çoğu yayınlandığı yayınlanmayan 8 adet reklamın davalı tarafından davacıya iade edildiği, dosyada bulunan 13.03.2018 tarihli sözleşmenin 6. Maddesinde “Taraflarda herhangi biri sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmez veya sözleşmeyi fes eder ise cezai şart olarak ödemeyi kabul eder” maddesinde cezai şart yer almamaktadır, yine 6. Maddenin devamın da belirtilen “Ajans Planlamada belirtilen kanalları ve belirtilen saniyelerin eksiksiz yayınlanacağını, kanalların yayın akışından kaynaklanan program değişikliğini ve program değişikliği durumundaki o gün ve o saatte yer alan programda yayınlayacağını aksi halde eksik olan saniyelerin ödemesini alamayacağını kabul eder.” İfadesinin 2018 yılındaki sözleşmeden çıkarıldığı, davalı cezai şart ve “Ajans Planlamada belirtilen kanalları ve belirtilen saniyelerin eksiksiz yayınlanacağını, kanalların yayın akışından kaynaklanan program değişikliğini ve program değişikliği durumundaki o gün ve o saatte yer alan programda yayınlayacağını aksi halde eksik olan saniyelerin ödemesini alamayacağını kabul eder.” Maddesi sözleşmede yazmamasına rağmen davacıya yayınlamadığı reklam tutarlarının iadesini yaptığı" belirtilmiştir. 31/03/2021 tarihli bilirkişi ek heyet raporu özetle; "1. Davalı yanın imza edilen her iki sözleşmede ile belirlenen medya planlamasına uygun yayın sağlamış olduğu, davacı yana yapılamayan yayınların, davalının rapor yükümlülüğü kapsamında bildirilerek bedel iadesinin sağlandığı, bu durumun sözleşmenin ifası ve bilgi ve rapor verme taahhüdünün gereği olduğu, bedel iadesi yerine misli reklam kullanma seçeneğini tarafların ortak mutabakatla işletmediklerinin anlaşıldığıü hal böyleyken sözleşme ihlaline meydan veren bir durumun söz konusu olmadığı, yapılamayan ve raporu verilen yayınların yalnızca 8 adet olduğu, davacının talebi ile bu yayınların da muadil çerçevede yapıması fiziken mümkünken taraflarca bu yolun işletilmediğinin anlaşıldığı, diğer yayınların süresinde, uygun uzunlukta ve ilgili mecralarda yayınladığı, yekun reklam yayını içerisinde raporlanan ve mutabık kalınan 8 adet reklamın bedel iadesinin yapıldığı da dikkate alınarak bir sözleşmesel yükümlülük ihlaline meydan verilemeyeceği, sözleşme ihlalinin esaslı ihlal niteliğinde olması gerektiği,10.10.2017 tarihli sözleşmeden ve devam eden 2018 dönemi sözleşmesinden ötürü yayınlanan tüm reklamlar değerlendirildiğinde, davacının sözleşmenin aynen ifasının elde edilmesinden beklediği menfaati birebir sağlamış olduğunun kabulü gereği, davacının iş kaybı gibi zarar kalemleri bahsinde dava dosyasına sunmuş olduğu bir bilgi ve belge olmadığından iş kaybı dolayısıyla bir tespitin yapılamadığı, davalının edimlerini uygun ifasını sağladığından bahisle iş kaybı ile davalı edimleri arasında illiyet bağının da kurulamayacağı, sözleşmesel cezai şartın tarafları bağladığı ve geçerli olduğunun kabulü ancak her iki dönemsel sözleşme için de, yukarıdaki açıklamalarımız gereği sözleşmesel cezai şart bedeli olan sözleşme bedelinin %50'si oranında cezai şart bedelinin ise davalıdan tahsili yoluna gidilmesinin bu durumda mümkün görülemeyeceği, aksinin kabulü halinde yine, Yasal süresi içerisinde itiraza uğramayan faturaların davacı aleyhine borç doğurduğu, Kaldı ki yine davacının ticari defterlerine göre davalı faturalarının kayıtlara alınmasının akabinde 01.06.2018 tarihli 8397 madde numarası ile davacı defterlerine kayıtlı 55.000,00TL tutarlı davacı faturasına göre taraflar arasında bir borç/alacak