TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/11/2019 NUMARASI: 2015/868 Esas, 2019/1235 Karar DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin İptali KARAR TARİHİ: 12/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/35 KARAR NO : 2025/1298 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/11/2019 NUMARASI: 2015/868 Esas, 2019/1235 Karar DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin İptali KARAR TARİHİ: 12/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinin feshedilmiş olmasından kaynaklanan, menfi ve müspet zararların tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen 16.06.2014 tarihli işletme sözleşmesine göre; davacının İstanbul/Sancaktepe/Paşaköy sınırları içerisinde kalan ve davalı şirket adına 200711959 ruhsat numarası ile kayıtlı maden işletme sahasında yapılacak "maden kırıp eleme işini" üstlendiğini, davalı şahsın sözleşmede kefil olduğunu, davacının, sözleşme ve tarafların iyiniyetine güvenerek sahada çalışmalar yaptığını, makinaların yerleşim planının çizildiğini, hafriyat yapıldığını, makinaların montajı için çeşitli kısımlara beton döküldüğünü, akabinde makinaların bir kısmını Eskişehir, bir kısmını Isparta, bir kısmını Ankara'dan satın alınarak maden sahasına getirildiğini ve kurulmaya başlandığını, makinaların kurulma aşamasında orman muhafaza memurlarının kendilerine sahanın davalı olduğu ve çalışma yapılamayacağı belirterek; çalışmalarının durdurulduğunu, bunun üzerine sözleşmenin tarafı ile irtibata geçildiğini, sorunun çözüleceği belirtilmesine rağmen üç ay geçtiği halde sorunun çözülmediğini, durumun Beyoğlu 44. Noterliğinin 17.11.2014 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarı ile davalıya bildirildiğini, bir kısmı satın alınarak, bir kısmı ise kiralanarak maden sahasına getirilen makinaların kış şartlarında açıkta kalması ve davacının daha fazla zarara uğrayacağı gözetilerek kaldırılması gerektiğini, bu nedenle çalışma sahasına getirilen makinalar ve bunların yıllık üretim kapasitelerinin İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/753 D.İş sayılı dosyası ile tespiti yoluna gidildiğini, maden işletme sahasına makinelerin sözleşmeye uygun bîr şekilde %100' ünün getirilmiş olduğu, %90'ının montajının tamamlanmış olduğunun, sözkonusu konkasör (kırma eleme) hattının yıllık üretim kapasitesinin 230.400 ton/yıl olduğunun mahkeme kararı île tespit edildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, davacının Beyoğlu 44. Noterliğinin 02.07.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, ihtar ile tahmini olarak belirlenen 550.000,00 TL zararın davalılardan talep edildiğini ancak kendilerine herhangi bîr ödeme yapılmadığını belirterek; menfi ve müspet zararlarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili; Paşaköy muhtarlığı tarafından İstanbul İl Özel İdaresi aleyhine, davalı şirkete verilen 18.05.2012 tarihlî madencilik faaliyetleri için işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle İstanbul 4. İdare Mahkemesinde ... esas sayı ile dava açıldığını, davalının bu davada müdahil konumunda bulunduğunu, anılan davada mahkemece 12.04.2013 tarihli karar ile davalıya verilen işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline karar verildiğini, sözleşme öncesi var olan bu ifa imkansızlığı durumu hakkında davacı tarafa bilgi verildiğini ve davacı tarafın bu durumu kabulü ile sözleşme aktedildiğini, madene ilişkin ruhsat sorunlarının basına da yansımış olduğundan, davacının bu hususu bilmeden sözleşme imzaladığı ve masraf ettiği iddialarını kabul etmediklerini, davacının; bu sorun çözüldükten sonra çalışmaların başlayacağını bilerek bu işe giriştiğini, davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu 44. Noterliğinin 17.11.2014 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarına karşı verilen cevap ile sorunun çözümü için gerekli girişimlere başlandığı, sorunun çözümü için taraflarına uygun bir süre verilmesini ve sözleşmenin devam etmesi niyet ve temennisi içerisinde olduğu hususunun belirtildiğini, davalının kusuru dışında oluşan ifanın imkansızlığı sorunun çözüldüğünü ve bu durumun davacı tarafa Beyoğlu 20, Noterliğinin 07.07.