TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/02/2025 NUMARASI: 2023/465 Esas, 2025/130 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/569 KARAR NO: 2026/60 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/02/2025 NUMARASI: 2023/465 Esas, 2025/130 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 13.10.2017 tarihli eser sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin 1.3. maddesinde sözleşmenin süresi, 2. maddesinde sözleşme bedeli ve ödeme şekli hüküm altına alındığını, davacının tüm edimlerini yerine getirdiğini, hak edişlerine karşılık faturaları düzenleyerek davalıya sunduğunu, davalının sözleşme dışı ekstra taleplerinin de yapıldığını, yapılan bu iş ve himzet bedellerinin ayrıca faturaya yansıtıldığını, bu nedenle toplam fatura miktarlarının sözleşme bedelini aştığını, 20.10.2017 tarihli, ... nolu 24.241,60.TL bedelli fatura, 23.11.2017 tarihli ... nolu 72.282,40.TL bedelli fatura, 01.12.2017 tarihli 021650 nolu 16.520,00.TL bedelli faturaya göre davalının ödemesi gereken bedelin 24.241,60 TL'sini 30/11/2017 tarihli çek ile ödediğini, 20.000,00 TL'sini ise 16.10.2017 tarihinde müvekkiline ait banka hesabına yatırdığını, davalının yapmış olduğu toplam ödeme miktarının 44.241,60 TL olduğunu, ancak sözleşmede belirtilen tarihlerde ödemelerin yapılmadığını, sözleşme gereği kesilen fatura toplamının 113.044,00.TL olup, ödenen 44.241,60.TL mahsup edildikten sonra bakiye 68.802,40 TL alacağın tahsili için İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/67 Esas-2022/414 Karar sayılı dosyası ile dava açtıklarını, taraflar arasında imzalanan 13.10.2017 tarihli sözleşmenin 6.2. maddesine göre sözleşme bedeli olan 94.000,00 TL'nin 2 katı tutarı olan 188.800,00 TL cezai şartın tahsili için İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmedeki ücret bedelinin KDV dahil 94.400,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin 44.241,60 TL ödeme yaptığını iddia ederek açtığı davanın aynı konuda tarafları ve konusu aynı olan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/67 Esas 2022/414 Karar sayılı dosyası ile karara bağlandığını ve bu davada davacının 68.802,00 TL bakiye alacak ve cezai şart talebine ilişkin olarak mahkemece davanın kısmen kabulü ile 68.802,40 TL2nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, cezai şart talebinin kısmen kabulü ile 32.798,19 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verdiğini, açılan davanın istinaf incelemesinde olduğunu, davacının iş bu davada ise aynı sözleşmeden kaynaklı cezai şart alacağına ilişkin icra takibi yaptığını ve itirazları üzerine itirazın iptali davası açıldığını, bu nedenle davanın öncelikle derdestlik dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, sözleşme kapsamında yapılması kararlaştırılan işlerin davacı tarafından eksik, ayıplı ve geç teslim edildiğini, bu hususların davacı şirkete mail yolu ile yazılı şekilde bildirildiğini, uyuşmazlık kapsamında müvekkili şirketten talep edilen ek hizmetlere ilişkin faturalara da yasal süresi içince itiraz edildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin işbu tutarlardan sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirket ödemezlik defi sonucunda temerrüde düşmediğinden ve davacı şirket ödemeyi ihtirazi kayıtsız bir şekilde kabul ettiğinden davacı şirketin ifaya ekli cezai şart talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gib müvekkili şirketten her ne ad altında olursa olsun herhangi bir alacağının bulunmadığını, müvekkili şirketin borca ve sözleşmeye aykırı herhangi bir iş ve eylemi bulunmaması sebebiyle davacı şirkete gecikme faizi ile ifaya eklenen cezai şart ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, kaldı ki müvekkili şirket tarafından ödenen satış bedeli tutarının davacı şirket tarafından ihtirazı kayıt olmaksızın kabul edilmesi