T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1967 - 2026/159 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1967 KARAR NO : 2026/159 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2024/430 Esas İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN/DAVACI : ... (T.C.…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1967 - 2026/159 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1967 KARAR NO : 2026/159 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2024/430 Esas İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN/DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ EDEN/ FERİ MÜDAHİL : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Genel Kurul Kararının İptali İstemli TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 09/09/2024 KARAR TARİHİ : 02/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile diğer bir hissedar ve yönetim kurulu üyesi olan ..., davalı Bufala Süt Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.'nin ortakları olduğunu, şirketin kuruluş sermayesi 500.000,00-TL ve sermayenin her birisinin 10.000,00-TL değerinde 50 paya ayrıldığını, davacının toplam 250.000,00-TL değerinde 25'er adet paya sahip olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren her iki ortağın arasında eşit hissedarlık ilkesinin mevcut olduğu ve bu suretle ortaklık yapısının taraflar arasında %50-%50 şeklinde bulunduğu şirket kayıtlarıyla sabit olduğunu, taraflar arasında eşit hissedarlık ilkesi mevcut olmasına rağmen, 2018 yılı Olağan Genel Kurul toplantısının yapıldığı 29.03.2019 tarihinde, şirket sermayesinin 500.000,00-TL'den 1.500.000,00-TL'ye artırılmasına gündemin 8. maddesi gereğince karar verildiği ve sermaye artışının ise "… artırılan 1.000.000,00-TLlik sermayenin 29.03.2019 tarih ve SMMM 2019-01 Sayılı SMM raporuyla tespit edilen şirket bilançosunda kayıtlı ortakların alacaklarından karşılanması suretiyle..." şeklinde yapılmasına karar verildiğini, davacının taraflar arasında mevcut eşit hissedarlık ilkesi gereğince arttırılan 1.000.000,00-TLlik sermaye bedelinin ½ oranında her iki hissedar tarafından karşılanacağını zannedilmiş ise de, Genel Kurul Tutanağında zikredilen 29.03.2019 tarih ve SMMM 2019-01 Sayılı SMMM Raporunda; "Ortaklardan ... 560.000,00-TL, ... ise 440.000,00-TL şirketten alacaklı olduğu bu miktarların sermaye artırımında takas edilmesi sonrası yeni ortaklık sermayesinin 810.000,00-TLlik kısmının davalı ..., 690.000,0-TLlik kısmının ise müvekkil ... ait olduğunun belirtildiği" görüldüğünü, davacının hiçbir şekilde haberi olmadığı bu SMMM raporuna istinaden taraflar arasındaki eşit hissedarlık ilkesinden ayrılınarak, davacı aleyhine olacak şekilde davalı tarafın hissedarlık oranı hukuka aykırı şekilde sahtecilikle yükseltildiğini, söz konusu SMMM Raporu hiçbir şekilde müvekkiline gösterilmediğini ve Genel Kurulda içeriği dahi okunmadığını, 29.03.2019 tarihli 2018 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantında gerçekleştirilen söz konusu sermaye artış işlemlerine dair esasen sermaye artışı için olmazsa olmaz zorunlu bir unsur olarak mevcudiyeti gerekli olan dilekçeleri ekinde EK-1 olarak sunulu "Yönetim Kurulu Beyanı" ve yine dilekçeleri ekinde sermaye artış işlemlerinin tamamlanması amacıyla sicile verildiği anlaşılan EK-2 olarak sunulu "Yönetim Kurulu İştirak Taahhütnamesi" isimli belgede de, müvekkili aleyhine imza sahteciliği yapılmak suretiyle, davacının eşit hissedarlık hakkı kötü niyetle ihlal edilecek şekilde sahte belge düzenlendiği açıkça görüldüğünü, adı geçen Yönetim Kurulu Beyanı ve Yönetim Kurulu İştirak Tahhütnamesindeki imzalar hiçbir şekilde müvekkiline ait olmadığı gibi, davalı taraf ile mevcut yargılamaya konu olan uyuşmazlıklarda bu konu bizzat davalı tarafça ve söz konusu hukuka aykırı işlemleri gerçekleştiren diğer bir hissedar ... tarafından da açıkça ikrar edildiğini, davalı taraf, davacıya ait imzanın Yönetim Kurulu Beyanı ve İştirak Taahhütnamesinde bulunmamasının bir butlan sebebi olmayıp, iptal