T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/10/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:16/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/10/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:16/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili hakkında Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile borçlu sıfatı ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkiline gelen ödeme emrinin muhtara teslim edildiğini, muhtarın tebligatı müvekkiline geç verdiğini, bu nedenle ödeme emrine itiraz süresinin muhtarın kusurundan kaynaklı geçirildiğini ve takibin kesinleştiğini, ödeme emri ve ekleri incelendiğinde her ne kadar ilamsız takip başlatılmış ise de takibin dayanağının 13/12/2010 tanzim 18/09/2015 vade tarihli 67.000,00 TL bedelli kambiyo senedi olduğunun anlaşıldığını, icra takibine konu senedin kötü niyetli olarak düzenlenmiş olduğunu, müvekkilinin eşi ...'nun kardeşi olan ve Almanya'da yaşayan ...'den 1997 yılında borç para istediğini, istenen (4.000 mark) paranın diğer kardeşi ve icra takibinde kötü niyetli olarak alacaklı sıfatıyla yer alan ... aracılığı ile ulaştırıldığını, ...'ın parayı teslim ederken teminat olarak senet alacağını söylediğini, müvekkilinin ve eşinin akraba(kardeş) oldukları davalı ...'a güvenerek ve borcu ödeyince geri alacaklarını düşünerek her ikisinin de boş senede imza attıklarını, dolayısıyla imzalı fakat başkaca herhangi bir şey yazılı olmayan boş senedin ...'a 3. kişi sıfatıyla teminat senedi olarak emaneten teslim edildiğini, müvekkilinin daha sonra senedin akıbetini sorduğunda davalı ...'ın onu yırtarak yok ettiğini söylediğini, zaman içerisinde taraflar arasında miras nedeniyle husumet çıktığını ve aralarının açıldığını, düzenlenen senedin aslında teminat senedi olduğunu, bahsi geçen senetteki imzaların müvekkili ve kefil sıfatıyla yer alan eşine ait olduğunu ancak bu senet borcunun teminatı olarak üst kısımları boş ve üzerinde yalnızca pulu mevcut iken imzalanıp emanetçi olarak davalıya verildiğini, alınan borcun iki yıl içerisinde bizzat müvekkilinin eşi tarafından ödendiğini, ilamsız icra takibine dayanak yapılan teminat senedinin sebebi olan borç ilişkisi ile hiçbir alakası olmayan 3. kişi konumundaki ...'ın haksız şekilde alacaklı sıfatına büründüğünü, davalı ... ile müvekkilinin ve ailesinin hiçbir zaman para alışverişi olmadığını, kaldı ki alacaklının sosyal-ekonomik durumu araştırıldığında bu miktarda bir parayı müvekkiline borç verebilecek durumda olmadığının görüleceğini, icra takibinin kesinleştiğinin öğrenilmesi üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na davalı alacaklı hakkında sahtecilik, dolandırıcılık, bedelsiz senedin kullanılması suçlarından dolayı suç duyurusunda bunulduğunu, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında davalının şüpheli sıfatıyla ifade verdiğini, soruşturmanın halen devam ettiğini, sahtelik yapıldığının açık olduğunu, bonolarda damga vergisi uygulamasının 07/08/2003 tarihinden itibaren kaldırıldığını, müvekkilinin davalıya borcu olmadığını, ödeme emrine itiraz edilememesi sonucu ilamsız icra takibinin kesinleştiğini, bu hususun borçlunun (müvekkilinin) borcu olduğunu ikrar ettiğine dair maddi hukuk yönünden bir karine teşkil etmeyeceğini, bu nedenle davanın kabulü ile Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin söz konusu takibin borçlusu olmadığının tespitine, kötüniyetle açılan takibin iptaline, davalının kötüniyetli olmasından dolayı %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; müvekkilinin söz konusu senet fotokopisine dayanarak Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, tarafların aralarında akrabalık ilişkisi mevcut olup tacir sıfatı ile hareket edilmediğini, tarafların tacir olmadığı veya aralarındaki liişkinin ticari ilişkiye dayanmadığının açık olduğunu, söz konusu ilamsız takibe dayanak senedin kendisinin değil fotokopisinin olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde senette bulunan imzaların ... ve ...'ya ait olduğunu ve bu senedi müvekkiline verdiklerini ikrar ettiklerini, Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkar edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetlerin aksi ispatlanmadıkça kesin delil sayıldığını, ilgili senedin teminat senedi olduğuna dair senetle ispat zorunluluğunun bulunduğunu, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, bu anlamda konuya ilişkin yazılı olmayan hiç bir delile tanık dinlenmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacı taraf her ne kadar aralarında husumet olması nedeniyle de söz konusu senede ilişkin Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu iddia etse de söz konusu şikayete ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, senet aslı ellerinde olmadığından ilamsız icra takibi yaptıklarını, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece 07/10/2021 tarihli kararı ile; "... dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi gereğince yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan iddiaya karşı def’i olarak ileri sürülen hususların yazılı delille ispatlanması gerekmektedir. Bu suretle, davacı tarafından imzalanan bono nedeniyle borçlu olunmadığına yönelik iddialarını yazılı delille ispatlanması gerekmekte olup, davacı tarafından ileri sürülen hususların tanıkla ispatı mümkün değildir. Davacı bonoya karşı iddiasını yazılı delillerle ispatlayamamıştır. Ayrıca her ne kadar kardeşler arası uyuşmazlıklarda senetle ispatın istisnasını oluşturmakta ise de tanık dinlenilebilir ise de senet olması durumunda senetle ispat gerekmektedir. İncelenen