T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/213 Esas KARAR NO : 2025/1278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/10/2021 NUMARASI : 2021/124 Esas, 2021/722 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet SözleşmesindenKaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davac…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/213 Esas KARAR NO : 2025/1278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/10/2021 NUMARASI : 2021/124 Esas, 2021/722 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet SözleşmesindenKaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıma hizmetine ilişkin kurye ve kurye ihtiyacı olan müşteriyi bir araya getiren bir işletme olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 2017 yılından bu yana davalı ile kargo dağıtım temelli özel bir çalışma gerçekleştirdiğini, davalının ihtiyaçları doğrultusunda müvekkilinden kurye talep ettiğini, yönlendirilen kuryelerin ilgili şubelere gidip o şubenin dağıtımları konusunda yardımcı olduğunu, davalı tarafından kurye talep edilmesi halinde, kuryenin ilgili şubeye giderek ürünleri teslim aldığı ve dağıtıma çıktığını, gün sonunda kuryenin dağıtamadığı ürünleri şubeye geri getirdiğini, dağıttığı evrak ve kutu adedini yazdığı bir kağıdı kendisi ve şube müdürünün imzaladığını, müvekkiline verilen bu adetleme üzerinden de davalı ile anlaşmış olunan fiyattan şubenin bağlı olduğu bölge ile mutabakat yapıldığını ve adetlerle ilgili onaylarını aldıktan sonra davalı adına fatura düzenlendiğini, bu şekilde taraflar arasında yazılı olmayan bir sözleşmenin bulunduğunu, bu çerçevede davalıya muhtelif tarihlerde kurye hizmeti karşılığı toplam 55.169,36 TL bedelli e faturalar gönderildiğini, bahse konu faturaların iade edilmediği gibi davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunu, söz konusu faturalara ilişkin kurye hizmetlerinin tamamlandığını, faturalandırma işlem sonrası mutabakatının da yapıldığını, davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmemesi ve süresinde iade edilmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul 37 İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya cari hesap ilişkisinden kaynaklı tüm borcunu ödediğini, iddia edildiği gibi bir borcunun bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında hizmet/taşınan kargo bedelinin değişkenlik gösterdiğini varılan mutabakat doğrultusunda ödeme yapıldığını, icra takibine konu HG...345,HG...346 ve HG...307 numaralı faturaların ödendiğini, ticari defterler incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını HG...256 numaralı faturaya ilişkin davacının hangi hizmet karşılığında fatura kestiğini açıklaması gerektiğini, davacının iddiasının aksine müvekkilinin davacıya bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin alınan her bir hizmet karşılığında ayrı ayrı hesaplama yaptığını, her bir kargoya ilişkin ilgili şubeden teyit alarak ilerlediğini, davacının fazla isteminin destek alınan personelden kaynaklandığını, fazla istemine ilişkin de tarafların sözlü mutabakatı uyarınca taraflarınca iade faturası kesildiğini, davacının kötüniyetli olarak iade faturasına itiraz ettiğini, müvekkilinin taşıma esnasında kaybolan çalınan kargolarda edimini yerine getirilmemesi ve müvekkilinin zarara uğraması ve itibar kaybına sebebiyet verilmesi söz konusu olduğundan ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla borç miktarının Mahkemenin takdir edeceği tarafsız bir bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, alacak likit ve belirli olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini davacıdan % 20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı ... Ltd. Şti.’nin incelenen defter, belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı ... Kargo A.Ş’nin incelenen defter, belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının, 4 adet ödenmemiş faturasına ilişkin İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından icra takibi yaptığı, davacı tarafından icra takibine konu edilen faturaların; davacı ve davalının ticari defterlerine kayıt edildiği, 4 adet faturanın davalı kayıtlarında da ödenmemiş olarak gözüktüğü, davalının, 14.09.2020 tarihinde tanzim ettiği, ... nolu 14.381,25 TL tutarındaki e-faturasının (iade faturası) davalının davaya konu ettiği 4 adet fatura ile bağının olmadığı, tarafların arasındaki bakiye farkına ilişkin; davacının defter kayıtlarında; 50.443,23 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının defter kayıtlarında 36.131,01 TL davacıya borcu olduğu, davacı ile davalı tarafın ticari defter kayıtlarında, tarafların birbirlerine düzenledikleri tüm fatura (husumete konu 4 adet fatura dahil) ve tahsilatlarda mutabık oldukları, tarafların cari hesap bakiyelerindeki farkın, davacının ticari defter kayıtlarında bulunmayan, davalı tarafından tanzim edilen iade faturasından kaynaklandığı, bu faturayı davacının elektronik tebligat ile (Kep) red ettiği, davaya konu hizmetin, eksik, ayıplı vb. olduğuna ilişkin tamamen veya kısmen ihbarın olmadığı, davacının “kurye hizmeti” karşılığı düzenlediği faturalara, davalı tarafından TTK. 21/2 göre itiraz edilmediği, faturaların davalının ticari defterine kayıtlı olduğu, 18.05.2020 tarihinde gönderilen ihtarnamenin davalıya 23.05.2020 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme için verilen 3 iş günü sonrası dikkate alındığında davalının 28.05.2020 tarihinde temerrüde düştüğü, davacı, icra takibi ile dava dilekçesinde 4 adet 53.989,72 TL tutarında fatura alacağı olduğu iddiasında bulunmuşsa da ticari defterlerinde alacağının 50.443,23 TL olduğu tespit