9. Hukuk Dairesi 2017/13374 E. , 2019/19962 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı- Birleşen Dosya Davacısının İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkili…
**9. Hukuk Dairesi 2017/13374 E. , 2019/19962 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı- Birleşen Dosya Davacısının İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin 06.12.2008 tarihinde davalı işyerinde tır şoförü olarak çalışmaya başladığını, en son net 1.500,00.TL ücretle çalıştığını, asgari ücret kadarının bankaya yattığını, kalanının elden ödendiğini, fazla mesai yaptığını, tatil günlerinde çalıştığını, işine son verildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, asıl ve birleşen davada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, ücret, fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin, asgari geçim indirimi ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsili ile teminat senedi olarak alınan senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı - Birleşen Dosya Davalılarının Cevabının Özeti: Davalılar özetle ; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının tır şoförü olarak değil Oyak Renault fabrikasında fabrika içi taşıma işinde şoför olarak çalıştığını, bu projede toplam 3 aracın çalıştığını ve her aracın 2 şoförle çalıştırıldığını, şoförlerin aylık ortalama 250 km. yol yaptığını, projedeki işlerin azalması nedeniyle bir aracın projeden çıkarılmak zorunda kalındığını, projeden çıkarılan araçta şoför olarak davacı çalıştıysa da haksızlık olmasın diye 6 şoför arasında kura çekildiğini, davacının kura sonucu projeden çıkarıldığını ve kendisine bir araç teslim edilerek çalışması için başka bir bölüme nakledildiğini, 04.09.2012 tarihinde yük yüklemek üzere sefere gönderilen davacının yükü yükleyip Bursa'ya geldikten sonra kimseye bir şey söylemeden yüklü aracı garaja bırakarak işyerini terk ettiğini, 05-07.09.2012 tarihleri arasında da izin almaksızın 3 gün işe gelmediğini, devamsızlık tutanakları düzenlendiğini, 10.09.2012 tarihinde hangi nedenden dolayı işe gelmediğini bildirmesi için ihtarname çekildiğini ancak davacının adresini değiştirmiş olması nedeniyle ihtarnamenin tebliğ edilemediğini, davacının bu davranışının 4857 Sayılı Yasanın 25/II-g bendi uyarınca haklı nedenle derhal fesih sebebi olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin yersiz olduğunu, davacının başka bir işyerinde çalışmak için kendi isteğiyle işten ayrıldığını, hizmet dökümünden 08.09.2012 tarihinde başka bir işyerinde çalışmaya başladığının anlaşıldığını, davacının müvekkili şirkette çalışırken bu işyeri ile anlaşmış olduğunu, zira kimsenin 3 gün içinde yeni bir iş bulamayacağını, davacının bordrolarda görünen ücretle çalıştığını, her ay ihtirazı kayıtsız olarak bankadan maaşını çektiğini, 2012/Ağustos ayı ücretinin eksik ödendiği iddiasının yersiz olduğunu, Oyak-Renault fabrikasının Ağustos ayında tatile ayrıldığını, davacının da izne ayrıldığını, çalıştığı günlerin karşılığı ücretin bankaya yatırıldığını, geri kalan ücretin ise zor durumda kalmaması için işverence alınan kararla elden ödendiğini, işyerinde ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yapılmadığını, istisnai durumlarda hafta tatillerinde çalışıldığını, ulusal bayramlar ve hafta tatillerinde çalışılması halinde bunun karşılığının ödendiğini, ücret bordrolarında fazla mesai ücreti tahakkuku bulunduğunu ve davacının bankadan ihtirazı kayıtsız olarak ödemeleri aldığını, davacının çalıştığı süre boyunca tüm yıllık izinlerini kullandığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece asıl davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan ... Nakliye Tic Ltd Şti ' den tahsiline, birleşen dosya yönünden ise Bursa 9. İcra Dairesinin 2014/690 sayılı dosyası ile işleme konulan 30.000,00 TL bedelli senet hakkında davacının borçlu bulunmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine hükmedilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfî tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyatî tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfî tespit davasında ihtiyatî tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyatî tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyatî tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhâlde yüzde yirmiden (2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle yüzde kırk ibaresi yüzde yirmi olarak değiştirilmiştir.) aşağı tayin edilemez. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhâl takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden (2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle yüzde kırk ibaresi yüzde yirmi olarak değiştirilmiştir.) aşağı olamaz. Borçlu, menfî tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfî tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lâzım gelmediğini ispata mecburdur.” İcra İflâs Kanunu’nun 72 nci maddesinde, menfî tespit davasında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için alacağın likit olması koşulu bulunmamaktadır. Genellikle, şoför olarak çalışan işçilerden işe girişte veya akit devam ederken, işverene verecekleri olası zararlara karşılık teminat amacıyla senetler alınıp iş sözleşmesi sona erdikten sonra icra takibine konulabilmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı, 15.06.2013 tanzim ve 15.10.2013 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli bonoya dayalı icra takibinde borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İcra takibinin kötüniyetle yapıldığı ve takip konusu bononun işe girişte teminat olarak düzenlendiği mahkemenin de kabulündedir. Üstelik dava konusu alacak miktarı belirlidir ve yargılamayı da gerektirmemektedir. Mahkemece, teminat senedinin haksız yere takibe konulması nedeni ile kötüniyet tazminatı talebinin kabulü yerine uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 14/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.