T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/10 - 2026/503 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/10 KARAR NO : 2026/503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/824 Esas DAVACI : OZAN BETON ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/10 - 2026/503 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/10 KARAR NO : 2026/503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/824 Esas DAVACI : OZAN BETON ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : DÜNYALAR ASFALT YOL YAPI NAKLİYAT TAAHHÜT MADENCİLİK TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Haksız Rekabetin Tespiti Davası TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 05/11/2025 KARAR TARİHİ : 16/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 13/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, Kaynarca ilçesinde hazır beton üretimi ve satış yaptığını Kaynarca ilçesi genelinde herkese hazır beton satış yetkisinin bulunduğunu, davalı Dünyalar Asfalt Yol Yapı Ltd. Şti.'nin sınırlı ruhsatının bulunduğunu, davalının yasal sınırlarını aşarak satış yaptığını, davalının yetkisiz satış yapmaya devam etmesinin davacıyı zarara uğrattığını ve zararın telafisinin imkansız veya güçleşeceğini belirterek davalı şirketin Kaynarca ilçesi OSB dışındaki hazır beton satış faaliyetlerinin durdurulmasını OSB dışında fatura kesmesinin durdurulmasını ve beton satışının engellenmesi talebiyle açtığı davada ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 10/11/2025 tarihli ara karar ile; " ... 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat koşulunun somut delillerle sağlandığını, gerekçesiz ret kararının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, gecikme nedeniyle ciddi ve telafisi imkânsız zarar riskinin mevcut olduğunu, haksız rekabetin varlığı resmi kayıtlarla sabit olduğunu beyan ile; yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddiaları asılsız, mesnetsiz ve soyut olup ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığını, davacının dayanak gösterdiği deliller, iddialarını ispata matuf olmadığını beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/824 Esas sayılı 10/11/2025 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; haksız rekabetin tespiti istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 10/11/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı şirketin Sakarya ili Kaynarca ilçesinde hazır beton üretimi ve satışı faaliyetinde bulunduğunu, Kaynarca ilçesi genelinde hazır beton satışı gerçekleştirme yetkisinin bulunduğunu, buna karşılık davalının faaliyet ruhsatının sınırlı nitelikte olduğunu ve yalnızca belirli alanlarda faaliyet gösterebileceğini belirterek davalının Kaynarca ilçesinde OSB dışındaki hazır beton satış faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesin ihtiyati tedbir yoluyla talep ettiği, ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada; uyuşmazlık, davacı tarafından ileri sürülen haksız rekabet iddiasına dayalı olarak talep edilen ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır 6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 sayılı HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. Eldeki davada, yukarıda da açıklanmaya çalışıldığı gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389 ve devamı maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, talepte bulunan tarafın iddiasını yaklaşık olarak ispat seviyesinde ortaya koyması gerekmektedir. Başka bir deyişle, tedbir talep eden tarafın ileri sürdüğü hakkın varlığını kuvvetle muhtemel kılan delilleri sunması zorunludur. Eldeki davada; davacı tarafça haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülen eylemlere ilişkin olarak sunulan deliller incelendiğinde; bu aşamada söz konusu eylemlerin varlığının yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulmadığı, iddiaların ancak yargılama sürecinde toplanacak deliller ve özellikle yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde açıklığa kavuşturulabileceği, ihtiyati tedbir gibi istisnai nitelikte ve karşı tarafın hukuki durumunu doğrudan etkileyen bir koruma tedbirinin uygulanabilmesi için aranan şartların somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Gelinen aşamada, ilk derece mahkemesince, davacı tarafından sunulan delillerin yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Karar başlığında; talep türünün gösterilememesi 2004 sayılı İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*