9. Hukuk Dairesi 2025/9060 E. , 2025/10460 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1697 E., 2025/1929 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/84 E., 2025/235 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruş…
9. Hukuk Dairesi 2025/9060 E. , 2025/10460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1697 E., 2025/1929 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/84 E., 2025/235 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin mahiyetten reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.04.2016-21.03.2023 tarihleri arasında muhasebe yardımcı elemanı olarak davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedilmesine rağmen işten çıkış kodunun Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) devamsızlığa ilişkin olan Kod (48) olarak bildirildiğini, davacının bu süreçte hakkı olmasına rağmen işsizlik ödeneğinden de yararlanamadığını ileri sürerek davacının işten çıkış kodunun Kod (4) olarak düzeltilmesini ve kıdem tazminatı ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II-(e) hükmü uyarınca haklı nedenle derhal feshedilerek davacıya ihtarname ile bildirimde bulunulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacak ve tespit davası yargılama esasına göre birlikte yürütülemeyeceğinden esas dosyadan tefrik edilerek işten çıkış kodunun düzeltilmesi yönünden dosyanın işbu esasa kaydedildiği, davacının davalı işyeri bünyesinde muhasebe yardımcı elemanı olarak SGK hizmet dökümü ve taraf beyanlarına göre 18.04.2016-21.03.2023 tarihleri arasında 6 yıl 5 ay 4 gün çalıştığı, işten çıkış nedeninin Kod (48) olarak bildirildiği, davalının davacının devamsızlığına ilişkin belge sunmadığı, 17.03.2023 tarihinde davacının raporlu olduğu, davacı tarafın amirine yönelik bağırdığı ve "siz art niyetlisiniz " dediği şeklindeki durumun somut olarak ispat edilemediği, ayrıca bu hususun haklı nedenle derhal fesih sebebi oluşturacak ağırlıkta bir durum olmadığı, tüm bu nedenlerle işverenin ispat yükünü yerine getiremediği ve işveren tarafından yapılan feshin haksız fesih olduğu gerekçesiyle davacı talebinin kabulü ile 21.03.2023 tarihli SGK işten çıkış kodunun Kod (4) olarak değiştirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının SGK çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkin olduğu, davacının davalı işveren nezdinde 6 yıl 5 ay 4 gün süreyle muhasebe bölümünde çalıştığı, mevcut dosya ve tefrik edilen işçilik alacaklarına dair yargılamanın yapıldığı ... Batı 6. İş Mahkemesinin 2023/2 28... /366 Karar sayılı dosyası da birlikte değerlendirildiğinde delil durumuna göre iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiğinin kanıtlanamadığı ve böylece İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili Şirketin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, 2. Mahkeme tarafından feshin geçersizliği ve haksızlığı ispatlanmamasına karşın bu yönde hüküm kurulmuş olup bu hususun açıkça hukuka aykırı olduğunu, 3. Davacı işçinin iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II- (e) hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, bu durumun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, 4. Müvekkili Şirket nezdinde çalışanlara psikolojik taciz (mobbing) uygulanması gibi bir durum söz konusu olmayıp davacı tarafın da kendisine karşı sistematik bir baskı oluşturulduğuna ilişkin delil sunamadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin dava ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini içeren alacak davası birlikte açılmış olup, Mahkemece çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin dava, alacak davasından tefrik edilerek yapılan yargılama sonucunda çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. ... Batı 6. İş Mahkemesinin 2023/228 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan kıdem ve ihbar tazminatına yönelik davanın henüz kesinleşmediği anlaşılmış olup iş sözleşmesinin sona erme şeklinin söz konusu dava dosyası ile kesinleşeceği dikkate alındığında, işçilik alacaklarına ilişkin davanın işbu dosya bakımından bekletici mesele yapılması gerekmektedir. Bu husus dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. DEĞİŞİK GEREKÇE Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedilmesine rağmen işten çıkış kodunun SGK'ya devamsızlık olarak bildirildiğini, bu hususun davacının gelecek iş yaşantısına zarar vermesinin kaçınılmaz olduğunu, ayrıca davacının bu süreçte iş aradığını ve hakkı olmasına rağmen işsizlik ödeneğinden de yararlanamadığını ileri sürerek davacının işten çıkış kodunun Kod (4) olarak düzeltilmesini talep ederek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı iş sözleşmesine haklı nedenle son verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkin işbu dava kıdem ve ihbar tazminatı istemli alacak davasından tefrik edildikten sonra Kod (48) olan çıkış kodunun Kod (4) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin dava ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini içeren alacak davası birlikte açılmış olup Mahkemece çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin dava, alacak davasından tefrik edilerek yapılan yargılama sonucunda çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın, kural olarak SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından iş sözleşmesinin sona erme sebebi konusunda yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır. 6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977). Davacı işçi; ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi talepli davadan tefrik edilen somut davada, işten çıkış kodunun düzeltilmesini istemiştir. İşçinin kıdem ve/veya ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine ilişkin mahkeme ilâmı ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Belirtilen şekilde işçinin SGK’ya mahkeme kararını ibraz ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur. Kesinleşmiş işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatına ilişkin bir mahkeme kararına ya da arabuluculuk anlaşma tutanağı yahut anlaşma belgesine rağmen SGK'nın çıkış kodunu düzeltmemesi hâlinde, SGK'yı işlem yapmaya zorlayıcı bir karar için açılacak davanın ise SGK'ya yöneltilmesi gerekir. Zira böyle bir durumda; fesih sebebinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkeme kararının, anlaşma tutanağının veya anlaşma belgesinin gereğini yerine getirmemiş olan, adı geçen Kurum olacaktır. Diğer yandan işbu davada güncel hukuki yarar işsizlik ödeneğinin alınabilmesini sağlamak olarak ifade edilmiştir. Türkiye İş Kurumunun 2020/1 sayılı Genelgesi uyarınca işçi; fesih bildirimine ilişkin belgeler, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini gösteren bordro, banka dekontu, arabulucu tutanağı, ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını belirten veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer veren kesinleşmiş mahkeme kararı gibi somut belgelerle Türkiye İş Kurumuna başvurarak işsizlik ödeneğinin ödenmesini isteyebilir. Türkiye İş Kurumunun anılan Genelgesi uyarınca davacının ihbar ve kıdem tazminatının hüküm altına alınması istemiyle açtığı bu davanın sonucuna göre işsizlik ödeneğini alabilme imkânı vardır. Diğer bir ifade ile iş sözleşmesinin davacı tarafından feshinin haklı nedene dayandığının tespitine göre işsizlik ödeneği talep edilebilecektir. Davacı işten çıkış kodunun düzeltilmesi talebiyle açtığı bu dava ile elde etmek istediği sonuca ihbar ve kıdem tazminatına ilişkin dava sonucunda verilecek karar ile ulaşabilmektedir. Hâl böyle olunca, işten çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin inceleme konusu davanın açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığı açıktır. Açıklanan nedenlerle kararın, davanın açılmasında güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle bozulması görüşünde olduğumuzdan farklı sebeple bozulması yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.