T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1233 KARAR NO : 2025/1431 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2023 NUMARASI : 2016/1647 Esas - 2023/202 Karar DAVACI : ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1-…
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1233 KARAR NO : 2025/1431 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2023 NUMARASI : 2016/1647 Esas - 2023/202 Karar DAVACI : ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... VEKİL : Av. ... - DAVA : Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF TALEP TARİHİ (DAVALI ... vekili ) : 12/06/2023 İSTİNAF TALEP TARİHİ (DAVALI ... asil ) : 14/06/2023 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 07/11/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ : 07/11/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2023 tarih ve 2016/1647 Esas 2023/202 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle tarafların istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalılar ... ile ... arasında oluşturulan adi ortaklığın, T.C. Sağlık Bakanlığı'na ait ve yapımı TOKİ tarafından üstlenilen ... 1 adet 3 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane, ... 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane ile alt yapı ve çevre düzenleme inşaat ihalesini aldığını, daha sonra 2013 yılının 9. ayında bu inşaatların yapılması için adi ortaklık ile müvekkili arasında taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 8. maddesi gereğince; üstlenilen işlerin tamamının bedelinin KDV hariç 1.840.000,00 TL olduğunu, 9. maddede; TOKİ tarafından adi ortaklığın hesabına hakedişlerin aktarılmasından itibaren 5 iş günü içinde davacıya ödeme yapılmasının gerektiğini, aksi takdirde her hakediş için aylık %10 ceza bedeli işleyeceğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkilinin hızlı bir şekilde inşaata başladığını, iş ortaklığının 15 ve 16 numaralı hakedişlerinin büyük bir kısmını müvekkiline ödemediğini, 17 ve 18 nolu hakediş evraklarının da müvekkiline verilmediği için fatura kesilemediğini, 15 ve 16 hakedişlere ilişkin faturaların tebliğ edilmesinden sonra ... ile ...'un toplam 150.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan alacağın ödenmediğini, .... Noterliği'nden 22/11/2013 tarihinde gönderilen 36548 yevmiye numaralı ihtarname ile ödenmemiş 223.507,64TL alacağın istendiğini, ayrıca üzerinde elektrik direği ve hattı bulunduğu için müvekkiline teslim edilmeyen ...'da yapılacak 3 hekimlik aile sağlık merkezine ilişkin arazinin teslim edilmemesinden dolayı sürelerin işlemeyeceğinin ihtar edildiğini, buna rağmen yer teslimi ve ödeme yapılmadığı için .... Noterliği'nden 19/12/2013 tarihinde gönderilen ihtarname ile hakedişlerin ödenmemesinden dolayı işin durdurulmak zorunda kalındığı, bu nedenle durdurulan iş nedeniyle doğacak zararlardan mesul olunmadığı gibi fazlaya ilişkin zararların da talep edilebileceği hususlarının ihtar edildiğini, TOKİ ve T.C. Sağlık Bakanlığı'na yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını, müvekkilinin 29/01/2014 tarihinde .... Noterliği'nden gönderdiği ihtarname ile (sözleşmenin 15. maddesi uyarınca) sözleşmeyi -alacakların ödenmemesi nedeniyle- feshettiğini, ayrıca karşı taraftan sözleşmenin 14. maddesi ile belirlenen ifaya ekli cezai şartın da istendiğini, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar işin çok büyük bir kısmının davacı tarafından tamamlandığını, bu durumun TOKİ' deki ihale dosyasında da belli olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 23/10/2018 tarihlİ ISLAH DİLEKÇESİ ile; hem .... İcra Dairesi'nin 2014/469 E sayılı dosyasına konu alacakların hemde aynı sözleşmeye bağlı diğer alacakların tahsili için iş bu davanın açıldığını, müvekkilinin alacağını 641.218,45 TL olarak hesapladıklarını, davalının dosyaya bildirdiği 160.000,00 TL ödeme mahsup edildiğinde bakiye 481.218,00 TL alacaklarının bulunduğunu belirterek, taleplerini 481.218,00 TL'ye çıkardığı, bu miktar alacağın 22/11/2013 tarihinden itibaren, bu talepleri kabul edilmediği takdirde ise 23/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil edilmesini talep etmiş ve aynı gün davacı vekilince 8.129,00 TL ıslah harcı yatırıldığı görülmüştür. DAVALI ... VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Açılan davayı kabul etmediklerini, öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, aynı alacak için birden fazla icra takibi ve dava açıldığını, .... İcra Dairesi'nin 2014/469 E sayılı dosyası üzerinden müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, bu takibe itiraz edildiğini, itirazın iptali davası açmak yerine alacak davası açıldığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin bir çoğunu zamanında ve tam olarak yerine getirmediğini, davacının kendi alt işverenlerine olan borçlarını müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, davacının eksik imalatlarından kaynaklanan borçlarının TOKİ tarafından müvekkilinden kesildiğini, 17/01/2014 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAVALI ASİL ... CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: ... ile yapmış oldukları adi ortaklık sözleşmesinin T.C. TOKİ Başkanlığı tarafından ihaleye çıkarılan aile sağlığı merkezleri, eczane , alt yapı ve çevre düzenleme inşaatı (dava dilekçesinde belirtilen ve taraflar arasındaki sözleşmeye konu olan) ihalesini almak amacıyla yapıldığını, ...'ın pilot ortak olarak belirlendiğini, ...'ın %99, kendisinin ise %1 oranında pay sahibi olduğunu, sözleşmenin konusuna girecek hususlarda tarafların müştereken hareket etmesi gerektiğini, ...'a alt taşeronluk sözleşmesi yapması için yetki verilmediğini, bu nedenlerle 2013 yılı 9. ayında davacı ile imzalanan taşeronluk sözleşmesinin kendisini bağlamadığını, sözleşmeden kaynaklanan borçlardan ...'ın sorumlu olduğunu, davacı taşeronun edimlerini ifa etmediğini, bu sebeple TOKİ'nin asıl sözleşmeyi feshettiğini, kısmi dava açılamayacağını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, adi ortaklığın .... Noterliği'nden keşide edilen 09/04/2015 tarihli 5688 yevmiye numaralı ihtarname ile feshedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2016 tarihli duruşmada :"Sözleşmenin tarafı ... - ... iş ortaklığını oluşturan davalılar ... ve ... yönünden yargılamanın işbu dosya üzerinden devamı ile sözleşmenin tarafı olmayan davalılardan TOKİ ve Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan davaların, HMK'nın 167/1 maddesine göre ayrı ayrı dosya oluşturulmak üzere ayrılmasına, mahkememizin ayrı esaslarına kaydedilmesine, ayrı esaslara kaydedilecek bu dosyaların oluşturulması sonrasında bu davalılarla ilgili duruşma günü verilmesi için dosyaların sorumlu personel tarafından derhal hakime sunulmasına, karar verilerek yargılamaya davalılar ... ve ... yönünden devam olundu," şeklinde bir kısım davalı yönünden tefrik ara kararı verildiği anlaşılmıştır. ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2016 tarih ve 2015/706 Esas- 2016/287 Karar sayılı kararı ile; Dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile görevli ve yetkili mahkemenin Adana Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verildiği, işbu kararın kesinleşmesi sonrası dosyanın tevzide .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1647 Esasını aldığı ve yargılamaya adı geçen dosya üzerinden devam olunduğu görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: " H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 217.190,91TL nin 23/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili 06/06/2023 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 1-Yerel mahkeme kararında alacaklarının eksik hesap edildiğini, müvekkili tarafından yapılan iş tutarının 30.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda 727.418,01 TL olarak tespit edildiğini, 11.