TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/06/2021 NUMARASI : 2021/67 Esas, 2021/618 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 30/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GER…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1399 KARAR NO : 2025/884 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/06/2021 NUMARASI : 2021/67 Esas, 2021/618 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 30/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili yüklenici ile davalı iş sahibi arasında, davalı şirketin garantörlüğü altında inşa ettirilerek halihazırda işletilmekte olan "..." isimli otelin 2. Kısım Projesi inşaatı için 04.01.2018 tarihli sözleşmenin imzalandığını, müvekkili tarafından sözleşme kapsamına "..." adı verilen 1. etabın ve "..." adı verilen 2. aşamanın tamamlandığını ve bunlara ilişkin hak edişlerinin eksiksiz ödendiğini, ancak 3. aşamada; boya, eskitme boya, özel alçıpan, asma tavan gibi özel imalata dayalı taleplerde bulunulduğunu, davalı tarafın bunlara ilişkin sözleşmenin daha sonra imzalanacağını belirterek hemen yapıma geçilmesini talep ettiğini ancak sözleşme imzalamaktan imtina ettiğini, müvekkilinin bu inşaat işlerini de yapıp 01/05/2018 tarihinde teslim ettiğini ancak bunlara ilişkin hakedişlerini alamadığını, eksik ödeme aldıklarını, davalı tarafından piyasa değerleri altında hazırlanan hak edişin müvekkili tarafından, imza atmazsa hiç bir ödeme alamayacağı tehdidi ve içerisinde bulunduğu mali sıkıntıların canını bile tehlikeye sokacak hale gelmesi nedeniyle, altına şerh konularak imzalanmak zorunda kalındığını belirterek, 3. etapta yapılan özel imalata dayalı iş ve işlemlere ilişkin hak ediş bedelinin tespiti ile yanlış ve eksik hesaplanarak ödenen hak edişin mahsubuna, bakiye miktarın proje teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (Dava değeri 100.000,00 TL olarak gösterilmiştir.) II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sözleşme ve eki şartname gereğince tarafların anlaştığı hak ediş fatura bedeli üzerinden davalıya ödeme yapıldığını, fiyatlandırmanın taraflar arasındaki 6.3 ve 6.4 maddelerine göre yapılan hakediş ve kesin hak ediş raporu ile gerçekleştirildiğini, anılan tüm işlere ilişkin taraflar arasında 07.06.2018 tarihli tek bir hak-ediş raporu imzalandığını, birim fiyat ve metrajların yer aldığı yeşil defterin de ilgili hak-ediş için Haziran 2018'de taraflarca imzalandığını, sonrasında davacı tarafın keşide ettiği hak-ediş bedeli faturalarının tamamının ödendiğini, hakediş raporuna atılan davacı imzası ile davalı iş verenin ibra edildiğini, davacının 2,5 yıl önce yapılmış işlemlere ilişkin tespit talebi ve birim fiyat fark iddiasının hukuka aykırı olduğunu, hak ediş raporunda davacının herhangi bir itirazının bulunmadığını, davacı tarafın dayandığı mail tarihlerinin de anılan hakediş ve yeşil defter imza tarihinden evvel olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Somut olayda, davacının davalı ile yürüttüğü 3. Etap işlerinden kaynaklı alacağının varlığını ileri sürmekle beraber, davalı tarafından imzası inkar edilmeyen 07/06/2018 günlü hak ediş evrakına göre iş bedellerinin ve kesintilerinin itiraza uğramaksızın kabul edildiği, hak ediş evrakında belirtilen tüm ödemelerin yapıldığı ifade edilerek davanın reddinin talep edildiği, sözleşme kapsamındaki 1. ve 2. Etaplar yönünden ödeme ve hesaplamalar gerçekleştirilmiş olup, 3. Etap açısından düzenlenen hak ediş evrakına da çekincesiz bir şekilde de imza atıldığı, davacı tarafın cebir ve tehdide ilişkin iddialarının soyut kaldığı, taraflar tacir olup gabin iddiasının da somut olaya uyan bir yönü bulunmadığı, dolayısıyla taraflar arasında önceye dayalı 1 ve 2. etaplar yönünden fiili bir uygulama gelişmiş olup, 3. etap yönünden iradelerin yorumlanmasında önceki sözleşme hükümlerinin kıyasen uygulanmasında herhangi bir beis söz konusu olmadığı, bir başka söyleyişle TTK'nın 2/1 maddesi gereğince