Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sendika üyesi olduğunu, 26 ve 27. Dönem Toplu İş Sözleşmeleri'nin 59. maddesinin (d) bendi ve 52. maddesinin (d) bendi gereğince kalibrasyon teknisyeni meslek kolunda fiilen kalite kontrol ve teknik kontrol görevlisi olarak çalışması nedeniyle (C) grubu idareci priminden yararlandığını, Ankara 22. İş Mahkemesinde bu primden yararlanması gerektiğinin tespiti ve alacak talepli dava açıldığını, verilen kararın Yargıtayın onama ilâmı ile kesinleştiğini,
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sendika üyesi olduğunu, 26 ve 27. Dönem Toplu İş Sözleşmeleri'nin 59. maddesinin (d) bendi ve 52. maddesinin (d) bendi gereğince kalibrasyon teknisyeni meslek kolunda fiilen kalite kontrol ve teknik kontrol görevlisi olarak çalışması nedeniyle (C) grubu idareci priminden yararlandığını, Ankara 22. İş Mahkemesinde bu primden yararlanması gerektiğinin tespiti ve alacak talepli dava açıldığını, verilen kararın Yargıtayın onama ilâmı ile kesinleştiğini, Ankara 22. İş Mahkemesinin dava tarihi ile işbu davanın tarihi arasındaki dönem için davacıya ödeme yapılmadığını, davacının yaptığı işte bir değişiklik olmadığını ileri sürerek (C) grubu idareci primi alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının Türk Harb-İş Sendikası ile davalı işveren arasında bağıtlanan 26. ve 27. Dönem Toplu İş Sözleşmeleri'nin 59. maddelerinin (d) bentlerinde tanımlanan görevi yapıp yapmadığı, buna göre belirtilen Toplu İş Sözleşmeleri'nin 52. maddesinin (d) bentlerinde düzenlenen (C) grubu idareci primine hak kazanıp kazanmadığı hususundadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.