T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/685 KARAR NO : 2025/1762 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2023/61 Esas - 2023/687 Karar DAVACI : 1-... (T.C.No:...) - ... : 2-... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ : Av. ... -…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/685 KARAR NO : 2025/1762 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2023/61 Esas - 2023/687 Karar DAVACI : 1-... (T.C.No:...) - ... : 2-... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... (T.C.No:...) -... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 03/02/2023 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 05/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/02/2022 tarihinde tanzim edildiği iddia edilen, 10/01/2023 vade tarihli bono şeklindeki kambiyo senedinden dolayı müvekkilleri hakkında icra takibi başlatıldığı, yapılan icra takibinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkillerinin senetten doğan herhangi bir borçlarının bulunmadığını, müvekkili ...'in de kefil olmadığını, davalının müvekkiline ev satışı yapacağını vaat ederek 17/02/2022 tarihinde 40.000-TL, 18/02/2022 tarihinde 40.000-TL, 28/02/2022 tarihinde 40.500-TL olmak üzere toplam 120.500-TL sini aldığını, ayrıca davalının müvekkili Semet'e bu ev satışı için 2 adet 80.000-TL lik senede müvekkilinin iradesini sakatlayarak imza attırdığını, senedin ve ödenen paraların karşılığı devredilecek olan evin hiçbir zaman müvekkiline devredilmediğini, davalının böyle bir evininde olmadığının ortaya çıktığını, müvekkilinin davalı için şikayetçi olduğunu, Kocaeli CBS'nın 2022/11335 soruşturma dosyası ile soruşturma başlatıldığını, dosyanın halen derdest olduğunu, henüz ceza davasının açılmadığını, davanın kabulü ile dava konusu senede ilişkin müvekkillerinin borçlu olmadıklarının ayrı ayrı tespitini, davalının kötü niyetli olması nedeniyle Kocaeli İcra Dairesi'nin 2023/3032 esas sayılı takip dosyasında yapılan takibin teminatsız olarak durdurulmasını ve icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesini, takibin iptalini, haksız takip nedeniyle karşı tarafın %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'in müvekkili ile aynı işyerinde çalıştıklarını, arkadaş olduklarını, davacı ...'in ev almak için müvekkilinden 120.000-TL borç istediğini, müvekkilinin ise o kadar parasının olmadığını, 80.000-TL birikmiş parasının olduğunu, işini görmesi için davacıya verdiğini, ileride iade etmeme ihtimaline istinaden davacıya 80.000-TL lik 28/02/2022 düzenleme tarihli, 10/01/2023 ödeme günlü senet imzalattığını, davacılar tarafından müvekkili aleyhinde suç duyurusunda bulunulduğunu, Kocaeli CBS'nın 2022/15009 soruşturma ve 2022/16674 karar sayılı dosya ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın KABULÜ ile, Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2023/3032 Esas sayılı takip dosyasında takibe konu bonodan dolayı davacıların davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, davacılar hakkındaki TAKİBİN İPTALİNE, Davacıların kötü niyet tazminat taleplerinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın tek iddiasının taraflar arasında bir gayrimenkul alımı hususunda anlaşma yapıldığı, senet alındığı, gayrimenkul verilmediğinden senedin iade edilmesi gerektiği ve borçlu olunmadığının tespiti şeklinde olup bakıldığı zaman davacı tarafın temel iddiasının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayandığını, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan bütün sözleşmelerin geçerliliği resmi şekilde yapılmasına bağlı olduğunu (MK md. 706) ve resmi şekilde yapılmayan gayrimenkul satış sözleşmeleri geçersiz olup taraflar arasında hiçbir bağlayıcılıkları bulunmadığını, davacı taraf muhtelif tüm dilekçelerinde sadece bir taşınmazın devri hadisesinden iddiada bulunulmuş ancak bu iddianın sübutu için somut emare, delil ibraz edemediğini, davacı tarafın iddiaları hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, tarafların senette malen ya da nakden ayrımını yapabilecek kültür seviyesinde olmadığı açık olup Yerel Mahkeme tarafından bu aşamada taraflardan müvekkil Gökhan açısından araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından da müvekkilin tacir olup olmadığı, taraflar arasında