T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/167 Esas KARAR NO : 2025/1588 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/06/2021 NUMARASI : 2015/552 Esas, 2021/404 Karar DAVA: ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/167 Esas KARAR NO : 2025/1588 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/06/2021 NUMARASI : 2015/552 Esas, 2021/404 Karar DAVA: ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında davacıya ait işletme müdürlüklerine ilişkin olarak 19.10.2010 tarihli El Bilgisayarı/Endeksör ile (GPRS) Endeks Okuma Hizmet Alım Sözleşmesi ile ek sözleşme imzalandığını, ek sözleşmeler ile sözleşme sürelerinin uzatıldığını, davalı tarafından "THK Yok/Faturalandırılamadı" şeklinde kodlanan kaçak ihbar ücretlerinin davalı tarafından müvekkiline ödenmediği ileri sürülerek fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı tutularak şimdilik 11.800,00 TL alacağın avans faizi ile birlikte dava tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 16.02.2018 tarihli ıslah dilekçesinde; bir abonenin kaç defa kaçak ve kod bildirimine maruz kaldığının tespiti güç ve imkansız olacağından, müvekkili şirket tarafından yapılan ihbarları, kod bildirimi (normal ana hizmet bedeli) üzerinden talep ettiklerini, bu sebeple 25.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda, iş karşılığında "THK YOK" durum kodu hizmetinden dolayı müvekkili şirketin davalıdan 772.887,72 TL alacaklı olduğunu tespit eden bu miktarı kabul ettiklerini belirterek her ne kadar 11.800,00 TL (10.000,00 TL asıl alacak ve 1.800,00 TL KDV) üzerinden dava açmışlar ise de, 25.01.2018 tarihli rapora göre, müvekkili alacaklarının kod hesabı üzerinden 772.887,72 TL (654.989,13 TL asıl alacak ve 117.898,13 TL KDV) olarak hesap edilmesi nedeniyle davayı bakiye asıl alacak 761.087,72 TL üzerinden ıslah etiklerini beyan ederek davanın kabulü ile; 772.887,72 TL'nin, 11.800,00TL'sine dava tarihinden, bakiye kısmına ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kısmi dava açamayacağını, davacının ne kadar ihbarda bulunduğunu ve bunlardan dolayı ne kadar alacaklı olduğunu beyan edip bu miktar üzerinden harcını yatırarak dava açması gerektiğinden dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde hem kaçak elektrik kullanımından hem de usulsüz elektrik kullanımından bahsettiğini, ancak dava konusu alacak kalemlerinden hangisi için ne miktar talepte bulunduğunu açıklamadığını, davacı tarafından yapılan bir ihbar sonucunda davacı tarafa ödeme yapılabilmesi için müvekkili şirketin gerek işletme müdürlüğü ve gerekse genel müdürlük bünyesinde oluşturduğu kaçak elektrik ekipleri tarafından yapılan kontrollerde kaçak elektrik kullanıldığının tutanağa bağlanması yani kaçak elektrik zaptının düzenlenmesi gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi sadece ihbar yükümlülükleri olduğu kabul edilse bile ihbar edilme aşamasında teknik şartname ile kabul edilen fotoğraflama, video kaydı ve zimmetle teslim gibi hususların ayrıca yerine getirilmesi gerektiğini, davacı tarafından Teknik Şartnamenin bu hükümlerine uygun yapılan bir ihbarın bulunmadığını, davacının Avcılar Bölgesinde sadece abone olan kişilerin kullandığı elektriği belirleyerek bu kişilerle ilgili işlemleri yerine getirmekle mükellef olduğunu, yani davacının abone olmayan hiçbir kişinin adresine gitmediğini, abonesiz elektrik kullanımı ile ilgili bir işlem yapmadığını, davacı taraf elemanları kaçak elektrik