T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/05/2025 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:27/10/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/05/2025 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:27/10/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirket sahibi ...'in 1995 yılında ... Klima'nın Türkiye distribütörü olarak Türkiye genelinde klima satış işlerine başladığını, ...'in 2002 yılında ...'in en büyük klima firması ... ile ortaklık kurarak Türkiye'de klima satışı üzerine uzmanlaştığını, bayiler ve müşteriler oluşturduğunu ve güçlü bir kurumsal yapı meydana getirdiğini, 2006 yılında 35 milyon dolarlık klima satışı cirosu olan, 200'ün üzerinde bayisi olan distribütör bir klima satış şirketi haline geldiğini, Türkiye'de ... /... /... marka klima ürünlerini, ... Klima fabrikalarında ürettirip, ... firmasına satışını yapan Türkiye'de tanınmış bir şirket haline geldiğini, 2009 yılında ... tarafından ... San. ve Tic. Ltd. Şti. kurularak Türkiyede klima sektörünün önde gelen şirketi haline dönüştüğünü, ...'in klima sektöründeki tüm tecrübesi, bilgi birikimi ve bağlantılarını davacı müvekkili şirkete aktararak şirketin ve davalıların büyümesini, Türkiye çapında tanınmasını ve satış ile servis ağı oluşturmasını sağladığını, davalı şirketlerin Çin'in en büyük klima şirketi ... Group'un alt grup şirketleri olup davacı şirket ile 2010 yılında ... ev tipi klimalarının Türkiye'de satışı ve tanıtımı için tek yetkili satıcı olarak anlaştığını, 2011 yılında ise ... marka ticari klimaların satışına başlandığını ve davacı müvekkil şirketin 2019 yılı Aralık ayına kadar da başarılı bir şekilde ... Türkiye Tek Yetkili Satıcısı-Distribütörü olarak davalı şirketler ile çalıştığını, müvekkili şirketin Türkiye genelinde oluşturmuş olduğu klima bayiliklerini ... ... ve ... adı altında yeniden düzenlediğini ve davalıların ülke çapında bayilikleri ve servislerini oluşturduğunu, davacı şirket tarafından ... ve ... markası altında bayilikler ve showroomlar açılarak ... markalı klimaların Türkiye genelinde tanıtıldığını, ... markasına maddi ve manevi olarak yatırım yaptığını ve desteklediğini, davacı şirketin çalışmaları sonucu kurmuş olduğu bayilikler ve servis ağları ile ... ... ve ... ürünlerinin Türkiye klima pazarında ... Milyon USD'lik bir pazar haine geldiğini, ... markalı klimaları Türkiye pazarında %0,5'ten yaklaşık %5 gibi büyük bir pazar payına ulaştırdığını, davacı şirketin ... ... ve ... Türkiye Distribütörü olarak çalıştığı süre boyunca davalı şirketlerden FOB değeri (fabrika çıkış fiyatı) ... Milyon USD tutarında ürün aldığını, bu ürünlerin kendi kurduğu ve yatırımını yaptığı ... ... ve ... bayi ve servis ağı vasıtası ile ithalatını, gümrük vergilerini servis ve montaj ücretlerini ödeyerek, bayi ve servislerini kullanarak, ... markasının reklamlarını yaparak satışını gerçekleştirdiğini, yatırımlarını ve işletme giderlerini karşılayarak, ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacı şirketin davalı ... ... ve ... Şirketleri'nin Türkiye tek satıcılığını yapmadan önceki yıllarda (2009/2008/2007/2006/2005) ... ve ... ...'nin Türkiye pazarındaki klima satışlarında yok denecek kadar az olduğu bir süreçten, davacı şirketin ... markasını Türkiye'de tanınır ve saygın marka haline getirdiğini, davacı şirketin davalı ... ... ve ... 'a her zaman destek olduğunu, davalı şirketlerin başka ülkelerde satamadığı klima ürünlerini Türkiye pazarında satışa sunduğunu, 2018 yılı sonuna kadar davalı ... ... ve ... 'ın marka ve ürünlerini, dürüst ve sadık Türkiye pazarında tek yetkili satıcısı olarak büyük başarı ile satışlarının gerçekleşmesini sağladığını, ...'nın yaptığı yıllık değerlendirme ve ödül toplantılarında defalarca başarı ödülü aldığını, en son olarak 2018 Kasım ayında ...'de yapılan distribütörler toplantısında en başarılı distribütör olarak "Altın" sınıfında değerlendirildiğini, davacı ile davalı şirketlerin 2018 Kasım ayında ...'de yapılan distribütörler toplantısında gelecek 3 yıllık dönem için de birlikte çalışma kararı alındığını ve 2019-2020-2021 yılları için çalışma planları oluşturulduğunu, davalı şirket ... 