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise yine bu rakama çok yakın olarak 727.450,56 TL olarak tespit edildiğini, başka bir ifade ile her iki raporda da müvekkilinin alacağının en düşük 727.418-TL olarak tespit edildiğini, taraflar bir araya gelemediği ve hak ediş yapılamadığı için hem hak ediş bedelleri hem de hak ediş dışındaki işlerin her iki raporda da bilirkişiler tarafından net olarak hesap edilmesine rağmen, bu tespitler yerine hatalı değerlendirmeler ile yerel mahkeme kararında alacaklarının eksik ve yanlış hesap edildiğini, müvekkilinin alacağından indirilecek tüm bedellerin ıslah edilen rakamlardan değil net olarak hesap edilen 727.418-TL'den indirilmesi veya mahsup edilmesi gerektiğini, zira indirilmesi ve eksiltilmesi gereken tüm bedeller indirildikten ve mahsup edildikten sonra müvekkilinin alacağının ıslah edildiğini, başka bir ifade ile davalılardan alacaklı oldukları bedellerin ıslah miktarından da yüksek olduğunu, bilirkişilerin indirimler ve mahsupların müvekkili alacağı olarak hesap edilen 727.418-TL'den indirilmesi veya mahsup edilmesi gerekirken bunun yerine ıslah meblağından veya başkaca hesaplamalardan indirimler ve mahsuplar yapılması sebebi ile bilirkişi raporunda ve bu raporu esas alan yerel mahkeme kararında hata yapıldığını, 2-Yerel Mahkeme kararının gerekçesinde dahi 15 ve 16 nolu hakedişlere yönelik 385.812,00 TL faturalardan sonra da iş yapılmış ve hak edişler yapılmış olmasına rağmen alacağının yanlış ve eksik hesap ile düşürülmesi sebebi ile de istinaf talebinin kabulü ile kararın müvekkili aleyhine olan kısımlarının ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, 3-Yapılacak olanın müvekkilinin net asıl alacağı 727.418,01 TL olarak hesap edilen bu meblağdan tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile mahsup edilecek meblağlar olan ( -160.000-TL - 4.000TL -900-TL -65.800TL ( ... ) -20.395,60TL ( SGK Ödemesi ) = 210.304.4TL ) tenzil edilmesi sureti ile 727.418,01TL - 210.304,4TL = 517.114.10TL üzerinden ıslah meblağı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken eksik yapılan hesap üzerinden karar verildiğini belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kısmen red kararı usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili Av.... 12/06/2023 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 1-İlk derece mahkemesine konu yargılamanın, itirazın iptali davası olarak açılması gerekirken, alacak davası olarak açıldığını, itirazın iptali ve alacak davasının nitelikleri ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı dava türleri olduğunu, 2-İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında davacı tarafın cezai şarta ilişkin taleplerini yerinde bulmadığını, ancak mahkemece yapılan yargılamada feshin haklı bir fesih olup olmadığının değerlendirilmediğini, dosya kapsamında düzenlenmiş olan bilirkişi raporlarında feshin haklılığı dahi göz önünde bulundurulmadan hesaplamaya geçildiğini, 3-İlk derece mahkemesinin kararında davacının defterlerinin delil vasfına sahip olmadığı açık olmasına rağmen, müvekkilinin davacıya karşı borçlu bulunduğu şeklinde hüküm verilmiş olmasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, 4-Ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydı ile, mahkeme kararında müvekkilinin, davacı tarafa sözleşme kapsamında SGK ödemeleri de dahil 291.095,60 TL ödeme yaptığının tespit edildiğini, davacı firmanın sözleşme kapsamında yaptığı işlerden kaynaklı alacaklarının müvekkili tarafından ödendiğini, bu hususun ilk derece yargılamasıyla sabit olduğunu, müvekkilinin davacı firmaya herhangi bir borcu bulunmadığını ve hatta müvekkilinin davacı firmadan alacağı bulunmasına rağmen, ilk derece mahkemesince dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında hatalı hesaplamalar yapıldığını belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kısmen kabul kararı usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı asil ... 14/06/2023 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 1-Dava konusu taşeron sözleşmesinde ...'un işveren sıfatı, taraf sıfatı bulunmadığını, gerekçeli kararda borçlulardan her iki ortağın da müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiş ise de, diğer davalı ...'ın idareye (TOKİ) karşı verilen yetkisinin sınırlandığını, davacı şirketle düzenleyip imzaladıkları Taşeron Sözleşmesinin ve TOKİ ile imzalanan sözleşmeye bağlanan evraklardan dolayı davacı şirketin ...'un alacaklısı ve borçlu olmadığı gibi işveren tarafı da olmadığını: a- Yönetim yetkisi verilen ortağın aynı zamanda ortaklığı 3.kişilere karşı temsil yetkisi olduğu ve yaptığı işlemlerin tüm ortakları bağlayacağına, yönetim yetkisi ortaklar kurulunda olduğundan, yönetim yetkisi olmayan diğer davalı ...'ın davacı şirketle birlikte düzenleyip imzaladıkları Taşeron Sözleşmesinden ve bu sözleşmeye bağlanan fatura, hakediş vs. evraklardan dolayı davacı şirkete karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olduğunu, b- Yönetim yetkisinin hiçbir ortaya verilmemesi durumunda, her ortağın ortaklığı üçüncü kişilere karşı temsil edeceği ve yaptığı işlemlerin tüm ortakları bağlayacağına hükmettiğini, yönetim yetkisi ortaklar kurulunda olduğundan, yönetim yetkisi olmayan diğer davalı ...'ın davacı şirketle birlikte düzenleyip imzaladıkları Taşeron Sözleşmesinden ve bu sözleşmeye bağlanan fatura, hakediş vs. Evraklardan dolayı davacı şirkete karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olduğunu, c- İki ortaklı İş Ortaklığı Sözleşmesinin 9.1 maddesinde, üçüncü kişilere karşı ortaklığın yönetimi, temsil ve ilzamı her iki ortağın oluşturduğu ortaklar kurulu ile sağlanacağı, yetkinin ayrı ayrı değil birlikte kullanılacağı, kısaca ortaklığın çift imza ile temsili ve yönetimi hüküm altına alındığı, İş Ortaklığı Sözleşmesinde, diğer davalı ...'ın üçüncü kişilere karşı ortaklığı temsiline ilişkin bir hüküm bulunmadığını, d- Dolayısıyla ortaklığın temsili, yönetimi ortaklar kurulunun yetkisinde olup, davacı ... Müteahhitlik Madencilik İnş. Taah. Enerji Tic. ve San. Ltd. Şti. ile kendi adına ve Ortaklık hesabına birlikte düzenleyip imzaladıkları .../09/2013 tarihli Taşeron Sözleşmesi ve bu sözleşmeye bağlanan fatura, hakediş v.s evraklardan dolayı diğer davalı ...'ın davacıya karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olduğunu, 2- Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için kendisinin davanın tarafı olduğu varsayımında ise; davacı şirketin tüzel kişiliği sona erdiğinden davada taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi bulunmadığını, 3- Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için kendisinin davanın tarafı olduğu, davacı şirketin de tüzel kişiliğinin son bulmadığı varsayımında ise; ıslah dilekçesinde sadece 4 adet hakediş bedeli talep edildiği halde ilk derece mahkemesinin ıslah dilekçesinde yer almayan 2 adet faturanın davacı şirketin talebin olduğu kabulünün, dosya muhtevasına, emsal dosyalar için verilen Yargıtay kararlarına, usul ve yasaya aykırı olduğunu, 4- Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için kendisinin davanın tarafı olduğu, davacı şirketin de tüzel kişiliğinin son bulmadığı, faturaların ve (15.16) nolu hakedişin ıslah talebi içinde olduğu varsayımında ise; üç adet faturanın ve (15,16) nolu hakediş raporunun 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin ıslah dilekçesinin 26/10/2018 kayıt tarihli olup 23/11/2018 tarihli cevap ve zamanaşımı define ilişkin itirazlarıyla, 3 adet faturanın ve bu faturaya bağlanan 16 ve 17 nolu hakediş raporlarınında zamanaşımına uğradığı, dolayısıyla 3 adet fatura bedelinin ve bu faturaya bağlanan 15, 16 nolu hakediş raporunun, kısmi davada talep edilen, (10.000.TL) sı için zamanaşımının kesildiği, geriye kalan (471.218.45.TL) zamanaşımına tabi olduğunu, 5- Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için kendisinin davanın tarafı olduğu, davacı şirketin de tüzel kişiliğinin son bulmadığı, faturaların ve (15.16) nolu hakedişin ıslah talebi içinde olduğu, faturaların ve (15, 16) nolu hakedişin zamanaşımına uğramadığı dava kapsamında olduğu varsayımında ise; (15,16) nolu hakediş raporun ve bu hakediş raporu bedeline bağlanan iki adet faturanın, alacak davası kapsamı dışında olduğunu, iki adet faturayla ilgili akdi ilişki de bulunmadığını, 17,18,19 nolu hakediş raporuna göre davacı şirket alacağının tespitinin Taşeron Sözleşmesine de aykırı olduğunu, 6- Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için kendisinin davanın tarafı olduğu, davacı şirketin de tüzel kişiliğinin son bulmadığı, faturaların ve (15.16) nolu hakedişin ıslah talebi içinde olduğu, faturaların ve (15, 16) nolu hakedişin zamanaşımına uğramadığı, yapılan hesaplamanın doğru olduğu varsayımında ise, temerrüt faizinin 23/01/2014 tarihinden itibaren avans faizi olarak hesaplanmasının dosya muhtevasına, emsal dosyalar için verilen Yargıtay kararlarına, usul ve yasaya aykırı olduğunu, kural olarak kısmi davalarda faiz, dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden dava dilekçesinin kayıt tarihinde, ıslahla arttırılan miktarın ise, ıslah dilekçesinin kayıt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, temerrüt tarihinin davacı şirketin ıslah dilekçesinin kayıt edildiği tarih olan 26/10/2018 olduğunu, TBK'nun 154.maddesi uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımının kesileceğini, ancak zamanaşımının kesilmesinin sadece dava konusu alacak için söz konusu olduğunu, 7- Davada vekil ile temsil edilmediğinden 17/10/2021 tarihli ıslah dilekçesinde talep ettiği yargılama giderlerine hükümde yer verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kısmen kabul karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı asil ..., davacının istinaf dilekçesine karşı beyan dilekçesinde özetle; Her şeyden önce davacı şirketin tüzel kişiliği sona erdiğinden davada taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi bulunmadığını, istinaf başvurusunun geçersiz olduğunu, yetkisiz vekil tarafından imzalanan, davacı şirketin istinaf başvurusunun geçersiz olup yok hükmünde olduğunu, davacı şirketin istinaf başvurusunda yer alan 30/09/2019 tarihli bilirkişi raporuna ilk derece mahkemesinin itibar etmediğini, 11/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda, kök raporda davacı alacağı olarak buldukları 471.009,68 TL'den davacı şirketin işi terk ettiği tarihteki hakediş bedelinden çıkarılması talimatına rağmen istenilenin yapılmaması üzerine her iki bilirkişi raporuna da itibar etmediğini, Mahkeme ara kararında, bilirkişiden ...'ın şirket temsilcisi olup olmadığının, davacı şirket ticari defterlerinin incelenerek tespitine karar verdiğini, 11/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda kısaca ...'ın şirket evraklarında şirketi temsilen imzasının olduğu tespit edildiğini, bilirkişi raporunda ayrıca, davacı şirketten, davanın vuku bulduğu yıl olan, 2013 yılı ticari defterleri istendiği halde incelemeye ibraz etmediğini, 2013 yılı ticari defterlerini incelemeye ibraz etmemesinin, dava dışı şirketin yaptığı işlere karşılık olarak iki adet faturayı dava dışı şirkete düzenlediği, sonrasında bu faturaları bu sefer diğer davalı ...'a hitaben düzenlendiğinin, hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık olduğunu, ... Vergi Dairesi'nin yazı ekinde sunduğu (BS) ve (BA) formlarının da bunu doğruladığını, davacı şirketin gerekçeli karardan sonra, gerekçeli kararda da yer alan ayrı bir dava konusu fatura bedelini de talep etmesinin, taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, davalıların istinaf başvurularına karşı beyan dilekçesinde özetle; Her iki davalının da istinaf başvurularını usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın alt taşeron olarak müvekkiline yaptırdıkları dava konusu yapılan işlerle ilgili idareden paralarını aldıklarını, davalıların idareden müvekkilinin yaptığı bedelleri tahsil etmiş olmalarına rağmen müvekkiline ödeme yapmamak için kötü niyetli olarak istinaf iddialarında bulunduklarını, davalı ...'un istinaf talebinde taraf sıfatı bulunmadığını iddia etmiş ise de bu iddiasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer davalı ... üzerinde mal varlığı bulunmadığından davada sadece ... hakkında karar verildiği takdirde alacağın tahsilinin semeresiz kalma ihtimali bulunduğundan, davalı ...'un usul ve yasaya aykırı olarak da husumet itirazında bulunduğunu, tüm alacak taleplerinden her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalı taraf istinaf talebinde; davacı şirketin, ticaret sicilden sehven terkin edilmesi sebebi ile tüzel kişiliğinin sona erdiği ve bu şekilde tüzel kişiliği sona eren şirketin ihya edilmesine rağmen dava ehliyeti, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacı şirketin Mahkemece ihya edilmesine rağmen eski tüzel kişiliği ile karar verilmesinin uygun olmadığını ve vekilin ıslah yetkisinin bulunmadığını usul ve yasaya aykırı olarak ileri sürmüş ise de bu hususun mahkeme gerekçeli kararında ayrıntılı olarak karşılandığını, dava tarihinden sonra 14/10/2015 tarihinde TTK.nun geçici 7.maddesi gereğince, davacı şirketin ... Ticaret Sicili'nden terkinine karar verildiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/560 E. 2021/185 K. sayılı 10/03/2021 tarihli kararı ile; ... Müteahhitlik Madencilik İnş. Taah. Enerji Tic. Ve San. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliğinin, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1647 E sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiğini, TTK'nın geçici 7/2 md. gereğince davacı yada davalı sıfatıyla davaları devam eden şirketlerde bu madde hükmü uygulanmayacağı (Yargıtay 11. HD 2021/5936 E. 2022/2814 K., 2021/2656 E. 2022/2351 K.) hükmü amir olup, davacı şirketin mahkeme kararı ile ihya olduğundan davanın açılması ile birlikte ihya tarihinden önce ve ihya tarihinden sonra yapılan tüm hukuki işlemler ve usul işlemlerinin geçerli olduğunu, davada ıslah talebinin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını, noterde düzenlenen vekaletnamede ıslah yetkisine açıkça vurgu yapılarak " ıslah talep etmeye" yetkisinin vekaletnamede geçtiğini, kaldı ki ıslah ile davadaki alacak miktarının artırıldığını, aslında alacak miktarı artırılarak kısmi ıslah yapıldığını, kısmi ıslahta da vekaletnamede ıslah yetkisine gerek bulunmadığını, dosyadaki alacaklar 16/01/2019 tarihli ara karar ile dosya hesabı için bilirkişi heyetine tevdi edildiğinden zamanaşımının en erken bu tarihte başlayabileceğinden karşı tarafın zamanaşımı itirazının yersiz olduğunu, karşı taraf hakkındaki icra takibi 2014 yılında yapılmış, ıslah dilekçesi ise 2018 tarihinde yapılmış olduğundan yıl olarak dahi zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, ıslah ve harç ikmali 23.10.2018 tarihinde yapılmış olup sözleşmeye göre davalı ile idare arasındaki hak ediş onaylama tarihlerinden beş gün sonrası tarihlerde ödeme yapılmış olsa dahi 05.10.2013, 28.10.2013- 15.01.2014 ve 02.03.2014 tarihlerine göre de zamanaşımı süreleri hiçbir şekilde geçmediğinden, talepte de bu hak edişler gösterildiğinden karşı tarafın zamanaşımı iddiasının bu sebeble de reddi gerektiğini, kısmi ödeme tarihi olan 22/11/2013 tarihi esas alındığında da davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, davalı tarafın temerrüt faizinin 23/01/2014 tarihinden itibaren avans faizi olarak hesaplanmasına yönelik istinaf başvurusunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararında da temerrüt faizinin 23/01/2014 olarak vurgulandığını, alacaklının ister itirazın iptali isterse de alacak davası açma hakkını haiz olup bu yöndeki istinaf talebinin yersiz olduğunu, davalı tarafın ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının tamamlanmadığı, alacağın ispat edilmediğine yönelik iddialar ile usul ve yasaya aykırı istinaf talebinde bulunmuş ise de taraflar arasındaki sözleşme, TOKİ kayıtları, puantaj kayıtları ve bilirkişi incelemeleri ile alacakları eksik olsa dahi usul ve yasaya uygun olarak hesaplandığını belirterek davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU: Dava; hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Dosya arasındaki 09/01/2012 tarihli " ... 1 adet 3 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 1 adet 2 Hekimlik Aile Sağlığı Merkezi, ... 1 adet 2 Hekimlik Aile Sağlığı Merkezi, ...., ... 6 adet Aile Sağlık Merkezi Ve Eczane, ... 6 adet Aile Sağlık Merkezi Ve Eczane İle Alt Yapı Ve Çevre Düzenlemesi İnşaat İşi'ne Ait Sözleşme" incelendiğinde: İş sahibi- idarenin Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, yüklenicinin ...