kullanımı konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadığından davacı tarafından bildirilen her ihbarın kaçak elektrik kullanımı olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının icra takibi yapılan abonelerin elektrik kullanımını kaçak elektrik olarak değerlendirmesinin hukuken yerinde olmadığını, davacı tarafından iddia edilen alacağa ilişkin düzenlenen hak ediş ödemelerine herhangi ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ödemelerin kabul edildiğini, bu nedenle davacının dava konusu alacağa ilişkin talep hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında 19.10.2010 tarihinde 1) Beyoğlu 2010/35 Dosya No, 2) Bakırköy 2010/41 Dosva No ve 3) Sarıyer 2010/38 Dosya No İşletme Müdürlüklerine ait El Bilgisayarı/Endeksör ile (GPRS) Endeks Okuma Hizmet Alım Sözleşmesi ve ek sözleşmelerinin imzalandığı, ek sözleşmeler ile sözleşme sürelerinin uzatıldığı, Hizmet Alım sözleşmesi gereği davacı şirket tarafından, davalının hüküm ve tasarrufunda bulunan sahada (Beyoğlu, Bakırköy ve Sarıyer ilçelerinde) alçak gerilimden beslenen abonelerin el bilgisayar / endeksör vasıtası ile abone adresine gidilerek sayaç endeksinin okunması, fatura düzenlenmesi, faturanın aboneye bırakılması, durum kodunun el bilgisayarına girilmesi, buna ilişkin sayaç ve mühür durumunun incelenmesi, kaçak ve usulsüz elektrik kullananların tespit edilmesi, abone kayıtlarının güncellenmesi ile bu bilgilerin İdare bilgisayarına GPRS üzerinden aktarılması veya Offline olarak kaydedilerek sonradan aktarılarak faturaya dönüştürülmesi işlemlerinin yapıldığı, mahkemece hükme esas alınmaya elverişli olarak değerlendirilen bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, Teknik Şartnamenin 3.1 no'lu maddesi gereği, ..., davacının bildirdiği kaçak ihbarlarını EPMHY'nin 13.a. maddesine göre değerlendirerek, kaçak elektrik tüketildiğine ilişkin şüpheye sebep olacak doğru bulguya sahip olanlar hakkında kaçak tespit süreci başlattığı, bu sürecin sonunda kaçak elektrik kullanıldığını tespit ederek Teknik Şartnamenin 3.1. maddesine göre tahakkuk yaptığı ve tahakkuk bedelini davacıya ödediği, bunun dışındaki kaçak ihbarları hakkında ise, doğru bulgu ve belgelere rastlanılmadığından tahakkuka bağlanmadığı ve Teknik Şartnamelerin 3.1 no'lu maddesi gereğince bu ihbarlara ilişkin hizmet bedellerinin davacıya ödenmediği, ödemesi yapılmayanlar arasında davacı tarafın dava konusu ettiği "Tahakkuk Yok, Faturalandırılamadı" bildirimlerinin bulunduğu, dava dilekçesine göre, ikame edilen davalar neticesinde ...'ın bir kısım kod bildirimleri ve bir kısım kaçak ihbarların bedelini ödediği, ancak "THK Yok / Faturalandırılamadı (davalı takip abone borçlu)" kaçak ihbar ücretlerinin henüz ödenmediği belirtilmiş olup, yapılmayan bu ödemelerin davanın konusu olduğunun belirtildiği, davacının ana hizmet bedeli kapsamında sayılan "THK Yok / Faturalandırılamadı (davalı takip - abone borçlu)" kaçak ihbarlarını yaparak edimini yerine getirdiği sonucuna varılacağı ve buna ait kod bildirimi ...'a göre abone durum kodu olarak belirtilmiş ise de, bu kodun gerçekte abonenin borcunu ödemeden yani yasal yükümlülüklerini yerine getirmeden ... ın izni dışında elektriği kullanması, başka bir deyişle EPMHY'nin 13. maddesi b bendine göre kaçak elektrik kullanımı olduğunun ihbarı anlamına gelecek olup, dava konusu olan "THK Yok / Faturalandırılamadı (davalı takip abone borçlu)" kaçak ihbarları için ...'ın sözleşmenin 17. maddesi uyarınca ceza uygulanmadığından yapılan ihbarların doğru olduğu anlaşılmakla sarfedilen mesai ve emek gereği davacı tarafın kaçak ihbarlarındaki talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davacının bilirkişi kök raporunda yapılan hesaplamada olduğu gibi (THK YOK - DURUM KODU = 1.867.593 adet için 654.989,59 TL ve 117,898,13 TL KDV olmak üzere) 772.887,72 TL alacağının olduğu tespit edildiğinden davanın kabulü ile 772.887,72 TL'nin (11.800,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren bakiye 761.087,72 TL'lik kısmına 16/02/2018 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının hak edişleri ihtirazi kayıt koymadan kabul etmesi nedeniyle Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 42. maddesi gereğince iş bu davayı açmasının mümkün olmadığını, bu şartname maddesinin taraflar arasında HMK 193 maddesi anlamında münhasır delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu, dolayısıyla yüklenicinin tüm iddialarını ve itirazlarını bu delil sözleşmesine uygun olarak ileri sürebileceğini, delil sözleşmesinin “kesin kanıt” niteliğinde olduğunu, tarafları ve mahkemeleri bağlayacağını, hakimin bu hususu doğrudan ve re’sen gözetmesinin zorunlu olduğunu (Y. 15. HD 11.05.2015 tarih, 2014/4375 E. 2015/2492 K), Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin yukarıda belirtilen hükümlerine göre davacının talep hakkının düştüğünü, THK YOK/Tahakkuk Faturalandırılmadı koduna ilişkin olarak TEDAŞ tarafından sehven verilen cevaba göre dava kabul edilmiş ise de, bu husustaki yanlışlığı ve anılan kodun aslında ne olduğunun yine TEDAŞ yazıları ile mahkemeye bildirilmesine rağmen kararda bu husus değerlendirilmediğinden hatalı sonuçlara varıldığını, dava konusu edilen ibarenin, bir durum kodu olmadığını, hak ediş icmallerinde yer alan okuma oranının tespitine yönelik bir bilgi olduğunu, sayısal bir değerden ibaret olduğunu, bu ibarenin hiçbir şekilde kaçak kullanımına girmediğini, kaçak ihbarı sayılmasının mümkün olmadığını, aslında tahakkuk edilmemiş işlem sayısının gösterdiğini, tüm hesaplama ve kabullerin aslında bir kod olmayan ve dahası bir kodun karşılığı olmayan ve hizmet verilmeyen “THY YOK/Tahakkuk Faturalandırılamadı” adı altında yapılan işlemlere göre yanlış yapıldığını, davacının aslında kendisi tarafından okunmayan, sırf dağıtım şirketi elemanlarınca kodu girilen bir hizmetin hak etmediği karşılığını iş bu dava ile istediğini, aslında dava konusu ibarenin bir kod ve hizmete delalet etmediğini, mahkemeye okuma şirketlerinin bu kod için bir hizmet vermediği açıklanmasına rağmen mahkemece yeterli inceleme yapılmadığından TEDAŞ'ın önceki ve hatalı yazısına göre davanın kabulüne karar verildiğini, yargılama aşamasında dava konusu edilen bedelin başka bir dosyada hüküm altına alındığı belirtilerek bu davada mükerrer talepte bulunulduğu belirtilmesine rağmen mahkemece bu hususun da göz ardı edildiğini, son bilirkişi ek raporunun 8. sayfasında, 395,631,10 TL kaçak ihbar bedelinin durum koduna dahil olduğu yani belirlenen 772.887,71 TL’nin içinde olduğunun tespit edildiğini, İstanbul 12. ATM 2018/601 E. 2019/390 K. sayılı dosyada hüküm altına alınan bedelin durum kod bedelinden indirilmesi gerektiğini, bilirkişi kök ve ek raporlarının kendi içerisinde çelişkilerle dolu olduğunu, mahkemece bu çelişkiler giderilmeden ve gerekçesi açıklanmadan 772.887,71 TL’ye hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, KDV hiçbir