TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/10/2021 NUMARASI : 2018/1408 Esas, 2021/703 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 04/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1620 KARAR NO : 2026/157 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/10/2021 NUMARASI : 2018/1408 Esas, 2021/703 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 04/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili, taraflar arasında 08/12/2015 tarihli eser sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca işin tamamlanması için tarafların mutabakatıyla 31/01/2016 tarihinin kararlaştırıldığını, ancak davacının bu süreye uymayarak taahhüt ettiği işi zamanında ve gereği gibi tamamlamadığını, fırının tam randımanlı şekilde kullanılamadığını, imalatı ve teslimi taahhüt edilen ürünlerin davacı şirket çalışanı ... tarafından ancak 22/03/2016 tarihinde teslim edildiğini, teslimden sonra montaj sürecinin de ayrıca zaman aldığını, fırının teslim edildiği tarihte dahi çalışır ve kullanılır durumda olmadığını ve işin halen tamamlanmadığını, sözleşmeye göre bakiye ücretin işin bitiminde ödenmesinin kararlaştırılmış olmasına rağmen iş tamamlanmadığından ödeme yükümlülüğünün doğmadığını, ayrıca teslim tutanağında yalnızca davacı firma servis görevlisinin imzası ve beyanının bulunduğunu, müvekkilinin teslimi kabul ettiğine veya işin tamamlandığına dair herhangi bir beyanı bulunmadığını ileri sürerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, öncelikle aynı uyuşmazlığa ilişkin olarak daha önce açılmış ve halen derdest bulunan bir dava bulunduğunu ileri sürerek derdestlik itirazının değerlendirilmesini ve dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep etmiş, esasa ilişkin olarak ise davacının sözleşme konusu ifayı herhangi bir ihtirazî kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiğini, bu kabul ile birlikte ayıp veya eksik ifaya dayalı talep ileri sürme hakkını kaybettiğini savunarak, bu sebeple davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/16 Esas sayılı dosyası gerekçe gösterilerek derdestlik itirazında bulunulmuş ise de, anılan dosyanın incelenmesinde, davacı ... Ltd. Şti. tarafından cari hesap alacağına dayalı olarak ... Şti. aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin itirazın iptali davasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığının kabul edildiği, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalı tarafından BA formlarıyla vergi dairesine bildirildiği, bu suretle taraflar arasında ticari ilişkinin ve 47.300,00 TL asıl alacağın varlığının çekişmesiz hâle geldiği, davalının cezai şart alacağı bulunduğu yönündeki savunmasının ise, sözleşmede veya teslim sırasında bu alacağın saklı tutulduğuna dair bir kayıt bulunmaması, teslim öncesinde ya da alacağın tahsiline kadar davacıya yöneltilmiş bir ihtar veya ihbarın mevcut olmaması nedeniyle yerinde görülmediği, bu sebeple anılan dosyada itirazın iptaline ve takibin 47.300,00 TL üzerinden devamına karar verildiği, söz konusu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin 24/05/2021 tarihli ve 2018/2225 Esas, 2021/988 Karar sayılı ilamı ile kesin olarak onandığı, istinaf merciince de davalının montajın yapılmadığı veya geç yapıldığına ilişkin itirazlarının çelişkili olduğu, ticari defter incelemesi yapılmamış olmasının sonuca etkili bulunmadığı, işin teslim alındığının tutanakla sabit olduğu ve cezai şart alacağının usulüne uygun şekilde ileri sürülmediği hususlarının açıkça vurgulandığı, bu kesinleşmiş tespitler karşısında davacının cezai şart alacağının tahsiline yönelik eldeki davada derdestlikten söz edilemeyeceği gibi, cezai şart talebinin de esastan dayanaksız kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinafında; taraflar arasında 08.12.2015 tarihli eser sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca işin tamamlanma tarihinin 31.01.2016 olarak kararlaştırıldığı, 10. maddede ise işin kararlaştırılan sürede ve gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde gecikilen her gün için 1.000 TL cezai şart öngörüldüğü, davalının fırın montajını süresinde tamamlamayarak edimini gereği gibi ve zamanında ifa etmediği, bu suretle 50 günlük gecikme nedeniyle 50.000 TL cezai şart alacağının muaccel hâle geldiği, cezai şart talebinin İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/16 Esas sayılı dosyasında ihtar ve ihbar edilerek ileri sürüldüğü ve bu suretle ihtar şartının yerine getirildiği, davalı çalışanı tarafından imzalanan 22.03.2016 tarihli belgenin montajın tamamlandığını ispatlamadığı ve sadece mal teslimine ilişkin olduğu, montajın ne zaman tamamlandığını gösteren davacı imzalı herhangi bir belgenin bulunmadığı, davalının davacı olduğu önceki dosyada da cezai şartın varlığı ve gecikme süresi bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olmasına rağmen sırf ihtar bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiği, istinafa konu eldeki davada ise yerel mahkemenin bu talebin önceki dosyada ileri sürülmesini ihtar ve ihbar olarak kabul etmeyerek gerekçesiz ve yetersiz incelemeyle, önceki kararın gerekçesini aynen tekrar etmek suretiyle hüküm kurduğu, bu nedenle kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davacı iş sahibi, taraflar arasındaki eser sözleşmesinde işin 31/01/2016 tarihinde tamamlanmasının kararlaştırıldığını ancak davalı yüklenicinin edimini süresinde ve gereği gibi yerine getirmediğini, fırının teslim tarihinde dahi çalışır durumda olmadığını, iş tamamlanmadığından bakiye ücret ödeme yükümlülüğünün doğmadığını ileri sürerek gecikme tazminatı talep etmiş, davalı yüklenici ise, işin ihtirazî kayıtsız kabul edildiğini ve ayıp ya da cezai şart talebinin ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki aynı sözleşmeden kaynaklanan alacağa ilişkin olarak İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/16 Esas sayılı dosyasında itirazın iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, anılan ilamda işin teslim alındığının ve cezai şart talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle, davaya konu alacağın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/16Esas, 2018/1004 Karar sayılı mahkeme kararını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.Hukuk Dairesinin 2018/2225E.-2021/988K. sayılı kesin olarak verilen kararında mahsup olarak değerlendirildiği anlaşılmakla davacının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/10/2021 tarih ve 2018/1408 Esas, 2021/703 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.