edilebilirlik sebebi olduğunu ileri sürmüş ve halen derdest olan Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesinin 2024/636E. ve 2024/857K. sayılı dosyasına konu dava dosyasında bu hususu açıkça beyan ve kabul ettiğini, sermaye artışına esas olan ve olmazsa olmaz (zorunlu) unsurlardan biri olan "Yönetim Kurulu Beyanı" ve Yönetim Kurulu İştirak Taaahhütnamesi"ndeki ortaklara ait imzaların sahte atılmış olduğu açıkça kabul edildiğini, Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesinin 2024/636E. ve 2024/857K. sayılı dosyasına konu dava dosyasında adı geçen 29.03.2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan sermaye artışına ilişkin kararın iptali amacıyla "Genel Kurul Kararının İptali" davası açılmış olduğunu ve anılan dava dosyası derdest olduğunu, 29.03.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında gündemin 8. maddesiyle tarafların ortağı olduğu şirketin esas sermayesinin 500.000,00-TL'ndan 1.500.000,00-TL'na çıkarılmasına karar verildiğini, bu sermaye artışı kararına esas teşkil edecek olan TTKnun 457. maddesi gereğince alınması gerekli olan Yönetim Kurulu Beyanı ile sicile sunulmasına ilişkin İştirak Taahhütnamesinin sahte imzalar atılmak suretiyle oluşturulduğu son derece açık olduğunu, davacı o tarihte adı geçen belgeye hiçbir şekilde imza atmadığını, davacının imzası taklit edilmek suretiyle sahte imza atılmak suretiyle bu belge oluşturulduğunu, davacının imzasını taşımayan bu belge yokluk veya butlanla sakat olduğunu, Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesinin 16.05.2024 tarihli 2024/636E. ve 2024/857K. sayılı gerekçeli kararında, davaya konu belgelerdeki imzaların davacı ile ... ait olmaması sebebiyle Yönetim Kurulu kararının yok veya butlanla sakat olduğu gerekçeli kararda açıkça belirtildiğini, Kocaeli CBSnın 2021/27800Sor. ve 2023/17254 sayılı KYOK kararına konu olan şikayet dilekçesi üzerine adı geçen Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesiyle de, dava konusu belgelerdeki imzaların davacı ile diğer bir hissedar ve yönetim kurulu üyesi olan ... eli ürünü olmadığı açıkça tespit edildiğini, dava konusu olan yönetim kurulu beyannamesi ve sicile sunulan yönetim kurulu iştirak taahhütnamesi ve daha sonrasında bu belgelere dayalı olarak yapılan tüm işlemler butlanla sakat veya yok hükmünde olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle haklı ve hukuka uygun davalarının kabulünü, dilekçeleri ekinde sunulu sahtecilikle düzenlenmiş olan yönetim kurulu beyannamesi ve ayrıca sermaye artış işlemlerinin tamamlanması amacıyla sicile sunulan yine imza sahteciliğiyle düzenlendiği sabit olan iştirak taahhütnamesi ve bu belgelere dayalı sermaye artırım işleminin ve daha sonrasında bu belgelere dayalı olarak yapılan tüm işlemlerin butlanının (kesin geçersizliğinin) veya yokluğunun tespitini, yönetim kurulu beyannamesinin ve ayrıca sermaye artış işlemlerinin tamamlanması amacıyla sicile sunulan yine imza sahteciliğiyle düzenlendiği sabit olan iştirak taahhütnamesinin ve bu belgelere dayalı sermaye artırım işleminin ve daha sonrasında bu belgelere dayalı olarak usulsüz bir şekilde yapılan tüm işlemlerin butlanının (kesin geçersizliğinin) veya yokluğunun tespitine dair verilen kararın ilgili kocaeli ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine, her yönüyle usule, yasaya aykırı ve sahtecilikle alınan sicilde 12.04.2019 tarih ve 9808 sayı ile tescil edilen sermaye artırım kararı başta olmak üzere bu belgelere dayalı olarak yapılan diğer tüm işlemler ile ilgili olarak mahkemece HMK md 389 gereği ihtiyati tedbir mahiyetinde olmak üzere mahkeme huzurunda ikame edilen işbu davada verilen hüküm kesinleşinceye kadar işlem yapılmasının durdurulmasına, bu belgelerle yapılan işlemlerin durdurulması ve devam edilmemesi amacıyla ticaret sicil müdürlüğüne ve ilgili tüm yerlere yazı yazılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 10/09/2024 tarihli ara karar ile; " ... 1- Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile, -Takdiren ölçülülük ilkesine göre belirlenen 100.000,00-TL tutarındaki nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi, yahut aynı tutarda banka teminat mektubunun mahkememize ibraz edilmesi kaydıyla davalı şirkete ait 29/03/2019 tarihli Genel Kurul Kararı gereği sermaye artımına ilişkin olarak düzenlenen ''Yönetim Kurulu Beyanı'' ile ''Yönetim Kurulu İştirak Taahhütnamesi'' nin ihtilaflı olmaları nedeniyle bu hususta yeniden karar verilene kadar herhangi bir işlemde dikkate alınmamalarına, bu hususta Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve davalı şirkete müzekkere yazılmasına ... " karar verilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden feri müdahil ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; davacının 29/03/2019 tarihli genel kurul kararının butlanına dair karar verilmesini talep ettiğini, genel kurul kararının iptali ile müvekkiline ait hisselerin alınarak kendi davalıya verilmesini amacı olduğunu, davalı şirketin pasif durumda olduğunu, davacı tarafın açmış olduğu davanın sonunda lehe karar alması durumunda şirkette sahip olduğu hisselerin bir bölümü elinden alınacak olan davalının bu davanın gerçek davalısı olduğu da herhangi bir yorumu gerektirmeyecek durumda olduğunu, HMK 66. maddesi hükmü uyarınca daha önce mahkemeye feri müdahale isteminde bulunulduğu mahkemece bu talebin olumlu karşılandığı ve davalının feri müdahil olarak yargılamaya katılımı sağlandığını, davalı HMK 66.maddesi açık hükmü uyarınca davalı Bufala Süt Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. yanında davaya katılıp, feri müdahale talebinde bulunmuş ise de, davacı tarafın, haksız ve hukuka aykırı şekilde şirket vekilinin azline yönelik usuli işlem yapmış olması ve mahkeme dosyasındaki yargılama konusunun yukarıda belirtilen nedenlerle doğrudan davalının, iptali istenen 29.03.2019 tarihli genel kurul kararı sonrasında sahibi olduğu hakların elinden alınmasına yönelik olması nedeniyle HMK 65. maddesi hükmü uyarınca asli müdahale talebinde bulunduklarını, açılan davanın öncelikle derdestlik nedeniyle reddine dair hüküm kurulmasını talep ettiklerini, davacı ... tarafından, Kocaeli Asliye 2.Ticaret Mahkemesi 2020/463 E sayılı dosyadan açılan davada (diğer sebeplerin yanında yönetim kurulu beyanının ve iştirak taahhütnamesinin sahte olduğu iddiası ile Bufala Süt Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne dava açtığını, açılan dava tarihinde iş bu dava derdest durumda olduğunu, öncelikle HMK 114-115. maddeleri hükmü uyarınca olumsuz dava şartının varlığı (derdestliğin varlığı) nedeniyle davanın esası hakkında inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesini, açılan davanın, kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini, mahkemece 2 nolu oturumda verilen ara kararı ile sonucu beklenen Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi 2024/636 E, 2024/857 K sayılı dosyadan verilen karara karşı (29.03.2019 tarihli sermaye artırımına dair genel kurul kararının geçersizliği isteminin reddine dair karara karşı) ... tarafından yapılan temyiz istemi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Yüksek Heyeti tarafından verilen 2024/4397 E , 2025/4063 K sayılı 04.06.2025 tarihli karar ile reddedildiğini, aynı istemle aynı davalı aleyhine aynı maddi vakıalarla yapılmış talep yönünden kesin hüküm söz konusu olduğunu ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, ...'nun, Yönetim kurulu Beyanı ve İştirak Taahhütnamesindeki imzaların sahte olmasının sıhhat şartı olduğuna ilişkin iddiası da aynı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararında reddedildiğini, kararın gerekçesinde, ...'nun 29.03.2019 tarihli genel kurul toplantısına bizzat katıldığı, muhalefet şerhi koymadığı, kararın tescil ve ilanının yapıldığı, bu nedenlerle 29.03.2019 tarihinde yapılan sermaye artırımına dair genel kurul toplantısından uzun zaman sonraki davaya konu geçersizlik iddiasının TMK 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olması nedeniyle kabul edilemez nitelikte