9. Hukuk Dairesi 2025/8951 E. , 2025/10341 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3017 E., 2025/1310 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/435 E., 2024/474 K. MAHKEMESİ : ... 46. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/1023 E., 2021/58 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilek…
9. Hukuk Dairesi 2025/8951 E. , 2025/10341 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3017 E., 2025/1310 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/435 E., 2024/474 K. MAHKEMESİ : ... 46. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/1023 E., 2021/58 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili Şirkette ürün satış ve pazarlama elemanı olarak çalıştığını, sahte borç yapılandırma raporu hazırlayarak 738.000,00 TL'lik ürünü 90'ı aşkın sayıda müşteriye sattığını beyan etmesine rağmen, borç yapılandırma listesinde adı geçen müşteriler arandığında ürünlerin bu müşteriler tarafından değil tek bir kişi tarafından alındığının fark edildiğini, davalı ile yapılan görüşmede ürünleri tek bir kişiye sattığını kabul ettiğini, ayrıca davalının Şirketten satmak üzere aldığı ürünleri daha yüksek bir fiyattan sattığını, haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalının fazladan tahsil ettiği tutarların müşterilere iade edildiğini, davalının müvekkili Şirketi zarara uğrattığından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davalı-karşı davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette çalışırken iş sözleşmesinin haklı neden olmadan bildirimsiz şekilde feshedildiğini, çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna tam olarak bildirilmediğini, fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalışmasına rağmen bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, yıllık izin alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi, yıllık izin, ücret ile yol ve yemek ücreti alacaklarının davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı Şirkette uzun yıllar çalıştığını, davacı Şirketin genel olarak müşterileri ile açık hesap/cari hesap usulü çalıştığını, borç ve alacakların yönetim tarafından takip edildiğini, çalışanların belirtilen müşterilere ürünleri teslim ettiklerini, müşterinin bir ödeme yapması hâlinde ödemelerin şirkete ait pos cihazlarından tahsil edildiğini, Şirketin, Meşhur Kuruyemişçi ... adlı firma ile uzun yıllar cari hesap yöntemiyle kuruyemiş ve ürün ticareti yaptığını, adı geçen müşteriye talep ettiği ürünleri genellikle kendisinin teslim ettiğini, müşteri firmanın ödemelerini doğrudan firma yetkililerine dönem dönem nakit veya çek ile yaptığını, ancak son dönemde bu müşterinin genel ekonomik durumun kötüleşmesi, Covıd-19 dönemi yasak ve kapanmaları nedeniyle borçlarının bir kısmını ödeyemediğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı Şirketin bakiye borcu kendisine ödetmek üzere cebire başvurduğunu, teminat göstermesi, borcu üstleneceğine dair senet imzalaması, evini ipotek vermesinin istediğini, sebep olmadığı bir borç hususunda zorla adi senet imzalattığını, bu adi senedin bir geçerliliği olmadığını, borcun hatası yahut ihmalinden kaynaklanmadığını, davalı Şirket ile müşterisi arasında ticaretten kaynaklanan alacak verecek ilişkisi olduğunu ve müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davacı-karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı-karşı davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava bakımından; davacı tarafından dosyaya herhangi bir ticari defter kaydı veya yazılı belge sunulmadığı, davaya konu satışların kayıt dışı yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu edilen alacağın miktar itibarıyla tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davacının yazılı belge sunması gerektiği, bu bağlamda alacak miktarında netlik olmadığı, ancak davalının 22.02.2021 tarihinde kollukta alınan beyanında yapılan hesaplamada alacak miktarının 744.538,07 TL olarak hesapladığını ikrar ettiği ve davacının 738.000,00 TL talep ettiğinin anlaşıldığı, bunun yanı sıra 15.10.2020 tarihli el yazılı belgeden de davacının bu hususları ikrar ettiği ve aynı zamanda borcu üstlendiğinin anlaşıldığı, ikrarın bağlayıcı ve dava konusunu ihtilaflı olmaktan çıkaracağı, tespit edilen miktardan alınan çeklerin bedeli olan 150.000,00 TL'nin mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen dava bakımından; davalı-karşı davacının davalıya ait işyerinde 23.02.2019-28.10.2020 tarihleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesinin asıl davada belirtilen gerekçeler gözönünde bulundurulduğunda işveren tarafından haklı sebeple feshedildiği, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığı, davalı-karşı davacının ödenmeyen yıllık izin, fazla çalışma ve ücret alacaklarının bulunduğu, talep edilen diğer alacakların davalı tarafından ispat edilemediği gerekçeleriyle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan video kaydında; davalının “ben o ... Kuruyemişte 1,00 TL bile bırakırsam adam değilim” dediğinin görüldüğü, dosyaya sunulmuş tarihsiz sipariş fişlerinde “... Kuruyemiş” ya da malları aldığını kabul eden “ ...” isimli firma adına da sipariş kaydı olmadığının tespit edildiği, davalı işçinin, gerek savcılık gerekse asliye ceza mahkemesindeki yargılamada birden çok müşteriye satış gibi belge düzenlemesine rağmen tüm satışı tek bir müşteriye yaptığını ikrar ettiği, bu satışın Şirket müdürü ...’in bilgisi ve talimatı ile yapıldığını ileri sürdüğü ancak bizzat ... Kuruyemiş isimli Şirketin sahibi, davada da tanık olarak dinlenen .... savcılıkta verdiği ifadesinde davacı ile yaptığı ticaretin ...’nin himayesinde olmadığını açıkça beyan ettiği, davalı işçinin işverenini yanıltmaya yönelik olarak başka müşterilere satış yapar gibi göstererek tek bir kişiye, işverenin kabul ettiği 100.000,00 TL'yi aşar şekilde bedeli ödenmediği hâlde satış yaptığı, bu bedelin fesih, hatta karar tarihi itibarıyla hâlen ödenmemiş olması karşısında işvereni hileli davranışları ile zarara uğrattığından davalının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin kabulüne ilişkin kararın isabetli olduğu, tarafların borcun yenilenmesi konusunda anlaştıkları kesin bir şekilde belli değilse, şüpheli bir durum varsa veya bu hususta herhangi bir anlaşma ve iddia yoksa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereğince, somut olayda, senet asıllarının alacaklı davacı işveren tarafından tahsil edilememiş olması gözönünde tutularak senetlerin 3. kişi müşteriye iadesi her zaman mümkün olmakla senet bedelleri mahsup edilmeksizin işverenin zarar tutarının belirlenerek hüküm altına alınması gerektiği, davacı işverenin istinaf talebinin yerinde olduğu, maddi zarar tutarının 738.000,00 TL olarak hüküm altına alınması ve 3. kişi tarafından verilen her biri 30.000,00 TL tutarındaki senetlerin ödenmemiş olması durumunda davalıya teslimine ödemesi yapılan senet varsa bu tutarın kararın infazı aşamasında mahsubuna karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı-karşı davalının istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı temyiz dilekçesinde: 1. Davacı-karşı davalı işverenin iddiasını ispata yarar delil sunamadığını, davalı hakkında açılan güveni kötüye kullanma ve özel evrakta sahtecilik iddiasına konu suçlardan açılan ceza davasında beraat kararı verildiğini, davalıdan alınan borç üstlenme belgesinin cebren alındığını, davalının zarara neden olduğuna dair bir ikrarının bulunmadığını, asıl borçlunun iddia olunan borcu kabul ettiğini ve karşılığında davacıya çekler verdiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, iddia olunan zarardan davalının sorumlu olmadığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu borç üstlenme belgesi kabul edilmemekle birlikte kabul edilse dahi borcun muaccel hâle gelmediğini, müvekkilinin habersiz şekilde depodan ürün çıkarmasının ve ürünleri farklı fiyattan satmasının mümkün olmadığını, davalının tüm ödemeleri davacı Şirkete ait pos cihazı ile tahsil ettiğini, 2. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının eksik, hatalı ve gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı-karşı davacının asıl davada, davacı-karşı davalının iddia ettiği zarardan sorumlu olup olmadığı ve sorumlu olduğu miktara ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Somut uyuşmazlıkta, borca mahsuben verildiği ileri sürülen çeklerin karşılıksız çıkması ve yapılan icra takibinin devam ettiği dikkate alınarak daha sonra ödeme yapılması hâlinde infaz sırasında dikkate alınacak olması gözönünde bulundurulmalıdır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıda yapılan açıklamalara göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.