T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/357 Esas KARAR NO : 2025/1690 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2021 NUMARASI : 2021/181 Esas, 2021/845 Karar DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/357 Esas KARAR NO : 2025/1690 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2021 NUMARASI : 2021/181 Esas, 2021/845 Karar DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında "... ..." sözleşmesi imzalandığını, davalının Temmuz-Kasım 2018 dönemine ait fatura bedellerini ödediğini, ancak Aralık 2018 dönemine ilişkin olarak yapılan çalışma sonucu 78.080,00 TL+KDV olmak üzere toplam 92.134,40 TL tutarındaki faturanın ödenmediğini, taraflarca bu faturaya ilişkin olarak karşılıklı iade faturaları ile ihtarnamelerin gönderildiğini, ancak fatura bedelinin ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine karşı davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin 13. Maddesi gereğince davada İstanbul Mahkemeleri yetkili olacağından davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin davacı tarafından Aralık 2018 hizmet bedeline ilişkin düzenlenen 01.02.2019 tarihli faturayı kabul etmeyerek 28.02.2019 tarihinde iade faturası düzenlediğini, ardından davacı şirketin aynı hizmet dönemine ilişkin hatalı faturayı tekrar 01.12.2019 tarihinde düzenlediğini, müvekkilinin yine faturayı kabul etmeyerek 01.12.2019 tarihinde iade faturası düzenlediğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi uyarınca üçer aylık dönemlerde mutabakat sağlanmasının ödeme için ön koşul olarak kararlaştırıldığını, takibe konu fatura açısından bir mutabakat sağlanmadığından davacının ödeme talebinde bulunamayacağını, davacı şirketin faturalamalardan önce taşeron iş tanımı ve hizmet formu ibraz etmediğini ve bu belgeleri müvekkili yetkililerine onaylatmadığını, davacının bu hususu ispat edebilecek hiçbir delili sunamadığını, davalının müvekkiline sözleşmeye aykırı şekilde usulsüz faturalar düzenlendiğini, çalışmamış işçileri çalışmış gibi göstererek puantaj kaydı hazırladığını ve buna göre düzenlediği faturaları haksız şekilde tahsil ettiğini, faturaya konu alacak iddiasına karşı takas mahsup definde bulunduklarını, taraflar arasında imzalanan delil sözleşmesi ile müvekkili şirketin kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan delillere ve iddialara muvafakatlerinin bulunmadığını belirterek davanın reddi ile itiraz edilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın 2018 Aralık ayı hakediş faturasının ödenmemesinden kaynaklandığı, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, 2019 yılına devreden 161.778,09 TL davacı alacağı bakımından her iki tarafın ticari defterlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve teklif formları ile ödemelerin neye istinaden yapılacağı kararlaştırılmış olmakla, bu kapsamda yapılan hesaplamaya göre davacının Aralık ayı puantaj tablosuna göre, 15 gün L3 eleman ile 30 gün L1 elemanın çalıştırılması karşılığı toplam 47.790,00 TL tutarında alacak talebinde bulunabileceği, davacı tarafça 2018 Aralık ayına ilişkin olarak düzenlenen faturada yemek ve iş güvenliği uzmanı masraf bedellerinin de eklenmiş olduğu görülmekle, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.3 maddesinin açık hükmü uyarınca davacının iş güvenliği uzmanı bedelini davalıdan talep edemeyeceği, yemek bedelinin faturaya dahil edileceğinin ise taraflar arasındaki sözleşme ve teklif formlarında yer almaması nedeniyle istenemeyeceği, davacının 2019 yılında düzenlemiş olduğu bir kısım faturaların bedelinin fazla olduğu bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilmiş ise de, rapor uyarınca ilgili faturaların taraf ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olmaması ve davalı tarafça bu faturalara istinaden ödeme yapılmaması nedeniyle uyuşmazlık konusu dışında olan davaya konu faturadan sonraki döneme ilişkin araştırmanın somut olaya katkısının olmayacağı ve aynı gerekçe ile davalı tarafça takas mahsup definde bulunulamayacağı, davalı şirketin davacı tarafça gönderilen faturaların iadesi amacıyla gerçek bir mal teslimi olmaksızın düzenlediği mal satış faturalarına dayanarak da alacak elde edemeyeceği, böylece takasın en önemli koşulu olan karşılıklı muaccel bir alacağın varlığının somut olayda sağlanmadığı gibi mahsup edilmesi gerekli bir meblağın da bulunmadığı, 2018 yılı içinde düzenlenmekle hem davacı tarafın ticari defterlerinde hem de davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmakla en nihayetinde itiraz edilmeksizin ödenen faturalar bakımından HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacının alacağının varlığının sabit olduğu, ödenmiş olan bu faturalar sebebiyle davalının sonradan itirazda bulunmasının haklı olmadığı, davalının söz konusu faturalara süresinde yapmış olduğu itiraz ya da iade faturası bulunmadığından faturaların içeriğinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunun kabul edilmesi gerektiği gibi bir yıl gibi uzun bir süreç boyunca kesilen faturalar üzerine ödeme yapılması suretiyle devam eden ticari ilişkide tarafların zımnen yemek bedeli, temizlik malzemesi, bolt bedeli gibi kalemlerin de davalı tarafça ödeneceği konusunda anlaştıklarını gösterdiği, aksi düşüncenin davalı tarafın basiretli tacir olarak davranması gerektiği ilkesine aykırı olacağı, böylece bedeli ödenmekle süresinde itiraz ve iade edilmeyen faturalar hakkında da davalının takas ve mahsup definin yerinde olmadığı, takip faturaya dayanmakla likit olan alacağa istinaden başlatılan takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 29. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 47.790,00 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacak 47.790,00 TL'ye takip tarihinden itibaren takipte belirtilen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın %20'si oranındaki 9.558,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemece alınan bilirkişi raporunda, "davacının iddialarının yerinde olduğunun kabulü halinde; ödeme emri tarihinde davacının davalıdan (92.134,40 TL-30.231,60 TL= 61.902,80 TL alacağının olacağı" ifadelerine yer verildiğini, ancak mahkeme tarafından bu tutardan daha az bir tutara hükmedildiğini, bu sebeple ...'ye ödenen ücret ile yemek ücreti yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece aksi yönde verilen kısmen red kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilemesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı şirketin tuttuğu puantajların gerçeğe aykırı olduğunun bilirkişi raporu ile ispatlandığını, bu kapsamda müvekkilinin faturayı iade etmesinin ve takas mahsup defini ileri sürerek ödeme yapmamasının doğru olduğunu, davacı şirket tarafından yapılan teklifte işçi başına faturalanacak bedelin açıkça belirtildiğini, bunun haricinde bir faturalama yapılacağına dair hiçbir kaydın konulmadığını, davacı şirketin aylar boyunca haksız yere yemek ücreti, yaşam halat tutucu, bolt gibi bedelleri müvekkiline yansıttığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve teklifte yer almayan yemek ücretleri gibi sair giderlerin de haksız yere faturalandığının bilirkişi tarafından tespit edildiğini, kaldı ki taraflar arasında imzalanan delil sözleşmesi ile müvekkili şirketin kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunu, faturalardaki farkların hem çalışmayan personelin çalışmış gibi gösterilerek puantaj hazırlanmasından hem de farklı