TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/09/2021 NUMARASI : 2019/40 Esas, 2021/651 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 04/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1456 KARAR NO : 2026/166 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/09/2021 NUMARASI : 2019/40 Esas, 2021/651 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 04/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili, taraflar arasında 16/02/2016 tarihli “Yazılım Lisans ve Hizmet Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmenin süresinin 26/02/2016 tarihinden itibaren üç yıl olarak belirlendiğini, projenin test için hazır hale getirilme tarihinin 10/07/2016, canlı kullanıma geçiş tarihinin ise 10/08/2016 olarak kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin tarafların ortak mutabakatı ile sözleşme kapsamındaki tüm hizmetleri belirlenen usul ve esaslara uygun şekilde davalıya kullanıma hazır olarak sunduğunu, buna karşın davalı firmada yaşanan operasyonel problemler ve kullanıcı hatalarından kaynaklanan sorunların tamamen davalıdan ileri geldiğini, sözleşmede açıkça düzenlenen “müşterinin iş süreçlerini yazılı olarak bildirme” yükümlülüğüne rağmen davalının müvekkilin bilgisi ve onayı olmaksızın ürün kategorilerinde değişiklik yaptığını ve bu hususta bilgi vermediğini, ayrıca uygulama sorumluları ve danışmanların atanmasına ilişkin yükümlülüklerin de davalı tarafından yerine getirilmediğini, buna rağmen sistemin çalışmadığı iddiasıyla ödeme yapmaktan kaçınıldığını, sözleşme uyarınca canlıya geçiş tarihinde ödenmesi gereken 22.500 USD bedelin, müvekkil tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen çeşitli bahanelerle ödenmediğini, bu bedel için 05/04/2017 tarihli faturanın düzenlenip gönderildiğini, faturanın iadesi üzerine 31/05/2017 tarihli ihtarnamesi ile ödeme yapılması ve teminat senedinin iadesinin talep edildiğini, taleplerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, davalının buna rağmen ödeme yapmadığını ve teminatı iade etmediğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, anılan icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, şartları oluştuğundan %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde sözleşme konusu hizmetlerin usulüne uygun biçimde ifa edildiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında 16/02/2016 tarihli “Yazılım Lisans Hizmet Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davacının sistem yazılımlarını müvekkil şirket sistemine kurarak devreye alma yükümlülüğü altına girdiğini, ancak davacının edimlerini süresinde ve gereği gibi yerine getiremediğini, yazılım canlıya geçiş aşamasında ana fonksiyonların dahi çalışmadığını, ... sistemi için üretilen verilerin hata verdiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yazılımın müvekkil şirket sistemine sözleşmeye uygun şekilde entegre edilememesi nedeniyle şirket işleyişinde ciddi aksaklıklar yaşandığını, bu hususların davacıya defalarca sözlü ve yazılı olarak bildirildiğini ancak sonuç alınamadığını, bu nedenle Bakırköy 40. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile eksikliklerin üç gün içinde giderilmesinin, aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin ve ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, davacının sorunların giderileceğini taahhüt etmesine rağmen bu taahhüdünü de yerine getirmediğini, akabinde 09/06/2017 tarihli ihtarnamesi ile eksikliklerin halen giderilmediğinin, sözleşmenin davacının kusuru ile ifa edilmemesi nedeniyle teminatın irat kaydedileceğinin, sözleşme kurulurken ödenen 22.500 USD’nin üç gün içinde iade edilmemesi halinde teminat senedinin paraya çevrileceğinin bildirildiğini, bu çerçevede davacının iddialarının dayanaksız olduğunu ileri sürerek davanın reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokoller, taraflarca sunulan e-posta yazışmaları, ihtarnameler ile teknik bilirkişi raporu dikkate alındığında, dava konusu yazılımın tamamlanmasının davalının sözleşme kapsamındaki bilgilendirme ve teknik yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle geciktiği, canlıya geçiş aşamasına gelindiğinde bazı eksikliklerin bulunduğu ancak bu eksikliklerin yazılımın temel işlevlerine ilişkin olmadığı ve davalının teknik edimlerini ifa etmemesinden kaynaklandığı, dosyadaki mail içeriklerinden davalının son aşamada canlıya geçiş testlerini yapmaktan kaçındığının anlaşıldığı, her ne kadar canlıya geçişin fiilen yapıldığına dair yazılı bir belge dosyada bulunmasa da davacının bu aşamaya kadar kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, buna karşılık davalının canlıya geçişin sağlanmaması yönünden temerrüde düştüğü, bu nedenle canlıya geçişin gerçekleşmemesinden sözleşme, protokoller ve bilirkişi raporu uyarınca davalının sorumlu olduğu, sözleşmenin Ek-4 protokolünde 10/08/2016 tarihi canlıya geçiş tarihi olarak belirlenmiş olup bu tarihte 22.500,00 USD ödeme yapılacağının ve canlıya geçişin müşteri veya müşteriden kaynaklanan nedenlerle ertelenmesi hâlinde dahi bu ödemenin ertelenemeyeceğinin açıkça düzenlendiği, davalının bu yöndeki