Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.2016 tarihinde davalı nezdinde çalışmaya başladığını ve fesih tarihi olan 18.03.2019 tarihine kadar çalıştığını, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ve diğer haklarının ödenmesini talep ettiğini, ancak hak ettiği tazminat ve alacaklarının ödenmediğini, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde borçlunun kusurunun bulunmadığını ispat edememesi hâlin
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.2016 tarihinde davalı nezdinde çalışmaya başladığını ve fesih tarihi olan 18.03.2019 tarihine kadar çalıştığını, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ve diğer haklarının ödenmesini talep ettiğini, ancak hak ettiği tazminat ve alacaklarının ödenmediğini, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde borçlunun kusurunun bulunmadığını ispat edememesi hâlinde, alacaklının temerrüt faizini aşan zararını ödemekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, müvekkilinin belirlenen kıdem alacağının kesinleşen mahkeme kararıyla sabit olduğu üzere fesih tarihinde temerrüde uğradığını, bir başka deyişle bu tarihten itibaren istenebilir ve borçlu tarafından ödenmesi gereken bir alacak hâline gelmiş olmasına rağmen işverenin bu ödemeyi icra dosyası ile sabit olduğu üzere temerrüt tarihinden 3 yıldan fazla bir süre gecikmeli olarak yaptığını, müvekkilinin temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığını ileri sürerek taraflar arasında iş sözleşmesinden doğan kıdem tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ücreti ve diğer alacaklarının davalı tarafça geç ödenmesinden dolayı oluşan ve temerrüt faizi ile karşılanamayan aşkın-munzam zarardan kaynaklı tazminatının tahsilini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.