birtakım maliyetlerin de faturalara eklenmesi neticesinde oluştuğunun tespit edildiğini, davacı şirket yetkililerinin 15.370,00 TL yemek masrafı ve 7.000,00 TL yaşam halat tutucu masrafını faturalara eklendiğini, fakat bu masrafların müvekkili tarafından karşılanacağına dair hiçbir anlaşmanın yapılmadığını, 2018 yılı yevmiye defterinin kapanış kaydının bulunmaması sebebiyle usulüne uygun olmadığı tespit edilmesine rağmen mahkemece 2018 yılı faturasına ilişkin alacak iddiasında davacının kayıtları esas alınarak çelişkiye düşüldüğünü, davacının iddialarının yerinde olduğu varsayımında davacının müvekkilinden 61.902,80 TL tutarında alacağı olacağı yönündeki hesaplamanın tamamen hatalı olduğunu, davacı şirketin hem müvekkili hem de ...'ın kayıtlarından fazla işçi çalışmış gibi faturalama yaparak sözleşme kapsamında olmayan birtakım bedelleri faturalara eklediği ispat edilmiş iken halen davacı kayıtlarına itibar edilemeyeceğini, dolayısıyla bilirkişinin de hesapladığı üzere davacının müvekkiline 139.971,60 TL tutarında fatura düzenlediği, müvekkilinin de davacı şirketten 47.837,20 TL alacağı bulunduğunu, TTK 21. maddesi uyarınca faturalara itiraz edilmeksizin birtakım ödemeler yapıldığından bahisle bu tutarların faturalandırılmasının zımnen kabul edildiği yönünde haksız bir değerlendirme yapıldığını, fakat TTK 21 maddesinin bir karine teşkil ettiğini, aksinin her zaman ispatlanabileceğini, davacının alacak iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu alacağın varlığı kabul edilse dahi bu alacak miktarının yargılamayı ve hesaplamayı gerektirmesi nedeniyle davacının talepleri belirlenebilir ve likit olmadığından müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilemesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesi gereğince fatura alacağının takibe konulması üzerine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacının 18.06.2020 tarihli 92.134,40 TL bedelli "Aralık 2018 ayından kalan hak ediş hizmet bedeli" açıklamalı e-faturaya dayalı ilamsız icra takibinde bulunduğu, 92.134,40 TL asıl alacak ve 249,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 92.384,30 TL üzerinden takibin başlatıldığı, alacağın tahsil tarihine kadar yasal faiz talebinde bulunulduğu, ödeme emrine karşı davalı tarafından borca ve ferilerine itiraz edildiği, dosyada itirazın davalıya tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanılmadığından iş bu itirazın iptali davasının yasal bir yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davada önce Ankara 6. ATM 2020/427 E. 2020/762 K. Sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verilmiş olup kararın kesinleşmesi üzerine yasal süresinde davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın İstanbul ATM ye gönderilmesi talep edilmiş olup mahkemenin yukarıda yazılı esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.08.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda; tüm dava dosyası, taraflar arasından akdedilen sözleşme, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, hizmet alım sözleşmesi kapsamında 2018/Aralık dönemine ilişkin olarak düzenlenen fatura miktarından davacının alacaklı olup olmadığı, bu dönem ve öncesinde düzenlenen puantajların ve buna uygun düzenlenen faturaların gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı, işçilik, yemek ve sair masrafların kimin üzerinde olması gerektiğinin tespit edilmesi hususlarında toplandığı, davacı şirketin, 2018 takvim yılına ait kanuni defterlerinin HMK'nun 222/4 maddesi hükümlerine göre aleyhine teşkil ettiği, 2019 takvim yılına ait kanuni defterlerinin HMK'nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, davacı ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre davacının davalıdan ödeme emri tarihinde 92.134,40 TL alacağının olduğu, davalı şirketin 2018-2019 takvim yılına ait kanuni defterlerinin HMK'nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, davacı ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, taraflar arasında 02.9.2016 tarihinde Taşeron Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeye ek olarak 12.07.2018 tarihinde davalı tarafından davacıya İzmit ... Tesisinde bulunan ofislerin dış cephe camlarının temizlenmesi işi ile ilgili bir teklif verildiği, bu teklifin kabul edilerek işe bağlandığı, bu teklife ait hükümlerde:1-Personelin tüm özlük hakları ve başta 4857 sayılı ve iş güvenliği ile ilgili yasalar olmak üzere mevzuattan kaynaklanan tüm işçi sorumluluklarından da münferiden sorumlu olacağı, yani iş güvenliği uzmanının sgk prim ödemelerinin tamamen davacı üzerinde kalacağı, 2-Personel sahaya ulaştıktan sonra mesainin başlamış kabul edileceği, personellerin fazla mesai yapması durumunda yasalarca belirlenmiş fazla mesai ücretleri uygulanacağı, iple erişim personeli iş sahasına ulaştıktan sonra güvenli çalışma koşullardan bir ya da birkaçının oluşması durumunda personelin işi koşulsuz olarak durdurma hakkı doğacağı, bu durumun personellerin yevmiyesine yansıtılamayacağı, öğle tatilinin 1 saat olacağı, işe başlandıktan sonra yüklenici kaynaklı olmayan iş sahasındaki organizasyon eksikliği, çalışma yapılacak yüzeyin uygun olmaması, hava şartlarının değişmesi vb. gibi nedenler ile iş durur ya da durdurulur ise bu durumun personelin yevmiyesine yansıtılamayacağı, 3-Teklif Bedelinin: Her Bir L3 Personel için: 1.200 TL + KDV/Adam Gün, L1 Personel için: 750 TL + KDV/Adam Gün olarak belirlendiği, sözleşme hükümlerine göre davacının çalıştırdığı elemanların iş güvenliğini kendisinin sağlayacağı, yemek bedelini kendisinin üstleneceği, davalının ise davacının çalıştırdığı işçilerin çalıştığı günlere ilişkin yevmiyelerini sözleşmeye uygun bir şekilde ödeyeceği, çalışma esnasında hava durumu ve sair nedenlerden dolayı işin durması durumunda yevmiyenin kesilmeyeceği, tam gün olarak ödeneceği, ayrıca işin dış cam temizlik işi olması sebebiyle davalının temizlik işi ile ilgili giderlerden ayrıca sorumlu olması gerektiği, sözleşme hükümlerine göre davacının dava dosyasına sunmuş olduğu, faturalar ve davalıya e-mail yoluyla göndermiş olduğu puantajlar, neticesinde; raporun 4. maddesinin 1. bendine göre davacının davalıya 2019/9. Ayda 4.649,20 TL, 2019/10. Ayda 2.796,60 TL, 2019/11. Ayda 3.044,40 TL, 2019/12. Ayda 19.741,40 TL anlaşma harici fatura düzenlediği, toplamda KDV dahil (4.649,204 + 2.796,604 + 3.044,404 + 19.741,40) 30.231,60 TL fazladan fatura düzenlediği, yine davalının sözleşme hükümlerine göre dava dosyasına sunduğu puantajlar neticesinde; bu raporun 4. maddesinin II. bendine göre davacının davalıya 2019/Temmuz Ayında 30.444,00 TL, 2019/Eylül Ayında 16.508,20 TL, 2019/Ekim Ayında 28.284,60 TL, 2019/Kasım Ayında 20.390,40 TL, 2019/Aralık ayında 44.344.40 TL fazladan fatura düzenlediği, toplamda çalışma döneminde davacının davalıya (30.444,00 TL + 16.508,20 TL + 28.284,60 TL + 20.390,40 TL + 44.344,40 TL) 139,971,60 TL fazla fatura düzenlediği, mahkeme tarafından davacının iddialarının yerinde olduğunun kabulü halinde; ödeme emri tarihinde davacının davalıdan (92.134,40 TL - 30.231,60 TL) 61.902,80 TL alacağının olacağı, aksi takdirde davacının davalıya (139.971,60 TL - 92.134,40) 47.837,20 TL borcunun olacağı sonucuna ulaşıldığı yönünde görüş bildirilmiştir.2018 yılı Aralık ayına ilişkin ilk düzenlenen 01.02.2019 tarihli faturanın davalı tarafından 28.02.2019 tarihinde davacıya iade edildiği, daha sonra aynı bedelli 04.11.2019 