- ... İnşaat& ... İş Ortaklığı olduğu, sözleşmenin 6.800.000,00 TL + KDV şeklinde anahtar teslim götürü bedelli olduğu, işe başlama ve bitirme tarihinin sözleşme imzalandığı tarihten itibaren 5 gün içerisinde YİGŞ 'ne göre yer tesliminden itibaren 550 gün olduğu, işin tamamının alt yükleniciye yaptırılamayacağı, alt yüklenicilerin yaptıkları işlerle ilgili sorumluluğun yüklenicinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağının ayrıca kararlaştırıldığı görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan -/09/2013 tarihli Taşeron Sözleşmesi incelendiğinde: Yüklenicinin ...- ... İnşaat & ... İş Ortaklığı, taşeron firmanın ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti. olduğu ve sözleşme konusunun yüklenici iş ortaklığının taahhüdü altında yapımı devam eden " ... 1 adet 3 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 1 adet 2 Hekimlik Aile Sağlığı Merkezi, ... 1 adet 2 Hekimlik Aile Sağlığı Merkezi, ... 6 adet Aile Sağlık Merkezi Ve Eczane, ... 6 adet Aile Sağlık Merkezi Ve Eczane İle Alt Yapı Ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı Yapım" işi olduğu, sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli olduğu, sözleşme bedelinin KDV hariç 1.840.000,00 TL olduğu, iş süresinin de yer tesliminden itibaren - ... 1 adet 3 Hekimlik Aile Sağlığı Merkezi- işi hariç 18/11/2013 olup, sorumluluğun kesin kabule kadar devam edeceği şeklinde kararlaştırıldığı görülmüştür. .... Noterliği'nin 22/11/2013 tarih ve 36548 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde; Keşidecinin ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti., muhatabın ...- ... İnşaat & ... İş Ortaklığı olduğu, ihtar konusunun karşılıklı olarak imzalanan sözleşmede geçen ... ASM işinde verilen koordinatlar içinde elektrik direği ve üzerinden elektrik hattı geçtiği için yeni kazı onaylı koordinatların beklendiğinden işe başlanamadığı, 3 adet faturadan (05/06/2013 tarihli 52515 sıra numaralı KDV dahil 14.042,00 TL, 18/09/2013 tarihli 52527 sıra nolu KDV dahil 176.553,70 TL ve 05/10/2013 tarihli 52528 sıra numaralı KDV dahil 209.259,96 tutarındaki) dolayı 383.507,64 TL'den ödemeler düşüldüğünde 223.507,64 TL borç kaldığı belirtilerek, bunun ödenmesinin istendiği, ihtarnamenin muhataba tebliğ edildiğine dair dosyada belge bulunmadığı, .... Noterliği'nin 19/12/2013 tarih ve 67368 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde; Keşidecinin ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti., muhatabın ...- ... İnşaat & ... İş Ortaklığı olduğu, ihtar konusunun karşılıklı olarak imzalanan sözleşmeye istinaden 15 ve 16 nolu hakedişlere göre ödenen ve ödenecek yüzdelere göre alacağa ilişkin 15/11/2013 tarihinde noter kanalıyla bildirimde bulunulmasına rağmen, ödemenin halen yapılmadığını belirtilerek borcun gecikmeden kaynaklanan cezalarla birlikte ödenmesinin istendiği ve ödeme yapılana kadar imalatların durdurulduğunu, ödemeler yapılır yapılmaz imalatlara tekrar başlanacağının bildirdiği, bu ihtarın davalı iş ortaklığına tarafa 23/12/2013 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. .... Noterliği'nin 23/12/2013 tarih ve 26382 yevmiye nolu cevabi ihtarnemenin incelenmesinde; Keşidecinin ...- ... İnşaat & ... İş Ortaklığı, muhatabın ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti. olduğu, ihtarnamenin keşideciye muhatap tarafında gönderilen ihtarnameye cevap olduğu, karşılıklı olarak imzalanan sözleşmeye istinaden işin bitirilmesi gereken tarihin 18/11/2013 olduğu, yer tesliminin ise 24/09/2013 tarihinde yapıldığı, ayrıca sözleşmenin 2,4, 10,14,15, 16 ve 17. maddelerinin ihlal edildiği, yapılan imalatların iş programının gerisinde olması, imalat sırasına ve onaylı malzeme kurallarına uyulmaması, şantiyelerde herhangi bir faaliyet olmaması nedeniyle tüm hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin tek taraflı feshedildiği, ihtarnamenin tebliğinden itibaren sözleşmenin 14. maddesini uygulanmadığı takdirde yasal yollara başvuracaklarını ihtaren bildirdikleri, .... Noterliği'nin 29/01/2014 tarih ve 2965 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde; Keşidecinin ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti., muhatabın ...- ... İnşaat & ... İş Ortaklığı olduğu, ihtar konusunun taşeron sözleşmesi gereği iş sahibi olarak edimlerin yerine getirilmemesi, yapılması gereken ödemelerin ihtarlara rağmen yapılmaması nedeniyle taşeron sözleşmesinin 15. maddesi gereği bu sözleşmenin feshedildiği, ayrıca taşeron sözleşmesi koşullarına uyulmaması sonucu sözleşmenin 14.maddesi gereği (cezai şart olarak belirlenen )100.000,00 TL'nin (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ) derhal ödenmesinin, ... ve ... Hekimlik ASM işlerine malzeme ve işçi gönderildiği tespit edilmekle, taşeron sözleşmesi koşullarına uyulmaması sonucu bu işin taraflarınca yapılamayacağı, bu işten doğan/doğacak ve masraf/cezalardan da sorumlu olmayacağının ihtaren bildirildiği görülmüştür. .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/469 esas sayılı dosyasının incelenmesinde: Alacaklının ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti., borçluların ... ve ... olduğu, .... Noterliği'nin 22/11/2013 tarih ve 36548 yevmiye nolu ihtarnamesi, faturalar, ödeme dekontları, TOKİ kayıtları ve tebliğ şerhi vs. borcun sebebi gösterilerek 223.507,64 TL asıl alacak, 6.884,72 TL işlemiş faiz toplamı 230.392,36 TL üzerinden ilamsız icra yolu ile takip yapıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğe çıkarıldığı, borçlulardan ... tarafından vekili aracılığıyla 21/01/2014 tarihli dilekçe ile süresinde takibe, borca, faize itiraz edildiği; borçlulardan ... tarafından da 23/02/2014 tarihli dilekçe ile süresinde takibe, borca, faize itiraz edildiği, takibin icra müdürlüğünce 03/02/2014 tarihinde durdurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden TOKİ tarafından davalı yüklenici iş ortaklığına "İşyeri Teslim Tutanağı"'na göre 13/01/2012 tarihinde yer teslimi yapıldığı, yüklenici iş ortaklığı tarafından keşide edilen .... Noterliği'nin 23/12/2013 tarih ve 26382 yevmiye nolu cevabi ihtar içeriğinden (ayrıca ... 18/10/2019 havale tarihli bilirkişi raporuna itiraz ve beyan dilekçesinde de benzer şekilde ) davacı taşerona, yüklenici iş ortaklığı tarafından yer tesliminin ise 24/09/2013 tarihinde yapıldığının beyan edildiği görülmüştür. 09/01/2012 tarihli asıl sözleşmeye göre işin sözleşme tarihinden itibaren (iş yeri teslim tarihinden itibaren 550 gün içinde) 28/07/2013 tarihine kadar bitirilmesi gerektiği, taşeron sözleşmesine göre işin yer tesliminden itibaren - ... 1 adet 3 Hekimlik Aile Sağlığı Merkezi- işi hariç 18/11/2013 tarihinde bitirilmesi gerektiği, Yine dosya kapsamındaki TOKİ Başkanlığı'nın 07/03/2017 havale tarihli müzekkere cevabından 09/01/2012 tarihli sözleşme ile ...- ... İnşaat & ... İş Ortaklığı yükleniminde bulunan sözleşmenin 06/06/2014 tarihinde feshedildiği, anılan işin kalan kısmının yeniden ihalesi sonucu ... Mim. Taah. İnş. Eml. Yapı İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. Yükleniminde devam ettiğinin bildirildiği, TOKİ tarafından gönderilen ihale evrakları içeriğinde 06/06/2014 tarihli fesih tespit icmali ve fesih tespit proje icmali bulunduğu, bunlarda her işin gerçekleşme oran ve miktarının da ayrı ayrı gösterildiği görülmüştür. Taraflar arasında Eylül 2013 tarihinde imzalandığı sabit olan sözleşmenin imza tarihi olmadığından başlangıcının açık omadığı, davalı ...'