ticari teamülün bu yönde oluştuğu, eldeki dava da uygulanması gereken sözleşmenin 6.1 maddesinde iş bedelinin sözleşme ekindeki sabit birim fiyatlara göre kararlaştırıldığı açık olup, TBK'nın 480. maddesi anlamında götürü bedelli sabit fiyatın söz konusu olduğunu, taraflar arasında serbest iradeye dayalı ve teamülen oturmuş sözleşme hükümleri varken piyasa rayiç araştırmasına gidilemeyeceği, kaldı ki yanlar arasında eksik ifa ya da eserin ayıplı teslim iddiası bulunmadığı gibi vekaletsiz iş görme hükümleri kapsamında sözleşme dışı yapılan ek işlerin de dava konusu edilmediği, bu yönden keşif veyahut yerinde incelemenin dosyaya herhangi bir katkısının söz konusu olmayacağı, bilirkişi heyeti tarafından dosya üzerinden çözülmesi gereken meselenin 1 ve 2. etaplar açısından çekişmesiz olup, 3. etaba teamülen uygulanacak sözleşme ve ekinde kararlaştırılan birim fiyatlara nazaran bitirilen 3. etap işi kapsamında yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı konularından ibaret olduğu, bu noktadan sonra TMK 2 maddesi gereğince rayiç araştırması istemenin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bedel ve kararlaştırılan sözleşme hükümlerinin tanık yoluyla ispatlanmasının da mümkün olmadığı, bu nedenle davacı tarafın tanık dinletme isteminin reddedildiği, incelenen mail yazışmalarına göre imzalanan son hak edişten sonra herhangi bir itiraz ve bu yönde bir görüşme talebi de bulunmadığı, dolayısıyla eldeki dava kapsamında 3. etap işlerin 1 ve 2. etaptan farklı olarak piyasa rayiçlerine göre kararlaştırıldığı iddiasının ispata muhtaç kaldığı, dosyaya mübrez davalı hesap dökümü ile 07/06/2018 günlü hak ediş bedeli uyarınca davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların kesintiler toplamı düşüldükten sonraki kalan tutarların birbiri ile uyuştuğu, 07/06/2018 tarihinden önce ve sonra yapılan ödemelerin de hak ediş raporu ile uyumlu olduğu, ayrıca dava, hata, hile veyahut ikrah hükümlerine dayalı olarak sözleşmenin iptali ya da bağlayıcı olmadığı yönündeki iddialarla ispatlanmak istendiği düşünülebilir ise de TBK'nın 39/1 maddesi gereğince hak edişin imzalanmasından (07/06/2018) itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra yetkisiz Antalya 2. ATM'de 22/05/2020 tarihinde bu davanın açıldığı, ara buluculuk başvurusunun ise 19/12/2019 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından bu yönden de davanın mesmu görülmediği gerekçesiyle, davanın esastan reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;1-)Dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrar etmiş,2-)Taraf şirket arasında 3. etapta tamamlanan projenin, ilk 2 etabında mailler ile fiyatlandırma hususunda anlaşma sağlanır iken; 3. etapta müvekkili şirketin fiyatlandırma maillerinin cevapsız bırakıldığını, taraflar arasındaki sözleşmede fiyatlandırma kısmının EK-1'de denildiğini ancak EK-1'in boş bırakıldığını, yani taraflar arasındaki sözleşme ile fiyatlandırma hususunda herhangi bir anlaşma yapılmadığını,3-)Müvekkili şirket ile karşılıklı anlaşma olmamasına rağmen, hukuka aykırı olarak tehdit ve darp ile davalı şirketin fiyatlandırmasına istinaden yapılan hakediş ödemesini müvekkil şirketin altına şerh koyarak kabul etmek zorunda kaldığını, müvekkili şirket yetkilisi ...ın çalıştırdığı işçilerine ve tedarikçilere ödeme yapmakta sıkıntıya düştüğü için hukuka aykırı olarak tehdit altında kaldığını, bu hususlarla ilgili alakalı olarak 1 Mayıs 2018 ve 7 Haziran 2018 tarihleri arasında Land of Legends şantiyesine defaten Polis, Jandarma ve Yunus ekipleri geldiğini, tüm bu sürecin Emniyet Genel Müdürlüğü sistemindeki kayıtlar ve olaylara birebir şahit olan görgü tanıkları beyanları ile sabit olduğunu, ilk derece mahkemesinde tanık dinletmek isteme sebeplerinden en önemlisinin bu olduğunu, bildirdikleri tanıkların, müvekkili şirket ile zeyilname imzalanmaması, mutabakata yanaşılmaması süreci ile buna bağlı olarak maddi anlamda düşülen zorluk