İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/05/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ : 06/05/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2021/653 Esas- 2021/866 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında 18/03/2017 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmenin de ... ili, ... İlçesi, ... Köyü ... Mah. ... ada 6 parselde kayıtl…
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/770 KARAR NO : 2026/1038 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2021 NUMARASI : 2021/652 Esas - 2021/866 Karar DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2019 İSTİNAF TALEP TARİHİ : 24/11/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/05/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ : 06/05/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2021/653 Esas- 2021/866 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında 18/03/2017 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmenin de ... ili, ... İlçesi, ... Köyü ... Mah. ... ada 6 parselde kayıtlı mevcut taşınmazın A blok 24 nolu yerinin yapılması için 290.000-TL karşılığında protokol imzalandığını, protokol doğrultusunda 55.000-TL peşinat ödendiğini ve 19 adet senet verildiğini, müvekkilinin tapu devri geldiğinde taşınmazı devir almak için davalı tarafa kalan bakiye 180.000-TL'yi ödemek için davalı taraf ile görüştüğünde taşınmazı alması için 23.200-TL olan KDV'yi de ödemesi gerektiğini müvekkilinin itiraz ettiğini sözleşmede KDV'den bahis edilmediğini söylediğini, ödeme yapılmadığı takdirde taşınmazı teslim etmeyeceklerini belirttiğinden davalıya ödeme yaptığını , ödenmiş olan 23.200-TL'nin sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, 23.200-TL'nin yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı müvekkile verilmesini yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu satış sözleşmesinde her iki tarafın tacir olduğunu, satışa konu olan taşınmazın niteliğinin işyeri olduğunu, dava konusu olayda alıcı-davacının tacir olduğunu ve tüketici olsa dahi KDV'yi kabullenerek ödeme yaptığını ve taşınmazı satın aldığını, bu nedenle davanın reddine, davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2021/652 Esas - 2021/866 Karar sayılı kararı ile; " ...somut olayda, davacı alıcının gerekmediği halde davacı satıcının ödemesi gereken KDV bedelinin ödemiş olması nedeni ile bu bedeli davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceği belirlenmiş olmakla davanın kabulü ile, 23.200 TL'nin dava tarihi olan 14/10/2019 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi,..." gerekçeleriyle davanın kabulüne dair karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili 24/11/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; Her iki tarafın da tacir olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır ancak 313.200,00 TL bedelli fatura mevcut olduğunu, alıcı tarafından kdv, hukuki ilişki kurulmadan, tapu akdi imzalanmadan önce müvekkil şirkete ödediğini, müvekkil şirket ile davacı taraf, dava konusu taşınmazın satış bedeli olarak 313.200,00 TL olarak anlaştıklarını, müvekkil şirket tarafından 28.12.2018 tarihli 313.200,00 TL bedelli fatura düzenlenmişve davacı taraf da faturaya istinaden müvekkil şirkete farklı tarihlerde, satış tarihinden önce 313.200,00 tl yi ödemiş olduğunu, dava konusu KDV, davacı tarafından 26.02.2019 tarihinde banka havalesi ile açıklamasında da kdv yazılarak müvekkil şirkete ödenmiştir.taşınmazın devir tarihi yani hukuki ilişkinin sonlanma tarihi ise 06.03.20219 tarihi olup; kdv, hukuki ilişki sonlanmadan önce ödediğini, basiretli bir tacir olan davacı tarafından satış bedeli ve kdv ödendikten sonra davacı taraf, ödemeye konu faturayı da iade etmediğini, banka ile yaptığı ödemede herhangi bir itirazı kayıt da koymadığını, iki tacir karşılıklı olarak 313.200,00 tl bedel üzerinde anlaşmış, fatura düzenlenmiş ve ödemeler yapıldıktan sonra da taşınmazın devri gerçekleşmiş olduğunu, davacı tarafın tapuyu devraldıktan sonra kdv talep etmesi, davacı tarafın kötü niyetinin göstergesi olduğunu, taşınmaz satışından önce fatura bedeli şirkete ödenmemiş olsa, müvekkil şirket de taşınmazı devretmeyeceğini, yerel mahkeme tarafından,1.Tüketici Mahkemesi 'ne 02.12.2019 tarihli cevap dilekçesi ile 11.11.2020 tarihli delil dilekçesinin incelenmeden, delillerimiz toplanmadan, farklı içerikteki yargıtay içtihatları dayanak yapılarak ilk duruşmada vermiş olduğu karar, usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, tehiri icra talepli olarak değerlendirilmesini talep etmiştir. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle taraflar arasındaki taşınmaz satışında ödenen KDV tutarının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsili istemidir. Davacı tarafından davalıya ait gayrimenkulün satışına dair harici satış sözleşmesiyle 290.000 TL bedel ile anlaşma yaptıkları, sonrasında davalı tarafından ödenmesi gereken KDV'nin davacı tarafından ödendiği iddiasıyla sözleşme dışı bırakılan 23.200 TL KDV bedelinin tahsili talebiyle eldeki davanın ikame edildiği anlaşılmaktadır. 