nedeniyle ifaya ekli cezai şart talebinin koşullarının gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece ilk olarak 2022/724 Esas - 2023/22 Karar sayılı kararla, aynı konuda tarafları ve konusu aynı olan daha önce açılmış dava bulunduğundan eldeki davanın HMK 114 ve 115 maddeleri uyarınca derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 2023/812 Esas - 2023/645 Karar sayılı ilamıyla; Davacı yüklenicinin İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/67 Esas 2022/414 karar sayılı ilamında bakiye 68.802,00 TL alacağının yıllık %8 gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, mahkemece bakiye alacağın kabulüne, gecikme faizinin kısmen kabulüne karar verildiği, derdestlik itirazına konu bu davada ise davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 6.2 maddesinde düzenlenen sözleşme bedeli olan 94.000,00 TL'nin 2 katı olan 188.800,00 TL cezai şart alacağı için talepte bulunduğu, derdestlik itirazına konu davadaki talep gecikme faizine, eldeki bu davadaki talebin ise cezai şart alacağına ilişkin olduğu, her iki davanın konuları birbirinden farklı olduğundan davalar arasında derdestlik söz konusu olmadığı, bu durumda, mahkemece işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde istinafa konu kararla; Davacı ile davalı arasında 13.10.2017 tarihli eser sözleşmesi akdedildiği, düzenlenen sözleşme gereği davacı tarafından işin zamanında tamamlandığı, faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle sözleşme gereği kararlaştırılan cezai şartın ödenmediği iddiası ile İstanbul 8 İcra Müdürlüğü'nün ......... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı ve davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin talepte bulunulduğu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/67 Esas sayılı dosyası ile davacının bakiye 68.802,00 TL alacağının yıllık %8 gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, mahkemece bakiye alacağın kabulüne, gecikme faizinin kısmen kabulüne karar verildiği, mahkemenin 2019/67 Esas 2022/414 Karar sayılı kararında "... davacı şirketin sözleşme ile kararlaştırılan işleri ve fazla işleri yapmış olduğu, eksik iş bulunmadığı, davalı tarafından yapılan işlerin ayıplı olduğu ve geç teslim edildiği ileri sürülmüş ise de, taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler göz önüne alındığında, sözleşmenin 3.2. maddesinde belirlenen sürede iş sahibi davalının yüklenici davacıya göndermesi gereken grafikleri, görsel ürünlerin ebatlarını göndermediği, bu halde gecikmenin davacıdan kaynaklanmadığı, davacının edimini yerine getirebilmesi bakımından sözleşme ile davalıya yüklenen işbirliği yükümlülüklerini yerine getirmeyerek, alacaklı temerrüdünün oluştuğu, davalı kusuru ile gecikmenin meydana gelmesi nedeniyle davalının geç teslim iddiasının yerinde olmadığı, açık nitelikteki ayıpların ise giderildiği..." yönünde tespitte bulunulduğu, her ne kadar İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/67 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuş ve verilen karar kesinleşmemiş ise de; alınan bilirkişi heyet kök ve ek raporunda davacının bakiye 68.802,40 TL tutarında davalı taraftan alacaklı olduğu, taraflar arasında geçerli olan sözleşmeden kaynaklı davalı tarafın edinimini yerine getirmediğinden 13.10.2017 tarihli sözleşmenin 6.2. maddesine göre cezai şarta davacının hak kazanmış olacağının bildirildiği; taraflar arasında uyuşmazlığa konu sözleşmenin feshedilmediği, yani ayakta olduğu, davacı tarafın geçerli bir sözleşmenin hükmü gereğince anlaşmaya aykırı davranış nedeniyle cezai şart talep etmesi karşısında, somut olayda istenen cezanın TBK. m. 179/2'de düzenlenen ifaya ekli cezai şart olduğu, tacir olan tarafların serbest iradeleri ile meydana getirdikleri sözleşmede yer vermiş oldukları ceza koşullarına ilişkin düzenlemelere aynen