nedeniyle yaşanan tehdit ve olaylara ilişkin tanıklık yapacaklarını,4-)Ayrıca, müvekkili taraflar arasında her ay hakediş yapılması gerekirken bu hususların göz ardı edildiğini ve halen kesin hakedişin yapılmadığını,5-)3. Etapta müvekkili şirketin davalı şirkete göndermiş olduğu fiyat listelerine davalı şirket tarafından cevap verilmediği için 3. Etapa ilişkin iş ve imalatlar hakkında keşfen yerinde inceleme yapılması, yapılan işlerin piyasa rayiç bedellerine göre fiyatlandırılması gerektiğini,6-)Mahkeme kararındaki gerekçelerin maddi gerçeğe aykırılık teşkil ettiğini belirterek,kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasındaki 04.01.2018 tarihli ve birim fiyat usulü götürü bedelli eser sözleşmesi kapsamında 3. Etap işlerinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.Davalı tarafça, imzası inkar edilmeyen 07/06/2018 günlü hakediş evrakına göre iş bedellerinin ve kesintilerinin itiraza uğramaksızın kabul edildiği, hakediş evrakında belirtilen tüm ödemelerin yapıldığı belirtilerek, davanın reddi istenmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamında tamamlanıp teslim edildiği ihtilafsız olan 3. Etap işlerinden dolayı davalıya eksik ödeme yapılıp yapılmadığı, sözleşme bedelinin hangi kıstaslara göre tespit edildiği, davacının 07/06/2018 tarihli hakedişe hukuki tehdit ve baskı altında imza atıp atmadığı, bedel tespitine ilişkin olarak her iki tarafın da tacir olduğu dikkate alındığında 6102 sayılı TTK'nın 2/1 maddesi uyarınca ticari teamül ve eylemli uygulama biçimi oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.Taraflar arasındaki 04.01.2018 tarihli sözleşmeye konu işler; duvar, şap, sıva ve seramik işlerine ilişkin olup, 1., 2. ve 3. etap işlerin hepsi bu kapsamdadır. Davacı yüklenici tarafından, davaya konu sözleşme kapsamındaki 1. ve 2. etapların tamamlanıp bunlara ilişkin anlaşılan hak ediş bedellerinin eksiksiz ödendiği, ancak 3. etaba ilişkin işlerin bedeli hususunda taraflar arasında bir anlaşma olmadığından bunların bedelinin piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerektiği iddia ve talep edilmiştir.Davaya konu sözleşme kapsamında 07/06/2018 tarihli 1 nolu "ince işler" konulu tek bir hakediş imzalanmış olup, davacı tarafından da bu hakediş "düzenleyen taşeron" sıfatıyla imzalanmış ve her hangi bir itirazi kayıt ileri sürülmemiştir. Davacı tarafça aşamalarda ve istinaf dilekçesinde itirazi kayıtla imzaladım denilmiş ise de bu iddiası belge içeriği ile çeliştiği gibi, buna dair bir itiraz evrakı da sunulmamıştır. Davacının dayandığı e-mailler ise hakediş tarihi öncesine ilişkindir.Bu açıklama ve tespitlere göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Her ne kadar Yapım İşleri Genel Şartnamesi davaya konu sözleşmenin ekleri arasında yer almasa da, sözleşmenin 6.3. Maddesinde ödemelerin hakediş usulü ile yapılacağının kararlaştırılması ve hakedişe itiraz prosedürünün özel olarak düzenlenmiş olması, dava dilekçesinden anlaşılacağı ve davalı cevabında açıkça ifade edildiği üzere taraflar arasında yapılan tüm işlere ilişkin 07/06/2018 tarihli 1 nolu tek bir hakedişin imzalanması ve davaya konu 3. etap işlerinin de yer aldığı bu hakedişin davacı yüklenici tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden imzalanması, bu hakediş doğrultusunda düzenlenen tüm fatura bedellerinin ödenmesi, ara ve kesin hakedişlere itirazların sözleşmenin 6.3. Maddesindeki usul çerçevesinde yapılması gerekmesi, bu düzenleme delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan hakedişe itiraz yoksa yüklenicinin bu hakedişleri kabul etmiş sayılması gerekmesi ve davacının hakedişi imzalaması sırasında irade sakatlığına maruz kaldığı iddiası bakımından, hakedişin imzalanması tarihi (07/06/2018) göz önünde bulundurulduğunda dava tarihi itibariyle TBK'nın 39/1 maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/06/2021 tarih ve 2021/67 Esas, 2021/618 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.