TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1171 KARAR NO: 2025/1899 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/01/2022 NUMARASI: 2016/1145 (E) - 2022/14 (K) DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların sürücüs…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1171 KARAR NO: 2025/1899 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/01/2022 NUMARASI: 2016/1145 (E) - 2022/14 (K) DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların sürücüsü, işleteni ve sigortalısı olduğu aracın davacıya çarpması nedeniyle davacının geçici ve kalıcı maluliyetinin oluştuğunu, iktisadi geleceğinin zarara uğradığını belirterek, 2.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan ve 100.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ...'dan müteselsilen tahsilini talep etmiş; bedel belirleme dilekçesiyle talebinin 170.670,40 TL olduğunu bildirmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, öncelikle kusur durumunun tespiti gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.İlk Derece Mahkemesince; "Davacının maddi tazminat taleplerinin kısmen kabul kısmen reddi ile; 67.369,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatın davalılar ..., ... yönünden kaza tarihi olan 21/01/2016 tarihinden, davalı ... Anonim Şirketi yönünden ise dava tarihi olan 15/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile; 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/01/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının %15,2 oranında meslekte kazanma gücünden yoksun kaldığını, buna karşılık mahkemece Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca %6 oranında engelli kabul edilerek karar verildiğini, davacının ekonomik geleceğinin sarsılması sebebiyle tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın da yetersiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili ise özetle; dosyada bulunan Haseki Hastanesinden alınan rapor ile ATK raporu arasında maluliyet açısından çelişki bulunduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılması gerektiğini ileri sarerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazası sonucu yaralanan davacının sürekli iş göremezlik, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça davacının maluliyet nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsıldığı yönündeki iddianın somut delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Dosya içeriğindeki tedavi evrakı ve düzenlenen bilirkişi raporlarının içerikleri itibarıyla davacıda oluşan maluliyet ile geçirdiği kaza arasında nedensellik bağının bulunduğu, davanın konusunun haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemi olmasına göre zamanaşımı süresinin Ceza Kanunu'ndaki haksız fiile ilişkin 8 yıllık süre olduğu göz önüne alındığında somut olayda zamanaşımı süresinin geçmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlendiği anlaşılmakla davalı ... vekilinin bu konulardaki istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davacının olay nedeniyle geçici ve kalıcı maluliyetinin belirlenmesine ilişkin ATK 2. İhtisas Kurulunun 08/07/2019 tarihli raporunda davacının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre engellilik oranının %6, iş göremezlik süresinin ise 9 ay olduğu; aynı kurulun 27/01/2021 tarihli raporunda ise davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre engellilik oranın ise %15,2, iş göremezlik süresinin yine 9 ay olduğu bildirilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 54. maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak; kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/9/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 1/9/2013-1/6/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 1/6/2015-20/2/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/2/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir.Ancak, eldeki dava gibi TBK'nin 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığının bozulmasının, zarar görenin sanatına veya mesleğine etkisi ve oranının belirlenmesi gerekmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 90. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu belirtilmiş, ayrıca bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'deki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür.Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiştir.Buna karşılık Özürlülük Ölçütü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan Yönetmeliğin 2'nci maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişi/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise, kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır.Buna göre, aktüer bilirkişi tarafından iki seçenekli (%6 ve %15,2 maluliyet oranları) raporda, davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %15,2 maluliyeti esas alınarak belirlenen kalıcı maluliyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, %6 oranı üzerinden tespit edilerek tazminata hükmedilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Diğer yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; tarafların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, dosya kapsamına uygun tespit edilen kusur oranına ve olayın meydana geldiği tarihe göre Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının, TBK'nin 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun olmayıp az olduğu değerlendirilerek davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazının da kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : I.Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, II.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1.Davacının sürekli iş göremezlik (maddi) tazminatı talebinin kabulü ile 170.670,40 TL tazminatın (davalı sigorta şirketi teminat limiti olan 310.000 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 21/01/2016 tarihinden, davalı ... Anonim Şirketi yönünden ise dava tarihi olan 15/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2.Davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklı tazminat talebinin reddine, 3.Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000 TL tazminatın kaza tarihi olan 21/01/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4.a)Maddi tazminat davası bakımından alınması gereken 11.658,49 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 348,39 TL, 437 TL ıslah harcı ve 144,64 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 10.728,46 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, b)Maddi tazminat davasında davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, c)Maddi tazminat davasında (ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin talep bakımından) davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan AAÜT gereğince belirlenen 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit şekilde verilmesine, 5.a)Manevi tazminat bakımından alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, b.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6.a)Maddi tazminat hükmü yönünden dava ilk açılış harç gideri, yargılama sırasında yatırılan ıslah harçları ve davacı tarafça tebligat, müzekkere gideri, ATK raporları ve bilirkişi rapor ücretleri toplamı olan 5.412,87 TL'nin kabul oranına göre hesaplanan 5.381,30 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, b.Manevi tazminat davası bakımından ayrıca yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7.Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, III.İstinaf İncelemesi Bakımından: 1.Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2.Harçlar Kanunana göre davalı ...'dan alınması gereken 5.968,24 TL karar ve ilam harcından, davalı tarafça peşin olarak yatırılan 422,25 TL'nin mahsubuyla bakiye 5.545,99 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 86,80 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalı ...'dan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4.İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6.İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025