Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/196 E. , 2024/1412 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/196 Karar No : 2024/1412 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/196 E. , 2024/1412 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/196 Karar No : 2024/1412 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya İli, Manavgat İlçesi, ... mevkiinde bulunan ..., ... ve ... nolu parsellerin bulunduğu bölgedeki kıyı kesimine ait, Antalya Valiliği Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonu tarafından 18/11/2014 tarihinde yeniden tespit edilen kıyı kenar çizgisinin ve bu tespitin onaylanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işleminin, belirlenen bu kıyı kenar çizgisinin 1/1000 ölçekli, ... nolu harita paftasına aktarılması işleminin ve bu işlemlere karşı 11/02/2015 tarihinde yapılan itirazın reddine ilişkin ... günlü, ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesinin Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyulmayarak verdiği ısrar kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 28/03/2022 tarihli, E:2021/1181, K:2022/1003 sayılı kararıyla bozulması üzerine, İdare Mahkemesince verilen kararda; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen, davaya konu Antalya İli, Manavgat İlçesi, ... Mevkii, eski ..., ... ve ... parsel (... ada ..., ... ve ... parsel) sayılı taşınmazların yer aldığı alanda geçerli kabul edilen kıyı kenar çizgisinin, kara ve deniz tarafında yeterli sayıda ve derinlikte çukur açıldıktan sonra bu bölgenin karasal mı yoksa denizel mi özelliğe sahip olduğu hususunun ortaya konulması suretiyle kıyı kenar çizgisinin durumunun tespit edilmesi ve mevzuat hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği hususlarının tespiti amacıyla, taşınmaz mahallinde, Harita ve Kadastro Mühendisi, Jeoloji- Hidrojeoloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Şehir Plancısından oluşan bilirkişi heyetine yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 20/06/2023 tarihli bilirkişi raporu, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu alandaki onanmış kıyı kenar çizgisinin hem kara tarafında hem de deniz tarafında açılan tüm çukurlarda denizel kökenli zemine rastlanması, gözlem çukurlarının hiçbirinde karasal özelliği çağrıştıracak herhangi bir bulguya ulaşılamaması, Antalya Valiliği Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonu tarafından 18/11/2014 tarihinde tespit edilen kıyı kenar çizgisinde, bu çizginin onaylanmasına dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminde, belirlenen kıyı kenar çizgisinin uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik olarak 1/1000 ölçekli ... numaralı halihazır haritaya aktarılması işleminde ve bu işlemlere karşı 11/02/2015 tarihinde yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davanın reddine esas alınan bilirkişi raporu ile İdari Dava Daireleri Kurulu kararının gereklerinin yerine getirilmediği, dosyada yer alan mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği, arazide açılan çukurlardan örnek alınmadığı, laboratuvar ortamında incelenmediği, taraflarınca iddia edilen tüm hususların temyiz dilekçesi ekinde sunulan uzman görüşü ile ispatlandığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Antalya Valiliği tarafından savunma verilmemiş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Antalya ili, Manavgat ilçesi, ... Mevkii, ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Antalya Valiliği Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonu tarafından 18/11/2014 tarihinde tespit edilen kıyı kenar çizgisinin, bu çizginin onaylanmasına dair ... tarih ve ... sayılı işleminin, belirlenen kıyı kenar çizgisinin uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik olarak 1/1000 ölçekli ... numaralı halihazır haritaya aktarılması işleminin ve bu işlemlere karşı 11/02/2015 tarihinde yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; bölgedeki ilk kıyı kenar çizgisinin 07/07/1976 tarihinde onaylanan çizgi olduğu, diğer tespitin ise paftanın doğusundan başlayan ve 954 nolu parseli ortalayacak şekilde son bulan 04/12/1987 onay tarihli kıyı kenar çizgisi olduğu, 1998 yılında yapılan incelemeler sonucunda 07/07/1976 onay tarihli kıyı kenar çizgisinin hatalı tespit edildiğinin görülmesi sebebiyle 20/04/1998 onay tarihli yeni kıyı kenar çizgisi belirlendiği, 1998 yılında belirlenen kıyı kenar çizgisine karşı açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin işlemlerin iptaline karar verildiği, iptal kararı uyarınca da dava konusu edilen kıyı kenar çizgisinin 18/11/2014 tarihinde belirlenerek 30/12/2014 onaylandığı, bu kıyı kenar çizgisinin hukuka uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin tespiti amacıyla Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde de inceleme konusu kıyı kenar çizgisinin hem kara tarafında hem de deniz tarafında açılan tüm çukurlarda denizel kökenli zemine rastlandığı, gözlem çukurlarının hiçbirinde karasal özelliği çağrıştıracak bir bulguya ulaşılamadığı, bu haliyle mevcut kıyı kenar çizgisinin doğru olmadığı değerlendirmesinde bulunulduğu görülmektedir. Kıyı kenar çizgisinin, zemindeki mülkiyet ve yapılaşmalara bakılmaksızın doğal verilere göre bilimsel olarak tespit edilmesi gerekmekte olup, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda, dava konusu edilen kıyı kenar çizgisinin, hem deniz tarafında hem de kara tarafında açılan sondaj çukurları ile zeminin denizel etki altında olduğu, bir kaç noktada yaklaşık 90 derece kırılma yaptığı, kırılmayı gerektirecek herhangi bir falez ve benzeri bir jeolojik oluşum bulunmadığından hatalı olduğu tespitleri yapılmak suretiyle kıyı kenar çizgisinin mevzuata uygun olarak belirlenmediği değerlendirmesi yapıldığından, dava konusu işlemlerin iptal edilmesi gerektiği, bilirkişi raporundaki değerlendirmeye rağmen, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, hukuken kabul edilebilir somut delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin Mahkeme Kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.