uymak zorunda oldukları, bu bağlamda davacının cezai şart talebinin sözleşmeye göre istenebilir olduğu kanaatine varıldığı, sözleşme bedelinin 94.400,00 TL olduğu, davalı taraf taraflar arasında geçerli olan sözleşmeden kaynaklı edinimini yerine getirmediğinden 13/10/2017 tarihli sözleşmenin 6.2. Maddesi uyarınca sözleşme bedeli olan 94.400,00 TL'nin 2 katı tutarı olan 188.800,00 TL cezai şarta davacının hak kazanmış olacağı, her ne kadar davalı cezai şartın mahvına sebep olacağına dair itirazda bulunmuş ise de; bilirkişi ek raporunda davalı ...'nın bağlı olduğu vergi dairesinden paylaşılan bilgiler ışığında cezai şartın davalının ekonomik mahvına neden olmayacağının görüldüğü, İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin 2024/1082 Esas, 2025/386 Karar sayılı ilamından hareketle özellikle tacir olan tarafların ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü bulunmasına, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ceza koşulunu da içeren sözleşmeyi imzalayan tarafların karşılıklı borç ilişkisi kurarak edimlerini ifa ile yükümlü hâle geldikleri anlaşılmakla cezai şarttan indirim yapılmasını gerektirir bir yön bulunmadığından 188.800,00 TL olarak hesaplanan cezai şarttan indirim yapılmasına da gerek görülmediği, yerleşmiş yargı uygulamasında cezai şart alacağının likit olmadığının kabul edilmekte olduğu, bu nedenle kabul ve reddedilen kısımlar yönünden koşulları oluşmadığından tarafların icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı istemlerinin reddedildiği gerekçesiyle, 1-Davanın kabulü ile; İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas sayılı sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile, icra takibinin devamına, 2-Koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında; 1-)Davaya konu cezai şart isteminin dayandığı sözleşmenin 6.2. maddesi dikkate alındığında, davacı şirketin müvekkili şirketten cezai şart talebinde bulunabilmesi için; müvekkili şirketin haklı bir neden olmaksızın sözleşmede belirlenen yükümlülüklerine uymaması ve sözleşmeyle belirlenen tarihlerde ödeme yapmamış olması gerektiğini, ancak ilk derece yargılaması aşamasında ve bilhassa dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında cezai şarta ilişkin işbu koşulların davacı şirket nezdinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin yani, davacı şirketin sözleşme kapsamındaki edimlerini sözleşme koşullarına uygun bir şekilde ve zamanında teslim edip etmediği, müvekkili şirketin sözleşmede belirlenen yükümlülüklerine uyup uymadığı, keza sözleşmede belirlenen tarihlerde ödemelerini haklı ve geçerli bir sebebi olmaksızın yapıp yapmadığı hususlarının hiçbir suretle irdelenmediğini, bu kapsamda söz konusu raporların esasen hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, 2-)Davacı şirket edimlerini sözleşme koşullarına tamamen aykırı bir şekilde ifa ettiğini ve işbu kapsamda müvekkili şirket tarafından haklı olarak ödemezlik defi kullanıldığını, davaya cevap dilekçelerinin ekinde mevcut fotoğraflardan da görülebileceği üzere, davacı şirket tarafından sunulan edimlerin orta sınıf olarak dahi değerlendirilmesi mümkün olmayacak derecede eksik ve ayıplı olduğunu, İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/67 E. sayılı dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda da sözleşmeye konu edimin ayıplı ve eksik olarak ifa edildiğinin açık bir şekilde ortaya konulduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin muayene ve gözlem külfetini derhal yerine getirerek 24.11.2017 ve 25.11.2017 tarihşi e-maillerle davacı şirkete ayıp ihbarında bulunduğunu, akabinde ayıpsız ve eksiksiz yapılmış olan imalata denk gelen 44.241,60 TL'yi davacı şirkete derhal ödediğini, kalan kısım için ise haklı ve hukuka uygun olarak ödemezlik defi hakkını kullandığını, 3-)TBK'nın 179/2 maddesi