ın yargılamanın 25/04/2023 tarihli oturumundaki beyanları ile 15 ve 16 nolu hakedişler nedeniyle davacı taşeronun düzenlediği faturaların iş ortaklığınca kabul edilip Maliyeye bildirilmesi ile iş feshinine kadar taraflar arasında davacının yaptığı işin sevilerini gösterir herhangi bir tutanak, rapor, mahkeme tespiti vb. bulunmadığı hususu da dikkate alındığında taraflar arasındaki imalat sürecinin başlangıç ve -karşılıklı sözleşme fesih bildirimlerine göre- bitişine dahil hakediş dönemlerinin: -05/08/2013 tarihine kadar yapılan işler nedeniyle düzenlenen ve yüklenici iş ortaklığına ödenecek hakediş tutarı 226.478,76- TL olarak gösterilen 15 Nolu Hakediş , -05/09/2013 tarihine kadar yapılan işler nedeniyle düzenlenen ve yüklenici iş ortaklığına ödenecek hakediş tutarı 128.521,57- TL olarak gösterilen 16 Nolu Hakediş, -05/11/2013 tarihine kadar yapılan işler nedeniyle düzenlenen ve yüklenici iş ortaklığına ödenecek hakediş tutarı 284.066,81- TL olarak gösterilen 17 Nolu Hakediş, -04/01/2014 tarihine kadar yapılan işler nedeniyle düzenlenen ve yüklenici iş ortaklığına ödenecek hakediş tutarı 208.546,34- TL olarak gösterilen 18 Nolu Hakediş, olduğu, 09/01/2012 tarihli asıl sözleşme kapsamında iş ortaklığı adına toplam 21 hakediş yapıldığı görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/560 esas, 2021/185 karar sayılı dosyasının incelenmesinde: Davacıların ... ve ... Müteahhitlik Mad. İnş. Taah. Enerj. Tic. ve San. Ltd. Şti., davalıların ... Ticaret Sicil Müdürlüğü ve ... Ticaret Odası olduğu, davanın şirket ihyası talebine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucu ... Müteahhitlik Madencilik İnş. Taah. Enerji Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliğinin, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1647 E sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, işbu kararın taraflarca istinaf edilmemesi üzerine hükmün 11/05/2021 tarihinde kesinleştiği, akabinde de şirketin sicile yeniden tescil edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince dosya üzerinden farklı bilirkişi ve bilirkişi heyetlerine yaptırılan inceleme sonucu dosyaya kazandırılan sırasıyla 17/02/2017, 30/09/2019, 11/02/2022, 11/01/2023 tarihli rapor ve yine sırasıyla 06/08/2020, 13/12/2022 (havale) tarihli ek raporların bulunduğu görülmüştür. SOMUT OLAYDA: Davacı, 2013 yılının 9. ayında davalıların oluşturduğu adi ortaklığın asıl yüklenicisi olduğu bir kısım inşaat işinin yapılması için adi ortaklık ile taşeronluk sözleşmesi imzaladığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra hızlı bir şekilde inşaata başladığını, iş ortaklığının 15 ve 16 numaralı hakedişlerinin büyük bir kısmını ödemediğini, 17 ve 18 nolu hakediş evrakları da tarafına verilmediği için fatura kesemediğini, .... Noterliği'nden 22/11/2013 tarihinde gönderilen 36548 yevmiye numaralı ihtarname ile bu iş kapsamında ödenmemiş 223.507,64-TL alacağın ödenmesi ile ...'da yapılacak 3 hekimlik aile sağlık merkezine ilişkin arazinin tesliminin istendiğini, buna rağmen yer teslimi ve ödeme yapılmadığı gerekçesi ile iş durdurmak zorunda kaldığını, asıl iş sahibi TOKİ Başkanlığı'na yapılan başvurulardan da sonuç alamadığını, 29/01/2014 tarihli ihtarname ile -alacakların ödenmemesi nedeniyle- sözleşmeyi feshettiğini, ayrıca karşı taraftan sözleşmenin 14. maddesi ile belirlenen ifaya ekli cezai şartı da istediğini, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar işin çok büyük bir kısmının tarafınca tamamlandığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili, yetki itirazında bulunduklarını, aynı alacak için birden fazla icra takibi ve dava açıldığını, .... İcra Dairesi'nin 2014/469 E sayılı dosyası üzerinden müvekkili hakkında icra takibi başlatılmış, bu takibe itiraz edilmiş iken itirazın iptali davası açmak yerine alacak davası açıldığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin bir çoğunu zamanında ve tam olarak yerine getirmediğini, davacının eksik imalatlarından kaynaklanan borçlarının TOKİ tarafından müvekkilinden kesildiğini, 17/01/2014 tarihli (doğrusu 23/12/2013 olan) ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Davalı asil ..., diğer davalı ... ile yapmış oldukları adi ortaklık sözleşmesinin T.C. TOKİ Başkanlığı tarafından ihaleye çıkarılan aile sağlığı merkezleri, eczane , alt yapı ve çevre düzenleme inşaatı (dava dilekçesinde belirtilen ve taraflar arasındaki sözleşmeye konu olan) ihalesini almak amacıyla yapıldığını, ...'ın pilot ortak olarak belirlendiğini, ...'ın %99, kendisinin ise %1 oranında pay sahibi olduğunu, sözleşmenin konusuna girecek hususlarda tarafların müştereken hareket etmesi gerektiğini, ...'a alt taşeronluk sözleşmesi yapması için yetki verilmediğini, bu nedenlerle 2013 yılı 9. ayında davacı ile imzalanan taşeronluk sözleşmesinin kendisini bağlamadığını, sözleşmeden kaynaklanan borçlardan ...'ın sorumlu olduğunu, davacı taşeronun edimlerini ifa etmediğini, bu sebeple TOKİ'nin asıl sözleşmeyi feshettiğini, kısmi dava da açılamayacağını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, adi ortaklığın .... Noterliği'nden keşide edilen 09/04/2015 tarihli 5688 yevmiye numaralı ihtarname ile feshedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, işbu karar taraflarca istinaf edilmiştir. DAVACI TARAFIN İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİNDE : "Eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme aktidir. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye, teknik ve sanatsal ilkelere ve amaca uygun olarak imâl edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftirler."( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 16/06/2014 tarih ve 2013/6078 Esas-2014/4131 Karar sayılı kararı) "Eser sözleşmesine dayanan işlerde, yapılan işin fen ve sanat kurallarına uygun olarak imal edildiğinin ispat yükümlülüğü yükleniciye, iş bedelinin ödendiğini ispat yükümlülüğü ise iş sahibine aittir." ( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 24.06.2013 tarih ve 2012/4820 E.-2013/4133 K.sayılı kararı) "6098 sayılı TBK'nın 480. maddesi hükmünce bedelin götürü olarak kararlaştırıldığı hallerde yüklenici eseri o bedelle meydana getirmekte yükümlü olup, eser öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile bedelinin arttırılmasını, maddenin devamında öngörülen uyarlama koşullarının bulunmaması hali dışında isteyemeyecektir. Buna göre götürü bedelli eser sözleşmesinde iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığı ya da yüklenicinin hakettiği iş bedeli ile ödenmemiş alacağının tespiti için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle işin tamamına göre fiziki oranının tespit ve bu oranın götürü bedele uygulandıktan sonra hakedilen imalat bedeli belirlenerek kanıtlanan ödemelerle karşılaştırılmak suretiyle saptanması gerekir."( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih ve 2017/726 E.-2019/591 K.sayılı kararı) ".... Eser sözleşmesi niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Eserde iş sahibinin borcu, bedelin yükleniciye ödenmesi, yüklenicinin borcu ise, iş sahibinin amacına, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğüdür. İşin tam ve eksiksiz yapıldığının ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükü de iş sahibindedir. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilâflarda Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında sözleşme feshedilmediği ya da taşeron-yüklenici tarafından iş tamamlanmaksızın iş sahası terkedilmedikçe gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından yasal, yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlanması mümkündür. Eser sözleşmelerinde eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırılan işlerden bir ya da bir kaçının yapılmamasıdır. Ayıplı iş ise, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan ya da olmaması gereken bazı bozukluk ve özellikleri taşıyan eserdir. Ayıplı iş ile eksik işi karıştırmamak gerekir. Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder... "(Yargıtay 6. H. D.'nin 01/02/2023 tarih ve 2021/5735 Esas-2023/361 Karar sayılı kararı) "Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre; fatura, emtia veya yapılan işin karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere imtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen bir vesikadır. (229. Madde) Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir ( 6102 sayılı TTK.21/1). Bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (TTK:21/2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defterler kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK.222/4). 