savunmalarını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının sözleşme kapsamında davalıdan 22.500,00 USD bakiye alacaklı olduğu sonucuna varıldığı, işlemiş faiz yönünden ise sözleşmenin 7. maddesi uyarınca yabancı para cinsinden bedelin fatura tarihinde TCMB döviz satış kuru üzerinden TL’ye çevrileceği ve gecikme hâlinde aylık %1,5 oranında gecikme faizi uygulanacağının kararlaştırıldığı, davacının fatura tarihinde uyguladığı kurun sözleşmeye uygun olduğu, ancak davacının 31/05/2017 tarihli noter ihtarnamesi ile davalıya yeniden ödeme süresi tanıdığı, bu ihtarname ile verilen üç iş günlük sürenin sonunda davalının 06/06/2017 tarihinde temerrüde düştüğü, bu nedenle temerrüt tarihinden takip tarihine kadar sözleşme gereği aylık %1,5 oranında hesaplanan ve 3.395,47 TL olarak belirlenen temerrüt faizinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 85.362,97 TL üzerinden devamına, asıl alacak olan 81.967,50 TL’ye takip tarihinden itibaren yıllık %18 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine ve alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle kabul edilen alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekilinin istinaf başvurusunda; davacı tarafından sözleşme kapsamında sunulması gereken yazılım/hizmetin eksik, hatalı ve ayıplı ifa edildiği, davacıya defaatle iletildiği, buna rağmen sözleşmede öngörülen canlı kullanıma geçişin sağlanamadığı ve müvekkil şirketin beklenen faydayı elde edemediği, yazılımın birçok temel fonksiyonu yerine getiremediği, teknik problemler nedeniyle operasyonel süreçlerin aksadığı, sözleşme uyarınca davacının edimini gereği gibi ifa ettiğini ispatlayamadığı, hükme esas bilirkişi raporunun incelenen yazılım sürümünün dava konusu dönemde müvekkile sunulan sürüm olup olmadığı hususunda kesinlik taşımadığı, buna rağmen raporda dahi hataların tespit edildiği, canlı işletime geçildiğini gösterir yazılı bir belge bulunmadığının bilirkişi tarafından da açıkça belirtildiği, faturanın usulüne uygun şekilde iade edilmesine rağmen salt fatura ve defter kaydına dayanılarak borç doğduğunun kabul edilmesinin yerinde olmadığı, mahkemenin ara kararında istenen kapsamda teknik ve fiili inceleme yapılmadığı, yerinde uygulama testinin gerçekleştirilmediği, bu haliyle kararın eksik ve yetersiz incelemeye dayandığı, ayrıca alacağın likit ve kesin olmadığı bir durumda icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddi ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici, Yazılım Lisans ve Hizmet Sözleşmesi ile ek protokollerdeki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı tarafından kaynaklanan operasyonel bazlı problemler ve kullanıcı hataları nedeniyle sorunlar yaşandığını, davalı tarafından üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, canlıya geçiş tarihinin bu nedenle geciktiği beyan edilerek sözleşme kapsamında canlıya geçiş tarihinde ödenmesi gereken bedelin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi ise, davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yazılımın canlıya geçiş için sunulduğunda ana fonksiyonlarının çalışmadığını, ... sisteminde mükerrer kayıt oluştuğunu, stok ve raporlama hatası olduğunu, sayı ve belgelerin işlenmesinde hata bulunduğunu, entegrasyonun sözleşmeye uygun olarak sağlanamadığını, davacının canlı kullanıma geçiş yapılacağını taahhüt ettiği tarihte işi eksiksiz olarak yapmadığını, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, yazılımın tamamlanmasının davalının teknik yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle geciktiği, canlıya geçiş tarihinin sözleşmede açıkça belirlendiği ve bu tarihte ödemenin ertelenemeyeceğinin düzenlendiği, davalının temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.6100 sayılı HMK’nın 189/1. maddesi uyarınca taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. Aynı Kanun’un 190/1. maddesi gereğince ise, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Somut olayda davalı iş sahibi, yazılımın ayıplı olduğu yönünde savunmada bulunmuş olup, ayıbın varlığını, niteliğini, kapsamını ve kullanılmayacak derecede olup olmadığını ispatla yükümlüdür. Dosya kapsamından, yazılımın ayıplı olduğuna, ayıbın teknik mahiyetine, giderim bedeline veya kullanılabilirliği ortadan kaldıracak derecede olduğuna ilişkin denetime elverişli bir tespit bulunmadığı; mevcut bilgi ve belgelerin de bu iddiayı ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı ayıp savunmasını ispat edememiştir.Davacı alacağının faturaya dayalı ve likit olduğu anlaşıldığından, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olmuştur.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle, istinaf dilekçesinde bedel ve fatura içeriğine yönelik ayrıca ve açıkça somut bir itiraz ileri sürülmediği de gözetildiğinde, davalının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/09/2021 tarih ve 2019/40 Esas, 2021/651 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 5.831,14 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.457,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.373,36 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 04/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.