gereğince ifanın çekincesiz kabul edilmesi halinde cezai şart talep edilmesinin hiçbir suretle mümkün olmadığını, davacı şirket, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeleri herhangi bir ihtiraz-i kayıt koymaksızın kabul ettiğinden cezai şart talebinin hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, 4-)İlk derece mahkemesince ekonomik mahva ilişkin değerlendirmenin eksik incelemeyle oluşturulduğunu, bilirkişi raporlarında diğer dönemler için vergi sonrası kar ve zarar dönemine dair tespitte bulunulurken 2023 yılı "Enf. Muhç Bilanço" dönemi için neden herhangi bir değerlendirme yapılmadığına anlam verilemediğini, Yargıtay içtihatlarında ekonomik mahva ilişkin değerlendirme yapılırken şirketin öz kaynak, kar ve zarar durumunun bilhassa değerlendirilmesi gerektiği belirtildiğinden, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarının bu yönüyle eksik nitelikte olduğunu, Ayrıca, İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/67 E. sayılı dosya kapsamında; davacı şirket tarafından aynı sözleşme dönemi için cezai şart talebinde bulunulmuş olup, yerel mahkemece "Cezai şarta ilişkin talebinin de kısmen kabulü ile, 32.798,19 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verildiğini, müvekkili şirketin ekonomik mahvına ilişkin değerlendirme yapılırken hem huzurdaki dosya kapsamında hesaplanan cezai şart, hem de İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/67 E. sayılı dosya kapsamında hükmedilen cezai şarta ilişkin kümülatif değerlendirme yapılması gerektiğini, 5-)İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/67 E. Sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmaması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden reddine ve davacı aleyhine alacak tutarının %20sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Dava, davalı iş sahibinin sözleşmede belirtilen tarihlerde ödemelerini yapmadığı iddiasıyla, taraflar arasındaki 13.10.2017 tarihli eser sözleşmesinin 6.2. Maddesine dayalı olarak cezai şart alacağının davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Taraflar arasında "23-25/11/2017 tarihlerinde yapılacak olan ......... için İş Sahibi tarafından talep edilen fuar stantlarının üretimi, montajı ve demontajının davacı tarafından yapılmasına ilişkin" KDV dahil 94.400,00 TL götürü bedelli 13.10.2017 tarihli sözleşme imzalanmış olup, bu sözleşmenin 6.2. Maddesinde; "İş bu sözleşmede İş sahibi, iş bu sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerine uymaması ve özellikle sözleşmeyle belirlenen tarihlerde ödemelerini yapmaması halinde veyahut standı teslim almaktan imtina etmesi halinde iş bu sözleşme bedelinin 2 katı kadar tutarı cezai şart olarak ........'ya ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder", 6.3 Maddesinde ise; "İşbu sözleşme ile belirlenen cezai şart, sözleşme bedeline ilaveten bağımsız olarak talep edilebileceği gibi zarara uğrayan tarafın ayrıca zarar tazmini isteme hakkı da saklıdır." hükümleri yer almaktadır. Yukarıda belirtilen madde düzenlemelerinden anlaşılacağı üzere, talebe konu cezai şart TBK'nın 179/2. Maddesinde düzenlenen "ifaya ekli cezai şart" niteliğinde olup, Mahkemece de bu şekilde yapılan nitelendirmeye karşı taraf vekillerince bir itirazda bulunulmamış, aksine istinaf ve istinafa cevap dilekçelerinde bu nitelendirme doğrultusunda beyanlarda bulunulmuştur. Sözleşmenin 3.8. , 4.3. , 4.4. , 4.5. Maddelerindeki düzenlemelere göre, söz konusu cezai şart sözleşmenin feshi halinde de sözleşme bedeline ilaveten ayrıca talep edilebilecek ise de, somut olayda sözleşmenin feshi durumu söz konusu olmayıp, ifaya ekli cezai şart şeklinde talepte bulunulmuştur. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Davacı yüklenici tarafından işbu dava ile talep edilen sözleşmesinin 6.2. Maddesine dayalı cezai şarta ilişkin olarak, davalı iş sahibi tarafından gerek bu davada, gerekse taraflar arasında görülen diğer bir dava olan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/67 Esas sayılı dosyasında, temel olarak, davacı yüklenicinin sözleşmeye konu edimini süresinde ve eksiksiz-ayıpsız yerine getiremediği, bu nedenle ödemezlik def'i kapsamında bakiye ödemeyi yapmadığı savunularak, gerek bu davadaki sözleşmenin 6.2. Maddesine dayalı cezai şarta talebinin, gerekse öteki davadaki bakiye iş bedeli ve %8 gecikme cezası bedeli taleplerinin reddi istenmiş olup, buna göre, her iki dava bakımından da çözülmesi gereken husus, davalının bu savunmasının yerinde olup olmadığıdır. Ancak, Mahkemece, istinafa konu gerekçeli kararda bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Her ne kadar gerekçeli kararda yer verilen, taraflar arasında görülen diğer bir dava olan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/67 Esas - 2022/414 Karar sayılı kararında bu hususa dair değerlendirme mevcut ise de o karar istinaf edilmiş ve henüz kesinleşmemiştir. Mahkemece; "alınan bilirkişi heyet kök ve ek raporunda davacının bakiye 68.802,40 TL tutarında davalı taraftan alacaklı olduğu, taraflar arasında geçerli olan sözleşmeden kaynaklı davalı tarafın edinimini yerine getirmediğinden 13.10.2017 tarihli sözleşmenin 6.2. maddesine göre cezai şarta davacının hak kazanmış olacağının bildirildiği" gerekçesiyle o dosyanın kesinleşme akıbeti bekletici mesele yapılmamış ise de, yukarıda belirtildiği üzere, her iki dava bakımından da öncelikle çözülmesi gereken husus, davalının; "davacı yüklenicinin sözleşmeye konu edimini süresinde ve eksiksiz-ayıpsız yerine getiremediğine" dair savunmasının yerinde olup olmadığı olup, Mahkemece alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında bu hususta bir değerlendirme ve tespit bulunmamaktadır. Yukarıda her iki davaya ilişkin yapılan açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, iki davanın konusu ve tarafları bakımından aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan, davalardan biri hakkında verilecek karar diğerini de etkileyecek nitelikte bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, daha önceki tarihli olduğu anlaşılan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/67 Esas sayılı dosyasının HMK'nın 165/1. Maddesi kapsamında bu dava bakımından bekletici mesele yapılması ve İstinaf incelemesi neticesine göre şartları mevcut olursa HMK'nın 166. maddesi uyarınca birleştirilmeleri gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, 6098 sy. TBK'nın 179/2. Fıkrası gereğince, ifaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi hâlde cezai şartı isteme hakkı düşer ve bu husus hâkim tarafından re’sen dikkate alınır. Mahkemece, sözleşme sona erme tarihi (sözleşeme 1.3. md.), sözleşme ifa tarihi (sözleşme 1.1. md.), son düzenlenen fatura tarihi, son yapılan ödeme tarihi, sözleşmeye göre son taksit tarihi (sözleşme 2.2. Md.) ve takip tarihi ile sözleşmenin ilgili maddeleri göz önünde bulundurularak, somut olayda davacının davaya konu cezai şartı isteme hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta bir değerlendirme yapılmaması da yerinde olmamıştır. Ayrıca, davaya konu cezai şart miktarının davalının ekonomik mahvına neden olacak derecede yüksek olup olmadığına ilişkin değerlendirme de bilirkişi raporlarında eksik incelemeye dayalı olarak yapılmış olup, buna dair değerlendirme yapılırken, davacının 2023 yılı "Enf. Muhç Bilanço" dönemi için de değerlendirme yapılması, şirketin öz kaynak, kar ve zarar durumunun değerlendirilmesi, ayrıca, İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/67 E. sayılı dosyasındaki gecikme cezasının da kümülatif olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/02/2025 tarih ve 2023/465 Esas, 2025/130 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.