T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:27/12/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:27/12/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile ... müşteri numaralı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 16.04.2013 düzenleme tarihli Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası A.Ş. Genel Ticari Kredi Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeyi borçlular ... ve ...'ın müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, sözleşme kapsamında borçluların müvekkilinden kredi çektiklerini, çekilmiş olan kredilerin zamanında ödenmediğini, borçlulara noterlik aracılığıyla 02.10.2013 tarihinde ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin ödenmeyen kredinin tahsili için borçlu ... ve davalı/borçlu ... hakkında 09.07.2015 tarihinde Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, ödeme emrinin 17.02.2021 tarihinde ...'a tebliğ edildiğini, 23.02.2021 tarihinde davalı/borçlu ...'ın icra dosyasına itiraz ettiğini, itiraz sonucu takibin durduğunu, davalı/borçlunun yapmış olduğu itirazların haksız ve kötü niyetle yapıldığını, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk zorunlu dava şartının yerine getirildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek davalı/borçlunun icra takibine yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin devamına, davalının aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın reddi gerektiğini, öncelikle müvekkilinin davalı şirkete karşı dava dilekçesindeki kadar borcunun olmadığını, davaya konu 16.04.2013 düzenleme tarihli genel ticari kredi sözleşmesinde kefil olarak imzaladığını, asıl borçlunun borcunun bir kısmını ödediğini savunarak; borcun ödenen kısmının ortaya çıkarılması için ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacı ... Bankası A.Ş.'de bulunan tüm hesap ekstrelerinin, ödeme belgelerinin, davacı banka ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan tüm kredi sözleşmelerinin, davacı bankaya müzekkere yazılarak getirtilmesine, zamanaşımına uğrayan haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddine, bunun mümkün olmaması halinde davanın esastan reddine, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... davalı borçlunun müteselsil kefil ...'ın, davacı banka nezdinde dava dışı kredili firma ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. tarafından akit firma olarak imzalanmış 500.000,00 TL'lik Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, yapılan sözleşmenin yasa hükümlerine uygun olduğu, icra takibine konu kredi borçlarının ödenmediği, mahkememizce aldırılan, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bankacı bilirkişi raporunda hükme esas hesaplanan asıl alacak, faiz ve ferileri tutarında davalının icra takip tarihi itibariyle müteselsil kefil olarak borçlu olduğu, bilirkişi raporunda hesaplanan faizin taraflarca imzalanan akde ve yasaya uygun olduğu, hesaplanan borç miktarının kefalet limitleri içinde kaldığı, dolayısıyla hesap edilen alacak kalemleri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; 6098 sayılı TBK gereğince davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 16.04.2013 tarihinde imzalandığı, davanın ise 29.11.2021 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı anlaşıldığından, davalının zamanaşımı itirazına itibar edilmemiştir. İİK'nin 67-(2) maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK'nin 17.10.2012 tarihli ve ... E, ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen) bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK'nin 14.07.2010 günlü ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak davalarının kısmen kabulü yönünde karar verildiğini, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazlarında belirttikleri üzere davaya konu sözleşmenin faiz, komisyon, vergi ve masraflar, temerrüt faizi başlıklı altıncı maddesinde müvekkili bankanın uygulanacak faiz oranlarını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahip olduğunun açıkça belirtildiğini, sözleşmede ayrıca müşterinin temerrüde düşmesi halinde temerrüt faizi uygulanacağının, temerrüt faizinin akdi faiz oranına azami %100’ü oranında ilave yapılarak tespit edileceğinin, ancak cari faiz oranının akdi faiz oranından daha yüksek olması halinde temerrüt faizinin cari faiz oranına azami %100’ü oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edileceğinin de belirtildiğini, dolayısıyla müvekkili banka tarafından takibin açıldığı tarih (09.07.2015) itibariyle cari faiz oranına kanunen sınırın %100 olmasına karşın %30 oranında ilave yapılarak %34,5 üzerinden temerrüt faizinin işletilmesinin taraflarca imzalanan akde ve hukuka uygun olduğunu, ayrıca önemle belirtmek gerekir ki kredi borçlusu davalı tacirin, TTK m.18/2 uyarınca basiretli olmakla yükümlü olup müvekkili banka tarafından günün koşullarına uygun yapılmış olan kredi faiz artışını öngörebilmesinin gerektiğini, dolayısıyla müvekkili banka ve davalı arasında akdedilmiş sözleşme hükümleri çerçevesinde müvekkili bankanın, artan temerrüt faiz oranı üzerinden takip yürütmeye haklı olduğunu, bu hususta mahkemenin %32 oranında temerrüt faizi uygulanması yönündeki kararının usul ve hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da günün koşullarına uygun olarak bankanın tek taraflı faiz artırım hakkını düzenleyen sözleşmelerin, hukuka aykırı bulunmadığını ve verilecek hükümde sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiğinin kabul edildiğini, borçlu tarafından çek yaprağının iade edilmemekle zararın oluştuğunu, üçüncü şahısların dilediği zaman çek yaprağını bankaya ibraz ederek bankanın sorumlu olduğu tutarı talep edebileceklerini, mahkemenin 2015 yılı için 13.200,00 TL banka zararının oluşmadığını belirten eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulü yönündeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin ticari nitelikte olması ve faizin serbestçe kararlaştırılabileceği, bilirkişi raporunda değerlendirilen Yargıtal Hukuk Genel Kurulu'nun 02.05.2019 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere bankanın esasında uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunmasının mümkün bulunmadığı, Genel Kredi Sözleşmesinin 6-a. Maddesinde; "bankanın aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan kredi faiz oranı akdi faiz olarak uygulanır, banka uygulanacak faiz oranını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahiptir... Müşterinin temerrüde düşmesi halinde temerrüd faizi uygulanır. Temerrüd faizi akdi faiz oranına %... oranında tespit edilir. Ancak cari faiz oranı akdi faiz oranından daha yüksek ise temerrüd faizi hesaplamasında cari faiz oranı esas alınır...." hükmünün yer aldığı, bankaca fiil uygulanan faiz oranlarının uygulanacağının kabul edildiği, bu durumda takip tarihi itibariyle uygulanması gereken temerrüd faiz oranının %34,50 değil, %32 olduğunun banka kayıtlarından tespit edildiği, temerrüd faiz oranının %32 olarak esas alınmasının yerinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamanın usulünce yapıldığı kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden, HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.31/12/2025 ...