6102 sayılı TTK'nın 21/1 maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir. Aksini yazılı delille ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil, ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK.222. maddeye bakmak gerekir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içerisinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını yazılı ve kesin delillerle ispat etmek zorundadır." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 09/04/2018 tarih ve 2017/1445 E.-2018/1438 K. Sayılı kararı) Davalıların oluşturduğu adi ortaklığın dava dışı TOKİ 'den," ... 1 adet 3 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi,..., ... 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane, ... 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane ile alt yapı ve çevre düzenlemesine ilişkin yapım işine" ilişkin kamu ihalesini kazandığı ve idare ile 09/01/2012 tarihli sözleşme imzaladığı, bu ihale kapsamında yapmayı taahhüt etmiş olduğu bir takım işlerin yapımını da davacıya devrettiği hususu sabittir. Davacı şirketin taşeron, davalıların oluşturduğu adi ortaklığın ise asıl yüklenici olduğu, taraflar arasında imzalanan -/09/2013 tarihli sözleşme ile ... 1 adet 3 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, ... 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane, ... 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane ile alt yapı ve çevre düzenlemesine ilişkin yapım işinin, davacı taşeron tarafından üstlenildiği, sözleşmeye göre iş bedeli 1.840.000,00 TL(KDV hariç) olup, toplam olarak kararlaştırıldığından niteliği itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 480 ve devamı maddelerinde düzenlenen götürü bedelli sözleşmedir. Buna göre davacı yüklenici kararlaştırılan bu bedelle sözleşmede yer alan üstlendiği işleri yapmak, davalı iş sahibi de iş bedelini ödemek durumundadır. Davalı yüklenici tarafından işin eksik bırakıldığı iddia edilmiş olmakla, davacı taşeronun alacağı, sözleşmeye göre gerçekleştirilen imalâtın fizikî oranının belirlenen götürü iş bedeline uygulanması ile hesaplanmalıdır. Dosyanın kapsamından, davacı taşeronun işi 19/12/2013 tarihi itibariyle bıraktığı, sözleşmeyi de 29/01/2014 tarihinde feshettiği, davalı iş ortaklığının da sözleşmeyi 23/12/2013 tarihli ihtarname ile fesih ettiği gözetildiğinde fesih iradelerinin uyuştuğu, ancak dosya kapsamından taşeron sözleşmesi imza tarihi ile fesih iradelerinin uyuştuğu tarih arasında davacı taşeronun imalat seviyesi ve oranı hakkında herhangi bir tutanak, rapor ya da mahkeme tespiti bulunmadığı, bu nedenle aksi davalı tarafça da kanıtlanamadığına göre kural olarak 19/12/2013 tarihine kadar yapılan imalatların yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Yine taraflar arasındaki ihtarname tarihleri ve içeriklerine göre, davacının 19/12/2013 tarihi sonrası davalıya ait şantiyelerde çalışması yoktur. Davalı tarafından davacının eksik bıraktığı işlerin tamamlanması için imalatı başka firmalara yaptırmak zorunda kalındığı da iddia olunmamıştır. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarındaki hesabın, 06/06/2014 tarihinde yapılan fesih icmallerindeki seviyeler esas alınarak asıl işveren ile davalıların oluşturduğu ortaklık arasındaki ihale bedeli üzerinden hesaplama yoluna gidilip, sonrasında da 05/09/2013 tarihli hakedişe konu işlerin düşülmesi sonucu hatalı hesaplandığı, ilk derece mahkemesinde yapılan hesabın ise yukarıda değinilen Yargıtay ilamları doğrultusunda taşeron sözleşmesi ile üstlenilen ve gerçekleştirilen imalâtın (ispatlanan eksik ve kusurları dikkate alınıp düşülmek suretiyle- ki ... Aile Sağlığı Merkezinde de yer teslimi yapılmadığından 04/01/2014 tarihine kadar imalat herhangi bir iş yaplmaması dikkate alınarak işin gerçekleşme oranının %0 alındığı ) işin tamamına göre fiziki oranının tespit ve bu oranın götürü bedele (1.840.000,00 TL) uygulanması ile hakedilen imalat bedeli belirlenip (508.286,51 TL) davalılara ait kanıtlanan ödemeler ( 160.000,00 TL+40.000,00 TL+ 4.000,00 TL+ 900,00 TL+ 65.800.00 TL+ 20.395,60 TL ) de bu bedelden mahsup edilerek bakiye alacağın 217.190,91 TL şeklinde tespiti de yerindedir. Ayrıca ... ve ... Aile Sağlığı Merkezleri ile Eczanelerine ait işler yönünden de davacının işi durduğunu bildirdiği 19/12/2013 tarihinin, düzenlenme tarihleri arasında 60 gün olduğu sabit olan 17. ve 18. hakedişin 44. gününe denk geldiği, yukarıda değinildiği gibi taşeron sözleşmesi imza tarihi ile fesih iradelerinin uyuştuğu tarih arasında davacı taşeronun imalat seviyesi ve oranı hakkında gün gün imalat seviyesini belirleyen bir tutanak, rapor ya da mahkeme tespiti de bulunmadığından 19/12/2013 tarihinden sonra davacı tarafından iş yapılmadığı gözetilerek gün olarak oranlama yoluna gidilmesi de yerinde ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Tüm bu açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. DAVALI ... VEKİLİNİN İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİNDE: -"...Davacı kooperatif tarafından davalı aleyhine aidat borçlarının tahsili için ilamsız icra takibi yapılmış ve davalının süresi içerisinde, talep edilen alacağın tamamına yaptığı itiraz ile takip işlemi durmuştur. Bu durumda alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılabileceği gibi genel mahkemede alacak davası açma yolu da tercih edilebilir. Davacı kooperatif, tercihini itirazın iptali davası açmakta kullanmıştır.... "(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 03/12/2020 tarih ve 2017/569 E., 2020/4031 K. Sayılı kararı) Davacı taşeron tarafından somut olayda -daha önce takip konusu yapılıp itiraza uğrayan kısım açısından- ya itirazın iptali davası ya da alacak davası açma yollarından birinin tercih edilebilecek olması karşısında, tercihin alacak davası açmaktan yana kullanmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır. -"...Uyuşmazlık taraflar arasındaki eser sözleşmesinin feshedilmesinden kaynaklı davacı yüklenicinin bir alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır. ...Taraflar arasında davacıya ait AB Blok Depo Binalarının ve C Blok Atölye Binasının Proje, Teknik ve İdari Şartnamelere uygun olarak her türlü Çatı ve Panel Kaplama işlerinin, malzemesi, aksesuarı dâhil imalatının, nakliye ve montajının anahtar teslim şeklinde yapılmasına ilişkin 10.06.2015 tarihli sözleşme imzalandığı, iş bedelinin 475.026,70 KDV dahil olduğu, işin iş sahibinin işe başlama talimatı tebliğinden itibaren 60 gün içinde tamamlanacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Dosyada yer alan kayıtlara göre; davalı yüklenicinin işi tamamlayamaması üzerine davacı tarafça davalıya çekilen 25.1.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Kararlaştırılan sözleşmenin 47/A maddesine göre, işin süresinde teslim edilmemesi halinde gecikilen her gün için sözleşme bedelinin % 0,5 tutarında gecikme cezası kesileceği, 47/B maddesinde ise, iş sonunda iş yeri boş ve temiz teslim edilmez ise sözleşme bedelinin binde 5’ini geçmemek üzere geçici kabul heyetinin takdir edeceği cezanın iş sahibi tarafından ihtara gerek kalmaksızın kesilebileceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 47/A maddesinde gecikme halinde ödenmesi kararlaştırılan ceza TBK'nın 179/2. maddesinde ifadesini bulan ifaya ekli ceza niteliğindedir. Yine sözleşmenin 47/B maddesinde kararlaştırılan ceza ise sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi durumuna ilişkin olduğundan bu ceza da TBK'nın 179/1. maddesinde ifadesini bulan seçimlik ceza niteliğindedir. İfaya ekli cezanın istenebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş olması veya fesih halinde dahi bu cezanın istenebileceğine dair sözleşmede açık bir hüküm bulunması gerekmektedir. Yine seçimlik cezada ise bu talepte bulunan tarafın, sözleşmenin ifası ya da bu cezanın tahsilini isteyebilecektir. Bir başka deyişle sözleşmenin ifasını isteyen taraf aksi sözleşmede açıkça yazılı olmadığı sürece cezayı, ceza isteyen ise ifayı isteyemez. Öte yandan ifaya ekli cezada olduğu gibi kural olarak sözleşmenin feshi halinde seçimlik cezanın da istenmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesinin kararında bir yanlışlık bulunmamaktadır..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 31/01/2023 tarih ve 2022/309 E., 2023/342 K. Sayılı kararı) Taşeronluk sözleşmesinin sözleşmeye uymayan tarafın 100.000,00TL cezai şart ödeyeceği şeklindeki 14.maddesi ile her iki tarafın sözleşme kurallarına uymaması halinde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceği şeklindeki 15.maddesi hükümleri birlikte incelendiğinde, kararlaştırılan cezanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/I. maddesinde düzenlenen seçimlik ceza olduğu kabul edilmelidir. Bu kabule göre de seçimlik cezanın varlığı halinde sözleşmede aksine hüküm olmadıkça alacaklı akdin icrası ya da cezanın ödenmesini isteyebileceğinden, aksine bir hükmün de sözleşme kapsamında olmaması nedeniyle cezai şarta ilişkin davacı talebi yersizdir. Tüm bu açıklamalar ışığında davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. DAVALI ...'UN İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİNDE: -" ....Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 147/6 maddesine göre “Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.” 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Yanlar arasındaki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığından, olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi 5 yıldır. 6098 sayılı TBK'nın 149. madde hükümleri gereğince zamanaşımı süresi alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağı eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale gelir. 14.09.2009 tarihli .... Noterliği 30083 yevmiye nolu fesih ihtarının tebliğ tarihi olan 15.09.2009 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak beş yıllık zamanaşımı süresinin 15.09.2014 tarihinde dolduğu, usulden reddine karar verilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/406 Esas sayılı dosyasının zamanaşımı süresini kesici etkisinin bulunmadığı, BK 153, 154, 155 ve 156. maddelerindeki zamanaşımını durduran ve kesen haller mevcut olmadığı ve davalı iş sahibinin temlik edene karşı ileri sürebileceği defileri temlik alana da ileri sürebileceği olgusu dikkate alındığında davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken" (Yargıtay 15.H.D.'nin 08/07/2020 tarih 2019/1216 Esas, 2020/2189 Karar sayılı kararı ile benzer mahiyetteki Yargıtay 15.H.D.'nin 21/04/2021 tarih 2020/1899 Esas, 2021/1854 Karar sayılı karar ) Eldeki davanın 01/07/2015 tarihinde açıldığı, davacının 23/10/2018 tarihinde ıslah talebinde bulunduğu, tarafların karşılıklı fesih iradelerinin ise en geç 29/01/2014 tarihinde birleştiği -davacı alacağının bu tarih itibariyle muaccel olduğu- kabul edildiğinde, dava konusu alacak için ne dava tarihi, ne de ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı görülmüştür. -"Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu ve işin tamamlanıp teslim edildiği halde iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100.000,00 TL alacağın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili davacı şirketin faal olmadığını belirterek, dava tarihinde davacının dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması istemiş ve davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava tarihinde davacı şirketin ticaret sicilinden kaydının silindiği ve şirketin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK'nın 50. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki TMK'nın 8. maddesinde düzenlenen medeni haklardan yararlanma (hâk) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Davacının gerçek kişi ise sağ olması, tüzel kişi ise tüzel kişiliğinin bulunması taraf ehliyetiyle ilgili olup 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarındandır. Dava şartlarının varlığının yargılamanın her aşamasında aranması gerekir. HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı noksanlığı halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir ise de; aynı maddenin ikinci cümlesinde dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verileceği, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın, dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddedilebileceği hükmü getirilmiştir. Bilindiği üzere ticaret ortaklıklarının tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişinin, tüzel kişiliğinin sona ermesi durumunda taraf ehliyeti de son bulur. Somut olayda dosya içerisinde bulunan ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 07.01.2016 tarih ve 252 sayılı belgesinden davacı şirketin ticaret sicilinden 15.07.2014 tarihinde 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edildiği anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı tarihte davacı şirketin tüzel kişiliği bulunmamakta ise de; ticari şirketlerin ve kooperatiflerin mahkemeden ihya kararı alarak tekrar tüzel kişiliklerini kazanmaları ve bu haliyle; dava şartlarından olan taraf ve dava ehliyeti noksanlığının HMK'nın 115/2. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca giderilmesi mümkündür. Mahkemece, bu konuda davacıya kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içerisinde ihya davası açılmaması yada açılan davanın reddedilmesi halinde davanın usulden reddedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile bu konuda süre verilmeksizin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca davanın reddinden sonra terkin edilen şirket ortaklarından ...'un talebi üzerine ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/877 Esas 2016/683 Karar sayılı ilamı ile TTK'nın 547/1. maddesi gereğince şirketin ihyasına karar verilmiş olup, verilen bu karar 04.11.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda; taraf ve dava ehliyetinden sayılan dava açan şirketin tüzel kişiliğinin bulunması şeklindeki dava şartı noksanlığının alacak davasında verilen kararın kesinleşmesinden önce ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/877 Esas 2016/683 Karar sayılı kesinleşen ilâmı ile giderildiği ve bu suretle taraf teşkili tamamlandığından mahkemece işin esasına girilerek deliller toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 03/05/2017 tarih ve 2017/20 Esas-2017/1874 Karar sayılı kararı ile benzer mahiyetteki Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2021 tarih ve 2021/1410 Esas-2021/7122 Karar sayılı kararı ) Davanın açıldığı tarihte davacı şirketin tüzel kişiliği bulunduğu, ... Ticaret Sicilinden terkinin 14/10/2015 tarihi olduğu, bu durumda TTK 'nun geçici 7. maddesi de dikkate alındığında ticari şirketlerin ve kooperatiflerin mahkemeden ihya kararı alarak tekrar tüzel kişiliklerini kazanmaları ve bu haliyle; dava şartlarından olan taraf ve dava ehliyeti noksanlığının HMK'nın 115/2. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca giderilmesi mümkün olduğundan davalının aktif husumet yokluğu iddiası yerinde değildir. -"Davacı; davalı ... Ltd.Şti. ile 18/05/2012 tarihinde Gayrimenkul Pay Ortaklığı Sözleşmesi akdettiğini, sözleşme gereği ödemesi gereken 100.000 TL’yi ödeyerek tüm edimini yerine getirdiğini ancak davalıların edimlerini yerine getirmediklerini, sözleşme her ne kadar davalı ... Ltd. Şti ile akdedilmiş olsa da diğer davalılar ile ... Ltd. Şti. arasında bir adi ortaklık kurulduğunu, bu adi ortaklık uyarınca kendisine karşı sözleşmesel edimini yerine getirilmesinden tüm davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu, davalılar arasında akdedilen adi ortaklık sözleşmesinde davalıların her birine münhasıran satış protokolleri tanzim edilme yetkisi tanındığını, davalıların TBK'nın 698.maddesi gereği uğramış olduğu zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, bağımsız bölümün teslim tarihindeki rayiç bedeline ilişkin olarak şimdilik 100.000 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. ...Sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 533 üncü maddesi gereğince; şirket işlerini idare yetkisini haiz her ortak, ortakları üçüncü şahıslara karşı temsil yetkisine de sahiptir. Bu nedenle ortaklığı, bütün ortaklar elbirliği ile yönetiyorsa bütün ortakların; bir veya birkaç ortak yönetiyorsa bu yönetici ortak veya ortakların adi ortaklığı veya diğer ortakları temsil yetkisi bulunmaktadır. Yani iç ilişkide idare, dış ilişkide temsil yetkisine tekabül eder. Adi ortaklıkta, ortaklar adına yapılan veya ortakların sonradan icazet (olur) verdikleri işlemlerden doğan borçlar nedeniyle BK'nın 534 üncü maddesi gereğince bütün ortaklar sorumludur. Bu aşamada, davalı şirketler tarafından imzalanan adi ortaklık sözleşmesi ile davaya konu satış sözleşmesinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Davalı şirketler tarafından 15/05/2012 tarihli noterde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesinin; (3.) numaralı maddesinde; kurulan ... adi ortaklığının amacının arsa sahiplerine ait olan 1440 ada 15 parsel sayılı taşınmaz hakkında .... Noterliğinde 16826 yevmiye numarası ile imza altına alınmış olan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin gerekliliklerinin ortaklar tarafından yerine getirilmesi olduğu, (4.) numaralı maddesinde; ortakların %33,33 oranında eşit paylara sahip olduğu, (6.2) numaralı maddesinde; Ortakların koyması gereken sermaye borcunu, kendi hissesine düşen bağımsız bölümlerin satışı suretiyle yerine getirebileceği, (7.1.1.) numaralı maddesinde; ortaklığın her ortaktan birer temsilci olmak üzere toplam 3 kişilik bir yönetim kurulu tarafından yönetileceği, (8.1) numaralı maddesinde; ortaklığın, ortakların yönetim kurulunda bulunan temsilcilerinden her birinin atacağı üç imza ile en geniş şekilde temsil edileceği, ortaklığı borç altına sokacak 200.000TL'ye kadar işlerde tek temsilcinin imzası, 200.000TL ve 500.000TL arasındaki işlerde iki temsilcinin imzası ve üstü işlerde her üç ortağın temsilcisinin atacağı imzaların gerekli ve yeterli olacağı kararlaştırılmıştır. Bu sözleşmeden sonra, davacı ile davalılardan ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan 18/05/2012 tarihli ve "Gayrimenkul Pay Ortaklığı sözleşmesi" başlıklı belgede; davacının pay sahibi, davalı şirketin ise temsilci olduğu belirtildikten sonra, 1. maddesinde; " Temsilci, arsa vasıflı ve bina yapımına uygun gayrimenkule, emanet usulü ile alınacak imara uygun inşa edilecek olan projedeki daireleri müteahhit olarak yapımını üstlenmiş ve pay sahibine burada belirtilen şart ve özelliklerde daire vermeyi kabul ve taahhüt etmektedir. ", 2. maddesinde; "...Temsilci bu sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmek için uygun göreceği kişi ve kişilerle ortaklık kurabilir.", 14. maddesinde; "Temsilci ve ortakları her ne sebeple olursa olsun sözleşme konusu arsa üzerindeki projeyi yapmaktan vazgeçmesi, temsilcinin yapmış olduğu ortaklığın bozulması ve ortaklık dışında kalması, yapı ruhsatının iptali, imarın durdurulması, inşaatın yapım süresinin fen ve sanat kurallarına göre iş programına uygun en fazla 4 ay ilerlemediğinin anlaşılması durumunda pay sahibi sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etme hakkı mevcuttur. Bu sebeplerle oluşacak bir feshin gerçekleşmesi durumunda temsilci bir ay içerisinde, pay sahibinin ödediği tüm paraları iade etmeyi kabul eder." Hükümlerine yer verilmiştir. Her ne kadar davalılarca aşamalarda ileri sürülen itirazlarda davacı ile davalılardan ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan 18/05/2012 tarihli ve "Gayrimenkul Pay Ortaklığı sözleşmesi"nden sonra 30/05/2012 tarihinde tüm davalılar arasında adi ortaklık sözleşmesinin akdedildiği, bu nedenle de adi ortaklığın söz konusu sözleşmenin tarafı olmadığı ve olamayacağı ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamında yer alan ....Noterliğinin 15/05/2012 tarihli ve 30/05/2012 tarihli adi ortaklık sözleşmelerinin incelenmesinde, davalı şirketlerin adi ortaklık sözleşmesinin esaslı noktalarında 15/05/2012 tarihli sözleşme ile uzlaştıkları, buna bağlı olarak davalıların söz konusu ortaklık ilişkisinin 30/05/2012 tarihinde kurulduğu yönündeki itirazlarının yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar ve yukarıda yer verilen 15/05/2012 ve 30/05/2012 tarihli adi ortaklık sözleşmeleri ile satış sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin, 15/05/2012 tarihli sözleşme ile kurulan adi ortaklığı temsile ilişkin hükümler uyarınca yönetici ortaklarından olduğunun ve davacı ile imzalamış olduğu 18/05/2012 tarihli sözleşmeden dolayı ortaya çıkan borçtan diğer ortakların da BK'nın 534 üncü maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince, davacı ile adi ortaklığın yöneticilerinden davalılardan ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanmış olan 18/05/2012 tarihli sözleşmeden dolayı adi ortaklığın ortakları olan diğer davalı şirketlerin de sorumlu olduğu gözetilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. "( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2022 tarih ve 2022/1961 Esas-2022/6220 Karar sayılı kararı) Davalılar arasında 05/01/2012 tarihli sözleşme ile kurulan adi ortaklığı temsile ilişkin hükümler uyarınca, davalı ...'ın pilot (yönetici) ortaklardan olduğu ve adı geçenin davacı ile imzalamış olduğu -/09/2013 tarihli taşeronluk sözleşmesinden dolayı ortaya çıkan borçtan diğer ortak ...'un da TBK'nın 637. ve 638. maddeler gereğince müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmelidir. -Somut olayda, taraflarca kararlaştırılan kesin vade bulunmadığından, TBK 'nun 117. maddesi uyarınca temerrüt faizi yürütülebilmesi için borçlunun temerrüte düşürülmesi gerektiği de açık olup, davacı tarafından keşide edilen 22/11/2013 tarihli ilk ihtarın davalıya tebliğ edilememesi, sonrasında bu ihtara konu alacağa ilişkin davacı tarafından başlatıldığı anlaşılan icra takip tarihinin ise 16/01/2014 olması hususu hep birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davalının dava tarihinden önce takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğü tespit edilip, taleple bağlı kalınarak 23/01/2014 tarihinden itibaren faiz işletilmesinde de hata bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında davalı ...'un istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 04/06/2025 tarih ve 7550 sayılı kanunun 20.maddesiyle değişik Ek-1/2.maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle değerlendirme yapıldığında temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmesi uygun görülmüştür. Sonuç itibariyle; Davacı şirketin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davalı ...'un istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, A-1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine, 2-İstinaf talep eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 3-İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 179,90 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDEDİLMESİNE, B-1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi gereğince davalı ... vekili İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine, 2-İstinaf talep eden davalıdan alınması gereken 14.836,31 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.710,00-TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 11.126,31 TL'nin davalıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA, 3-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 179,90 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye İRAD KAYDEDİLMESİNE, C-1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi gereğince davalı ... İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine, 2-İstinaf talep eden davalıdan alınması gereken 14.836,31 TL istinaf karar harcından peşin alınan (3.529,17 TL nispi + 179,90 TL maktu toplamı) 3.709,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.127,24 TL'nin davalıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA, 3-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 179,90 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye İRAD KAYDEDİLMESİNE, D-İstinaf masraflarının, başvuran taraflar üzerinde BIRAKILMASINA, E-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, F-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4.maddesi uyarınca, kararın Dairemizce TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1, 361/1 ve 365/1 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Dairemize veya hükmü veren ilk derece Mahkemesine veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07/11/2025 ... Başkan ... *e-imzalıdır.* ... Üye ... *e-imzalıdır.* ... Üye ... *e-imzalıdır.* ... Katip ... *e-imzalıdır.*