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı ile bildirildiğini, aradaki sözleşme devam etmesine rağmen davacının, mahkemeye yaptırdığı tespit sonrası makinaları söküp götürdüğünü ve çalışmaya devam etmediğini, belirterek; davanın reddini, talep etmiştir.Mahkemece 20/11/2019 tarihli karar ile; taraflar arasında 16/06/2014 tarihli işletme sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye göre davacının; davalı şirket adına maden ruhsatlı olan alanda, maden kırıp eleme işini üstlendiği, davacının iddiasının; hazırlık yaptığını, iş makinalarını alarak sahaya getirip kurduğunu, çalışmaya başlandığında orman muhafaza memurlarını müdahale ettiğini, ruhsat sorunlarını çözmesi gereken davalının hareketsiz kaldığını, bunun sonucu sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle yaptığı masraflar ve mahrum kaldığı kar olmak üzere uğradığı zararların tazminini talep ettiği, sözleşmenin tarafının davalı...Ltd Şti olduğu, diğer davalının; mütselsil kefil olarak sözleşmeyi imzalayan kişi olduğu, davalının 18/05/2012 tarihli olan madencilik faaliyetleri için işyeri açma ve çalışma arama ruhsatının, iptali istemiyle; İst. 4. İdare Mahkemesinin ... E sayılı dosyasında verilen 12/04/2013 tarihli kararla ruhsatın iptaline karar verildiğini, sözleşme tarihine göre ifa imkansızlığının sözleşme öncesi mevcut olduğunu, ifa imkansızlığının davacının başından beri bildiğini, bu sorun çözüldükten sonra çalışmaların başlayacağının davacının bilgisi dahilinde olduğunu, kusurlarının olmadığı savunduğu, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin ... E, 2013/849 K saylı dosyasında; 360 inşaat... şirketinin yürütme durdurma kararının 03/03/2015 tarihinde reddedildiği, anılan kararın da Danıştay 17. Dairesinin (2015/7870 E) incelemesinden geçerek onandığı, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/753 D.İş sayılı dosyasında 26/12/2015 tarihli bilirkişi raporu ile davacının iş makinalarının %100 ünün getirdiği, %90’ının montajını tamamladığının tespit edildiği, Mahkemece jeofizik mühendisi ve hukukçu bilirkişiden alınan 22/07/2016 tarihli raporda, dosyadaki belgelere göre nakliye masrafları, kurulum masrafları ve işçilik ücretleri, yemek ücreti vs.nin 30.252,00 TL tutarında olduğu, ayrıca kefilliğin, kefalet sözleşmesinin TBK.nun 581,583 maddeleri karşısında geçersiz olduğunun mütalaa edildiği, inşaat ve makine mühendisinden alınan 16/04/2018 tarihli raporda ise davacının 9 ay 15 günlük kar kaybı olduğunu, bunun da tonu başına ödenecek 16 TL'den 448.400,00 TL olduğunun mütalaa edildiği, davacının 05/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı şirketten 478.672,00 TL, davalı ... Kayaalpten 50.000 TL talep ettiği, davacının 17/11/2014 tarihli ilk ihtarında; orman muhafaza memurlarının çalışmaya izin vermediklerini, sorunların çözüleceği vaadinin üzerinden 3 ay geçtiğini, engellerin 7 gün içinde kaldırılmasını aksi halde sözleşmenin feshedileceğini ihtar ettiği, davacının 02/07/2015 tarihli ikinci ihtarında ise haklı nedenle fesih bildiriminde bulunarak uğranılan zararların tazminini talep ettiği, davalının ise 03/07/2015 tarihli cevabi ihtarnamesinde; 18/06/2015 tarihli İstanbul Valiliğinden yeni bir ruhsat aldıklarını, davacıya sözleşmedeki edimlerini yerine getirmeye davet ettiğini belirttiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 16/06/2014 tarihli olduğu, ruhsatın iptaline 12/04/2013 tarihinde karar verildiği, sözleşmenin 4. maddesinde ruhsatla ilgili idari kurumlarda doğacak sorunlardan ruhsat sahibi davalının sorumlu