T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:26/12/2025 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARIN…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:26/12/2025 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; ... Yapı Kooperatifi'nin Kumluca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 29.04.2019 tarih ve ... sayılı tasdiknamesi ile 29.04.2019 tarihinde tasfiyeye girmiş olduğunu, tasfiye memurları olarak 29.04.2019-10.04.2022 tarihleri arasında sınırlı olmak üzere, ortaklardan ..., ... ve ...'in atanmış olduğunu, 10.04.2022 tarihinden itibaren tasfiye memuru kalmadığından tasfiyenin sonuçlanamadığını, buna göre olayda tasfiye memurlarının 29.04.2019- 10.04.2022 tarihleri arasında olmak üzere belirli bir süre ile sınırlı olarak tasfiye memuru olarak seçildiği anlaşılmakta olup sürenin bitiminde tasfiye memurluğu görevinin sona erdiğini, bu durumda tasfiye memurunun kalmaması durumu da göz önüne alındığında Türk Ticaret Kanunu'nun 536 ncı maddesinde bu yetkinin yönetim kuruluna geçtiğinden Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere ilgili mahkemeden tasfiye memuru atanması için de talepte bulunulduğunu beyanla öncelikle tedbir taleplerinin kabulü ile; tedbiren ve tensiple esas hakkında karar verilinceye kadar geçerli olmak üzere Mahkemece belirlenecek kayyım heyeti/ tasfiye memuru atanmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekilinin talebinin esası çözer nitelikte olduğu, davanın yargılamayı gerektirdiğinden tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir taleplerinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak Kanunun öngördüğü tüm şartların gerçekleşmiş olduğunun kabulü ile dava sonuçlanıncaya kadar Mahkemece belirlenecek bir kişinin ya da heyetin tasfiye memuru olarak atanması gerekirken aksi yönde ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olmadığını, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile Mahkemece belirlenecek kişi veya kişilerin dava sonuçlanıncaya kadar tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, somut olayda tedbiren tasfiye memuru atanmasına ilişkin talebin dava sonunda elde edilecek faydayı sağlayacak nitelikte olduğundan bahisle reddine karar verilmesinin yerinde olmasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.31/03/2026 ...