bonoda teminat bonosu olduğuna dair ibare bulunmamaktadır. Senedin sunulmamış olması ve fotokopisi ile takip yapılması delil başlangıcı olarak değerlendirilirse tanık beyanları gereği ve ayrıca imzalı bonunun verilmiş olduğunun ikrarı gereği, bono aslı olmamasına rağmen davanın ispat olunamadığı" gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "....davacı dava dilekçesinde açıkça icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş ve dava değeri olarak bono bedeli olan 67.000 TL değeri göstermiş, harcını da bu bedel üzerinden yatırmıştır. Davaya konu Denizli 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davalı - alacaklı tarafça davacı - borçlu taraf aleyhine 13/12/2010 tanzim, 18/09/2015 vade tarihli 67.000 TL bedelli senet fotokopisine dayanılarak toplam 83.024,93 TL alacak üzerinden ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiğinden dava değeri 83.024,93 TL olup, İlk Derece Mahkemesince eksik harç tamamlanmaksızın davaya devam olunduğu anlaşılmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilecek süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Bu doğrultuda, harç eksikliğinin verilecek süre içinde giderilmemesi durumunda dava dosyası hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece 83.024,93 TL üzerinden harç hesaplanmak suretiyle alınması gerekli ilam harcının 1/4'ü oranında peşin harcın yatırılması için davacıya uygun bir süre verilerek harcın tamamlanması istenmeli, harç ikmal edilmediği taktirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harç tamamlanarak dava yenilenir ise toplananacak deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de; İİK'nın 72/4 maddesindeki tazminat, menfi tespit davasında dava konusu takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve dava sonunda borçlunun haksız çıkması hali için öngörülmüş olup somut olayda, mahkemece takibin durdurulması söz konusu olmadığından, yerel mahkemece, davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bununla beraber; dosya Dairemize istinaf incelemesine gönderildikten sonra davacı tarafça Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı sunulmuş, incelenmesinde; Sanık ...'ın üzerine atılı katılanlar ... ve ...'ya yönelik "Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının, Siyasi Parti, Vakıf Veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği ve işbu kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 09/07/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile kesinleşmesine karar verildiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacı tarafa uygun bir süre verilerek eksik harcın tamamlatılması ve ceza dava dosyasının işbu dava dosyası içerisine alınarak oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece; "... Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarihli ... Esas ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık eylemi nedeni mahkumiyet kararı verildiği, sanık müdafii tarafından verilen mahkumiyet kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesi neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile hükmün düzeltilerek başvurunun esastan reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesi kararının gerekçesinde "... katılanların şikayetiyle dosya kapsamındaki tanık beyanlarının birbiriyle benzer mahiyette ve tutarlı olduğu, senet fotokopisinde 2003 yılında bonoya yapıştırılması uygulaması sona eren damga pulunun bulunduğu ve katılanların soyadlarının ''Tektuşlu'' şeklinde yanlış yazıldığının anlaşılması karşısında mahkememizce bir insanın soyadını yanlış yazmasının ve 13/12/2010 düzenleme tarihli senette damga pulu bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmakla; sanığın katılanlardan haksız menfaat elde etmek amacıyla dolandırıcılık kastıyla hareket ederek üzerine atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Katılanların karı-koca oldukları, sanığın da katılan ...'nun (aynı konutta yaşamadıkları) kardeşi olması karşısında atılı suçun TCK'nın 167/2. maddesinde uyarınca takibinin şikayete bağlı olduğu, bu nedenle eylemin uzlaşma kapsamında kaldığı, ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen kabul doğrultusunda; sanığın alacağı olmadığı halde katılanlar hakkında aleyhine sonuç doğacak şekilde senet fotokopisi ile ilamsız icra yoluna başvurmak sureti ile ..."şeklinde vakıa tespitlerine yer verilmiştir. Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında icra takibine dayanak bono nedeniyle davalı ...'ın dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olduğundan ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabulün hukuk hakimini de bağlayacağı, bir başka deyişle ceza davasında, sübuta eren maddi vakıaların hukuk davasında nazara alınacağı gerçeği karşısında davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığından tüm dosya kapsamı itibariyle bu durum tespit edildiğinden davacının dava konusu takibe dayanak senet kapsamında davalıya borçlu bulunmadığı sabit olduğundan Davanın Kabulü ile, Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında yapılan takipte davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmiştir. Davacı vekili dosyaya sunmuş olduğu dava dilekçesi kapsamında kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli olması halinde borçlu lehine icra ve inkar tazminatına hükmolunacağını ifade edilmiştir. Davalı, icra takibine dayanak senedin lehtarı olduğu, lehtarı olmasından dolayı icra dosyasında senet kapsamında takip başlattığı, ceza dosyası da dikkate alındığında başlatılan takip kapsamında davacının borçlu olup olmadığını bilebileceğinden