T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1450 KARAR NO : 2026/59 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2023/1080 Esas-2024/60 Karar DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 25/01/2024 EK KARAR TARİHİ : 03/12/2024 DAVANIN KONUSU : Alacak DAİRE KARAR TARİHİ : 20/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemes…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1450 KARAR NO : 2026/59 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2023/1080 Esas-2024/60 Karar DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 25/01/2024 EK KARAR TARİHİ : 03/12/2024 DAVANIN KONUSU : Alacak DAİRE KARAR TARİHİ : 20/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1080 Esas 2024/60 Karar sayılı dosyasından verilen 03/12/2024 tarihli ek kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil firma ile davalı 2019 yılında bir araya gelerek güzellik merkezi işletmek üzerine anlaşmışlardır. Anlaşmaya göre, yasal zorunluluk nedeniyle, tıp doktoru olan davalı her türlü mali ve hukuki belgelerde sorumlu olarak görülecek ve mesleki bilgisi ile güzellik merkezinin işletilmesini sağlayacak, müvekkil firma da klinik için gerekli olan her türlü malzeme ve makineleri tedarik edecek ve işletmenin devamlılığını sağlayacak; kar ise %50-%50 olarak paylaşılacaktır. Böylelikle taraflar arasında bir adi ortaklık kurulduğunu, klinik için ... Mh. ... Sk No:.../... .... /.... adresindeki daire kiralandığını, ortaklık şartları uyarınca müvekkil kliniğe alınan hiç kullanılmamış, son teknoloji ve her biri davalı Dr. ...'ın alınmasını istediği makineler ve malzemelerin yanı sıra kliniğin modaya uygun ve modern tarzda mobilyalar ile döşendiğini, Maliye, İl Sağlık Müdürlüğü gibi kurumlarda davalı yan muhatap gösterilerek açılış işlemlerinin de tamamlanmasıyla kliniğin Mart 2019'da güzellik merkezi olarak faaliyete geçtiğini, müvekkili şirket yetkilisi ....'ın ortopedik engeli nedeniyle her türlü yetkiyi kardeşi ....'a verdiğini, bu masrafların tamamının müvekkili şirket adına .... Tarafından yapıldığını, davalı yanın, kliniği kapatıp .... Mah.... Cad. No: ... K... D:... .../.... adresine taşındığı ve müvekkilinin malları ile "...." unvanı altında faaliyete başlandığı ve daha önce yanında çalışan personelin de burada davalı yan ile birlikte çalışmaya devam ettiğinin haricen tespit edildiğini, davalı yanın mal kaçırma maksadında olduğunu, bu sebeplerle, ilerde Mahkemece de hüküm altına alınması kuvvetle olası alacağın tahsilsini garanti altına alabilmek için karşı yanın mal kaçırma maksadında olması ve yapılacak yargılama neticesinde hüküm altına alınacak alacağın tahsilinin güç ve imkansız olacağından evvela müvekkilince alınan makina, mobilya vb mallar ile davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine, davanın kabulü ile taraflar arasında mevcut adi ortaklık nedeniyle müvekkil firmanın haketmiş olduğu ancak bugüne kadar ödeme yapılmayan kar payının hesaplanarak taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "... Adi ortaklıktan kaynaklanan kar payı talepli davanın TTK 4. Maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, adi ortaklık ilişkisi ve ortaklar arasında bundan kaynaklanan davaların ticari dava niteliğinin bulunmadığı, bu konudaki ihtilaflara Asliye Hukuk Mahkemelerinde bakılacağı kanun ve yargıtay uygulaması gereği olduğu, Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K) Davalı ...'ın ticari sicilde kaydının bulunmadığı, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği cevap yazısına göre esnaf kaydının bulunduğu,Pendik Vergi Dairesi' nin 15.01.2024 tarihli yazı cevabında her ne kadar davalının Serbest Meslek Kazanç Defteri tuttuğu, V.U.K 'nun 177. maddesi uyarınca 1, sınıf tacir sayıldığı bilgisi verilmiş ise de, Mükellefin enson 2022/1-12 takvim yılı Gelir Beyanı Kordon Vergi Dairesin verdiğinden hasılatın ilgili vergi dairesinden sorulmasının istendiği, Kordon Vergi Dairesi yazı cevabında ise, davalının Serbest Meslek Erbabı olduğu, son gelir vergisi beyannamesinde bildirilen gayrisafi hasılatı 7.671,29 TL olduğu, davalının faaliyetlerinin sınırı esnaf faaliyetlerinin altında kaldığından tacir olmadığı, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava da olmadığı, Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davanın TTK nun 4. Maddesi anlamında ticari dava olmadığı anlaşıldığından, işbu davada görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu kanaatina varılmakla görev dava şartı olduğundan HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine, HMK'nın 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine, HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk Mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HMK'nun 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartı olduğundan ve HMK'nun 115. maddesine göre dava şartlarının mevcut olup olmadığı mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılabileceğinden HMK'nun 137/1 maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın tarafların yokluğunda karar verilebilecek haller bulunduğunda bu yönde karar verilebileceği, Mahkemenin görevinin kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemenin görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alması gerektiği gözetilmek suretiyle..." ifadelerini içeren gerekçelerle mahkemenin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olması sebebiyle HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARAR ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "...Mahkememizin 25/01/2024 tarihli, 2023/1080 Esas ve 2024/60 Karar sayılı bu kararı davacı vekiline 31/01/2024 tarihinde, davalıya ise 13/02/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, tarafların istinaf yoluna başvurmaması üzerine karar 28/02/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için yasal süre içerisinde başvurulmamış olması" ifadelerini içeren gerekçelerle davanın 6100 sayılı HMK'nın 20/1-2. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevsizlik kararının tebliğinden sonra, davaya karşı cevap dilekçesi sunularak UYAP sistemi üzerinden usulüne uygun şekilde davalı vekili kaydının yapıldığını, dosya kapsamında hukuki yardımda bulunulduğunu ve uyuşmazlığın esasına yönelik savunma sunulduğunu, davacı yanın yasal süresi içerisinde gönderme talebinde bulunmaması üzerine mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, AAÜT'nin 1. maddesi uyarınca, uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararında vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğunu, kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine, AAÜT'nin 7. maddesi uyarınca (ön inceleme aşamasına göre tam veya yarım oranda) maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın yalnızca davacı vekiline tebliğ edildiğini, davalı vekili olarak taraflarına tebliğ edilmediğini, bu eksikliğin ve ek kararda vekalet ücretine hükmedilmemesinin davalının hak kaybına sebebiyet verdiğini, yerel mahkemenin, davanın açılmamış sayılmasına karar verirken dosyada vekil ile temsil edilen davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretini takdir etmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle 03/12/2024 tarihli ek kararın ortadan kaldırılarak, davanın açılmamış sayılmasıyla birlikte davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; Ek karara yönelik istinaf talebine ilişkindir. İlk Derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlığın Asliye Hukuk mahkemesinin görev alanında bulunduğu gerekçesi ile 25.01.2024 tarihinde davanın usulden reddine dair karar taraflara tebliğ edilmiş, taraflarca istinaf edilmemesi üzerine karar 28.02.2024 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı vekili tarafından dosyaya 12.02.2024 tarihinde vekaletname ve dilekçe sunulmuştur. Taraflarca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için herhangi bir başvuru bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince 03.12.2024 tarihinde 6100 Sayılı Yasa 20. Maddesi gereğince dosya ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davalı vekilince vekaletname 12.02.2024 tarihinde sunulmuş, dosya 03.12.2024 tarihinde ele alınarak karar verilmiştir,ek kararda davalı vekilinin ismi yazılmış olup ek karar davalı vekiline veya davalı asile tebliğ edilmemiştir. Davalı vekili tarafından ek karar tarihinden önce vekaletname sunulmuş olması ve ek kararda davalı vekilinin isminin yazılı olduğu dikkate alındığında davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak dairemizce 6100 Sayılı Yasa 353-1/b-2 gereğince yeniden karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile HMK'nın 353/1-b-2İ maddesi uyarınca İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1080 Esas 2024/60 Karar sayılı dosyasında verilen 03/12/2024 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi isteğinde bulunulmadığından, davanın 6100 sayılı HMK'nın 20/1-2. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İlk derece mahkemesi yargılama aşamasında davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İlk derece mahkemesi yargılama aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu husus hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/3 maddesinin delâletiyle; yine yürürlükte bulunan AAÜT 7. Maddesi gereğince belirlenen 22.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 8-İstinaf aşamasında davalı tarafından karşılanan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan ve artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.