'ın, davacı şirkete 19 Aralık 2018 tarihinde mail göndererek 31 Ocak 2019 tarihinden sonra ... Klima'nın Türkiye Tek Satıcılık hakkını tek taraflı olarak feshettiklerini bildirdiğini, davacı şirket bu feshin haksız olduğunu, çok zarar edeceklerini bildirmesine rağmen, davalı şirketin davacının Türkiye distribütörlüğünün sonlandırıldığını bildirdiğini, davacı şirketin yazışmalarında tek taraflı ve haksız fesihten zarar edeceğini distribütörlüğün devam etmesini, devam etmeyecek ise TTK md. 122/5 gereği denkleştirme tazminatının ödenmesi gerektiğini, bu ödemenin kendilerine yapılması talebini ... şirketine 26 Aralık 2018 tarihli mail ile bildirdiğini, davacı şirketin 2019 Ocak ayının ilk haftasında 2019 yılının ilk ticari klimalarının siparişini verdiğinde davalı ... ... temsilcilerinin siparişin teknik detaylarını görüşmek üzere 18 Ocak 2019'da İstanbul'a gelerek yapılan toplantıda ... Klimanın Türkiye tek satıcılık hakkını tek taraflı olarak feshettiklerini davacı şirket yetkililerine sözlü olarak bildirdiğini, davalı şirket temsilcilerinin bu toplantıda davacının Ocak ayında verilen siparişlerini, Mart-Nisan-Mayıs 2019'da sevk edebileceklerini ancak başkaca hiç bir ürün verilmeyeceğini de söylediğini, davacı şirketin bu feshin haksız olduğunu, şirketlerinin 3 yıllık projeler hazırladığını, ihalelere girdiklerini, çok zarar edeceklerini bildirmelerine rağmen, davalı şirketin davacının Türkiye Distrübütörlüğü'nün sonlandırıldığını bildirdiğini, davacı şirketin yazışmalarında, tek taraflı ve haksız fesihten zarar edeceğini, distribütörlüğün devam etmesini, devam etmeyecek ise TTK md. 122/5 gereği denkleştirme tazminatının ödenmesi gerektiğini, bu ödemenin kendilerine yapılması talebini ... ... şirketine 12 Temmuz 2019 tarihli mail ile bildirdiğini, davalı şirketlerin 6 aylık süre vermeden davacının tek satıcılık temsilciliğini feshetmelerinin yasa gereği tek taraflı haksız fesih olması nedeni ile davacı şirkete TTK md. 122/5 gereği talep ettiği denkleştirme tazminatı ödemeleri gerekir iken bu güne kadar ödemediklerini beyanla davacı şirketin, davalı şirketlerin 2011-2018 yıllarındaki Türkiye tek yetkili satıcılığını (Türkiye Distribütörlüğünü) 6 ay önceden yazılı fesih bildirimi yapmadan haksız yere feshi nedeni ile TTK'nın 122. Maddesi gereği davalı ... Şirketi'nden fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00-TL denkleştirme tazminatının temerrüt tarihi olan 12/07/2019 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline, davalı ... Şirketi'nden, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00-TL denkleştirme tazminatının temerrüt tarihi olan 26/12/2018 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar vekili; davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, davalı ... Ltd. ve davalı ... Ltd.'nin “..., Çin” adresinde olduğunu ve bu uyuşmazlıkta ..., Çin Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, hak düşürücü sürenin dikkate alınmasını talep ettiklerini, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde fesih tarihinin 19.12.2018 olduğunun belirtildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 122. Maddesinde denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğinin belirtildiğini, 19.12.2018 tarinde yapılan sözlü fesihten sonra davacının denkleştirme talebi olmadığı gibi açılan davanın da 20.12.2023 tarihinde olduğunu, 19.12.2018 tarihinde yapılan sözlü fesihten sonra davacının denkleştirme talebi olmadığı gibi açılan dava da 20.12.2023 tarihinde olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra dava açıldığını, bu kapsamda davacının herhangi bir şekilde 1 yıllık sürede denkleştirme talebinin olmaması, dava dilekçesi ekinde yer alan bazı elektronik postaların gerçek ve doğru olmaması, bu yönde bir talebin yapılmaması, bu yönde veya benzer bir bildirimin müvekkillerine herhangi bir şekilde ulaşmamış olması ve nihayetinde dava dilekçesindeki fesih