mutabakatı sağlandığı kanaatine varılmış olmakla davacının alacak iddiasının ispata muhtaç olduğu," belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 190. maddesi uyarınca, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda, davacı davalının sözleşme kapsamında edimini eksik ifa ettiğini ileri sürmüş olup, bu sebeple zarara uğradığını ispatlamak zorundadır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde alınan bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili kooperatifin defter kayıtları üzerinde usulüne uygun inceleme yapılmaksızın alınan bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulduğunu özellikle son raporun objektif kriterlere göre hazırlanmadığını ve bilirkişinin şahsi düşüncelerini içerdiğini ve müvekkilinin maddi zararı ile cezai şart miktarının hesaplanmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekili her ne kadar müvekkili kooperatifin defterleri üzerinde usulüne uygun inceleme yapılmadığını ileri sürmüş ise de, dosya kapsamına alınan 25.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacının defterlerinin incelendiği anlaşılmaktadır. İlk Derece mahkemesince bir reklamcı bilirkişiden akabinde de konusunda uzman sektör bilirkişinin yer aldığı iki farklı bilirkişi heyetinden bilirkişi raporları alınmıştır. Bilirkişi raporlarında, sözleşme, ordinolar ve yayın raporları incelenerek değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Konusunda uzman sektör bilirkişilerin de yer aldığı bilirkişi raporlarında, sözleşmenin esaslı ihlali niteliğinde bir tespite yer verilmediği dikkate alındığında, bilirkişiler tarafından zarar ve cezai şart yönünden bir hesaplama yapılmamasında bir eksiklik görülmemiştir. Kaldı ki davacı, sözleşmeye aykırı şekilde reklam hizmeti sunulması sonucunda ne şekilde bir maddi zararının oluştuğu yönünde de somut deliller ortaya koyabilmiş değildir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde alınan hizmetin ayıplı olduğu, bu ayıbın fatura tarihlerinden çok sonra ortaya çıktığı, fatura içeriğinde yayın akışına ve yayınların detaylarına yer verilmediğini, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, sözleşmede belirtilen koşulların müvekkilinden onay alınmaksızın davalı tarafça yerine getirilmediğini ileri sürmüştür.Somut olayda, taraflar arasında sözleşme ilişkisi çekişmesiz olup sözleşme gereğince düzenlenen faturalar davacı tarafından defterine kayıt edilmiş ve davalıya ödenmiştir. Taraflar arasında imzalanan 10.10.2017 tarihli sözleşme kapsamında; bilirkişi raporuna göre 10.10.2017 tarihli sözleşme, ordinolar, yayın raporları ve diğer delillerin incelenmesi neticesinde, reklamların yayınlanması gereken zaman dilimlerine ( Off Prime Time ve Prime Time ) ve aynı sürelere uyulduğu, dosyada bulunan 10.10.2017 tarihli sözleşme, ordinolar, yayın raporları ve diğer delillerin incelenmesi neticesinde, ... Kanallar, Tematik Kanallar ve Radyolarda ... Haber kanalında yayınlanması gereken 1 adet eksik reklamın, ... Nostalji ve ... Radyo kanallarında yayınlanması gereken toplam 6 adet eksik reklam, ... Kanalında yayınlanması gereken 20 adet eksik reklam görüldüğü, buna keza TGRT Haber kanalında 110 adet medya planlamasında olmayan reklam yayınlandığı, Ordinodaki medya planlamasına uyulmadığı ancak bundan çıkarılan sonucun da, reklam yayınları devam ederken medya planlamasında değişikliğe gidilmesi olduğu kanaatine varılmıştır. Bu tespite göre, davacının incelenen defterlerinde, davalı tarafından düzenlenen