davalının takibinde kötüniyetli ve haksız olduğu sabit olduğundan davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ceza Mahkemesi kararlarının hukuk yargılamasına etkisinin Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlendiğini, hukuk hakiminin Ceza Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılındığını, söz konusu kanun maddesi gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunun açık olduğunu, söz konusu ceza yargılamasında ilamsız takibe konu evrak üzerinde değişikliğin müvekkili tarafından yapıldığının tespit edilemediğini, müvekkilinin kusurunun varlığı kabul edilse dahi söz konusu eylemin planlanmış bir kötü niyetten ibaret olduğunun kabul edilemeyeceğini, işbu menfi tespit talepli dosyada davacı tarafın senedin teminat senedi olarak müvekkiline verildiğini ve böyle bir borcunun olmadığını iddia etse de isticvap edilen ... ile birlikte müvekkili ...'dan para aldıklarını ve senedi imzalayarak müvekkiline verdiklerini ikrar ettiklerini, ayrıca borcun ödendiğine ilişkin de hiçbir delilin ileri sürülmediğini, bu anlamda verilen senedin teminat senedi olduğuna dair ispat sınırının üzerinde olduğunu, muvafakatleri olmasına rağmen dinlenen tanıkların önemli bir kısmının davalı ve eşinin müvekkilinden yıllar içinde para ve yardım aldığını ifade ettiğini, ... ifadesinde "... bana 3000,00 Mark verdi ve karşlığında hem ben hem eşim bu senedi imzaladık imzayı kabul ediyorum. Senet borcunu ... ablama ödedim" dediğini, davacı ve eşinin yargılama aşamasında müvekkilinden para aldıklarını ayrıca bunun karşılığında senet imzaladıklarını ikrar ettiklerini, ayrıca imzaya itiraz edilmeyen senet fotokopisinin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edileceğini, taraflarınca delil başlangıcı alarak sunulan senet fotokopisinin yine taraflarınca sunulan tanık anlatımları ile desteklendiğini, müvekkilinin işbu olayda kötü niyetli olduğuna dair somut şartların oluşmadığını, yine bu nedenle ceza yargılamasını tamamen kabul ederek verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı ... ve dava dışı ...'nun şikayeti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde; ... hakkında Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosya ile "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının, Siyasi Parti Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde 23/06/2023 tarih ve ... Karar sayılı karar ile; katılanlar ... ve ...'nun evli oldukları, katılanların 1997 yılında ... ve ... isimli akrabalarından borç aldıkları, ... ile ...'nun kardeş oldukları, borç alınan parayı sanık ... aracılığıyla aldıkları, sanık ... ile katılan ...'nin de kardeş olduğu, borca teminat olarak katılanların imzaladığı boş bir bonoyu sanığa verdikleri, aradan geçen zaman içerisinde katılanların ...'e borçlarını ödedikleri, 15/05/2018 tarihinde Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden bono aslı icra dosyasına ibraz edilmeden bononun fotokopisine dayanılarak ilamsız icra takibi yapıldığı, tanık beyanlarının birbiriyle benzer mahiyette ve tutarlı olduğu, senet fotokopisinde 2003 yılında bonoya yapıştırılması uygulaması sona eren damga pulunun bulunduğu ve katılanların soyadlarının ''Tektuşlu'' şeklinde yanlış yazıldığının anlaşılması karşısında, bir insanın soyadının yanlış yazmasının ve 13/12/2010 düzenleme tarihli senette damga pulu bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmakla; sanığın katılanlardan haksız menfaat elde etmek amacıyla dolandırıcılık kastıyla hareket ederek üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş," yönündeki gerekçeyle karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 09/107/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi hükmünde“hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde düzenlenmeye yer verilmiştir. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlı olacağı kabul edilmektedir. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Somut olayda; dava ve takip konusu bononun gerçek bir ticari ilişki olmadan düzenlendiği, gerçekte davalının dava dışı ... tarafından davacı ve eşi Huri'ye gönderilen para için kendisi adına bono düzenlettiği, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanık ...'ın mahkumiyetine karar verilmesi ve söz konusu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiş olması karşısında ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararındaki bahsi geçen maddi olgulara ilişkin tespiti hukuk hakimini bağlayıcı mahiyettedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi metninden de anlaşıldığı üzere menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarih ... Esas ... Karar; 07.12.2011 tarih ... Esas ... Karar ve 20.03.2013 tarihli ve ... Esas ... Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Somut olayda senet üzerinde davacının keşideci, davalının ise lehtar olduğu, davalının dolandırıcılık suçlaması ile mahkumiyetine karar verildiği, bu durumda davalının kötüniyetli olarak takip başlattığı anlaşıldığından, Mahkemece İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yerinde olmuştur. Sonuç olarak; HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı ceza mahkemesi tarafından verilen kesinleşmiş karar ve maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağı, çekte hamil sıfatı olmayan davalının kambiyo senetleri dayalı icra takibine başvuramayacağı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.671,43 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.418,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.253,43 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.16/02/2026 ...