16. Hukuk Dairesi 2017/19 E. , 2020/2982 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı ..., ... Köyü çalışma alanında bulunan ve yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümlerinin irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak adın…
**16. Hukuk Dairesi 2017/19 E. , 2020/2982 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı ..., ... Köyü çalışma alanında bulunan ve yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümlerinin irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde, davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıklarından bir kısmı, çekişmeli taşınmazların öncesinde davacı tarafından ekilip biçildiğini, ancak davacının 30 yıl önce ... İlçesine göç ederek taşınmazları ...'a emanet ettiğini belirtmiş, duruşmada dinlenen davacı tanıkları taşınmazların ...'a kiraya verildiğini belirtmişler, davacı ise köydeki kan davası sebebiyle köyü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir. Bu haliyle mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki oluştuğu halde, Mahkemece, söz konusu çelişki giderilmemiş, zilyetliğin iradi olarak terk edilip edilmediği ve davacının mülkiyet hakkından vazgeçmiş olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Öte yandan, bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafları olduğu halde dosya içinde bulunan 1984 ve 1994 tarihli hava fotoğrafları bu konuda uzmanlıkları bulunmayan kadastro teknisyeni bilirkişilerce incelenip değerlendirilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.