T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1020 - 2026/414 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1020 KARAR NO : 2026/414 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2025 NUMARASI : 2021/290 Esas - 2025/230 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... D…
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1020 - 2026/414 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1020 KARAR NO : 2026/414 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2025 NUMARASI : 2021/290 Esas - 2025/230 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) BAŞVURU TARİHİ : 12.05.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 19.06.2025 KARAR TARİHİ : 25.02.2026 YAZIM TARİHİ : 26.02.2026 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.09.2020 günü saat 20:40 sıralarında Kocaeli, Alikahya Beldesi, Mevlana Caddesinde meydana gelen trafik kazasında sürücüsü belli olmayan bir aracın müvekkiline çarparak hızlıca olay yerinden kaçtığını, davacının kaza nedeniyle ağır yaralandığını, kazada hiçbir kusurunun olmadığını, olay nedeniyle Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın halen derdest olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası boynunun ezildiğini, beyin travması geçirdiğini, sol bacağında emtia kırığı oluştuğunu ve bu nedenlerde ameliyat geçirdiğini, sol bacağına platin takıldığını, bir süre tekerlekli sandalye ile hareket etmek zorunda kaldığını, bundan sonraki hayatını bir başkasının yardımı ile devam ettirebileceğini, oluşan kalıcı hasar nedeniyle müvekkilinin çalışamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; 28.12.2024 tarihli dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 242.094,03 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 11.654,53 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sigorta şirketi olmayıp kamu kurumu olduğunu, davacının boyun ezilmesi ve kırık iddialarının gerçek olmadığını, hastaneden aldığı raporun süresinin dolduğunu, mahkemeyi gereksiz yere meşgul ettiğini, faizi kabul etmediklerini, davalının zararı ile kaza arasında illiyet bağı olduğu iddiasını kabul etmediklerini, zarardan SGK nın sorumlu olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından; davanın kabulü ile 242.094,03 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 11.654,53 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 18/11/2020 den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının 06.11.2020 tarihli dilekçesi ile müvekkili kuruma başvuruda bulunarak sürücüsü belli olmayan aracın kendisine çarptığı ve maluliyetinin oluştuğu gerekçesi ile tazminat talep ettiğini, müvekkili kurum tarafından başvurunun alınarak 164434 hasar numaralı dosya oluşturulduğunu ve davacıdan bir takım bilgi ve belgeler talep edildiğini, ancak davacının bu bilgi ve belgeleri müvekkili kuruma sunmak yerine huzurdaki davayı açtığını, bu sebeple davacı tarafından müvekkili kuruma yapılan usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını, kaza ile davacının maluliyeti arasındaki illiyet bağı tespit edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, iddia edilen trafik kazasının gerçekleştiği kabul edilse bile müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin Sigortacılık Kanunu md.14'e dayanılarak yayımlanan Güvence Hesabı Yönetmeliği ile kurulmuş bir kamu kurumu olduğunu ve trafik kazasının meydana geldiği tarihte geçerli bir zorunlu mali mesuliyet sigortası (ZMMS) olmayan araçların, 3.kişilere verdikleri sadece bedensel zararları sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla görevlendirildiğini, müvekkilinin sorumluluğunun başlayabilmesi için öncelikle ortada ZMMS yaptırması gerekirken yaptırmamış bir motorlu aracın olması gerektiğini, kusur oranlarının sadece davacının beyanlarına göre düzenlenerek hatalı tespit edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatından, arabuluculuk ücretinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, aktüerya raporunda hesaplanan faiz yönteminin hatalı olduğunu, temerrüt tarihinin hatalı hesap edildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, 27.09.2020 tarihinde, plakası ve sürücüsü belirlenemeyen bir aracın çarpması sonucu bisikletli davacının yaralandığı iddiası ile eldeki dava açılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre, davacının yaralanmasının trafik kazası nedeniyle gerçekleştiği ve davalının sorumluluğunun doğduğu, kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmıştır. Kaza sonrası kaza tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Mahkemece, trafik bilirkişisinden alınan raporda gerçekleşen kazada davacının %25, tespit edilemeyen araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, rapordaki kusur oranı hükme esas alınmıştır. Heyetimizce de hükme esas alınan rapordaki kusur oranı kazayla ve davacının soruşturma aşamasında alınan beyanıyla uyumlu bulunduğundan, bisikletli davacının koruyucu ekipmanı bulunmaması kaza tarihine göre müterafik kusur teşkil etmediğinden davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulundan alınan rapor kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğinden davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Dosya kapsamındaki hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu Yargıtay'ın güncel içtihatlarına uygun şekilde TRH2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre ve usulüne uygun hazırlandığı, davacı tarafça davalı sigorta şirketine davadan önce usulüne uygun başvurulduğu ve temerrüde düşürüldüğü tarihten faiz işletilmesinin yerinde olduğu, davalının geçici iş göremezlik zararından ve arabuluculuk ücretinden de sorumlu olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususlardaki istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.04.2025 tarih ve 2021/290 esas, 2025/230 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken 17.333,56 TL ilam harcından peşin alınan 615,40+3.717,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.000,17 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine, 4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25.02.2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*