18.03.2017 tarihli adi yazılı Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin incelenmesinde, satıcının davalı, alıcının ise davacı olduğu, sözleşme konusunun ... ili, ... İlçesi, ... Köyü ... Mah. ... ada 6 parselde kayıtlı mevcut taşınmazın A blok 24 nolu yerinin yapılması amacıyla taşınmazın salıcıya devredilmesi olduğu, protokol doğrultusunda 55.000-TL peşinat ödeneceği ve 19 adet senet verileceği, bakiye kalan 180.000,00 TL'nin de nakip ve peşin olarak tapu devrinde verileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça, satış vaadi sözleşmesi ve protokol kabulün kabul edilmediği, davacıyla 290.000,00 TL+KDV konusunda anlaştıklarını, bankaya da 290.000,00 TL+23.200,00 TL KDV yatırılarak sözleşme kurulduğu savunulmuştur. Tapu kayıtlarına göre, davaya konu taşınmazın davacı tarafından 06.03.2019 tarihinde satış yoluyla devralındığı ve halen davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu, tapu devrinde önce yapılan anlaşmayla dava konusu taşınmazın satış bedeline KDV'nin dahil edilip edilmediği, davalının bu suretle sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği noktasındadır. Satış bedelinin 290.000,00 TL +23.200,00 TL KDV olarak tapu devri sırasında davacı tarafından davalıya ödendiği ihtilafsızdır. Bilindiği üzere; tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı TMK'nun 706, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 (818 sayılı BK’nun 213.m, 2644 Sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK'nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesinde “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır” şeklinde açıklanmıştır. Taraflar arasındaki taşınmaz satımının yapılmasıyla birlikte, devlet Katma Değer Vergisi alma hakkına sahip, satıcı da bunu ödemekle yükümlü olmuştur. Yasadan kaynaklanan ayrık durumlar dışında bir satış sözleşmesinde, satıcı, tarafların üzerinde anlaştıkları koşullar çerçevesinde alıcıdan alması gereken Katma Değer Vergisi tutarını da satış bedeline ekleyip mal bedeli ve KDV’yi ayrı ayrı göstererek ödenecek toplam miktarı davalının onayına sunmak; kabul ettiği takdirde toplam bedeli alıcıdan almak veya tersine, satış bedelini belirlerken Katma Değer Vergisini hiç hesaba katmayıp, bunu bizzat üstlenmek böylece kendi üzerinde tutacağı mal bedeli miktarını azaltmak yolunu seçebilir. (Emsalen Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2012/2914 Esas-2012/8351 Karar sayılı kararı) Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 11.04.1989 tarih ve 1989/533 E.-1989/2502 K. sayılı kararında ve Yargıtay dairelerinin birçok kararında bir satış ilişkisinde satış bedeli ödenip, hukuki ilişki sona erdikten sonra satıcının, alıcıdan ayrıca KDV talebinde bulunamayacağı açıkça belirtilmektedir. Somut olayda; taraflar, sözleşme aşamasında, satış bedeline bu verginin de dahil olup olmadığına dair bir kararlaştırmada bulunmamışlardır. Ancak Davalı satıcı tarafından Katma Değer Vergisi satış bedelinden ayrı olarak tapu devri esnasında davacıdan talep edilmiş ve davacı tarafından satış bedeli+KDV ödemesi yapıldıktan sonra satış işlemi geçerli şekilde yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355. maddesine göre, istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun re'sen nazara alınabileceği gözetilerek yapılan değerlendirmede; taraflar arasında yapıldığı iddia olunan harici taşınmaz satış sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılmakla geçerli olmadığı, davalı tarafça da kabul edilmediği, tapu devri esnasında henüz hukuki işlem tamamlanmadan davalı tarafça talep edilen KDV bedelinin davacı tarafından ödendiği bu haliyle Yargıtay kararlarına göre KDV bedelinin hukuki işlem tamamlandıktan sonra değil tamamlanmadan ödendiği ve tarafların bu şekilde anlaştıklarının kabulü gerektiği kanaatine varılmakla davalı istinafı haklı görülmüştür. Sonuç olarak; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davalı vekili istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kararın düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına kesin olarak karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, I-6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu 353/1-b.2 maddesi uyarınca davacı vekili İstinaf Başvurusunun Kabulüne, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2021 tarih ve 2021/653 Esas- 2021/866 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN YARGILAMA YAPILMASINA İHTİYAÇ BULUNMADIĞINDAN DÜZELTİLEREK YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, 1-Davanın Reddine, 2-Alınması gereken 1.584,79 TL harçtan, peşin alınan 369,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.215,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın ve davacı tarafından yapılan toplam yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2.maddesi gereğince davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 23.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 6-HMK 333. maddesine göre bu hükmün kesinleşmesinden sonra davacının yatırdığı avansın kullanılmayan kısmının DAVACIYA İADESİNE, II-İstinaf incelenmesi yönünden; 1-Davalıdan alınan 397,00 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde ilk derece mahkemesince DAVALIYA İADESİNE, 2-Davalıdan alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNE İRAD KAYDEDİLMESİNE 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf harcı ile 57,20 TL posta giderinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu 359/4.maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesince TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu 353/1-b.2 ve 362/1-a maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/05/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır " Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır."