İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin ...'de bulunan maden sahası için aldığı ruhsat ile tesislerde bulunan hammaddeyi taş, mıcır, kum gibi ürünler haline getirerek sattığını, bu satışlardan aldığı çekleri davalı ... ile yaptığı anlaşma doğrultusunda vadesinden önce kırdırarak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/942 KARAR NO: 2025/3453 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/12/2023 NUMARASI: 2021/560 Esas - 2023/969 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin ...'de bulunan maden sahası için aldığı ruhsat ile tesislerde bulunan hammaddeyi taş, mıcır, kum gibi ürünler haline getirerek sattığını, bu satışlardan aldığı çekleri davalı ... ile yaptığı anlaşma doğrultusunda vadesinden önce kırdırarak çeklerin belirli bir miktarını davalıdan tahsil ettiğini, bunun karşılığı tesislerde bulunan 2 adet iş makinası 600.000,00 TL bedelle davalıya rehnedildiğini, davalıya kırdırılan ... bankasının 250.000.-TL'lik ve... Bankasının 400.000.-TL'lik 2 adet çekinin 458.000.-TL'si karşılıksız çıktığını, bunun için İst. 2 ATM den alınan ihtiyati haciz İst. 37 İcra Müdürlüğünce infaz edildiğini, sözleşme ile teminat altına alınan ilişkiye rağmen ihtiyati haciz kararı alarak makinaların belirli süre çalışmasına engel olan davalının bu haksız ihtiyati haciz sebebiyle verdiği zararının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile şimdilik 10.000.-TL'nin haksız haciz tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın 2 yıldan sonra açılmış zamanaşımına uğradığını, haksız haciz yapıldığına ilişkin hiçbir delil olmadığını, kanunun verdiği yetkiyi kullanmak hukuka aykırılık oluşturmayacağını, şayet mahkeme aksi kanaatte ise mahkemece araştırma ve inceleme yapılması gerektiğini, bu nedenle dava yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafından faktoring sözleşmesi gereği davalıya 250.000 TL bedelli ve 400.000 TL bedelli 2 adet çek verildiği, anılan çeklere dayanılarak İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/01/2019 tarih, 2019/148 D. İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı alındığı, İstanbul 16. Bölge Adliye Mahkemesinin 29/12/2020 tarih, 2020/2085 Esas, 2020/2301 Karar sayılı ilamı ile anılan ihtiyati hacze konu alacağın rehinle temin edilmiş olması sebebiyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafça haksız haciz sebebiyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından alacak rehinle temin edilmiş olmasına rağmen ihtiyati haciz talep etmek suretiyle davacının zararına sebebiyet verdiği, İİK 259 maddesi gereği verdiği zararlardan sorumlu olduğu, her ne kadar davalı tarafça zaman aşımı definde bulunmuş ise de; davacının zarara uğradığının İstanbul 16. Bölge Adliye Mahkemesinin 29/12/2020 tarihli kararı ile tespit edildiğinden bu tarihten itibaren 2 yıllık zaman aşımı süresi geçmeden eldeki davayı açtığı anlaşıldığından TBK 72. Maddesi gereği zamanaşımı definin reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davacının zararının tespiti yönünden 14/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda ihtiyati hacze konu edilen makinelerin çalışmaması sebebiyle teknik incelemenin inşaat mühendisi bilirkişi tarafından yapıldığı ancak dava konusu makinelerin üretime katkısı ve sağlayacağı fayda konusunda yetkinliğinin bulunmadığı kanaatine varılarak davacının içinde bulunduğu sektör de dikkate alınarak İTÜ Maden Fakültesinde Profesör bilirkişiden ve mali bilirkişiden rapor alınmış, hükme esas alınan denetime açık bilirkişi raporu ile davacının ...'e verdiği resmi rapora göre yapılan hesaplamada 16 günlük iş kaybı için 166.331,81 TL zararının bulunduğu anlaşıldığından bu rapor hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın esası haksız fiil hükümlerine dayandığından haksız fiil (haksız haciz) tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir. Davanın KABULÜ ile 166.331,81-TL’nin haksız haciz tarihi olan 14/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Ocakta hiçbir üretim yapılamadığı belirtilerek şirketin çalışamadığı dönemdeki tüm zararının tespiti talep edildiğini, şirketin gerçek zararının raporda belirlenen bedelin çok üzerinde olup bu nedenle zararın tespiti noktasında yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak belirlenecek zarara haksız işlem tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Zarar ve tazminat yükümlüsünü 29.01.2019 tarihinde itibaren başlayan ve 12.02.2019 tarihinde sona eren süreçte davacı bilmesine rağmen, TBK.md.72'de tanımlanan 2 yıllık süreçte dava açma hakkını kullanmadığını, Mahkemece verilen İhtiyati Haciz Kararı'na istinaden haciz işlemleri gerçekleştirilmiş olup, haksız bir fiilden veya haciz olmadığını, çekten kaynaklı olarak icra takibine başvurulduğunu, maddi tazminat koşullarının oluşmaması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi tazminat talebine ilişkindir. Zaman aşımı yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 72. Maddesi gereğince tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Somut uyuşmazlıkta; 06/09/2021 dava tarihi itibariyle zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren yasada belirtilen dava zamanaşımı süresi dolmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde değildir.Maddi tazminat yönünden yapılan incelemeye göre;Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Somut olayda; İstanbul BAM 16 HD 29.12.2020 t. 2085 E. 2310 K. sayılı karar ve gerekçesinde belirtilen hususlar ve tespitler de dikkate alındığında, takip alacaklısı Davalının lehine yeter miktarda rehin mevcut iken ayrıca ihtiyati hacze başvurmasının haczi haksız hale getirdiği ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmayıp taraf vekillerinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Haksız fiillerde yasal faize hükmedilmesi doğru olup davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde değildir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/560 Esas 2023/969 Karar sayılı 12/12/2023 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.362,12 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.840,53 TL'nin mahsubuyla bakiye 8.521,59 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2025