T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1724 - 2026/372 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1724 KARAR NO : 2026/372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/07/2024 NUMARASI : 2024/80 Esas - 2024/398 Karar DAVACI : ... BAĞLANTI ELEMANLARI VE HIRDAVAT SANAY…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1724 - 2026/372 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1724 KARAR NO : 2026/372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/07/2024 NUMARASI : 2024/80 Esas - 2024/398 Karar DAVACI : ... BAĞLANTI ELEMANLARI VE HIRDAVAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : AKGÜN TOPRAK SANAYİ İNŞAAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. UMUT TAMBAŞ - ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2024 KARAR TARİHİ : 03/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 30/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket, 27.12.2023 tarihinde nevi değişikliği yaparak "..." adlı adi şirketten "... Bağlantı Elemanları Ve Hırdavat Sanayi Ticaret Limited Şirketi" olarak nev'i değişikliği yaptığını, daha önce vergi kimlik numarası "..." olan şirketin vergi kimlik numarası da "..." olarak değiştiğini, davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında mal alım-satımından kaynaklı ticari ilişki bulunduğunu, Bu ticari ilişkiye dayalı olarak davalı şirkete mal satışı gerçekleştirildiğini, Mal satışına istinaden borçlu şirkete fatura düzenlendiğini, düzenlenen faturalara karşı borçlu şirket tarafından herhangi bir itirazda bulunulamadığını, düzenlenen faturalardan sonra davacı şirket, alacağının tahsilini talep etmişse de borçlu şirket tarafından sürekli ödemenin yapılacağına dair beyanda bulunularak süreç ötelendiğini, Faturalara dayalı alacağın borçlu şirket tarafından ödenmemesi üzerine Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2024/153 Esas sayılı icra dosyasından icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine karşı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk aşamasında yapılan müzakereler sonucu anlaşma olmamış ve süreç sonlandığını, bu nedenlerle davanın kabulünü, Davalı borçlu aleyhine Sakarya 4. İcra Müdürlüğü 2024/238 Esas sayı icra dosyasına vaki itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın, faturaya konu malın teslim edildiğini ispat yükümlülüğü altında olduğunu, cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişki de alacak likit olmadığını, davalı şirket temerrüde düşürülmeden faiz talep edilemeyeceğini, davacının taleplerinin haksız olması nedeniyle davanın esastan reddini, takibin iptaline ve %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet (icra inkar) tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜ İLE, 2-Davalının Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2024/238 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 110.946,17 TL asıl alacak yönünden iptali ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte devamına, 3-Alacak likit olduğundan İİK 67/2. madde uyarınca 110.946,17 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davacı tarafından mal teslimine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması hatalı olduğunu, dosyada temerrüt doğmadan faiz yönünden talebin reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmeden takibin aynen devamı yönünde verilen karar hukuka aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından tüm faturalar BA/BS formları ile vergi dairesine bildirilmiş olup davalı tarafın süreci uzatma ve alacağın tahsilini geciktirme amaçlı olarak kötü niyetli olarak istinaf yoluna başvurduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/07/2024 Tarih - 2024/80 Esas - 2024/398 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; alım satımdan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı şirketin, 27/12/2023 tarihinde nevi değişikliği yaparak, ... adına kayıtlı adi işletmeden ... Bağlantı Elamanları ve Hırdavat Sanayi Ticaret Limited Şirketi unvanı altında faaliyetini sürdürmeye başladığı, bu kapsamında vergi kimlik numarasının değiştiği, ancak ticari işletmenin hukuki devamlılığının bulunduğu belirtilerek , davalıda olan alacağın tahsili amacıyla Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2024/153 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, sonrasında zorunlu ara buluculuk yoluna başvurulduğu; ancak anlaşma sağlanamaması üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından, davacının mal tesliminin ispatlanamadığını ve borcun bulunmadığını, bunun öncelikle ispat edilmesi gerektiğini belirterek açılan davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasında ticari ilişkinin olup olmadığı, davalının Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2024/238 Esas sayılı dosyasına konu edilen açık hesap ilişkisinden kaynaklı olarak davacıya borçlu olup olmadığı, varsa borç miktarının ne olduğu, takibe yönelik itirazın haksız olup olmadığı noktasında toplandığı ve davanın itirazın iptali davası olduğu tespit edilmiştir. İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde). İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar). İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı). Eldeki davada; davacı taraf davaya konu faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise faturalara konu ticari ilişkiyi inkar etmiştir. Dosya arasına alınan Sakarya 4. İcra Dairesi'nin 2024/238 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 110.646,17- TL asıl alacak üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "05.01.2024 tarihli hesap alacağı 110.946,17 TL" şeklinde olduğu, takibe dayanak olan faturaların sunulduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 10.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 08.01.2024 tarihinde takibe itiraz edildiği ve takibin 08.01.2024 tarihinde durduğu, eldeki davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere; itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup, davacı taraf faturaya konu ticari ilişkiyi ve faturaya konu hizmeti karşı tarafa verdiğini ispatla yükümlüdür. Dosyaya gelen tarafların defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen raporlara göre; davacı şirketin, tarafların sunduğu ticari defter kayıtlarının delil olma niteliğine haiz olması ve kayıtların birbiriyle uyuştuğu miktarın 110.946,17 TL olması karşısında davacı şirketin 110.946,17 TL alacaklı olduğunun bu yönüyle de tespit edildiği, davacı şirketin icra takibi başlatmakta ve işbu davayı açmakta haklı olduğu anlaşılmakla usul ve yasaya uygun, denetlemeye elverişli olarak hazırlanan bilirkişi raporları ve dava dilekçesi doğrultusunda davanın kısmen kabul edilmesinde ve davaya konu alacağın likit olduğu anlaşıldığından davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne mahkemece karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davacı tarafından başlatılan icra takibi ile davalı borçlunun temerrüte düştüğü sabit olduğundan, mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Gerekçeli karar başlığında; davalı ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 7.578,73 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.894,68 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.684,05 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*