T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/3014 KARAR NO : 2026/450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/03/2022 NUMARASI : 2019/535 2022/168 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/03/2026 İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/535 Esas, 2022/168 karar sayılı kararı dosyasında verilen karar istinaf in…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/3014 KARAR NO : 2026/450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/03/2022 NUMARASI : 2019/535 2022/168 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/03/2026 İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/535 Esas, 2022/168 karar sayılı kararı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. Dosya incelendi. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı üniversite arasında 06.10.2017 tarihli "Danışma ve Yönlendirme Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşmeye uygun olarak; müvekkili şirketin, davalıya ait çeşitli kampüslerde danışma ve yönlendirme hizmetlerini gerçekleştirdiğini, söz konusu "Danışma ve Yönlendirme Sözleşmes'nin 15.4. “Danışma hizmeti süresince veya sözleşmenin bitiminden itibaren bir yıl süre ile herhangi bir ... personelini, herhangi bir sıfat (güvenlik görevlisi, şoför, müstahdem vb.) altında kendi bünyesinde işe almayacağını” ve 15.5 “Sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi veya süresinin bitimini müteakip aynı hizmeti ifa edecek bir başka kuruluşa işi vermesi halinde, aynı iş yerinde veya görevde çalışmış herhangi bir ... personelinin, ...'in yazılı onayını almaksızın, hizmeti üstlenecek yeni firmaya transfer edilerek çalıştırılmasına müsaade etmeyeceğini, aksi halde, ...'e, bu durumdaki beher personel için beher personel geçerli aylık ücretinin dört katı cezai tazminat ödeyeceğini peşinen kabul ve taahhüt eder” maddeleri bulunduğunu, fakat bu maddeye açıkça aykırı olarak, müvekkili şirket ile sözleşmenin sona ermesini takiben; ..., ..., ..., .... ..., ... ve ...isimli müvekkili şirket personellerinin, davalının yeni sözleşme yaptığı firmada işe başlatıldığını, davalının sözleşmesel olarak üstlendiği cezai şartın ödenmesi için Bakırköy 31. Noterliği 24.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, hala bir ödeme yapılmayınca da İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında yapılan arabuluculuktan sonuç alınamadığını, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili üniversite ile davacı şirket arasında akdedilen 06.10.2017 tarihli "Danışma ve Yönlendirme Sözleşmesi" uyarınca davacı şirketin, 1 yıl süre ile müvekkili üniversite nezdinde danışma ve yönlendirme personeli hizmeti sunması hususunda mutabık kalındığını, sözleşmeye ek olarak hazırlanan 01.11.2018 tarihli "Ek Protokol" ile taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin 30.11.2018 tarihi itibari ile sonlandırılacağı kararlaştırıldığını, anılan protokol kapsamında taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin 30.11.2018 tarihi itibari ile sona erdiğini ve davacı tarafından tanzim edilen hizmet faturası bedelleri eksiksiz şekilde davacı şirkete ödendiğini, davacı taraf ile sözleşmesel ilişkinin bitimine müteakip müvekkili üniversite tarafından özel güvenlik hizmeti sağlanması amacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. ile 01.12.2018 tarihli "İstanbul ... Üniversitesi Özel Güvenlik Hizmetinin Satın Alım Sözleşmesi" akdedildiğini, Dava dışı şirket ile sözleşme akdedilmesi sonrasında davacı tarafın, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili üniversite aleyhine icra takibi başlatarak haksız ve kötü niyetli şekilde cezai şart talebinde bulunulduğunu, davacı tarafın, sözleşmesel düzenlemelere aykırı hareket ettiğini bu sebeple cezai şart bedelinin ödenmesi gerektiği iddiasında bulunmakla ise de müvekkili üniversitenin sözleşmesel düzenlemelere aykırı herhangi bir davranışı bulunmadığını, somut uyuşmazlık bakımından değerlendirildiğinde, davaya konu edilen ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... 