olacağının ve çalışmanın idare tarafından durdurulması halinde davalının davacıdan hak talep edemeyeceğinin düzenlendiği, somut olayda objektif ifa imkansızlığı olduğunu ve sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, söz konusu arazinin; koruma altında, kültür tabiat varlığı gibi hiç bir şekilde maden ruhsatı verilmeyecek bir alan olmadığı, davalının 03/07/2015 tarihinde İstanbul Valliliğinden yeni bir maden ruhsatı aldığı, geçici ifa imkansızlığı bulunduğu, davacının ruhsatın iptal edilmiş olduğunu bilse dahi, davalının bu sorunu çözeceğini vaad ettiği, sözleşmenin 4. maddesine göre bu sorunları gidermeyi üstlendiği, bu durumda; davacı, davalıya süre vererek, kendisinin de belli bir süre sözleşme ile bağlı kalacağını, sözleşmenin yapıldığı tarihten feshe kadar 1 yıl 15 gün süre geçtiğini, davacının, davalı tarafın yeni bir ruhsat alarak sorunu çözmesi için beklemesi gereken makul sürenin fazlasıyla geçtiğini, davacının belli bir süre, ahde vefa kapsamında davalının ruhsat sorununu çözmesini beklediği ancak davalının; TBK.nun 136/3 maddesine göre ifa imkansızlığının ortadan kalkamayacağını gecikmeksizin davacıya bildirmek zorundayken, bunu yapmadığı, bu nedenle davacının fesih ihtarının haklı olduğu, “fesih” ifadesi kullanılmış ise de davacının ihtarının “dönme” niteliğinde olduğu ve davacı sözleşmeden haklı nedenle döndüğünden, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa; sözleşmeden haklı olarak dönen tarafın, temerrüte düşmekte kusurlu olan taraftan, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 125/3.maddesi uyarınca ancak menfi zarar talep edebileceği, sözleşmeyi haklı olarak fesheden tarafın karşı taraftan müspet zararlarını, sözleşmeden dönen taraf ise menfi zararlarını isteyebileceği, menfi zararın sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamı, başka bir anlatımla karşı tarafın malvarlığına girmese bile o sözleşme nedeniyle cepten çıkan para; müspet zararın ise, sözleşme nedeniyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi nedeniyle meydana gelen zarar olduğunu, bu niteliği gereği, müsbet zararın; daima ileriye dönük, bir beklenti kaybı yani kar-kazanç kaybı olduğunu, davacının; sözleşmenin yapılacağı sırada, ruhsatın iptal edilmiş olduğunu biliyor veya basiretli bir tacir olarak bilmesi gerektiğini, davacının menfi zararlarını talep edebileceği, menfi zarar, başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarar olduğuna göre, davacının makinalara ödediği parayı, makinaları maden sahasına getirip montajlayarak yaptığı masrafları, nakliye parası olarak ödediği masrafları isteyebileceği, bu masrafların, davacının dosyaya sunduğu fatura ve belgelere göre 30.252,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bu tespite esaslı bir itiraz gelmediği, ıslah dilekçesinde talep edilen 448.400 TL lik kar kaybının müspet zarar olduğu ve talep edilemeyeceği, davalı ..., sözleşmeyi “müteselsil kefil” olarak imzalamışsa da, kefaletin limiti belirtilmediğinden; TBK.nun 581,583 maddeleri kahsamında geçerli bir müteselsil kefaletinin olmadığı, dolayısıyla bu davada müteselsil kefil sıfatının olmadığı, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı ...’e açılan davanın reddine; davalı ... İnşaat Plan Proje Gıda Tarım Hayvancılık İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti’ye açılan davanın kısmen kabulü ile 30.252,00 TL nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca faizi ile davalıdan tahsiline, kar kaybına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davada sözleşmenin iptali ile müspet ve menfi zararın tazmini talep ettiklerini, davalı şirketin cevap dilekçesinde; davalıya ait ruhsatın 12/04/2013 tarihinde İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, işbu karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu ve dosyanın derdest olduğunu belirttiğini, davalı