Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1280 E. , 2024/3153 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1280 Karar No : 2024/3153 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1280 E. , 2024/3153 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1280 Karar No : 2024/3153 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli Avcılar İlçesi, ... Mevkii, ... pafta, ... sayılı parsel üzerinde bulunan binanın 13 numaralı bağımsız bölümünün maliki olan davacı tarafından, 28/06/2005 tarih ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen Afete Maruz Bölge'de yer alan taşınmazda oluşan zararın, davalı idarelerin hizmet kusurundan kaynaklandığından bahisle uğranıldığı öne sürülen 110.000,00-TL (ıslah ile 153.600,00-TL) maddi ve 20.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2013 tarih ve E:2012/7529, K:2013/4487 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 25/02/2016 tarih ve E:2015/5024, K:2016/829 sayılı kararıyla bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak verilen davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 12/05/2020 tarih ve E:2019/10330, K:2020/4185 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü ile 119.580,00-TL maddi ve 10.000,00.-TL manevi olmak üzere toplam 129.580,00-TL tazminatın, 120.000,00-TL'lik kısmının dava açma tarihinden (22/02/2010), kalan 9.580,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin kısmının ise ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (%60), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (%30) ile Avcılar Belediye Başkanlığı (%10)'nca kusur oranları üzerinden davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddi yolunda verilen kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 04/10/2022 tarih ve E:2022/4657, K:2022/8355 sayılı kararıyla, manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, tazminata esas bedelden enkaz bedelinin düşülmesine ilişkin kısmının bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, davanın kabulü ile, 153.600,00-TL maddi tazminatın 110.000,00-TL'lik kısmının taşınmazın değer tespitinde esas alınan 11/08/2015 tarihinden, kalan 43.600,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin kısmının ise ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Avcılar Belediye Başkanlığı(%10), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı(%60) ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca(%30) kusur oranları üzerinden davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1-Davalılardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; işbu davada zarardan dolayı sorumlulukları bulunmadığı, hizmet kusurlarından bahsedilemeyeceği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2-Davalılardan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; hizmet kusurlarının bulunmadığı, dava konusu işlem ve eylemlerle idareleri arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 3-Davalılardan Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; kusur sorumluluklarının bulunmadığı, bina ve arsa bedeli ile değer kayıplarının fahiş olarak hesaplandığı, davacı ile arsa sahibi ve müteahhidin de müterafik kusurlarının tespit edilmesi gerektiği, arsanın halen davacının uhdesinde olduğu, arsa değer kaybı hesaplanmasının usul ve yasalara aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar ilçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneline yönelik; ''Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır'' görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması, kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği, davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re'sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği görülmüştür. İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mevkii, ... pafta, ... sayılı parsel üzerinde davacının maliki olduğu 13 numaralı bağımsız bölümün yer aldığı taşınmazın 28/06/2005 tarih ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması ve bilahare yıkımı sürecinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen 110.000,00-TL maddi (ıslah sonrası 153.600-TL) ve 20.000,00-TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden tazminine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Maddi tazminata ilişkin miktarın belirlenmesi usulü yönünden; Dosyanın incelenmesinden; davalı idarelerin kusur oranlamaları yönünden yapılan tespitler emsal yargılamalardaki tespitlere uygun ve isabetli olmakla birlikte, hükme esas alınan 03.01.2022 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde ise, arsa değer kaybına ilişkin hesaplamanın Danıştay denetiminden geçen aynı binaya ilişkin emsal dosyalardaki hesaplamalardan farklı olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Davada; arsa değer kaybı yönünden bu dosyada yapılan tespitler ile aynı binaya ilişkin olan ve Danıştay denetiminden de geçen emsal dosyalardaki tespitlerin, m2 birim değeri yönünden farklı olarak yapılmış olmasının, aynı binada oturan davacılar bakımından farklı sonuçların ortaya çıkmasına neden olduğu görüldüğünden, çelişkili kararlar ortaya çıkmaması bakımından hüküm birlikteliğini sağlamak adına, aynı binada bağımsız bölümü bulunan başka davacılar tarafından açılan davalarda verilen kararlar da göz önüne alınarak maddi tazminat miktarının yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Aynı binada bulunan taşınmaza ilişkin başka bir davacı tarafından açılan davada... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı karar Danıştay Altıncı Dairesinin 03/11/2020 tarih ve E:2020/5018, K:2020/10303 sayılı kararı ile düzeltilerek onanmıştır. Yine aynı binaya ilişkin başka bir davada... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar Danıştay Altıncı Dairesinin 03/11/2020 tarih ve E:2020/4804, K:2020/10319 sayılı kararı ile düzeltilerek onanmıştır. Öte yandan; temyize konu kararın sadece davalı idareler tarafından temyiz edilmiş olması sebebiyle, İdare Mahkemesince bozma kararına uymak veya ilk kararında ısrar etmek olanağının bulunduğu, bozma kararına uyan Mahkemenin ancak bozmada gösterilen esaslara uygun olarak işlem yapmak ve hüküm vermek mecburiyetinde olduğu, bozma kararına uyularak karar verilmesi halinde, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine olmak üzere, kesinleşen kısımları da aşacak şekilde karar verilemeyeceği açık olduğundan, bozmaya uyulması durumunda, yeniden yapılacak yargılama sırasında, tazminat bedeli belirlenirken, bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. Diğer yandan; tazminata uygulanacak faiz başlangıcı hususunda taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak karar verileceği gibi (maddi tazminat yönünden değer tespitinde esas alınan yılın, davanın açılmasından önceki bir tarih olması durumunda ise faiz başlangıcı olarak -taleple bağlı kalınarak- dava tarihinin kabul edilmesi ve ıslah edilen kısım için ise faiz başlangıcının ıslah dilekçesinin/dilekçelerinin Mahkeme kayıtlarına girdiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir) bozmaya uyularak yeniden yapılacak yargılama sonucunda yargılama giderleri hususunda da (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak, tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yeniden karar verileceği tabiidir. Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçeler ile temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir" hükmüne; Geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunun 16'ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; 110.000,00-TL maddi tazminat istemli olarak açılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 03/01/2022 tarihli raporda belirlenen miktar doğrultusunda 24/01/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin 119.580,00-TL olarak artırıldığı, davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin Mahkeme kararının Danıştay Altıncı Dairesi'nin 04/10/2022 tarih ve E:2022/4657, K:2022/8355 sayılı kararı ile kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine, yeniden yapılan yargılama sırasında maddi tazminat miktarı yönünden Mahkeme tarafından resen yapılan belirleme ile ortaya çıkan miktar doğrultusunda davacı tarafından 18/10/2023 tarihinde ıslah edilerek, maddi tazminatın 153.600,00-TL tutarında artırıldığı temyize konu kararın da 2. kez yapılan ıslah esas alınarak verildiği görülmüştür. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, 2577 sayılı Kanunun 16/4. maddesinde yapılan değişiklik ile Geçici 7. maddesinin, 6459 sayılı Kanunun 30/04/2013 günlü, 28633 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girdiği, bu düzenleme ile yürürlük tarihinde derdest olan tam yargı davalarında (kanun yolu aşaması dahil) bir defaya mahsus miktarın artırılması imkanı tanındığı, yürürlük tarihi olan 30/04/2013 tarihinden sonra ise nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle, bir defaya mahsus miktar artırımında (ıslah) bulunulabileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda; ilk derece Mahkemesince 24/01/2022 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, ikinci ıslah dilekçesinde talep edilen 153.600,00-TL'nin dikkate alınarak karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığından, temyize konu kararın bu yönden de bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.