zaman gelir ve gider unsuru olamayacağından dava konusu miktarın KDV’sine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 19/10//2010 tarihli El Bilgisayarı/Endeksör İle (GPRS) Endeks Okuma Hizmet Alım Sözleşmesi ve eki sözleşmelerine göre, fatura yok/faturalandırılmadı (THK Yok) adı altında davacı bilgisayarına elektronik ortamda aktarıldığı iddia olunan kaçak elektrik tüketim ihbarlarına ilişkin hak ediş bedelinin tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Uyuşmazlık, davacının hizmet sözleşmesi kapsamında kaçak elektrik kullanım ihbarlarına ilişkin olarak davalı iş sahibine "THY yok" durum kodu altında yaptığı ihbarlara ilişkin hizmet bedelini davalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.25.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda; uyuşmazlığın davacı tarafından yapılan THK Yok / Faturalandırılamadı (davalı takip abone borçlu) kaçak ihbarlarının davalı ... tarafından tutanağa bağlanmaması halinde davacının Teknik Şartnamede yazan ücrete hak kazanıp kazanmayacağına ilişkin olduğu, dosya içeriğinde ilgili bilirkişi raporları, Mahkeme Kararları ve bu kararlarla ilgili olarak Yargıtay kararlarının bulunduğu, bu kararların buluştuğu ortak noktanın davacının yaptığı kaçak bildirimlerin tutanak ve tahakkuk aşamasına gelmeden bir hizmet karşılığı olduğuna karar verilip sözleşmede belirlenen kaçak hizmeti bedelinin ödenmesi olduğu, Mahkeme tarafından davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği şekilde ana hizmet bedeli kapsamında sayılan THK yok/Faturalandırılamadı (davalı takip- abone borçlu) kaçak ihbarlarını yaparak edimini yerine getirdiği sonucuna varılacağı ve buna ait kod bildirimi ...'a göre abone durum kodu olarak belirtilmiş ise de, bu kodun gerçekte abonenin borcunu ödemeden yani yasal yükümlülüklerini yerine getirmeden ...'ın izni dışında elektriği kullanması, başka bir deyişle EPMHY'nin 13. maddesi b bendine göre kaçak elektrik kullanımı olduğunun ihbarı anlamına geleceği, anılan THK yok/Faturalandırılamadı (davalı takip abone borçlu) kaçak ihbarları için ...'ın sözleşmenin 17. maddesi uyarınca ceza uygulanmadığından yapılan ihbarların doğru olduğunun anlaşıldığı, bir sayaç okuma görevlisi elindeki endeksörde bulunan iş akış programına göre tesisatı ve ilgili sayacı mutlaka bulmak zorunda olduğu, bulamadı ise bunun açıklamasını mutlaka yapmak zorunda olduğu, Bedaşın bu durumlara ait sayaç ve abone durum kodlarını belirlediğini, bir endeks okuma görevlisi için her şey normal olduğunda sayaç okuma ve tahakkukunun 1 dakika içinde yapabileceği, ancak, bir şeyden şüphelendiğinde ise, bunun gereğini mutlaka yapmak zorunda olduğu, bu durumda görevlinin işinin uzayacağı, ülkemizde kaçak elektrik kullanma gerçeği olduğu, genelde kaçak elektrik kullanan kişilerin bu şekilde kullanıma çeşitli nedenlerden dolayı devam ettiği, o halde, sözleşme ve teknik şartname incelendiğinde, sanki kaçak kullanımların tespitinin, endeks okuma olarak tanımlanan ana hizmet bedelinden çok daha önemli olduğunun görüldüğü, olaya bu açıdan bakıldığında ve ayrıntısı rapor içinde verilen gerekçelerle, sarf edilen mesai ve emek gereği davacı tarafın kaçak ihbarlarındaki talebinde haklı olduğu, davacı tarafın talebine uygun olarak yapılan hesaplamaların rapor ekinde verildiği, bu hesaplamalara göre tahakkuk yok kaçak ihbarı kabul edildiğinde her emisyon dönemine ait kesme açma birim fiyatları ile davacının davalıdan talep edebileceği miktarın KDV dahil 33.556.108,52 TL olduğu, bu hesaplamada toplam miktar ile ihale bedeli arasında oluşan farkın açıkça görüldüğü, ancak davacı tarafa ödemesi yapılmayan tahakkuk yok kaçak ihbarlarının bir durum kodu olarak değerlendirilerek normal ana hizmet bedeli üzerinden hesaplanması durumunda davacı tarafın talep edebileceği miktarın KDV dahil 772.887,72 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.16.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; hak ediş bedelleri, hak edişlerde mevcut kaçak ihbar adetleri ve tutarlar ile yine ara karar kapsamında davalının dosyaya sunmuş olduğu ödenen ve ödenmeyen kaçak ihbar adet ve tutarlarını içeren ayıklanmış liste esas alınarak 22.337 adet kaçak ihbarına karşılık 335.821,10 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.08.01.2021 tarihli mali bilirkişi ayrıksı ek raporunda: mahkeme ara kararında belirtilen davalı tarafından sunulan rapora eklenen ve rapor içine derç edilen dava konusu davacının kaçak ihbarları ile ilgili ödenmeyen 22.337 adet ihbar ve karşılığının 335.281,10 TL olduğuna ilişkin yapılan tespite her iki tarafça itiraz edildiği, oysa yapılan tespitin davalı tarafın dosyaya sunduğu kayıtlarına ilişkin ve itirazlarında bildirdiği şekilde ayıklanmış hali ile davacı tarafa ödemesi yapılmayan hakkedişler kapsamında olduğu, bu tespiti değiştirecek yeni bir kayıt ve belgenin malen incelenebilecek şekilde sunulmadığını, dolayısıyla davalı itirazlarının mali açıdan hesaplamaları değiştirici nitelikte olmadığı, davacı tarafından bildirilen kodlamalara ilişkin olarak teknik itirazların teknik bilirkişice değerlendirilmesi gerektiği, ancak davacının bildirdiği hesaplamaya KDV ilave edilmediği itirazı kapsamında KDV hesaplanmasının yapılaması gerektiği, 395.631,70 TL KDV dahil hesaplama yapıldığı yönünde görüş bildirilmiştir.12.01.2021 tarihli mali bilirkişi ayrıksı ek raporunda; mali olarak tarafların bilirkişi 1. ek raporuna karşı itirazları değerlendirilmiş olup, davacı tarafından ileri sürülen KDV'ye ilişkin itirazın değerlendirilmesi neticesine göre KDV dahil bedel 395.631,70 TL hesaplandığı, rapor içinde verilen birinci tablonun davacı endeks okuma ekibinin verilen iş programına göre tesisatlarda yaptığı tespitler olduğu, bunların Teknik Şartnameye göre durum koduna dahil olduğu, kaçak kodu olmadığı, zaten borçluların davalı tarafından takipte olduğu anlamına geldiği, bir bölümü hakkında icra dosyası açılmış olabileceği, yapılan bu tespitlerin de aslında bir ihbar niteliğinde olduğu, tesisatta yapılan denetim neticesinde sayaca müdahale olup olmadığı, meskende oturan olup olmadığı, okunmasına göre durumunda değişiklik olup olmadığının tespiti olduğu, ekibin sayacı okuduğunda endeksin ilerleyip ilerlemediğini bilmediği, ancak el bilgisayarında kayıtlı mevcut duruma göre davalı takip abone borçlu/THK Yok Faturalandırılamadı şeklinde üzerinde bir bilgi yazmayan fatura çıktığı, eğer, endekste ilerleme var ise, raporlamalar sırasında davalı tarafın bunu ihbar kabul edip tesisatta kaçak tutanağını tuttuğu, bu işlemlerde mükerrerlik incelemesinin yapılmasının bilirkişi heyeti açısından mümkün olmadığını, kök raporda detaylı açıklandığı gibi tesisatta bu tür tespiti yapan kişi veya ekibin, normal endeks okumasına göre fazla zaman harcadığının açık olduğu, buna göre, bu gibi tespitlerin her ne kadar teknik şartnamede karşılığı olmasa da hesaplanarak, ana hizmet bedeli ile davacıya ödenip ödenmeyeceği