şirket yetkilisi ... hakkında İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesi 20015/65 E. sayılı derdest dosyada orman alanlarının işgali, ormanlardan faydalanma ve orman içinde yerleşilmesi suçlaması yapılarak dava açıldığını, bu durumların davalının imkansızlığa kendi kusuruyla neden olduğunu gösterdiğini, bilirkişi raporlarının da bu yönde olduğunu, davacının makineleri, tespit davası kesinleşene kadar maden çalışma sahasından kaldırılamadığını, sözleşmenin konu itibari imkansız olmayıp sonradan davalının kusuru ile imkansızlaştığını bu nedenle de davacının uğradığı zararları tazminle yükümlü olduğunu, somut olayda ise maden arama ruhsatının alınması objektif olarak imkansız olmayıp her zaman alınabilecek bir ruhsat olduğunu, davalının ruhsatı kusurlu hareketleri nedeniyle iptaline sebep olduğu gibi 03/07/2015 tarihinde yeniden maden ruhsatı aldığını, bu nedenle objektif bir imkansızlık bulunmadığını, TBK 'nun 112. ve 136. Maddelerinin dikkate alınması gerektiğini, davacının ruhsatın dava konusu olduğunu, tüm hazırlıklarını tamamladığı sırada orman muhafaza memurları tarafından öğrendiğini, ruhsat her ne kadar 2014 yılında iptal edilmiş olsa bile işbu kararı temyiz kanun yolunda Danıştay 17. Daire Başkanlığı 2015/7870 E. Sayılı dosyasında 2015 yılında onandığından; davalı şirketin ifasının geçici olarak imkansızlığa neden olduğunu, ruhsatın alınmasının imkansız olmayıp dava sürecinde alındığından davacının; basiretli bir tacir olarak ifası imkansız olan herhangi bir işlem yapmadığını, ruhsatın yeniden çıkarılabileceğinin görülmüş olduğunu, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesi ile; ıslah dilekçesinde talep edilen 448.400 TL' lik kar kaybının müspet zarar olması sebebi reddinin yerinde olduğunu, yukarıda da açıklandığı üzere, davacının bunu istemesi mümkün görülmemiştir. yerel mahkemenin bu tespiti yerindedir, maden sahasının ruhsatının iptaline ilişkin durumun sözleşme akdettiği sırada davacının bilgisinde olduğunu, sorunun davalının kusuru dışında kamu idarelerinden kaynaklandığını, ruhsatın iptal edilmesinin sözleşme öncesinde var olan ifa imkansızlığı doğurduğunu, ruhsat sorunlarının basına da yansımış olduğundan; davacının bu hususu bilmeden sözleşme imzaladığını ve masraf ettiği iddialarını kabul etmediklerini, bu nedenle mahkemece davalı aleyhine 30.252,00-TL menfi zarara hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmenin 4. Maddesi içeriğinin sözleşmeye madde olarak konulmasının, davacının bu durumu bildiğini gösterdiğini, sözleşmede tanık olarak imzası bulunan ... ve kefil olarak imzası bulunan diğer davalının da bu hususa şahit olduklarını, dava konusu madenin ruhsat sorunlarını, bu sektörde çalışıp da bilemeyen olmadığını, kusurları dışındaki bu ifa imkansızlığının çözüldüğünü ve davacı tarafa bu durumun 01.07.2015 tarihli ihtarname ile bildirildiğini, ancak aradaki sözleşme devam etmesine rağmen; davacının; mahkemece yaptırdığı tespitten hemen sonra makineleri söküp götürdüğü için ortada bir sıkıntı kalmamasına rağmen çalışmaya devam etmediğini, bu nedenle davacı yanın, zarara uğratıldığı iddialarını ve tazminat talebini kabul etmediklerini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Taraflar arasında; maden kırıp eleme işine ilişkin 16.06.2014 tarihli işletme sözleşmesi akdedilmiştir.Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen 16.06.2014 tarihli işletme sözleşmesine göre; davacının; davalı şirket adına 200711959 ruhsat numarası ile kayıtlı Paşaköy' de bulunan maden işletme sahasında yapılacak "maden kırıp eleme işini" üstlendiğini, davalı şahsın ise sözleşmede kefil olduğunu, davacının, sözleşme ve tarafların iyiniyetine güvenerek, hafriyat yapıldığını, makinaların montajı için çeşitli kısımlara beton döküldüğünü, akabinde makinaların bir kısmını Eskişehir, bir kısmını Isparta, bir kısmını Ankara'dan satın alınarak, bazılarını kiralayarak; maden sahasına getirildiğini ve kurulmaya başlandığını, makinaların kurulma aşamasında orman muhafaza memurlarının kendilerine sahanın davalı olduğu ve çalışma yapılamayacağı belirttiklerini; çalışmalarının durdurulduğunu, davalının sorunun 3 ay içinde çözüleceği belirtilmesine rağmen sorunun çözülmediğini, durumun Beyoğlu 44. Noterliğinin 17.11.2014 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarı ile davalıya bildirildiğini, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/753 D.İş sayılı dosyası ile maden işletme sahasına, makinelerin %100' ünün getirilmiş olduğu, %90'ının montajının tamamlanmış olduğunun, sözkonusu konkasör (kırma eleme) hattının yıllık üretim kapasitesinin 230.400 ton/yıl olduğunun tespit edildiğini, davacının Beyoğlu 44. Noterliğinin 02.07.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, ihtar ile tahmini olarak belirlenen 550.000,00 TL zararın davalılardan talep edildiğini ancak kendilerine herhangi bîr ödeme yapılmadığını belirterek; menfi ve müspet zararlarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, davalı şirket vekili; Paşaköy Muhtarlığının; İstanbul İl Özel İdaresi aleyhine, davalı şirkete verilen 18.05.2012 tarihlî madencilik faaliyetleri için işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle, İstanbul 4. İdare Mahkemesinde ... esas sayı ile dava açtığını, davalının bu davada müdahil konumunda bulunduğunu, anılan davada mahkemece 12.04.2013 tarihli karar ile davalıya verilen işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline karar verildiğini, sözleşme öncesi var olan bu ifa imkansızlığı durumu hakkında davacı tarafa bilgi verildiğini ve davacı tarafın bu durumu kabulü ile sözleşme aktedildiğini, madene ilişkin ruhsat sorunlarının basına da yansımış olduğunu, davacının bu sorun çözüldükten sonra çalışmaların başlayacağını bilerek bu işe giriştiğini, davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu 44. Noterliğinin 17.11.2014 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarına karşı verilen cevap ile sorunun çözümü için gerekli girişimlere başlandığı, sorunun çözümü için taraflarına uygun bir süre verilmesini ve sözleşmenin devam etmesi niyet ve temennisi içerisinde olduğu hususunun belirtildiğini, davalının kusuru dışında oluşan ifanın imkansızlığı sorunun çözüldüğünü ve bu durumun davacı tarafa Beyoğlu 20, Noterliğinin 07.07.2015 tarih ve 008981 yevmiye sayılı ihtarı ile bildirildiğini, aradaki sözleşme devam etmesine rağmen davacının, mahkemeye yaptırdığı tespit sonrası makinaları söküp götürdüğünü ve çalışmaya devam etmediğini belirterek; davanın reddini, talep etmiş, Mahkemece; taraflar arasında 16/06/2014 tarihli işletme sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye göre davacının; davalı şirket adına maden ruhsatlı olan alanda, maden kırıp eleme işini üstlendiği, davalının 18/05/2012 tarihli olan madencilik faaliyetleri için işyeri açma ve çalışma arama ruhsatının, iptali istemiyle; İst. 4. İdare Mahkemesinin ... E sayılı dosyasında verilen 12/04/2013 tarihli kararla ruhsatın iptaline karar verildiğini, sözleşme tarihine göre ifa imkansızlığının sözleşme öncesi mevcut olduğunu, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin ... E, 2013/849 K saylı dosyası kararının Danıştay 17. Dairesinin (2015/7870 E) incelemesinden geçerek onandığı, davacının ilk ihtarında davalı yana süre vererek bu sorunu 3 ay içinde gidermesini istediği, 02/07/2015 tarihli ikinci ihtarında haklı nedenle fesih bildiriminde bulunarak uğranılan zararların tazminini talep ettiği, davalının ise 03/07/2015 tarihli cevabi ihtarnamesinde; 18/06/2015 tarihli İstanbul Valiliğinden yeni bir ruhsat aldıklarını, davacıya sözleşmedeki edimlerini yerine getirmeye davet ettiğini belirttiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 