T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1333 - 2026/845 "T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I" T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1333 KARAR NO : 2026/845 BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.05.2025 NUMARASI : 2024/493 Esas - 2025/341 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... …
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1333 - 2026/845 "T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I" T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1333 KARAR NO : 2026/845 BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.05.2025 NUMARASI : 2024/493 Esas - 2025/341 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALILAR : 1-... 2-İSHAKOĞLU MADENCİLİK İNŞAAT BETON NAKLİYE TAŞIMACILIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nd.) BAŞVURU TARİHİ : 25.06.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 12.08.2025 KARAR TARİHİ : 17.04.2026 İLAM YAZIM TARİHİ : 18.04.2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nin sevk ve idaresindeki 34 ... plakalı aracın kırmızı ışıkta duramayarak müvekkiline ait 34 ... plakalı araca 06.06.2024 tarihinde çarptığını ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Ford Transit marka 2023 model müvekkiline ait aracın kaza sonrası hasar ve değer kaybına uğradığını, davacı tarafça Artun Sigorta Ekspertiz Hizmetleri Ltd.Şti. den alınan ekspertiz raporuna göre parça, işçilik ve KDV dahil 287.947,88 TL tutarında hasar meydana geldiğini, hasarın 195.209,92 TL tutarındaki onarım bedelini ve yine Artun Sigorta Ekspertiz Hizmetleri Ltd.Şti. den alınan ekspertiz raporuna göre de 150.000 TL tutarında değer kaybı meydana geldiğini, değer kaybının da 4.790,08 TL tutarındaki bedeli 34 ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli ZMSS sigortacısı Sompo Sigorta AŞ tarafından karşılandığını, sigorta şirketinin toplamda 200.000 TL tutarındaki maddi hasar teminat bedelinin tamamını ödediğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, kazaya sebebiyet veren aracın işleteni ve sürücüsü olmaları nedeniyle müteselsil sorumlu olduklarını, bu sebeple Kocaeli İcra Dairesi 2024/77697 Esas sayılı dosyasında bakiye hasar onarım bedeli 92.737,96 TL, bakiye değer kaybı tazminatı 145.209,92 TL, 2.909,81 TL ekspertiz fatura ücretleri ile 30.125,51 TL işlemiş reeskont avans faizi olmak üzere toplam 270.983,20 TL talep edildiğini, ancak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı taraf, davacının iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin trafik kurallarına titizlikle uyduğunu ve çalışanlarına gerekli eğitimleri verdiğini, kazada müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, kazanın dışsal nedenlerden kaynaklandığını, üstelik şirket aracının daha fazla zarar gördüğünü, ayrıca, zarar görenin dava açmadan önce sigorta şirketine başvurma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve poliçe kapsamında ödeme yapıldığı halde ek taleplerin haksız olduğunu bu nedenle davanın reddi ve davanın sigorta şirketine ihbarını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, davalıların Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2024/77697 Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile takibin; 92.737,96 TL bakiye hasar tazminatı, 112.674,93 TL bakiye değer kaybı tazminatı, 1.800,00 TL hasar ekspertiz raporu fatura bedeli, 1.109,81 TL değer kaybı ekspertiz raporu fatura bedeli, 30.125,51 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 238.448,21 TL üzerinden ve asıl alacak tutarı olan 208.322,70 TL'ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine, fazlaya yönelik talebin reddine, karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada dava dışı Sompo Sigorta A.Ş. tarafından ödenen toplam 37.325,07 TL tutarındaki ödemenin kendilerine KDV ve değer kaybı olarak ödenen toplam miktar olduğunu, bu ödemenin 32.534,99 TL'lik kısmının KDV olarak, kalan 4.790,08 TL'sinin ise değer kaybı ödemesi olarak yapıldığını, yapılan bu ödemelerin sigorta tarafından beyan edildiği üzere kdv olarak ödenen 32.534,99 TL rucü edilecek hasar tutarı olarak bilirkişi tarafından da belirlenen 125.272,95 TL'den düşürülerek 92.737,96 TL üzerinden bakiye hasar tazminatı olarak icra takibi yapıldığını, 4.790,08 TL tutarındaki ödemesi ise bilirkişi tarafından da belirlenen 150.000,00 TL tutarındaki değer kaybından düşürülerek 145.209,92 TL üzerinden bakiye değer kaybı olarak icra takibi yapıldığını, ancak sigorta tarafından ödenen 37.325,07 TL'lik tutarın tamamı bilirkişi tarafından bakiye değer tazminatından düşürülerek yanlış değerlendirme yapıldığını, 150.000,00'den 37.325,07 TL çıkarılarak 112.674,93 TL sonucuna ulaşılmak suretiyle yapılan bu yanlış değerlendirme neticesinde talep ettikleri bakiye değer kaybına ilişkin taleplerinin 112.674,93 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verildiğini, dolayısıyla istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılarak, 92.737,96 TL bakiye hasar tazminatı,145.209,92 TL bakiye değer kaybı olarak kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece yapılan yanlış değerlendirilmeler neticesinde karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını ancak rapora ilişkin yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, davacıya ait aracın kaza öncesindeki mekanik ve şase durumu tespit edilmeden, kaza sonrasında yapılan şişirilmiş masrafların tamamen davalılardan talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Kaza tespit tutanağından yola çıkılarak dava dilekçesinde davalı ...'nin ve beraberinde yer alan davalı şirketin müteselsil ve müşterek olarak sorumlu olduğu iddia edilmişse de, kusur oranları bakımından sadece kaza tespit tutanağının dikkate alınmasının hatalı olduğunu, meydana gelen zararlar açısından davalı şirkete hiçbir kusur oranı izafe edilemeyeceğinin ortada olduğunu, kamera kayıtlarının mahkemece incelenmediğini, davalı şirkete ait aracın azami hız sınırlarının oldukça altında hareket ettiğinin dikkate alınmadığını, kazada etkili olan çevresel faktörlerin değerlendirilmediğini, yargılamanın eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini beyanla, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davalı lehine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67.maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; 06.06.2024 meydana gelen çift maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, davacı aracının arka kısımlarında maddi hasar oluştuğu ve davalının zorunlu trafik sigortacısı tarafından poliçe limiti dahilinde ödenen hasar bedelinin araçtaki toplam onarım masrafını karşılamaması nedeniyle bakiye onarım bedeli ile sigortacı tarafından yapılan ödemenin araçtaki değer kaybını karşılamadığı gerekçesiyle ödemeler düşüldükten sonra ekspertiz giderleri ve işlemiş reeskont faizi ile birlikte davalılar işleten ve sürücüye takip yapıldığı, takibin süresi içerisinde itiraza uğraması nedeniyle eldeki itirazın iptali talepli davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Bu nedenle aracın eski hale getirilmesi için yapılacak olan onarım giderleri ile aracın ekonomik olarak değerinin azalmasından kaynaklı zarardan, zarar veren sorumlu tutulmaktadır. Öte yandan, Yargıtay 17. HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15.03.2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. Yanı sıra araç mahrumiyeti ve aracın işletilmemesinden kaynaklı dolaylı zararlar poliçe kapsamında bulunmadığından; bu zararlardan yalnızca işleten ve sürücü sorumlu tutulabilir. Buna göre, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemece kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olan Adli Trafik Bilirkişi raporunun raporunun kusur tespiti bakımından benimsenerek; davalı araç sürücüsünün, kural ihlali ile davacı aracına arkadan çarpması şeklinde gerçekleşen kazada davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinde ve meydana gelen zarardan dolayı kurtuluş kanıtı sunamayan işletenin, eylemlerinden 2918 sayılı KTK 85.madde gereğince sorumlu olduğu sürücü ile birlikte sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından; davalı işleten vekilinin anılan yönlere değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Öte yandan 6100 sayılı HMK'nun 27.maddesi uyarınca davanın tarafları hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ayrıca mahkemenin açıklamaları dikkate alınarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Buna göre; 1-Davacı vekilinin bilirkişi tarafından dava dışı sigorta şirketince yapılan 37.325,07 TL ödemenin 32.534,99 TL'lik kısmının onarım bedelinden kaynaklı KDV ödemesi olduğu ve ancak 4.790,08 TL'lik kısmının ise değer kaybı tazminatına ilişkin olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itirazları, dosyaya kazandırılan ödeme belgeleri çerçevesinde değerlendirilmeden ve gerekmesi halinde bu yönde önceki bilirkişiden ek rapor alınmadan karar verilmesi hatalı olduğu gibi bu husustaki davacı itirazı hakkında mahkeme gerekçesine kararında yer verilmemesi de doğru görülmemiştir. 2-Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir(HMK. md.266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (HMK. md.281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (HMK.md.281/2). Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir. (HMK. md.281/3). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. (HMK. md.282/1). Raporu serbestçe değerlendirme yetkisi, hakimin, bilirkişinin yerine geçerek hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda şahsi bilgisi ile karar verebileceği anlamına gelmez. Yargıtay HGK'nun 04/02/2009 gün ve 2008/4-823 E - 2009/50 K sayılı kararında açıklandığı üzere; hakimin kendisini bilirkişi veya bilirkişi kurulu yerine koyamayacağı, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda şahsi bilgisi ile sonuca gidemeyeceği, o konuda bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilmiştir. Öte yandan bilirkişi seçimi de davanın aydınlatılabilmesi açısında önem arz etmektedir. Mahkemece uzmanlık görüşüne ihtiyaç duyulan maddi vakıa veya teknik konunun tüm yönleri ile değerlendirilerek uyuşmazlık konusu alanında uzmanlığı ve alt uzmanlığı olan bilirkişiden uzman görüşü alınabilecektir. Mahkeme, tarafların da görüşünü almak suretiyle bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında, aşağıda belirtilen hususlara yer vermek zorundadır: a) İnceleme konusunun bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlenmesi. b) Bilirkişinin cevaplaması gereken sorular. c) Raporun verilme süresi. (HMK 273/1) Bu husus gereksiz bir ya da birden fazla ek rapor alınması nedeni ile gereksiz yargılama giderleri ve uzayan sürelerin önüne geçilebilmesi açısından "usûl ekonomisi ilkesine" hayatiyet kazandırması açısından da önemlidir. Kabule göre de davanın itirazın iptali istemine ilişkin olmakla ve davalı takip borçluları tarafından ödeme emrine itiraz dilekçelerinde "ayrıca ve açıkça" işlemiş faize ve faizin türüne itiraz edilmiş olmakla mahkemesince takipte işletin "faizin türüne" yönelik davalı itirazı hakkında gerekçesinde değerlendirme yapmadan ve takibin fer'iler yönünden denetimi sağlanmadan karar verilmesi doğru görülmediği gibi "işlemiş faiz hesabının" ise nitelikli hesaplama gerektirdiğinin düşünülmesi halinde bu konuda nitelikli hesaplamalar alanında uzman bir mali bilirkişiden taraf mahkeme ve kanun yolu denetimine açık bir rapor almadan karar verilmesi de usûl ve yasaya aykırı bulunmuştur. İlk derece mahkemesinin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporu ve verdiği kararda tespit edilen ve yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar, dairemizce H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, anılan eksiklik giderilerek sonucuna göre "usûli kazanılmış haklar" da gözetilerek bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.05.2025 tarih, 2024/493 esas, 2025/341 karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafların istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, 5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatıran tarafa iadesine, 6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18.04.2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*