9. Hukuk Dairesi 2025/9100 E. , 2026/90 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1883 E., 2025/1203 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/303 E., 2024/481 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan…
9. Hukuk Dairesi 2025/9100 E. , 2026/90 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1883 E., 2025/1203 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/303 E., 2024/481 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.01.1996 tarihinden itibaren elektrik teknisyeni olarak olarak ...Dağıtım AŞ'nin (...) asıl işveren olduğu işyerinde dava dışı yüklenici Şirket işçisi olarak çalıştığını, özelleştirmeyle birlikte 31.07.2013 tarihinde işten çıkarıldığını, davalı ... ile dava dışı yüklenici Şirketler arasında muvazaalı ilişki bulunduğunu, Mahkeme kararları ile bu durumun sabit olduğunu, muvazaa iddiası ile müvekkilinin açtığı davasının karara çıkarak kesinleştiğini, ücretlerinin eksik ödendiğini, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen alacaklarının olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan elektrik yardımı, bakım tazminatı, iş güçlüğü tazminatı, sosyal yardım alacağı, ikramiye alacağı ve cumartesi çalışma zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının çalışma şartlarına ilişkin iddiaları ile ücret farkına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, muvazaa tespiti içeren müfettiş raporunun gerçeği yansıtmadığını, mevzuata uygun ihale yapılıp hizmet alımı yapıldığını, sorumluluğun hizmet satın alınan yüklenici firmalarda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... ile yüklenici firmalar arasındaki hizmet alım ilişkisinin muvazaaya dayandığının kabulü ile; davacının yüklenici firmalar uhdesindeki tüm çalışma süresi bakımından işe başladığı tarihten itibaren davalı ...’ın işçisi sayılması gerektiği, davalı işverenlikçe davacının iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispata yarar delilin sunulmaması nedeni ile davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yıllık izinlerin kullandırıldığının ispat yükü davalı işverenlikte olup buna ilişkin ispatın ancak imzalı izin defteri veya buna eş değer belge ile ispat edilmesi gerektiği, davacının Mahkeme huzurunda alınan 24.10.2013 tarihli celsedeki beyanları, mevcut kıdemine ve toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmüne göre davacının 340 günlük yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, davacının 25.02.2013 tarihinde sendika üyesi olduğu ve üye olduğu sendikanın imzalamış olduğu toplu iş sözleşmesi uyarınca sosyal yardım, ikramiye, elektrik yardımı alacakları ile iş güçlüğü tazminatı ve bakım tazminatının bulunduğu, ancak davacı her ne kadar cumartesi çalışma alacağı talebinde bulunmuş ise de cumartesi günleri çalıştığını gösterir bu alacağın varlığını ispata yarar delilin bulunmaması nedeni ile sübut bulmayan bu alacak yönünden ret kararı verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1. Alacakların zamanaşımına uğradığını, 2. Davacının fiilen çalıştığı dava dışı alt işveren şirketler ile davalı ... arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğundan, bu ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığını ve müvekkili Şirkete husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, 3. Davacının 31.07.2013 tarihinde iş sözleşmesinin sona erdirilmediğini, dava tarihinde dava dışı ... Dağıtım ve ... AŞ nezdinde çalışmaya devam ettiğini, fesih işlemi gerçekleşmediğinden davacının işbu davayı açmada hukuki yarar bulunmadığını, 4. Yıllık ücretli izin alacağına ilişkin talebin haksız ve yersiz olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca izinlerin kullandırılmadığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, 5. Davacının, ... işçisi olmadığından ...'ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağını, 6. Alacaklara yasal faiz yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, iş sözleşmesinin feshi, davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin alacağının ispatı ve hesabı ile zamanaşımı ve faiz başlangıç tarihine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacının, davalı ... işyerinde çalışırken muvazaalı olarak çalıştırıldığı, ödenmesi gereken ilave tediye ücretinin ödenmediği, ücretinin emsal kadrolu işçilerden düşük gösterildiği, bu nedenle öncelikle gerçek ücretinin tespiti gerektiği ve işyerinde örgütlü sendika üyesi olarak toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için dayanışma dilekçesi verdiği, dolayısıyla toplu iş sözleşmesi hükümlerinden de yararlandırılması gerektiği iddiası ile İstanbul 5. İş Mahkemesinin 2013/218 Esas sayılı dosyası ile 24.05.2013 tarihinde açmış olduğu davanın Dairemizin 02.06.2015 tarihli ve 2015/15906 Esas, 2015/19997 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesinden geçerek faiz ve elektrik yardımının hesaplanması noktasında bozulduğu ve bozmaya konu yapılmayan ücret seviyesinin davanın açıldığı tarih itibarıyla kesinleştiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 28.02.2013 tarihine kadar ücretinin günlük brüt 52,19 TL olduğunun kabulü ile bu ücret üzerine 15. Dönem Toplu İş Sözleşmesi uygulanmak suretiyle 01.03.2013-31.07.2013 tarihleri arasındaki ücret seviyesi tespit edilerek dava konusu feshe bağlı alacaklar ve 24.05.2013-31.07.2013 tarihleri arasındaki toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacakları hesaplanmıştır. Ancak davacının muvazaaya dayalı taleplerine yönelik ilk açmış olduğu İstanbul 5. İş Mahkemesindeki davada alınan bilirkişi raporunda davacının 01.03.2013 tarihi itibarıyla ücreti günlük brüt 51,38 TL olarak tespit edilmiştir. Ücret seviyesine yönelik bu tespitin artık kesinleştiği görüldüğünden işbu dava konusu alacaklar hesaplanırken davacının 01.03.2013 tarihindeki ücret seviyesinin günlük brüt 51,38 TL yerine 52,19 TL olduğunun kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Davacı tarafça İstanbul 5. İş Mahkemesinde açılan davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava tarihi itibarıyla henüz imzalanmadığından davalı ... ile ... Sendikası arasında bağıtlanan 11.10.2013 imza tarihli ve 01.03.2013-28.02.2015 yürürlük süreli 15. Dönem Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınmadığı anlaşılmakla; yukarıda belirtilen 01.03.2013 tarihindeki 51,38 TL ücrete 15. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nde yer alan iyileştirme ve zamlar da uygulanmak suretiyle uyuşmazlık konusu dönemdeki ücret seviyesinin tespit edilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. İşçinin uzun süre yıllık izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde öngörülen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıllık veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararından sonra davacı asılın yıllık izinlerle ilgili dinlendiği ve "Ben, 1996-2013 tarihleri arasında çalıştığım süre içerisinde kaç gün yıllık izin kullandığımı hatırlamıyorum ancak kullandığım dönemler olmuş olabilir, 2013 yılında özelleştirmeden sonra yıllık izinler düzenli olarak kullanılmıştır, kullandığımı düşündüğüm yıllık izinlerin süresine ilişkin net bir beyan veremiyorum, ..." şeklinde beyanda bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalı işyerinde 18 yılı aşkın çalışması olduğu tespit edilen davacının tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 340 gün olduğu belirlenmiş ve davacının hiç izin kullanmadığı kabul edilerek yıllık ücretli izin alacağının kabulüne karar verilmiştir. Davacı asılın Mahkeme huzurunda vermiş olduğu beyanından, yıllık izinlerin kısmen kullandırıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacının uzun yıllar (18 yıl boyunca) yıllık ücretli izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına da aykırı olduğundan, davacı asılın beyanı, hizmet süresi ve tüm dosya kapsamına göre davacının yıllık izinlerinin yarısını kullandığı kabul edilerek sonuca gidilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.