olduğunun belirtildiğini, belirtilen iki evrakın ancak ve ancak iptal davasının konusu olabileceği ve fakat ...'nun toplantıya bizzat katılıp muhalefet şerhi koymaması ve kararı takip eden 3 ay içinde iptal davası açmamış olması nedenleriyle kendisinde iptal davasının davacısı olma sıfatının da bulunmadığı açıkça belirtildiğini, bu nedenlerle ...' nun, "bu iki belge sahte imzalıdır ve bu nedenlerle 29.03.2019 tarihli genel kurul toplantısının geçersizliğine hüküm olunması gereklidir" yolundaki anlatımlarının hukuki bir değer taşımadığı Yargıtay 11.Hukuk Dairesi bozma kararında 2. kez aynı açıklıkta belirtildiğini ve bu nedenlerle davanın esası yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle HMK 65. maddesi hükmü uyarınca, davalının asli müdahil, sundukları vekaletname uyarınca kendilerinin de asli müdahil vekili olarak yargılamaya kabul edilmelerini, dosya üzerinden yapılmış inceleme ile savunmaları ve delilleri alınmaksızın verilmiş ihtiyati tedbir kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Sayın Heyetince verilmiş 2024/4397 E, 2025/4063 K sayılı 04.06.2025 tarihli bozma kararı dikkate alınmak suretiyle hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılmasını, dava şartının yokluğu (derdest bir davanın bulunması ve kesin hüküm halini almış yargı kararı nedeniyle) davanın esası hakkında inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın HMK 114 ve 115. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine dair karar verilmesini, bu şekilde karar verilmesi ihtimalinde tensip aşamasında verilmiş ihtiyati tedbir kararının da kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece 07/11/2025 tarihli ara karar ile; " ... 1-İhtiyati tedbire yapılan itirazın REDDİNE ..." karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden feri müdahil ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden feri müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi sayın heyetince, şirketin iki ortağının eli mahsulü olmadığı gerek dosyaya sunulan belgelerle gerek cumhuriyet savcılığı soruşturma dosyası, gerek davanın taraflarına ait beyanlar ile tartışmasız durumda olduğundan Yönetim Kurulu Beyanı ve İştirak Taahhütnamesi ile ilgili olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi "anlaşılabilir" olmasına karşın; bu iki belgenin davacı tarafın iddia ettiği şekilde 29.03.2019 tarihli sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının butlanını/geçersizliğini/yokluğunu sonuçlar nitelikte olmadığına, bu konunun derdest bir davada zaten incelenmekte olduğuna ve nihayet bu konunun bir başka dava dosyasında kesin hükme bağlanmış olduğuna dair tamamı belgeli savunmaları yok sayılarak ihtiyati tedbir kararınının kaldırılmasına yönelik istemlerinin reddine dair karar verilmiş olması haksız ve hukuka aykırı beyan ile; yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin diğer hissedarı ... davacı adına sahte imza ile düzenlenen belgelerden bahisle davalı şirket yanında hiçbir hukuka uygun menfaatinin bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, somut olayda gerçek dışı, sahte belgelerle şirket kayıtlarıyla oynanarak bu kişi hisse payı yönünden haksız menfaat temin etme yoluna gittiğinden, kötü niyetle yapılan feri müdahil veya asli müdahil olması hukuka aykırı olacağından istinaf başvurusunun reddi gerektiğini beyan ile; müdahil tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/430 Esas sayılı 05/11/2025 tarihli tarihli ve 07/11/2025 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 10/09/2024 tarihli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, karara karşı feri müdahil tarafından itiraz edilmesi üzerine 07/11/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verildiği ve karara karşı İhtiyati tedbire itiraz eden feri müdahil ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince, 10/09/2024 tarihli ara karar ile, davacı tarafından sahteliği ileri sürülen yönetim kurulu beyanı ve yönetim kurulu iştirak taahhütnamesi esas alınarak gerçekleştirilen