hususunun Mahkemenin takdirine bırakıldığı, bunun da bedelinin davalı takip abone borçlu/THK Yok Faturalarıdırılamadı durum koduna ait hesaplama neticesi KDV dahil 772.887,71 TL olduğu, yapılan hesaplamaların birincisinin kaçak kodu, ikincisinin ise durum koduna ait olduğu, ikisinin birlikte kabul edilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.Danıştay 13. Dairesi'nin 06/06/2023 tarihli 2023/404 E. 2023/2898 K. Sayılı ilamı ile İdari Dava Daireleri Kurulu bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinin (a) bendinde yer alan söz konusu kuralın iptaline karar verildiği, bu kararı temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/01/2024 gün ve 2023/2290 esas 2024/63 karar sayılı kararı ile temyiz isteminin kesin olarak reddedilerek Danıştay 13. Hukuk Dairesi kararının onanmasına karar verildiği, kararın 22/01/2024 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen bu karar ile Hukuk İşleri Genel Şartnamesinin 42/a maddesinin iptal edildiği görülmüştür. Y. 6 HD. 06.05.2025 tarihli 2025/520 E. 2025/1844 K. Sayılı ilamı; "Danıştay 12. Dairesi'nin 28.10.2008 tarihli ve 2008/4343 E., 2008/5507 K. sayılı kararında da bahsedildiği üzere, verilen iptal kararı ile iptali istenen idari işlemin tesis edildiği andan itibaren ortadan kalkacağı ve o işlemin tesisinden önceki hukuki duruma dönüleceği, ancak hukuka aykırılığı nedeniyle yargı kararı ile iptal edilen genel düzenleyici işlemin iptali ile bu genel düzenleyici işleme dayanarak tesis edilen bireysel işlemlerin uzun süre uygulanması, bu süre içerisinde kişilerin elde ettiği kazanımlarım geri alınmasının mümkün olmadığı durumlarda idari istikrar ilkesi ve kazanılmış hak kavramlarına aykırılık oluşturabilecek olması nedeniyle somut olay kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğine de işaret edilmiş olmasına, somut olayda taraflar arasında özel hukuk sözleşmesi imzalanmış olup, HİGŞ’in ilgili hükmünün artık idari bir düzenleyici işlem formundan çıkıp, sözleşmenin bir hükmü hâline gelmiş; dolayısıyla sözleşmenin bir normu hâline gelen HİGŞ’in ilgili hükmünün taraflar arasında uygulanmaya devam edilecek olmasına, bu kapsamda davacı tarafından sözleşme kapsamında düzenlenen hakedişlere usulüne uygun olarak itiraz edilmemiş olmasına göre , davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." şeklindedir.Uyuşmazlıkta öncelikle taraflar arasında sözleşme ilişkisi mevcut olduğundan ve davacı talep konusu alacağını iş bu sözleşme ve eki teknik şartname hükümlerine dayandırdığından, sözleşmenin anlamı ile birlikte somut davada ki sözleşme ve eklerinin değerlendirilmesi isabetli olacaktır. 6098 sayılı TBK’nın, birinci kısım, birinci bölüm, birinci ayrımının başlığı, sözleşmeden doğan borç ilişkileridir. 1. maddede, sözleşmenin, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulacağı ifade edilmiştir. Serbest iradeleri ile sözleşme gerçekleştiren tarafların, sözleşmenin kendilerine yüklediği edimleri yerine getirmeleri gerekir. Diğer yandan sözleşmenin eklerinin de taraflar yönünden bağlayıcı nitelikte olacağı tartışmasızdır. Somut davada, yukarıda yer verildiği üzere taraflar arasında ihale neticesinde yazılı sözleşme düzenlenmiştir. Sözleşmenin içeriği ve ekleri ile maddeleri hakkında taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Sözleşmenin 9.1. bendinde, ihale dökümanının sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu, idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı, ancak sözleşme hükümleri ile ihale dökümanını oluşturan belgelerdeki hükümler arasında çelişki ya da farklılık olması halinde, ihale dökümanında yer alan hükümlerin esas alınacağı belirtilmiştir. 