'ın iş sözleşmelerinin, davacı tarafından farklı tarihlerde düzenlenen ve "İstanbul ... Üniversitesi ile olan sözleşmemiz kurum tarafından yapılan bildirim ile 30.11.2018 tarihi itibari ile sona erecek olup, tarafınızı görevlendirebileceğimiz uygun başka bir projemiz bulunmadığından, İş akdiniz 4857 sayılı Kanun'un 25. Maddesine uygun olarak 30.11.2018 tarihi itibari ile feshedilecektir" şeklinde ifadelere yer verilen fesih bildirimleri ile 30.11.2018 itibariyle bildirimli olarak feshedildiği ve anılan personellerin 31.11.2018 itibari ile davacı çalışanı olmadığının görüldüğünü, bu kapsamda anılan personellerin, müvekkili ve/veya müvekkilinin yeni anlaşma akdettiği şirket nezdinde istihdam edildikleri tarih itibari ile davacının çalışanı olmadıkları, davacı ile herhangi bir iş ilişkisi bulunmayan personeller bakımından sözleşme hükümlerinin tatbikinin mümkün olmadığı ve müvekkilinden herhangi bir cezai şart talebinde bulunulamayacağını, kaldı ki madde metninde ifade edilen istihdam yasağı yalnızca, davacı personellerinin kurumlar/şirketler arasında transfer yapmasını önleme amacı taşımakta olduğunu, anılan hususun madde metninde açıkça; "... personelinin hizmeti üstlenecek yeni firmaya transfer edilerek çalıştırılmasına müsaade etmeyeceğini" şeklinde ifade edildiğini, ne var ki somut uyuşmazlık bakımından davacı personellerinin transfer edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, yukarıda belirtmiş oldukları üzere davaya konu edilen personellerin 30.11.2018 tarihi itibari ile davacı şirket ile ilişiğinin kesildiğini, bu nedenle bir transfer işleminin varlığından bahsedilmesinin de mümkün olmadığını, sözleşmedeki mezkur düzenlemelerin esas amacının, davacı şirket nezdinde istihdam edilen personellerin, üçüncü şirketler ile anlaşma yaparak davacı şirketten ayrılmasının engellenmesi ve böylelikle personel kaybı yaşamayan davacı şirket nezdinde bir zararın meydana gelmemesi olduğunu, ne var ki, somut uyuşmazlıkta anılan personellerin davacı şirket tarafından işten çıkarıldığını, diğer bir ifade ile anılan personellerin müvekkili üniversite ve/veya müvekkili üniversitenin anlaşma imzaladığı şirket nezdinde istihdam edilmediği varsayımında dahi davacı şirket nezdinde istihdam edilmeyecekleri dikkate alındığında sözleşmesel düzenlemelerin esas amacı olan davacı şirketin zarara uğramaması amacına aykırı herhangi bir uygulama ve eylemin bulunmadığının görüldüğünü, bu kapsamda madde hükmünün esas amacına dahi aykırı herhangi bir uygulamanın bulunmadığını, uyuşmazlık bakımından davacı taleplerinin reddi gerektiğini belirterek; haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 21/03/2022 tarih, 2019/535 Esas, 2022/168 Karar sayılı "Davanın reddine, " kararı davacı ve tavzih talebinin reddine dair ek karar davalı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı, sözleşme metninin doğru değerlendirilmediğini, sözleşme maddesinde yer alan ''çalışmış'' ibaresinin eski çalışanları da kapsadığını, cezai şart koşullarının oluştuğunu, müvekkili şirketin çıkartmak zorunda kaldığı tüm personelin tek tek hizmet verilecek yeni şirkete transfer edildiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur. Davalı, dava değerinin artırılarak harcın tamamlanmış olmasına rağmen lehlerine bu değer esas alınmaksızın vekalet ücretinin hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. Dava, taraflara arasındaki danışma ve yönlendirme sözleşmesine aykırı ifa iddiasına dayalı cezai şart bedeli alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, tarafların sunmuş oldukları deliller dosya arasına alınarak tarafların iddia ve savunmaları kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece ''...Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, taraflar arasında akdedilen "Danışma ve Yönlendirme Sözleşmesinden" kaynaklandığı iddia olunan cezai şart alacağının tahsili amacıyla, davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkin olduğu, davacı tarafından, davalı aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden, 127.114,00 TL cezai şart (asıl alacak) ve 2.288,00 TL KDV olmak üzere toplam: 129.402,00 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı/borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılan itiraz sonucu takibin durmuş olduğu, davacı vekilinin yasal süre içinde davalının itirazının iptali için İİK 67 maddesine göre itirazın iptali davası açtığı, bu bağlamda tüm delillerin toplandığı, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve az yukarıda