sermaye artışı nedeniyle dava dışı ortağın şirketten olan alacaklarına mahsuben pay oranının artacağı, bu suretle hakim ortak konumuna gelebileceği ve durumun telafisi imkansız zararlara yol açabileceği gerekçesiyle, teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, verilen karar üzerine feri müdahil ... tarafından yapılan itirazın 07/11/2025 tarihli ara karar ile reddedildiği, mahkemece verilen ret kararının ise istinaf incelemesine konu edildiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada, mahkemece; davacının sahtelik iddiasının ciddi olduğu, sermaye artışı sonucunda ortaklık yapısının değişerek diğer ortağın hakim ortak konumuna geçebileceği, bunun da telafisi güç zarar doğurabileceği değerlendirilmesiyle tedbir kararı verildiği, ayrıca Dairemizce verilen 2024/636 E. 2024/857 K. Sayılı ilamındaki gerekçeye de atıf yapıldığı, itiraz üzerine yapılan inceleme de ise anılan kararın temyiz edilerek dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi incelemesinden geçtiği belirtilmiş, ancak bu kararların eldeki dava bakımından etkisinin nihai kararda değerlendirileceği ifade edilerek tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 389. ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için; davacının hakkının yaklaşık olarak ispat edilmesi, mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya imkansız hale geleceğinin yahut ciddi bir zararın doğacağının somut biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince tedbir kararı verilerken dayanak alınan Dairemiz 2024/636 E. 2024/857 K. Sayılı ilamın, temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/06/2025 tarih 2024/4397 Esas 2025/4063 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası Dairemizce yapılan yargılama sonunda 25/09/2025 tarih 2025/1327 Esas 2025/1503 karar sayılı ilamı ile bozma kararına uyulmasına ve asıl davanın kabulüne karar verildiği, anılan bozma ilamında, sahteliği ileri sürülen belgelerin hukuki niteliği ve değerlendirilmesine ilişkin açık tespit ve hukuki değerlendirmelere yer verildiği, bu durumda, ilk derece mahkemesinin tedbir kararına dayanak yaptığı hukuki zeminin ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Bozma ilamı karşısında, sahtelik iddiasının yaklaşık ispat düzeyinde kabul edildiğinden söz edilemeyeceği gibi, tedbirin devamını gerektirir ölçüde açık ve yakın bir tehlikenin bulunduğu da söylenemeyecektir. Öte yandan, mahkemece verilen tedbir, sermaye artışına ilişkin belgelerin ticaret sicil işlemlerinde dikkate alınmamasını sağlayarak şirketin ortaklık yapısına doğrudan müdahale niteliği taşımakta olup, bu haliyle davanın esasını fiilen etkileyen ve sonuç doğuran bir nitelik arz etmektedir. Geçici hukuki koruma tedbirlerinin, davanın sonucunu peşinen sağlayacak biçimde uygulanması hukuken mümkün değildir. Yapılan tüm bu açıklamalar neticesinde, ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine dair ara kararının usul ve yasaya uygun olmadığı, bu nedenle de verilen kararın yukarıda açıklanan neden ve gerekçeler doğrultusunda kaldırılması gerektiği değerlendirilmiştir. Karar başlığında; davacının T.C. Kimlik numarasının yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Bu nedenlerle; ihtiyati tedbire itiraz eden feri müdahil ... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)İhtiyati tedbire itiraz eden feri müdahil ...'ın İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/430 Esas sayılı 07/11/2025 Tarihli ara kararın KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a-Feri müdahil ...'ın 27/01/2025 tarihli ve Feri müdahil ... vekilinin 08/08/2025 tarihli ihtiyati tedbire ilişkin itirazlarının kabulü ile 10/09/2024 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının KALDIRILMASINA, davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, c-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-İstinaf edenin yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince istinaf edene iadesine, e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*