edildiğinden, davacının, 28.05.2020 temerrüt tarihi ile 20.07.2020 icra takip tarihine kadar davalıdan 50.443,23 TL asıl alacak ile 1.021,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.464,36 TL talep edebileceği hükme elverişli teknik heyet raporundan anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile takibin asıl alacak 50.443,23 TL ve işlemiş faiz 1.021,13 TL olmak üzere toplam 51.464,36 TL üzerinden devamına, asıl alacak 50.443,23 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık % 10 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 oranındaki 10.292,87 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, ilk derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin davacı ile anlaşması gereğince taşıma esnasında kaybolan çalınan kargolar nedeniyle davacının edimini yerine getirilmemesi ve müvekkilini zarara ve itibar kaybına sebebiyet vermesi söz konusu olduğundan ödeme yapılmasının da söz konusu olmadığını, TTK 21/2 hükmünün geçerli olabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, bu nedenle faturalara itiraz edilmemesinin de bağlayıcı olmadığını, ilk derece Mahkemesince eksik araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından HG...256 numaralı ve HG...307 numaralı faturalara KEP üzerinden itiraz edildiğini, bu nedenle davacının müvekkilinin faturalara itiraz etmediği yönündeki itirazının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, bu hususun bilirkişi raporunda da belirtilmemiş olması nedeniyle bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu nedenle aleyhlerine hükmedilen icra inkar tazminatının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile toplam 55.169,36 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borca, faize ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf konusu uyuşmazlık; davacının davalıya takip miktarı alacağa ilişkin hizmet verip vermediği noktasında toplanmaktadır.İlk derece mahkemesince alınan mali müşavir ile Lojistik ve Taşıma uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda; davacı ve davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, icra takibine konu faturaların her iki tarafın defterinde kayıtlı olduğu, davacının defterine göre 50.443,23 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının defterine göre 36.131,01 TL davacıya borcu bulunduğu, davacı ile davalının ticari defter ve kayıtlarında, tarafların birbirine düzenledikleri tüm faturaların- icra takibine konu 4 adet fatura dahil ve tahsilatlarda mutabık oldukları, tarafların ticari defterlerindeki farkın, davacının ticari defter ve kayıtlarında bulunmayan, davalı tarafından düzenlenen iade faturasından kaynaklandığı, bu faturayı davacının elektronik tebligat ile reddettiği, davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davacının davaya konu ettiği 4 adet fatura ile bağının olmadığı belirtilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı)Somut olayda, tarafların ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, davalının ticari defterlerine göre, davalının icra takibine konu 4 adet faturayı defterlerine kaydettiği anlaşılmıştır. Davacının takip tarihi itibarıyla 50.443,23 TL alacağı bulunduğu, davalının defterine göre 36.131,01 TL davacıya borcu bulunduğu, davacı ile davalının ticari defter ve kayıtlarında, tarafların birbirine düzenledikleri tüm faturaların- icra takibine konu 4 adet fatura dahil- ve tahsilatlarda mutabık oldukları, tarafların ticari defterlerindeki farkın, davacının ticari defter ve kayıtlarında bulunmayan, davalı tarafından düzenlenen iade faturasından kaynaklandığı, bu faturayı davacının elektronik tebligat ile reddettiği, davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davacının davaya konu ettiği 4 adet fatura ile bağının olmadığı, kaldı ki bu iade faturasının da davalı tarafından defterlerine kaydedildikten ve bedeli ödendikten 3,5 ay sonra düzenlendiğinin bilirkişi raporu tespit edildiği anlaşılmıştır. Görüleceği üzere icra takibine konu faturalar, her iki tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olup buna göre taraflar arasında faturaya konu akdi bir ilişkinin bulunduğu sabittir. Faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını, hizmet almadığını ve bedellerini ödediğini yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de, bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez. Bu durumda davacının,icra takibe konu 4 adet faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerekmiştir. Diğer taraftan fatura ile belirlenmiş alacak likit olduğu ve kötüniyet tazminatına ilişkin şartların da mevcut olmadığı anlaşılmış, Mahkemece verilen karar isabetli olduğundan davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekili her ne kadar istinaf dilekçesinde, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını buna istinaden oluşturulan faturalara da itiraz edilmemesinin de bağlayıcı olmadığını ileri sürmüş ise de, HMK 357. Maddesi gereğince davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen ancak istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarının istinaf aşamasında dinlenmesi mümkün değildir. Kaldı ki yukarıda da açıklandığı üzere, icra takibine konu faturalar, her iki tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olup buna göre taraflar arasında faturaya konu akdi bir ilişkinin bulunduğu da sabittir. Belirtilen nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/124 Esas, 2021/722 Karar sayılı ve 05/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 878,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 263,48 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.09/10/2025