tarihli faturanın davalı tarafından davacıya 01.12.2019 tarihinde iade edildiği, daha sonra davacı tarafından 18.06.2020 tarihli tarihli takibe konu faturanın davacı tarafından yeniden düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalı tarafından bu faturanın tekrardan 30.06.2020 tarihinde davacıya iade edildiği, davacı tarafından da tekrardan 28.07.2020 tarihinde davalıya noterden ihtarname gönderilerek faturaya itiraz edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin "Hesap Mutabakatı ve Ödeme" başlıklı 8. maddesine göre, tarafların her 3 aylık dönemin bitiminden itibaren 15 gün içinde hesap mutabakatı yapacağı, mutabakat yapılmaması veya hesaplarda mutabık kalınmaması hallerinde davalının ödeme yapıp yapmama hakkının saklı tutulduğu, mutabık olunmaması halinde davacının ödeme talebinde bulunamayacağı ve ödeme yapılmaması halinin bu durumda gecikme veya sözleşmenin ihlali olarak yorumlanamayacağı, ayrıca bu dönem için faiz talep edilemeyeceği, taraf hesaplarında uyuşmazlık olması halinde ise davalı defter ve kayıtlarının HMK 193. madde anlamında kesin delil hükmünde olacağının kabul edildiği anlaşılmıştır."Sözleşmenin Konusu" başlıklı 3. maddesinde, davalının faaliyet ve çalışma alanı içerisinde yer alan bina, depo, otopark ve davalı müşterilerinin işyerlerindeki temizlik işlerinin davacı tarafından davalının belirleyeceği prensipler çerçevesinde ve davalı yöneticilerinin yapacağı denetim ve gözetim altında yapılması olarak belirlendiği, iş bu sözleşmenin “Genel Çerçeve Sözleşmesi” olduğu, her bir iş için özel şartları içeren ayrı ayrı “Taşeron İş Tanımı Ve Hizmet Formu” düzenlenerek imzalanacağı düzenlenmiştir."Sözleşmenin İşin Süresi ve Fiyat" başlıklı 6. maddesi uyarınca da, taraf yetkililerinin karşılıklı görüşme ve iş keşfi sonrası, Hizmet'in süresini, fiyatını ve işbu çerçeve sözleşmeyle birlikte uygulanacak özel koşullarını belirleyen Taşeron İş Tanımı Ve Hizmet Formu'nu doldurarak imzalayacakları, sözleşme aşamasında belirlenen fiyattan farklı bir durum ortaya çıkarsa puantaj ve değişikliğin açıklandığı bir rapor ile davalı yetkilisinin onayı halinde Hizmet’e ait faturanın kabul edileceği düzenlenmiştir.Dosya kapsamındaki belgelerden davacı tarafından davalıya gönderilen takibe konu faturanın davalı tarafından kabul edilmeyerek ödenmediği, davacı şirketin fatura düzenlemeden önce taşeron iş tanımı ve hizmet formunu ibraz etmediği ve bu belgeleri davalı şirket yetkililerine onaylatmadığı, sözleşmede belirlenenden farklı bir durum ortaya çıktığı halde puantaj ve değişikliğin açıklandığı bir rapor ile davalı yetkilisinin onayının alınmadığı, taraflar arasında bedel konusunda mutabakat sağlanmadığı, sözleşmeye göre mutabık olunmaması halinde davacının ödeme talebinde bulunamayacağı, ayrıca bu dönem için faiz talep edilemeyeceği, taraf hesaplarında uyuşmazlık olduğundan davalı defter ve kayıtlarının HMK 193. madde anlamında kesin delil hükmünde olacağı, dolayısıyla mahkemece davalının kayıtlarına göre Aralık 2018 dönemi için bilirkişi tarafından belirlenen 47.790,00 TL hizmet bedelinin davalı tarafından ödenmesi gerektiği yönündeki tespitin yerinde olduğu anlaşılmıştır.İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup dava konusu sadece takibe konu fatura olduğundan, davalının tüm cari hesap ilişkisi yönünden takas mahsup talebi bu davada değerlendirilemeyeceğinden davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/181 Esas, 2021/845 Karar sayılı ve 30/11/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça maktu ve nispi olarak peşin yatırılan toplam 816,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 200,73 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/12/2025