Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.1992 tarihinde... Üniversitesi ... Tıp Merkezinde çalışmaya başladığını, 29.02.2016 tarihine kadar burada çalışmaya devam ettiğini, bu tarihten sonra da ... Üniversitesi ... Sağlık Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışmaya devam ettiğini ve 23.07.2016 tarihine kadar çalıştığını, müvekkilinin çalışmış olduğu işverene ait işletmelerin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile kapatılarak davalı ... Genel Müdürlüğüne taşınır ve taş
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.1992 tarihinde... Üniversitesi ... Tıp Merkezinde çalışmaya başladığını, 29.02.2016 tarihine kadar burada çalışmaya devam ettiğini, bu tarihten sonra da ... Üniversitesi ... Sağlık Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışmaya devam ettiğini ve 23.07.2016 tarihine kadar çalıştığını, müvekkilinin çalışmış olduğu işverene ait işletmelerin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile kapatılarak davalı ... Genel Müdürlüğüne taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığıyla bedelsiz olarak devredildiğini, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (670 sayılı KHK) gereğince ödenmeyen işçilik alacaklarının ödenmesi için Maliye Bakanlığı ... Defterdarlığı Olağanüstü Hâl Bürosuna idari başvuruda bulunduğunu ancak netice alamadığını, müvekkilinin hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmediğini, davalı Kurumun ödenmeyen işçilik alacaklarından sorumlu olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, kanun hükmünde kararname kapsamında kapatılan işyerinde çalışan davacının işçilik alacaklarına yönelik eldeki davada, dava şartının mevcut olup olmadığı hususundadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.