T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/200 Esas KARAR NO : 2025/1315 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25/06/2021 NUMARASI : 2018/671 Esas, 2021/513 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 16/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/200 Esas KARAR NO : 2025/1315 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25/06/2021 NUMARASI : 2018/671 Esas, 2021/513 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 16/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasındaki hizmet ilişkisinden kaynaklanan ücretin davalı tarafından ödenmediğini, fatura tutarlarının müvekkili tarafından tahsil edilememesi sebebiyle İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin soyut ve mesnetsiz olarak borcu olmadığından bahisle anılan takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin yasal yükümlülüklere uygun olarak tutulan ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davalı şirketin 14.860,80 TL borçlu olduğunun görüleceğini belirterek itirazın iptalini ile takibin devamına, davalı borçlunun alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin dava dilekçesinde açık bir şekilde yer almadığını, bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında 10/06/2014 tarihli ... Depolama Üniteleri Yapımı Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme ile müvekkilinin davacıya bir takım hizmetler sunmayı, davacının da bu hizmet karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiğini, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili şirket tarafından verilen teminat mektubunun bozdurulması nedeni ile müvekkili tarafından davacıya karşı İstanbul 14, Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1203 Esas sayılı dosyasıyla teminat mektubu bedelinin iadesi ve banka teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti talepli dava açıldığını, dava neticesinde müvekkili şirketin haklı talebiyle ilgili davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak işbu dosyanın halen istinaf incelenmesinde olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkide alacak-borç tutarları yönünden, sayın Mahkemenizde görülen davanın neticesine etki edeceğinden, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1203 Esas sayılı dosyasının istinaf incelemesi neticesinin bekletici melese yapılması gerektiğini, müvekkilinin davacıya borcu olmadığı gibi, davacıdan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davacı aleyhine disiplin para cezası verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasındaki ticari işler neticesinde cari hesapların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanmış ... Depolama Üniteleri Yapım sözleşmeleri kapsamında yapılan imalatlar süresi boyunca davacı şirketin davalı şirket çalışanlarına verdiği yemek hizmeti neticesinde fatura düzenlediği ancak yemek hizmetlerinin taraflar arasında yürütülmüş raf ve depolama sistemleri imalatlarına ilişkin hizmetin işçilik ve sair maliyetlerini oluşturduğu ve taraflar arasındaki cari hesap bir bütün olarak değerlendirildiğinde, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesindeki yargılamada iş bu dava dosyasındaki uyuşmazlığı da kapsayacak şekilde değerlendirmeler yapılarak nihai sonuca varıldığından davacı şirketin cari hesapları ve ticari defterleri incelendiğinde davalı şirkete borçlu olduğu, asıl işle ilgili imalatlar teslim alınırken itirazi kayıt ileri sürülmediğinden ... Lojistik A.Ş. iş sahibinin ticari defterlerine göre satışlarında artış olduğundan kira, kâr mahrumiyeti ve işçi maliyetlerine ilişkin zarar taleplerinin yerinde olmadığının bağlantılı davada tespit edilerek verilen kararın kesinleştiği gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın reddine ve yine koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin de reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, cari hesabın sadece raf sistemleri depolama üniteleri imalatı için geçerli olduğunu, dosyada mübrez sözleşme uyarınca bahsi geçen yemek hizmetlerini kapsamadığını, çünkü bu durumda ayrıca fatura kesilemeyeceğini ve bir hata olsa idi davalı tarafından faturaların iadesinin gerektiğini, oysa faturaların iade edilmediğini, bu nedenle eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu, yerel Mahkemenin gerekçesine esas aldığı İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1203 E sayılı dosyasının alacak talepleri ile huzurdaki davadaki alacak taleplerinin hiç bir bağlantısının bulunmadığını, Mahkemenin gerekçeli kararında sadece önceki davaya atıf yapılarak cari hesapların bir bütün olarak değerlendirilmesinin tanık beyanları ile çeliştiğini, ayrıca kesilen ve itiraz edilmeyen yemek faturalarının diğer davada talep edilen alacakların dışında kaldığını, kesinleşen İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında hükmedilen alacakların müvekkili tarafından ödendiğini ve icra dosyasının infaz kaydı ile kapandığını, müvekkilinin davalıya hiç bir borcunun kalmadığını, müvekkilinin davalıdan alacağının devam ettiğini, usul ekonomisi gereği faturalı olan ve ticari defter ve kayıtlara işlenen ve davalı tarafça reddedilmeyen iş bu yemek hizmet bedellerinin Mahkemenizce belirlenecek bilirkişi marifetiyle tespiti ve hesap edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, açık hesaptan kaynaklı alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinafa konu uyuşmazlık, takibe konu açık hesap ilişkisinden kaynaklı davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine açık hesap alacağına dayalı olarak 14.860,80 TL toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67/1 maddesinde yazıl bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda davacı, davalıya verilen yemek hizmeti nedeniyle açık hesaptan kaynaklı alacağı bulunduğunu ileri sürmüş, davalı ise, davacıya hiç bir borcunun bulunmadığını, teminat mektubunun davacı tarafından haksız olarak tahsil edilmesinden kaynaklı kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu iddia etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, hizmetin yerine getirildiğinin ve açık hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat yükü davacı taraftadır.Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen 27/08/2020 tarihli raporda; Tarafların incelemeye sunulan yukarıda dökümü yapılan 2014-2018 malî dönemlerine ilişkin ticari defterinin, ait olduğu yılda yürürlükte olan T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre tutulduğu, e-defter beratlarının kanuni süresinde alındığı, ticari defterinin yasal süreleri içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırmış oldukları, defter kayıtlarına dayanan taraf lehine delil niteliğinde olup olmadığının takdiri hususunda değerlendirme Sayın Mahkemede olduğu, davacı taraf ticari defter kayıtlarında dava konusu yapılan cari hesap alacağına karşılık davalıdan 14.860,80 TL alacaklı olduğu, ancak davalı tarafın ticari defter kayıtlarında 933.139,20 TL davacı taraf borçlu olduğu, dava konusu yapılan faturaların karşılaştırıldığında ise davacının cari hesap bakiyesi ile davalının 14.860,80 davacıya fatura tutarları kadar borçlu olduğu belirtilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 04/06/2021 tarihli ek raporda özetle, Yargıtay tarafından onanan kararda davacının teminat mektubunun 724.272 TL kısmının iade edilmesine karar verilmiş olması nedeni ile davacı gerekli ödemelerini icra dairesine yapmış ve davalının alacak bakiyesi olarak 239.000 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.Mahkemece; taraflar arasındaki cari hesap bir bütün olarak değerlendirildiğinde, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesindeki yargılamada iş bu dava dosyasındaki uyuşmazlığı da kapsayacak şekilde değerlendirmeler yapılarak nihai sonuca varıldığı, davacı şirketin cari hesapları ve ticari defterleri incelendiğinde davalı şirkete borçlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. Somut olayda taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmayıp, davacı takibin dayanağı olarak takip talebinde herhangi bir belge göstermemiştir. Ancak icra takibi ekine açık hesap ekstresini sunmuştur. Tarafların ticari defterlerindeki kayıtlara göre ticari ilişkinin açık hesap şeklinde devam ettiği ve davacının da takip dayanağı belgeyi açıkça belirtmeyerek ekine açık hesap ekstresini sunduğu dikkate alınarak davaya konu icra takibinde açık hesap ilişkisine dayandığını kabul etmek gerekmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. (Yargıtay HGK'nın 2017/19-1634 Esas, 2018/633 Karar sayılı kararı)İlk derece Mahkemesinde alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, davacının açık hesap ilişkisine dayanak yaptığı yemek hizmeti faturalarının her iki tarafın da usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının defterlerine göre açık hesap ilişkisinden kaynaklı 14.860,80 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre 933.139,20 TL davacının davalıya borçlu olduğu tespit edilmiştir. Ek bilirkişi raporunda da, Yargıtay kararı ve Mahkeme kararı doğrultusunda açık hesap üzerinde yapılan yeniden değerlendirmede, teminat mektubu tutarı olan 948.000,00 TL den davacının alacaklı olduğu 14.860,80 TL mahsup edildiğinde davalının açık hesap bakiyesinin 933.139,20 TL olduğu belirtilmiştir. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 2018/353 E- 2019/1487 K sayılı 28/11/2019 tarihli kararı ile " Taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile, İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/10/2017 tarih ve 2014/1203 E- 2017/826 K sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile dava konusu 250.000,00 TL miktarlı teminat mektubu yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu 948.000,00 TL miktarlı teminat mektubu yönünden dava istirdata dönüşmüş olmakla 708.400,00 TL'nin davalı ... Lojistik A.Ş'den teminat mektubunun paraya çevirme tarihi olan 02/10/2014 tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. İtirazın iptali davalı takibe sıkı sıkıya bağlı davalardır. Davacının icra takibinde açık hesap ilişkisine dayandığından taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının açık hesaptan kaynaklı alacağına dayanak faturalar her iki tarafın da defterlerinde kayıtlıdır. Davalının incelenen ticari defterlerine göre, davacının iş bu davada talep ettiği 14.860,80 TLnin 948.000,00 TL teminat mektubu tutarından mahsup edilmesi sonucunda, davalı kendi defterlerinde 933.139,20 TL alacaklı görünmektedir.Kesinleşen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararında, işin ayıplı ve eksik kısmının % 20 olduğu ve bunun 239.600,00 TL ye denk geldiği, 948.000,00 TL teminat mektubundan mahsubu halinde 708.400,00TL teminatın fazladan paraya çevrildiği ve bu miktarın davalı iş sahibinden (iş bu davada davacı) tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında yapılan imalatlar süresi boyunca davacı şirketin davalı çalışanlarına yemek hizmeti verdiği ve neticesinde icra takibine konu açık hesap ilişkine dayanak faturaların düzenlediği ve bilirkişi raporuna göre bu faturaların da her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Kesinleşen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre, işin ayıp ve eksik miktarı, teminat mektubu bedelinden düşülerek kalan teminat mektubu bedeli üzerinden karar verilmiş olup, davaya konu yemek ücretine ilişkin bir mahsup söz konusu değildir.Bu halde, açık hesap ilişkisine konu faturaların her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alındığında, davalının itiraz ve iade etmeyerek kendi defterlerine kayıt ettiği faturalardan kaynaklı dava konusu açık hesap alacağının bulunmadığını veya davacıya ödediğini HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delille ispat etmesi gerekirken ispat yükünün yerine getirildiği söylenemez. Bu itibarla, Mahkemece, talebe konu 14.860,80 TL alacak ile birlikte; alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle alacağın % 20 si icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/671 Esas, 2021/513 Karar sayılı ve 25/06/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KABULÜ ile, İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında takibe İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 14.860,80 TL üzerinden DEVAMINA,b)Asıl alacağın %20'si oranında 2.972,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.015,14 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 835,65 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından yatırılan 179,49 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 215,39 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davacı tarafından yapılan 200,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, f)Davalı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, g)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 14.860,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 40,00 TL istinaf yargılama gideri ile 221,40 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 261,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.16/10/2025