tarihinden 5 yıl geçtikten sonra dava açılması nedeni ile açılan davanın hak düşürücü süre / zamanaşımı sebebi ile usulden reddi gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. ve 109. maddeleri uyarınca davaya konu talep belirli ve belirlenebilir olduğundan taleplerin belirsiz alacak veya kısmi dava şeklinde ileri sürülemeyeceğini, zira davacının dava dilekçesinde bile ticari defter ve kayıtlardan zarar değerini belirlemediğini, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davacıya davasını tam dava olarak devam ettirmesi ve harcı tamamlaması konusunda kesin süre verilmesini, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, tek satıcılık sözleşmesi unsurlarının davaya konu olayda gerçekleşmediğini, müvekkillerinin davacıya tek satıcılık hakkı vermediklerini, sadece kendi ürünlerini satması için dönemsel olarak yetkilendirdiğini, davacıya sadece müvekkillerinin sahibi olduğu ... markasına ait ürünlerin satış yetkisinin verildiğini, müvekkillerinin davacıya satış yetkisi verdiği tarihlerde başkaca şirketlerle de çalıştığını ve başkaca şirketlere de satış yetkisi verdiğini, yapılan feshin haklı fesih olduğunu, denkleştirme (portföy/müşteri) tazminatı talep edebilmek için sözleşmenin son bulmasının şart olduğunu, dava dilekçesinde yapılan fesih nedeni ile davacının mali darboğaza girdiği ve konkordato sürecinde olduğu iddia edilmişse de bu hususun gerçek olmadığını, davacının temerrüdünün yapılan sözlü fesihten çok önce başladığını ve yapılan bildirimlere ragmen devam ettiğini, her ne kadar tek satıcılık ilişkisi olmasa ve portföy tamzinatı talep edilemeyecek olsa da aksi durumda dahi davacının müşterilerin bariz bir oranda artmasına katkıda bulunması ve davacının bu çabasından sona eren sözleşme ilişkisinden sonra üreticinin artık sadece kendisinin yararlanacağının ortaya konması gerektiğini, ... Ürünleri A.Ş.'nin de davacı gibi tek satıcı olmayıp münhasır olmadan ... markalarının satışını yaptığını, davacıya marka kullanım yetkisi verilmesinden önce de Türkiye ve dünyada en bilinen klima markalarından biri olduğunu beyanla davanın öncelikle usulden, aksi taktirde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 19/12/2018 tarihinde tek taraflı fesih ile sonlandırıldığının davacı vekilince beyan edildiği, yine 26/12/2018 tarihinde davalı şirketten denkleştirme talep edildiğinin belirtildiği, yine arabuluculuk son tutanağının 23/08/2022 tarihinde düzenlendiği ve bu kapsamda, davanın sözleşme ilişkisinin sona erdiği 19/12/2018 tarihinden sonra (kaldı ki anılan tarihlerin tümüne göre) 1 yıllık hak düşürücü sürenin bitmesinden sonra, 20/12/2023 tarihinde açıldığı, bu haliyle 1 yıllık hak düşürücü süre içinde denkleştirme isteminin ileri sürülmediği" gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddedildiğini, ancak bu gerekçenin TBK'nın 147. maddesi dikkate alındığında doğru olmadığını, TTK'nın 122. maddesi ile TBK'nın 147. tartışmasının dahi gerekçede bulunmadığını, öğretide bu konuda tam bir görüş birliği bulunmadığını, uygulanması gereken zamanaşımının 1 yıl mı 5 yıl mı olduğu hususunun halen tartışmalı olduğunu, bu tartışmanın gerekçeli kararda yapılmadığını, gerekçede kullanılan tarihler ve arabuluculuk sürecinin dahi doğru olarak dikkate alınmadığını, mahkemenin davacı taraf olarak dilekçelerinde acentalık sözleşmesinin 19.12.2018 tarihinde tek taraflı sonlandırıldığına dair bir beyanda bulunmadıklarını, davalı tarafın sürekli olarak yazışmalarda fesih tarihini 19.12.2018 olarak belirttiğini, mahkemenin de bu beyan doğru gibi davalı tarafın gerçek olmayan beyanını dikkate aldığını, fesih tarihin 31 Ocak 2019 olduğunu, fesih konusunda gönderilen yazının tarihinin değil fesih tarihinin önemli olduğunu, bu sebeple bu davada fesih tarihinin 31. Ocak. 2019 olarak dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketlerin müvekkili şirketin Antalya adresini bildiklerini, benimsediklerini ve bu adres üzerinden tüm işlemlerini yürüttüklerini, resmi yetkilendirmeyi sona erdirdik diyerek de aradaki sözlü anlaşmaya resmilik