16/06/2014 tarihli olduğu, ruhsatın iptaline 12/04/2013 tarihinde karar verildiği, somut olayda objektif ifa imkansızlığı olduğunu ve sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, söz konusu arazinin; koruma altında, kültür tabiat varlığı gibi hiç bir şekilde maden ruhsatı verilmeyecek bir alan olmadığı, davalının 03/07/2015 tarihinde İstanbul Valliliğinden yeni bir maden ruhsatı aldığı, geçici ifa imkansızlığı bulunduğu, davacının ruhsatın iptal edilmiş olduğunu bilse dahi, davalının bu sorunu çözeceğini vaad ettiği, sözleşmenin 4. maddesine göre bu sorunları gidermeyi üstlendiği, bu durumda; davacı, davalıya süre vererek, kendisinin de belli bir süre sözleşme ile bağlı kalacağını, sözleşmenin yapıldığı tarihten feshe kadar 1 yıl 15 gün süre geçtiğini, davacının, davalı tarafın yeni bir ruhsat alarak sorunu çözmesi için beklemesi gereken makul sürenin fazlasıyla geçtiğini, davacının belli bir süre, ahde vefa kapsamında davalının ruhsat sorununu çözmesini beklediği, davacının makinalara ödediği parayı, makinaları maden sahasına getirip montajlayarak yaptığı masrafları, nakliye parası olarak ödediği masrafları isteyebileceği, bu masrafların, davacının dosyaya sunduğu fatura ve belgelere göre 30.252,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bu tespite esaslı bir itiraz gelmediği, ıslah dilekçesinde talep edilen 448.400 TL lik kar kaybının müspet zarar olduğu ve talep edilemeyeceği, davalı ..., sözleşmeyi “müteselsil kefil” olarak imzalamışsa da, kefaletin limiti belirtilmediğinden; TBK.nun 581,583 maddeleri kahsamında geçerli bir müteselsil kefaletinin olmadığı, dolayısıyla bu davada müteselsil kefil sıfatının olmadığı, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı ...’e açılan davanın reddine; davalı ... İnşaat Plan Proje Gıda Tarım Hayvancılık İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti’ye açılan davanın kısmen kabulü ile 30.252,00 TL nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca faizi ile davalıdan tahsiline, kar kaybına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.Sözleşme konusundaki ifa imkânsızlığı, sözleşmenin kurulması sırasında mevcut bulunması ve sonradan giderilmesi mümkün olmayan devamlı imkansızlık olması halinde, objektif yönden imkânsızlık bulunduğundan BK'nın 20. maddesi uyarınca borç ilişkisi esasen meydana gelmeyecektir. Bu itibarla, taraflarca düzenlenen sözleşme batıl olduğundan, taraflar için hüküm ifade etmeyecek ve nedensiz zenginleşme kuralları içinde taraflar, birbirlerine verdikleri şeyleri istirdat etmek hakkını haiz olacaklardır.Sözleşme kurulurken mevcut olan imkânsızlığın, geçici imkânsızlık niteliğinde olması yani imkânsızlığın ortadan kalkabilecek nitelikte olması halinde tarafların bu sözleşmeyle ne kadar süre bağlı kalacakları sorunu ortaya çıkar. Bu konudaki kural "ahde vefa, söze sadakat" ilkesi gereği tarafların sözleşmeyle bağlı tutulmasıdır. Ancak bazı özel durumlar vardır ki, tarafları o sözleşmeyle bağlı saymak hem onların ekonomik özgürlüklerini engeller, hem de bir başkası ile sözleşme yapma fırsatını ortadan kaldırır. Uygulamada, geçici imkânsızlık halinde tarafların o sözleşmeyle bağlı tutulma süresine "akde tahammül süresi" denilmektedir. Bu sürenin gerçekleşip gerçekleşmediğini de her somut olaya göre ve onun çerçevesinde değerlendirmek gerekir.Somut olayda; davalı iş sahibinin 18.05.2012 tarihli maden işletme ruhsatı bulunmakta iken, maden çalışma sahasının bulunduğu Paşaköy Muhtarlığı tarafından davalının maden işletme ruhsatının iptali için İstanbul 4. İdare Mahkemesinin ... E sayılı ile iş bu ruhsatın iptali için dava açılmış ve mahkemece 12.04.2013 tarihli karar ile davalıya ait 18.05.2012 tarihli maden işletme ruhsatının iptaline karar verilmiş ve bu karar Danıştay 17. Dairesinin 2015/7870 E sayılı dosyası ile onanarak kesinleşmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ise 16.06.2014 tarihinde davalının ruhsatı henüz geçerli ve iptal edilmemişken ancak ruhsatın iptali için açılan dava sürerken yapılmıştır. Bu durumda başlangıçtaki objektif imkansızlıktan söz edilemez, sözleşme geçerli olarak kurulmuş, davalının ruhsatı geçerli ve idare mahkemesinin ruhsatın iptali kararını onayana kadar da ayaktadır. Paşaköydeki madenin durumu basına da yansımıştır, davalı yan tarafından dosyaya sunulan gazete haberlerinden; sözleşme tarihinden önce 2013 yılında bu konuda birden fazla haber yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı yanda maden sahalarında kırma ve eleme işi yapan tacir kişidir. Yaptığı iş ile ilgili durumu bilmediğini iddia etmesi yada sahanın durumunu hiç araştırmadan, çıkan haberleri göremeden bu işe girmiş olması kendisinden beklenmeyeceği gibi, ruhsat hakkında dava açılmış olduğunu, makinelerin kurulumundan sonra orman muhafaza memurlarından öğrendiğini iddia etmesi TMK' nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük ve TMK'nun 3. Maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz Kaldı ki dava dilekçesinde ki " sözleşme ve tarafların iyiniyetine güvenerek sahada çalışmalar yaptığını, makinaların yerleşim planının çizildiğini, hafriyat yapıldığını, makinaların montajı için çeşitli kısımlara beton döküldüğünü, akabinde makinaların bir kısmını Eskişehir, bir kısmını Isparta, bir kısmını Ankara'dan satın alınarak maden sahasına getirildiğini ve kurulmaya başlandığını," beyan etmiş olmasından da bu durumu bildiğini ancak işin düzelme ihtimali olduğundan işi kaybetmemek adına bu işlemleri yaptığının göstergesidir.Ruhsat tarihi 18.05.2012 dir, İdare Mahkemesi tarafından ruhsatın iptali kararı 12.04.2013 tür, bu kararın Danıştay 17. Hukuk Dairesinin 2015/7870 E sayılı dosyası ile karar düzeltme yolu açık olmak üzere onandığı tarih 23.05.2016'dır. Taraflar arasındaki sözleşme 16.06.2014 tarihinde akdedilmiştir. Davacı yan 17.11.2014 tarihinde yani sözleşmeden 5 ay sonra davalı yana ihtar göndererek 3 ay içinde bu sorunu çözmesini istemiştir ki yargılaması devam eden ruhsat işinin bu kadar kısa sürede çözülemeyeceği malumdur. Davalı yan ise 18.06.2015 tarihinde yeniden maden işletme ruhsatı almış, ve bu durumu 01.07.2015 tarihli ihtar ile davacıya bildirerek işe devam etmesini istemiştir. Davacı yan ise buna rağmen 1 gün sonraki 02.07.2015 tarihli ihtarname ile işe devam edilebilecekken sözleşmeyi fesih ettiğini bildirmiştir. Tüm safahatlere göre davacının askıda olan sözleşmenin artık ifa edilebilir hale gelmesinden sonra sözleşmeyi fesih ettiği, dosya kapsamına göre ruhsat hakkında yargılamanın olduğunu ve bununda belli bir zamanı gerektirdiğini bile bile bu sözleşmeyi akdettiği; makul bekleme süresinin iş bu somut olay özelinde henüz dolmadığı, sözleşmenin feshinin haksız olduğu, davalı iş sahibine herhangi kusur yüklenemeyeceği anlaşıldığından mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Davalılardan ... sözleşmeyi “müteselsil kefil” olarak imzalamışsa da, kefaletin limiti belirtilmediğinden TBK.nun 581,583 maddeleri kapsamında geçerli bir kefaletinin olmadığı görüldüğünden mahkemece bu davalı yönünden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE 3-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/11/2019 tarih ve 2015/868 Esas, 2019/1235 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın REDDİNE, B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 6.953,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 6.337,60 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 76.587,52 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE,2-Alınması gereken 2.066,51-TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.012,11-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 12/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.