ayrıntılı özeti yapılan raporun alındığı, davacı tarafça her ne kadar davalı aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden, aralarında akdedilen 06.10.2017 tarihli Danışma ve Yönlendirme Sözleşmesinin 15.4 ve 15.5 maddeleri hükümleri kapsamında kaynaklandığı iddia olunan cezai şart alacağı dayanak gösterilmek suretiyle icra takibi başlatılmış ve takibe yönelik itiraz sonucu da eldeki iş bu dava açılmış ise de; icra takibindeki alacağın dayanağı olduğu iddia edilen sözleşmenin 15.4 maddesinin; "Danışma hizmeti süresince veya sözleşmenin bitiminden itibaren bir yıl süre ile herhangi bir ... personelini, herhangi bir sıfat (güvenlik görevlisi, şoför, müstahdem vb.) altında kendi bünyesinde işe almayacağını" şeklinde; 15.5. Maddesinin de; "Sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi veya süresinin bitimini müteakip aynı hizmeti ifa edecek bir başka kuruluşa |işi vermesi halinde, aynı işlerinde veya görevde çalışmış herhangi bir ... personelinin, ...'in yazılı onayı olmaksızın hizmeti üstlenecek yeni firmaya transfer edilerek, çalıştırılmasına müsaade etmeyeceğini, aksi halde ...'e bu durumdaki beher personel için beher personel geçerli, aylık ücretinin dört katı cezai tazminat ödeyeceğini peşinen kabul ve taahhüt eder" şeklinde olduğu, taraflar arasında akdedilen iş bu sözleşmenin ve ek protokolün sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında akdedildiği, ayrıca hukukumuzda, sözleşme serbestisi ilkelerinin yanında sözleşmeye bağlılık ilkesinin de (Ahde Vefa- Pacta Sunta Servanda) kabul edildiği, bu kurala göre, sözleşmenin yapıldığı andaki gibi aynen uygulanması ve hükümlerine riayet edilmesi gerektiği, sözleşmeye bağlılık ilkesinin, hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının da bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden birisi olduğu, bu haliyle de davacı şirketin, davalı üniversitede istihdam ettiği ve iş bu davanın ve icra takibindeki cezai şart alacağının doğduğu iddia olunan 7 personelinin iş akdini 30.11.2018 itibariyle feshetmiş olduğu (bu tarihin aynı zamanda davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin fesih tarihi olduğu), iş akdi feshedilen bu kişilerin, 01.12.2018 tarihinde davalının yeni sözleşme yaptığı dava dışı şirkette çalışmaya başladıkları, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin feshedilmesi ile birlikte davacının, davalı şirkette istihdam ettiği personelin de iş akdini feshettiği, bu kapsamda yapılan değerlendirmede de; iş akdi feshedilen işçilerin artık davacı personeli olarak kabul edilmeyeceği, davacı eski çalışanlarının 3. şahıs şirkette çalışmayacaklarına ilişkin olarak da taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ek protokol de açık bir hüküm bulunmadığı, diğer bir ifadeyle davacı şirketten ayrılmış bile olsalar belirli süre içeresinde davalı üniversiteye aynı hizmeti veren dava dışı şirkette çalışmayacaklarına ilişkin herhangi bir sözleşme hükmünün bulunmadığı, dava ve takip dayanağı alacağın da iş bu 7 personelin yeni iş yerinde çalışmasına bağlı doğduğu iddia olunan cezai şart alacağına ilişkin olduğu ve davacı yanın da az yukarıda yazılı gerekçelerle iş bu alacağı talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...'' gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Davacının ve davalının istinaf sebeplerinin incelenmesinde, Somut olayda taraflar arasında 01.11.2017-31.10.2018 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde 06.10.2017 tarihli Danışmanlık ve yönlendirme sözleşmesinin akdedildiği ve bu kapsamda davacının davalı üniversite bünyesinde personel çalıştırdığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 15.4 Fıkrasında “..Danışma hizmeti süresince ve sözleşmenin bitiminden itibaren bir yıl süre ile her hangi bir ... persimelini, her hangi bir sıfat (güvenlik görevlisi, şoför , müstahdem vb.) altıtda kendi bünyesinde işe almayacağını, 15.5 Fıkrası : "Sözleşmenin her hangi bir nedenle feshi veya sürenin bitimini müteakip aynı hizmeti ifa edecek bir başka kuruluşa işi vermesi halinde, aynı işyeri, Her hangi bir ... personelinin ... ın yazılı onayını almaksızın hizmet üstlenecek yeni bir firmaya transfer edilerek çalıştırılmasına müsade etmeyeceğini aksi halde ... a bu durumdaki beher personel