faturaların itiraz edilmeksizin kayıt edildiği ve ödemesinin de yapıldığı dikkate alındığında, medya planlamasındaki değişiklikten davacının haberdar olduğu ve onay verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 13.03.2018 tarihli sözleşme kapsamında da, bilirkişilerce dosyada bulunan 13.03.2018 tarihli sözleşme, ordinolar, yayın raporları ve diğer delillerin incelenmesi neticesinde, reklamların yayınlanması gereken zaman dilimlerine ( Off Prime Time ve Prime Time ) ve aynı sürelere uyulduğu, dosyada bulunan 13.03.2018 tarihli sözleşme, ordinolar, yayın raporları ve diğer delillerin incelenmesi neticesinde, ... Kanallar, Tematik Kanallarda yayınlanması gereken reklamların çoğu yayınlandığı yayınlanmayan 8 adet reklam bedelinin davalı tarafından davacıya iade edildiği tespit edildiğinden, bu sözleşmeden kaynaklı eksik ifadan söz edilemeyecektir. Dosya kapsamındaki her iki sözleşme ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacı, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini ve bu nedenle maddi zararının doğduğunu ispat edememiştir. Diğer taraftan davacı sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediği iddiasını ispat edemediği gibi taraflar arasındaki 13.03.2018 tarihli sözleşmede de cezai şart düzenlenmemiş ve yayınlanmayan reklam bedelleri de davacıya iade edilmiş olup, cezai şart talebinin koşulları da oluşmamıştır. Belirtilen nedenlerle davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili kooperatifin TTK 124 maddesinin 1 ve 2. Bentleri ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kooperatiflerin ticaret şirketi olmadığı, sosyal niteliği ağır basan kendine özgü bir ortaklık olduğu, tacir olan davalı karşısında müvekkilinin menfaat dengesinde müvekkilinin kooperatif olduğu ve sözleşmenin işleyişinde davalının kendi edimlerine uygun davranmadığı gibi sözleşmenin kurulumundaki aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğüne de aykırı davrandığını, sözleşmeyi hakkaniyete aykırı olarak kazanca çevirmeye gayret ettiği hususlarına hükümde dayanılmadığını ileri sürmüştür.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/(23)6-470 Esas, 2022/1516 Karar sayılı kararında; "1163 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK’da yer alan yasal düzenlemeler ile anılan düzenlemelere ilişkin kanun koyucunun iradesini ortaya koyan gerekçeler nazara alındığında; kooperatiflerin nitelikleri itibariyle ticaret şirketi ve bir ticarî işletmenin işletilmesi kriterinden bağımsız olarak tacir oldukları açıktır. Bu açık kanun hükümleri karşısında ticaret siciline tescili zorunlu olan, ancak bu şekilde tüzel kişilik kazanabilen, ticarî defterler tutan, ortaklarının sermaye koyma borcu bulunan, şirketler ile birlikte düzenleme yapılıp birleşme, bölünme ve tür değiştirme şartları düzenlenen ve iflasa tabi olan kooperatiflerin ticaret şirketi ve tacir sayılmaları gerekmektedir. Nitekim kooperatiflerin/yapı kooperatiflerinin TTK kapsamında tacir/ticaret şirketi olduklarına dair bu hususlar Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 12.11.2021 tarihli ve 2020/2 E., 2021/3 K. sayılı kararında açıkça vurgulanmıştır." denilerek kooperatiflerin tacir olduklarına karar verilmiştir. Bu nedenle tacir olan davalı kooperatifin TTK 18/2 maddesi gereğince basiretli tacir gibi hareket etmesi gerektiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/968 Esas, 2022/39 Karar sayılı ve 19/01/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.18/12/2025