taşınmazın satışının gerçekleşme ihtimalinin olup olamayacağı hususları araştılmadan en azından müvekkilin devredebilecek bir tane dahi taşınmazı olup olmadığı hususu araştırılmadan, tarafların banka hesap hareketleri araştırılmadan, tarafların senedi doldurma hususunda bilgisizlikleri nazara alınmadan, bu hususta dinletilmek istenen tanıkların beyanlarına başvurmadan eksik ve hatalı değerlendirme sonucu hüküm tesis edildiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 07/12/2023 Tarih - 2023/61 Esas - 2023/687 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Kocaeli İcra Dairesinin 2023/3032 esas sayılı dosyasından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte takip konusu 28.02.2022 tanzim tarihli, 10.01.2023 vade tarihli 80.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacılar tarafından 28/02/2022 tarihinde tanzim edildiği iddia edilen, 10/01/2023 vade tarihli bono şeklindeki kambiyo senedinden dolayı müvekkilleri hakkında icra takibi başlatıldığı, yapılan icra takibinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkillerinin senetten doğan herhangi bir borçlarının bulunmadığını, müvekkili ...'in de kefil olmadığını, davalının müvekkiline ev satışı yapacağını vaat ederek 17/02/2022 tarihinde 40.000-TL, 18/02/2022 tarihinde 40.000-TL, 28/02/2022 tarihinde 40.500-TL olmak üzere toplam 120.500-TL sini aldığını, ayrıca davalının müvekkili Samet'e bu ev satışı için 2 adet 80.000-TL lik senede müvekkilinin iradesini sakatlayarak imza attırdığını, senedin ve ödenen paraların karşılığı devredilecek olan evin hiçbir zaman müvekkiline devredilmediğini belirterek davanın kabulü ile dava konusu senede ilişkin müvekkillerinin borçlu olmadıklarının ayrı ayrı tespitini talep ve dava ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'in müvekkili ile aynı işyerinde çalıştıklarını, arkadaş olduklarını, davacı ...'in ev almak için müvekkilinden 120.000-TL borç istediğini, müvekkilinin ise o kadar parasının olmadığını 80.000-TL birikmiş parasının olduğunu işini görmesi için davacıya verdiğini, ileride iade etmeme ihtimaline istinaden davacıya 80.000-TL lik 28/02/2022 düzenleme tarihli, 10/01/2023 ödeme günlü senet imzalattığını belirterek davanın reddini talep ettiği, Mahkemece; davanın kabulüne karar verildiği, işbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04/03/2015 tarih, 2013/19-1409 Esas ve 2015/885 karar sayılı ilamı ile de; "...bonoda şekil şartları eTTK’nun 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” yada “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik unsurlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11. Baskı, s.237 vd). Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin, eda edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle, bir illete bağlı olması gerekmez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir. Dava konusu bonoda davacı ... keşideci, diğer davacı Kıymet Kaplan aval veren, davalı ... lehtar olup, ihdas nedeni olarak “malen” kaydı bulunmaktadır. Görülmekte olan davada, davacılar imzayı inkar etmemiş; davalının hile ile imzalattığı bu senedi icra takibine koyduğunu iddia ederek, borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı, bononun mal alış verişi karşılığı alınmadığını, borcuna karşılık alındığını beyan ederek, bononun ihdas (düzenleme) nedenini talil etmiştir. Davacılar, malen kaydı bulunan bono karşılığında mal almadığını, bononun bedelsiz olduğunu iddia ettiğine göre, kural olarak ispat yükü bunu iddia eden davacılardadır. Ancak davalı taraf bonoda yazılı ihdas nedenini talil ettiğinden (değiştirdiğinden), ispat yükünün davalı tarafa geçtiğinin kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece, ispat yükü kendisine geçen davalı tarafa bu iddiasını kanıtlayabilmesi için olanak verildiği, davalı tarafça herhangi bir yazılı delil sunulmadığından yemin hakkı hatırlatılarak kullanıldığı, davacılar tarafından yemin eda edildiği, böylece, davalı, ispat kurallarına göre alacağını kanıtlayamamış olmaktadır. Hal böyle olunca davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 5.464,80 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.366,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.098,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*