Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin, işverence İzmir 26. Noterliğinin 05.08.2015 tarihli iş sözleşmesinin fesih ihtarnamesi ile işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması iddiasıyla haksız olarak feshedildiğini, davalı işverenin esas amacının 31
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin, işverence İzmir 26. Noterliğinin 05.08.2015 tarihli iş sözleşmesinin fesih ihtarnamesi ile işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması iddiasıyla haksız olarak feshedildiğini, davalı işverenin esas amacının 31.07.2015 tarihinde Cumaovası İstasyonunda meydana gelen ve bir vatandaşın davacının kullandığı trenin altında kalması olayı nedeniyle iş sözleşmesine son vermek olduğunu, müvekkilinin bu olayda hiçbir kusuru bulunmadığını ileri sürerek davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini; işe iade kararı kesinleşinceye kadar geçecek süre için 4 aylık süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının ve 8 aylık işe başlatmama tazminatının da hüküm altına alınmasını talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı ve davacının işe iadesine karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.