9.2. bentte ise ihale dökümanları arasında, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinede yer verilmiştir. Yani, 9.1. bent düzenlemesi kapsamında, sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olup idareyi ve yükleniciyi bağlayan şartnamedir. Sözleşmenin, Ek - 7 de yer verilen "Hizmet İşleri Genel Şartnamesi"nin yedinci bölüm üst başlığı “Hakedişler ve Ödeme”dir. 42. madde başlığı ise "Hakediş Ödemeleri"dir. 42-a bendinde, sözleşme bedelinin İş sürecince dönemler itibarıyla ödenmesidir. Maddede, sözleşme konusu hizmetin yüklenici tarafından belli bir süre boyunca devamlı olarak verilmesi veya işin bölümlere ayrılabilir olması durumunda sözleşmede belirtilen aralıklarla, kesin ödeme mahiyetinde olmamak ve kazanılmış hak sayılmamak üzere geçici hakediş ödemelerinin yapılacağı, yüklenici tarafından yapılan işlerin bedellerinin, sözleşmedeki kayıtlara ve ilgili kanunlara göre yapılacak kesintilerde çıktıktan sonra sözleşmenin ödemeye ilişkin hükümleri çerçevesinde kendisine ödeneceğinin ve devamında hakediş raporlarının düzenlenmesinin hangi esaslara göre yapılacağının düzenlendiği, maddede, yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri, idareye vereceği ve bir örneği de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunun “idareye verilen... tarihli dilekçemde yazılı ihtirazı kayıtla” cümlesini yazarak ya da bu anlama gelecek bir itiraz şerhi ile imzalaması gerektiği, eğer yüklenicinin hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğu, yüklenicinin itirazını bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişin olduğu gibi kabul edilmiş sayıldığı belirtilmiştir. Somut davada, taraflar arasında davacı yüklenicinin hakediş raporlarına herhangi bir itirazda bulunmadığı, hakediş bedellerini herhangi bir ihtirazı kayıt koymaksızın tahsil ettiği çekişmesizdir. İş bu sözleşme kapsamında, ödemelerin ne şekilde gerçekleştirileceği ve şartları da açıktır. Bu durumda, hakedişe herhangi bir itirazı olmayan davacı tarafın dava konusu alacak talebinde bulunması kabul edilemeyecektir. Sözleşme ve sözleşme eklerinden hizmet işleri genel şartnamesinin 42. madde düzenlemesi ve yüklenici tarafça hakediş bedellerine itiraz edilmeksizin ve ihtirazı kayıt vb. gibi çekince konulmaksızın hak ediş alacağının tahsil edilmiş olması dikkate alındığında davanın reddi gerekirken kabulü isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/552 Esas, 2021/404 Karar sayılı ve 21/06/2021 tarihli kararının HMK'nın 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 201,52 TL peşin ve 13.009,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 13.210,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.595,12 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 121.933,16 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,İstinaf Giderleri Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 13.199,00 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 12.583,60 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı, 162,10 TL istinaf başvurma harcı ile 171,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 948,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının taraflara İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2025