için beher personel geçerli aylık ücretinin 4 katı cezai tazminat ödeyeceğini peşinen kabul ve taahhüt eder. " düzenlemelerinin yer aldığı görülmektedir. Davacı sözleşmenin 15.4.ve 15.5. Maddelerinin ihlal edilerek davacının izni olmaksızın 7 tane davacı personelinin davalının yeni sözleşme yaptığı firmada çalıştırılması nedeniyle sözleşmede öngörülen cezai şart alacağına hak kazandığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Uyuşmazlık sözleşmeye aykrılık bulunup bulunmadığı ve cezai şart isteme koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Taraflar arasındaki 06.10.2017 tarihli “danışma ve yönlendirme hizmetleri sözleşmesinin 15.4. Ve 15.5.maddeleri dikkate alındığında, davacının uhdesindeki personellerin davacının sözleşme ile üstlendiği aynı işi yapan başka bir şirkette veya davalı üniversite bünyesinde çalıştırılması durumu için cezai şart kararlaştırıldığı, davalının davacı ile sözleşmesinin bitmesini müteakip davacının sözleşme kapsamında çalıştırdığı 7 personelin sözleşmenin bitimi ile birlikte davalı tarafından yeni sözleşme yaptığı firmada çalıştırıldıkları , dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre 7 personelin sözleşmenin son bulduğu tarih itibariyle brüt ücretleri üzerinden hesaplanan 61.743,56 TL cezai şart bedeli talep edebileceği, davacının cezai şart bedeli üzerinden % 18 KDV talebinin yerinde olmadığı ve cezai şartın sözleşme ile kararlaştırılmış olması nedeniyle icra inkar tazminatının kabulü gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle davalının ek karara yönelik istinaf talebinin reddine, davalının esasa yönelik istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına, davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne, ancak, yapılan hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/ 1-b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılarak, neticesinde yeniden düzeltilerek esas hakkında aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacının istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE Davalının ek karara yönelik istinafının REDDİNE, Davalının esasa yönelik istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 21/03/2022 tarih, 2019/535 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, Davalının İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 61.743,56 TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Asıl alacak miktarı olan 61.743,56 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 12.348,71 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak ile davacıya verilmesine, İlk derece yargılaması nedeni ile davanın kabul edilen kısmı için hesaplanan 4.217,70 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 2.165,46 TL peşin harcın mahsubu ile eksik yatırıldığı anlaşılan 2.065,24 TL harcın ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İlk derece yargılaması nedeni ile davacı tarafından yatırılın 2.165,46 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kabul ve red oranına göre davacı tarafından yapılan 1.750,10 TL yargılama giderinin 916,28 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, İlk derece yargılaması nedeni ile davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davanın kabul edilen kısmı üzerinden A.A.Ü.T gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İlk derece yargılaması nedeni ile davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davanın reddedilen kısmı üzerinden A.A.Ü.T gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan harcın mahsubuyla bakiye 651,30 TL harcın hazine adına davacıdan ilk derece mahkemesince tahsiline, İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan maktu istinaf harcının talep halinde kararın kesinleşmesini müteakip davalıya iadesine, İstinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılamanın niteliği ve A.A.Ü.T. hükümleri göz önünde bulundurularak karşılıklı vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Hem ilk derece yargılaması hem de istinaf başvurusu üzerine yapılan yargılama nedeni ile tarafların yatırmış oldukları gider avanslarından artan kısımların ilk derece mahkemesince talep halinde taraflara iadesine, Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda HMK 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/03/2026