kazandırdıklarını, zamanaşımının bu şartlar altında gerçekleşmediğini, davanın süresinde açıldığını, her ne kadar gerekçeli kararda 1 yıllık hak düşürücü sürede denkleştirme isteminin davalı tarafa karşı ileri sürülmediği yazılı ise de; 19 Aralık 2018'de davalı ...'nın gönderdiği yazı ile distribütörlüklerinin iptal edileceği bildirilince, 26 Aralık 2018 tarihinde gönderilen yazının 5. maddesinde denkleştirme tazminatı isteminin diğer talepler ile birlikte, açık ve net olarak belirtildiğini ve istenildiğini, bununla ilgili belgenin dava dosyasının ekinde bulunduğunu, Mahkemece bu bildirimin göz ardı edildiğini, bu sebeple istemin ileri sürülmediği gerekçesine katılmadıklarını, müvekkili şirketin ... firmasından yasal süre olan bir yıl içinde, denkleştirme isteminde bulunduğunu, bu davada zorunlu arabuluculuk ilkesi gereği işlem yapıldığını, zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğunda yasa ve düzenleme gereği Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğu tarihten arabuluculuk son tutanağının imzalanmasına kadar geçen sürede zamanaşımı sürelerinin duracağını ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini, Mahkemenin gerekçeli kararda başvuru tarihini dikkate almadan sadece son tutanak tarihi olan 23.08.2022 tarihini dikkate almasının arabuluculuk düzenlemesine aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından; davacının dava dilekçesinde taraflar arasında yapılan sözleşmelerin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu ileri sürerek açıkça TTK'nın 122. Maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı isteminde bulunduğu, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmelerinin davalılar tarafından feshedildiğinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacının ... Şirketi'nin davacı şirkete göndermiş olduğu 19/12/2018 tarihli mail ile 31/01/2019 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini, yine ... Şirketi'nin de temsilcileri aracılığıyla sözlü olarak 18/01/2019 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini beyan ettiği, davacı tarafça işbu dava açılmadan önce 30/06/2022 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğu, arabuluculuk son tutanağının 23/08/2022 tarihinde düzenlendiği, eldeki davanın ise 20/12/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili, davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddedildiğini, ancak bu gerekçenin TBK'nın 147. maddesi dikkate alındığında doğru olmadığını ileri sürmüş ise de; somut uyuşmazlıkta davacının dava dilekçesinde açıkça TTK'nın 122. maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunduğu, TTK'nın 122. maddesindeki özel düzenleme karşısında TBK'nın 147. maddesinde yer alan genel nitelikteki düzenlemenin uygulama alanının olmadığı anlaşılmış olmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dava, tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı istemine ilişkin olup 6102 sayılı TTK’nın 122/5. maddesi gereğince acente tarafından talep edilebilecek denkleştirme tazminatının, niteliğine uygun düştüğü ölçüde tek satıcılara da uygulanabileceği, 6102 sayılı TTK'nın 122/4. maddesinde "Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." hükmüne yer verildiği, TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüş birliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı, ancak bu sürenin hak düşürücü süre olduğunun kabul edildiği ( Bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.06.2021 tarih 2015/13042 E. ve 2017/1342 K. sayılı ilamı), somut olayda davacının taraflar arasındaki sözleşmelerin davalılarca ayrı ayrı 31/01/2019 ve 18/01/2019 tarihleri itibariyle feshedildiğini beyan ettiği, işbu dava açılmadan önce 30/06/2022 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğu, davanın ise 20/12/2023 tarihinde açıldığı, davacı tarafça davalılarla sözleşme ilişkilerinin sonra ermesinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığı ve dava açılmadığı anlaşıldığından Yerel Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27/10/2025 ...